Oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eki 2019

Gelişim sürecinde hareket eğitimi ve oyun eğitimi

Çocuklarda 12 yaşlarına kadar futbol eğitimini "genel hareket becerileri" ve "futbol ile ilişkili hareket becerilerini "çocuk-top ilişkisi" üzerine inşa etmek daha doğrudur.

Çünkü 12 yaşına kadar eğitimin asıl amacı çocukta "top ile ilişkiyi" geliştirmektir. (Ama bu ifade çocukların aynı şeyi yüzlece kez tekrar etmeleri ve durağan (statik) teknik çalışma yapmaları anlamına gelmelidir).

Çocukların 12 yaşlarından itibaren futbol eğitimlerinin genel içeriğini ve niteliğini "oyun gelişimi ve oyun becerileri" oluşturmalıdır.

Bunun için oyunun bütün unsurlarına odaklanmak gerekir. Oyun sahası, oyun sahasındaki tüm oyuncular ve hareketlenmeler.

Çünkü 12 yaşlarından itibaren düşünsel gelişime paralel olarak oyunun ne olduğu, nasıl oynanması gerektiği algısı ve anlayışı değişmeye başlar.

Çocuklarda bu yaşlardan itibaren oyun ile ilgili formasyon, oyunun kesintisi ve amaca yönelik gerçekleşmesi için, top ile oynayan oyuncu kadar, topun aktarılacağı diğer oyuncuların saha içinde konumlanmaları üzerine inşa edilmeye başlar.

Dolayısıyla,
1. Top ile ilgili becerilerini geliştirmek için verilecek eğitim içerikleri ve uygulamaları başka,
2. Oyun ile ilgili becerileri geliştirmek için verilecek eğitim içerikleri ve uygulamaları başkadır.

Ama bunlar birbirinden bağımsız, ayrı ve farklı şeylermiş gibi anlaşılmamalı ve bu şekilde planlanmamalıdır.

Yapılması gereken tek şey 12 yaşlarına değin topa odaklı ve top ile ilişkili hareket beceri temeli etkinlikler üzerinden, daha sonraki süreçte ise "oyun formasyonu" ve becerileri temel üzerinden "gelişim için eğitim planlamasıdır".

16 May 2018

ÇOCUKLAR YARIŞMAK, KAZANMAK, MÜSABAKA VE OYUN ÜZERİNE.

"Çocuklar kazanmak için yarışmazlar. Yarışmak için oynamazlar. Eğlenmek için oynar, oynarken işin doğası gereği ve ölçülerde yarışırlar. Yani onlar için amaç; Kazanmak, kazanmak için yarışmak ve yarışmak için oynamak değildir".

Bu cümle elbette şu an için birçok kulübün altyapı biriminde sürdürülen eğitim yaklaşımı ve yarışmacı spor anlayış ve kazanan takım yaratma amacı ile örtüşen bir ifade değildir.

Doğrudur. Bu anlamda tartışmalı bir cümledir.

Ama çocukların 16-17- ve 18 yaşlarından sonraki spor hayatlarının devamı ve üst düzeyde gelişim elde etmelerini sağlamak açısından "tartışmalı" bir ifade değildir.

Çocuğa sürekli yarışma ve kazanma gerekliliği empoze ederek, dahası iyi yarışmayan ve kazanmayanlara şans vermeyerek sürdürülen bir eğitim ortamında çocuklar dönüştürüldüğü ve yeni duruma zorla adapte edildiği için onlar artık birer yarışmacı olurlar.

Lakin "gelişim psikolojisi ve yaş gruplarının gelişim açısından bakıldığında " yani kendi akışı ve doğallığı içinde bakıldığında, "yarışma ve kazanma" üzerine herhangi bir ortam yaratılmadığında ve empoze edilmediğinde çocuklar sadece ve sadece oyunu daha ciddi oynamak için kazanma ve kaybetmeme peşindedirler. O kadar.

Zaten bu durumda amaç oyun olmaktadır. Oyunun iyi oynanmasının sağlanması olmaktadır.

Yarışma ve kazanma ön plana çekilince "amaç" haline gelince oyun oynamak ve eğlenmek ikinci ve üçüncü planda kalmaktadır.

Çocukları isterseniz test edebilirsiniz.

Kimse olmadan birbirleriyle sokakta yaptıkları maçlar çok daha zavkli ve üstelik çok daha verimlidir.

Niçin?
Kıyaslanma, gerginlik ve kaybettiğinde rencide edilme endişesi olmadığı için.

Yapılan gözlem çalışmaları, deneysel çalışmalar ve gelişim psikolojisi literatürlerinde yer alan "gelişim özelliklerinin oyuna yansıması" konusunda pratik anlamda şu sonuçlara ulaşmak mümkündür;
Çocuklar 10 yaşlarına kadar neredeyse %100 oranında kazanma amaçlı oyun oynamaktan kaçınmaktadırlar.
"Hadi maç yapalım" demek ve bunu istemek aslında "hadi oyun oynayalım" anlamındadır ama bu oyun ciddi olmalıdır.

Oradaki maç ifadesi kazanmayı amaçlamak ve yenmek için oynamak değil, oyunu ciddi oynamak isteğinin ve duygusunun bir yansımasıdır.

Çocuklar 10-12 yaşlarında müsabaka yapmayı tamamen kişisel becerilerini kanıtlamak ve sergilemek için isterler. Çünkü diğerlerinden farklı olduğunu göstermenin en iyi yolu müsabakadır. Burada da kazanmak ve yenilmemek gibi amaçlar asdla ön planda değildir.

12-15 yaşlarında ise çocuklar için müsabaka ise duygusal anlamda ve düşünsel anlamda tek bir amaçla oynanır aslında.. Bunu ifade edemiyor oluşlarına aldanmamak gerek... Bir takımın parçası olmak... Müsabaka bu yaş grupları değerli olmanın, önemli görülmenin ve bir bütünün parçası olmanın aracıdır.

Zaten 15 yaşlarına kadar futbol müsabakalarının gelişimsel olarak amaçları da bunlar olmalıdır.

Amaç bunlar olunca çocukların performansı düşer mi?
Hayır tam tersine daha da artar.

Yarşmayı ve mutlak kazanmaı öne alınca performansın artacağını sanmak tam bir yanılsamadır.

Spor eğitimcilerinin hatalarından birisi eğitim sürecinde bazı amaçları öne alınca diğer amaçlara ulaşılmayacağını sanmalarıdır.

Ya da amaçları gelişim psikolojisine uygun olarak belirlemiyor oluşlarıdır.

Çocuklar müsabaka yapmasın demek çok doğru değil elbette...
Ama çocuklar müsabakanın içinde kaybolmasın.

Müsabakayı zevk alınan ve yeni öğrenmeler elde etme fırsatı ve ortamı olmaktan çıkarırsak, çocukların çoğunu yitirmiş oluruz.

Müsabaka dediğimiz şey öncelikle "maç yapmak" olmalı, maç yapmak ise ciddi şekilde oyun oynamak demek olmalıdır.

1 Mar 2018

OYUN MÜCADELE VE SAVAŞ DEĞİLDİR

ÇOCUKLAR İÇİN FUTBOL TAM OLARAK BİR OYUNDUR...
OYUN İSE MÜCADELE DEMEK DEĞİLDİR..
HELE HELE SAVAŞMAK HİÇ DEĞİLDİR...

Çocuklara ve gençlere "mücadele etmeyi öğretiyoruz" anlamına gelen "savaşmayı öğretiyoruz" lafı, futbolu bir oyun ve bir eğitim aracı olarak görmüyor olmanın sonucu olsa gerektir.

Oysa futbol öncelikle bir oyundur.
Oyunlar ise "mücadele edilerek" öğrenilmez ve öğretilmez.
Hele hele savaşarak hiç öğretilmez ve öğrenilmez.

Mücadele oyun algısını ve oyun ihtiyacı farkındalığını yok eder.

Oyun olan her şey önce oynanarak öğretilir ve oynanarak öğrenilir.
Oyunlar önce oynanarak, oynandıkça zevk alınarak ve zevk alındıkça daha çok oynanarak öğretilir ve öğrenilir.

Çocuklar endüstriyel (ticari) futbola erken yaşlarda başlatmak demek onları mücadeleye (savaşmaya) erken yaşlarda başlatmak demek değildir. Çünkü çocuklar hayatı erken yaşta yaşamaya başladıklarında ileride çok başarılı olacaklar diye bir şey asla yoktur.

Adaptasyon başka şeydir... Erkenden hayatın içine atmak adaptasyon değil, vazgeçmek demektir.

Çocuklar her şeye gelişimlerinin elverdiği ölçülerde katılırlar. Aksi halde önce futbola ve kendilerine karşı ve sonra da futbol ile ilgili her şeye ve yaşama karşı yabancılaşırlar ve ruhsuzlaşırlar.

Mekanikleşen çocuklardan iyi futbolcu ve özellikli futbolcu çıkaramazsınız.

Bu işler duygu, düşünce, sevgi, değer verme ve kendine saygı duyma ile gerçekleşecek şeylerdir.

Futbolu oyun olarak algılamak, sevmek ve eğlenmek futbol eğitiminin önceli olmak zorundadır...

4 Oca 2017

FUTBOLA DOĞASI GEREĞİ BİR AÇIDAN BAKMAK


Futbol Yaşamını; Yenmekten veya yenilmemekten ibaret gören bir anlayış asla futbol altyapı eğitiminin felsefesi olamaz.
Bırakınız altyapıyı, üstyapılar için de sadece yenmek ve yenilmemekten ibaret bir futbol, futbolun ruhuna ve var olma nedenine aykırıdır.
Düşünsenize her maçını kazanan ve asla kaybetmeyen bir futbol takım için futbol nedir?
Egemenliğin ve karşıdakini yok saymanın bir aracıdır.
Özetle futbol sadece yenmekten ibaret ve yenmenin değişmez olarak amaçlandığı bir iş değildir.
Futbol, rakip denilen kişi ya da takımlar ile birlikte oynanabilen bir oyundur.
Oyun demek karşıtların birliği demektir.
Karşıt yoksa oyun da yok demektir.
Karşıtını "rakip" görmek ve rakibi de "mutlaka yenmek zorunda olunan görmek" giderek rakibi düşman görmeye doğru evrilen bir duygu ve düşünce haline neden olmaktadır.
Bu tür bir anlayış futbolu geliştirmez ve güzelleştirmez.
Yenmenin ve yenilmenin müsabaka süresi içinde kalması gereken bir sonuç olmasını sağlayamazsak, dahası müsabakanın yani oyunun var olması için karşıt bir takıma ihtiyacımız olduğu duygusunu oluşturamazsak futbolu fakirleştirir, zorlaştırır ve çirkinleştiririz.
Sporda ve futbolda rakip demek düşman demek değildir.
Rakip demek bizim ne olduğumuzu, kim olduğumuzu ve nasıl olduğumuzu bize gösterecek olan gerekli oyun partneri demektir.
Partnersiz birey,
Partnersiz takım,
Partnersiz hayat mümkün değildir.

17 Ara 2014

ÇOCUKLAR YARIŞMAK İÇİN OYUN OYNAMAMALIDIRLAR.



"ÇOCUKLAR OYUN OYNARKEN YARIŞABİLİRLER
AMA
ASLA YARIŞMAK İÇİN OYUN OYNAMAMALIDIRLAR"

Oyunun kendi doğası içindeki yarışma eğlenceyi de beraberinde getirir.
Fakat;
Yarışma için oynanan oyunlarda yenmek ve yenilmemek duygu ve düşüncesi ister istemez ön plana çıkar ve yenmenin biricik amaç olduğu oyunlarda mutlaka bir kazanan bir de kaybeden vardır.
Oysa oyunun kendi karakteri ve doğası gereği söz konusu yarışmada ise yenmek de yenilmek de sadece bir eğlence meselesidir. Yenmiş olan kazanmış, yenilmiş olan da kaybetmiş olmaz.

Örneğin elin sende oyununda kazanan ve kaybeden var mıdır?
Ya da iki taştan kale yapılıp 30-40 metrekarelik alanlarda yapılan futbol oyunlarında kazananlar ve kaybedenler söz konusu mudur?

Oyunun kendi doğasına müdahale edildiği ve kazanma ve kaybetmeme üzerine inşa edilen oyunlarda, özellikle de futbolda her iki taraf için oyunlar olması gerektiği gibi eğlenceli değildir asla. Çünkü oyun gitmiş sadece futbol kalmıştır. Oysa futbol bir oyundur ve oyunlar eğlencelidir. Oyunlardan eğlenmeyi çıkardığınız an öğrenme de, yaratıcılık da, karşıdakine sevgiyi de ortadan kaldırmış olursunuz.

Özellikle kaybedenler için oyun artık bir oyun değil, bir daha ki sefere kaybetmemek için her şeyi yapması gereken bir "ölüm kalım" meselesi haline gelir ki; şimdiki altyapı eğitimlerinin içler acısı durumu da budur.

Çocuklar oyunun kendi doğası ve karakteri içinde varsa yarışsınlar, ama kazanmak ve kaybetmemek için asla oyun oynamasınlar. Oyunlar çocukların kazanması ya da kaybetmemesi üzerine üretilmiş etkinlikler değildir.

Oyunun olmazsa olmaz birinci koşulu eğlenmektir.
İkincisi herkesin rol alıyor olmasıdır.
Üçüncüsü seviyeye uygun olmasıdır.
Ve dördüncüsü sürecin ve sonucun önceden asla kestirilemeyecek olmasıdır.

Unutmamalıyız ki; Her şeyin bir zamanı, her şeyin bir kararı vardır.
Acımasızlık, hoyratlık "çocukları çelikleştirmez" sadece duygusuzlaştırır.
Oysa her oyun biraz da duyguyla oynanır, duygu ile güzelleşir ve duygu ile gelişir.

Yaratıcılık bir duygu işidir çünkü...

OYUN ALANLARININ YAPISI VE UYARAN İLİŞKİSİ

Oyun alanlarındaki, kazaya sebep olma olasılığı olan nesnelerin kaldırılmasına yönelik eğilim, diğer bir açıdan bakıldığında çocukların sab...