8 Ağu 2016

8 YAŞ Futbolda Altyapı Eğitimi Yıllık Planlama (Eylül)


Kaynak: İ.Topkaya "Futbolda Altyapı Eğitimi" 2015, Paradigma Akademi Yay.

EĞİTİM VE ÇALIŞMA PLANLAMALARI ÜZERİNE..





Her eğitim ya da antrenman çalışması günü yapılan çalışmanın konusu, içeriği bir önceki çalışmayla ilintili ve bir sonraki çalışmayla ilişkili değilse,
Haftalar boyu yapılan çalışmalardan elde edilecek bir bütünlük elde edilemez.

Çalışmaların konu ve içerik açısından ardışık bir sıra izlemesi belli süreçler sonunda sizi bir amaca ulaştırır.
Onun için günlük çalışma planları haftalık ve aylık, aylık planlamalar da yıllık plandaki bütünlüğe ulaşmayı sağlamalıdır.

Altyapılarda olsun, üst yapılarda olsun o gün rast gele bir çalışma seçmek, çalışma ne kadar kaliteli ve verimli geçmiş olursa olsun genel amaca ulaşmak için boşuna geçirilmiş bir zaman ve emek olarak kalacaktır.
Sanıyoruz günlük, haftalık aylık ve yıllık çalışma planları hazırlanırken ve özellikle de bunu eğitim alanında uygularken ciddi eksikliklere içerisindeyiz.

Bazı eğitimci antrenörlerin ve yarışmacı antrenörlerin çok çalışkan ve iyi niyetli olmalarına rağmen gerçekleştirdikleri çalışmalardan uzunca bir zaman geçmesine rağmen verim alamıyor olmalarının nedeni, çalışmalarını parçadan bütüne ya da bütünden parçaya doğru anlamlı ve ardışık bir sıralamayla/planlamayla yapmıyor ya da yapamıyor oluşları ile ilgilidir.

Rast gele ve günübirlik çalışmalar elbette hiç bir şey yapmamaktan iyidir.
Ama eğitim hiç bir şey yapmamaktan iyi olan rast gele çalışmalardan oluşmaz.
Eğitim ve çalışma planlamaları ve bu planlamaların programlanması hem uygulamaların verimli olması açısından hem de belirlenmesi gereken yakın ve uzak hedeflere ulaşmak adına olağan üstü öneme sahiptir.
Planlamalarda olmazsa olmaz olan husus; Yakın ve uzak hedeflerin yazılmış olması ve bunların bir takvime bağlanmış olmasıdır.

GÜNLÜK PLAN




GÜNLÜK ÇALIŞMA PLANI ÖRNEĞİ

Altyapı Eğitimi Dönem ve Evresi: Futbol Temel Altyapı Eğitimi 1. Evre
Yaş Grubu: 8 Yaş
Çalışma Süresi: 50 dakika (+ - 5dk.)

BÖLÜM 1
Ünite/ Konu : Algısal Motor Gelişim (Görsel Algı)
İçerik: Görsel Algıya Dayalı Hareket ve Top Hareket İlişkileri
Çalışma Süreci ve Sonu Kazanımları/Çıktıları: Uyaranlara Göre Ayak ve Top İlişkisini Kurar
Uyaranlara Göre En Kısa Sürede Harekete Geçer
Farklı Uyaranlara Farklı Hareket Reaksiyonları Gösterir. Öğretme-Öğrenme Yöntemleri: Problem Çözme Yöntemi,
Alıştırma Yöntemi,
Yönlendirilmiş Buluş Yöntemi
Kullanılan Araç Gereç ve Alan: Renkli Kartlar
Çeşitli Ebat ve Büyüklükte Hafif Toplar
Açık Alan ve/veya Spor Salonu

Öğrenme-Öğretme Etkinlikleri:
• Dikkat Çekme (3dk):
Renklerin bir anlamı olsa o renk için yapmamız gerekeni yapmak için önce neyi görmemiz gerek?
Peki, farklı işaretlerin her birinin bir anlamı olsa, o işaretin anlamını yapmak için öncelikle ne yapmamız gerekir? Gibi soruları sorulur, cevaplar beklenir, sorular güncellenerek tekrar sorulur. Ve her cevabın görsel uyaran-tepki ilişkisi kurulur.
Örneğin: Karşıdan karşıya geçerken otomobilin mesafesini görüp ona göre geçme davranışının gerçekleştiği, top oyunlarında da ne yapılması gerektiği topun geldiği yön ve hızın görülmesi ile gerçekleştiği anlatılır ve canlandırılır.

• Güdüleme (1dk):
Bir işareti veya bir nesneyi ne kadar çabuk görür o işaretin veya nesnenin ne anlama geldiğini ne kadar çabuk anlarsak yapmamız gerekeni daha çabuk yaparız. Eğer ileride iyi bir futbolcu olmak istiyorsak topu ve oyun arkadaşımızın hareketlerine göre en kısa sürede harekete geçebilmeliyiz.

• Öğretme ve Öğrenme Süreci/ İşleniş
o Isınma/Giriş (5-10dk):
Çocukların her birisine birer küçük top verilir ve bu topları yürüyerek havaya atıp tutmaları istenir.
3-4 Dakika sonra aynı çalışmaya bu kez sınırlandırılmış alanda yapmaları istenir. Ve sorulur: Neye dikkat ediyorsunuz?
Alınan cevaplar “hem topu düşürmemek için topa, hem de çarpışmamak için arkadaşıma bakıyorum” şeklinde olmalıdır. Bu cevap alınamamışsa bu cevabın alınmasına ilişkin sorular sürekli yönlendirici şekilde güncellenir.

o Etkinlik 1 (6k):
Parmaklar ile Gösterilen Sayılara Göre Öne ve Geriye Koşma Etkinliği: 1 işareti öne, 2 işareti geri, geri koşu anlamına gelir. Etkinlik başlatılır. Çok az bir süre sonra 1 işareti ile 2 işaretinin yönergeleri değiştirilir. Bu kez 1 işareti geri, geri, 2 işareti öne anlamına gelir. Kısa bir süre sonra görsel uyaran işareti olan rakamlara 3 eklenir. Onun da yönergesi olduğun yerde 360 derece dönmedir. Etkinlik 1, 2,ve 3 işaretlerinin karışık olarak gösterilmesi ve işaretlere ilişkin gereken hareketlerin yapılmasıyla sürdürülür.
Ara 5 dk

o Etkinlik 2 (6dk):
Çocuklar karşılıklı yüz yüze gelecek şekilde ve aralarında 3 metre mesafe olacak şekilde yerleşirler. Eşlerin ellerinde birer top vardır. Eşlerden birisi eli ile topu yerden yuvarlayarak karşıya atarken, karşıdaki de elindeki topu havadan arkadaşına atar. Bu çalışma eşler rol değiştirerek ritmik bir akıcılıkla sürdürülür.

o Etkinlik 3 (10dk): Eksilen Toplar ile Oyun:
Çocuklar en fazla altışar kişiden oluşacak şekilde takım (grup) yapılır. Takımlar karşılıkla oyun (maç) yaparlar. Ama oyun üç top ile oynanır. Oyun anında üç top ile de karşı takımın kalesine gol yapılabilir. Oyun top sayısı ikiye indirilerek devam edilir.
Ara 3dk.

o Etkinlik 4 (15 dk): Sınırlandırılmış ve fazla büyük olmayan alanın dört bir tarafından, nereden atılacağı belli olmayan toplar iki takım oyuncuları tarafından yakalanarak ve ayak ve el ile pas yapılarak karşı takımın kalesine gol yapılır.

• Özet: Çocuklar bu gün hangi etkinlikleri yaptık? Bugün gerçekleştirdiğimiz etkinlikler sırasıyla topu havaya atıp tutarak düşürmeden ve çarpışmadan yürüme, işaretlere göre öne, geriye koşma ve dönme, karşılıklı yerden top yuvarlama, havadan top tutma, eksilen top ile maç yapma ve çeşitli bölgelerden atılan toplar ile gol yapma oyunları oynadık.

BÖLÜM II
Geri Bildirim Alma:
Çocuklar etkinlik sayısı kadar gruba ayrılır. Her etkinlikteki görsel algı, merkezi işlem ve çıktılara ilişkin olarak:
1. Etkinlikte ne yapıyorduk? Topu düşürmemek için ne yaptık? Söyle ve Göster
2. Etkinlikte ne yapıyorduk? Topu düşürmemek için ne yaptık? Söyle ve Göster
3. Etkinlikte ne yapıyorduk? Topu düşürmemek için ne yaptık? Söyle ve Göster
4. Etkinlikte ne yapıyorduk? Topu düşürmemek için ne yaptık? Söyle ve Göster


Altyapı Antrenörü Futbol Altyapı Eğitim Koordinatörü

28 Tem 2016

ALTYAPI ANTRENÖRLÜĞÜ EĞİTİM VE YETİŞTİRME İŞİDİR...



YETİŞTİRMEK, ÜRETMEK VE İCAT ETMEK DÜNYANIN EN DEĞERLİ İŞLERİDİR.

Dünyanın en mutlu, en gelişmiş ve en müreffeh ülkelerine bir bakınız.
Hepsinin ortak bir özellikleri vardır;
Yetiştirene, üretene ve icat edene önem ve değer verirler.

Önem ve değer vermek dediğimiz şey somut bir şeydir. Yetiştiren, üreten ya da icat edene toplumda saygın bir statü ve daha önemlisi yaşamını iyi ölçülerde devam ettirmeye yetecek ücret verilir.
Çünkü yetiştiren, üreten ve icat edenin muhtaç olmaması gerekir.

Fabrikadaki işçiden, tarladaki köylüye, okuldaki öğretmenden, sahadaki antrenöre, bilim üreten bilim adamından, buluşlar yapan mucitlerin sefil olmadığı ülkeler gelişmiş ülkelerdir.
Konumuz ve sayfamız futbol olduğuna göre oradan devam edelim.

Milyon dolarların döndüğü futbol piyasasında, futbolcusunun ve üstyapı teknik adamlarının çok ciddi paralar kazandığı bir dünyada "yetiştirmek" gibi ulvi ve kutsiyeti olan bir iş ve görev yapan altyapı eğitimcileri veya antrenörleri yaptıkları iş nedeniyle elde ettikleri ücretle yaşamlarını sürdüremiyorlarsa o iş dediğimiz şey ya eksik bir iş olur ya da amacına ulaşmayan bir iş olur.

Yetiştirmek ve yetiştiricilik işini ciddiye almayan ve gereken önemi vermeyen toplumlar ve ülkeler asla o iş ile ilgili iyi bir yerlere gelemezler.
Türkiye futbolda iyi bir yerlere gelmek istiyorsa altyapıda çalışan antrenörlere yaşamlarını sadece bu işten sürdürebilecekleri ücreti verecek bir düzenlemeyi hayata geçirmek zorundadırlar.

İşi sadece altyapı olan bir antrenörün yetiştircilik özellikleri de elbette gelişecektir.
İş doyumu o işi yapan kişiye verilen değer ve statü sonucu artar. Değer ve statü ise bir kişinin kazandığı ücret ile doğrudan ilişkilidir.
Altyapı eğitimci antrenörlerine ödenecek ciddi ücret geriye yüksek kalitede oyuncu ve futbol olarak geri dönecektir.
Bugünkü koşullarda bir altyapı eğitimci antrenörünün tam gün mesaisi karşılığı alacağı ücret 3.000 liranın altında olmamalıdır.
Oluyorsa orada işler sıradan bir şekilde yürüyor demektir.

Elbette ciddi ücretler ödenen kişilerin de yeterlilik ve üretkenlikleri göz önüne alınacak ve ortaya koydukları performans oyuncu kalitesindeki artış ve benzeri ölçütler ile değerlendirilecektir.
Bunların hepsi bir bütündür.
Sistem çok parçalıdır ve her bir parçası ya da aktörü için gereken neyse o yapılmalıdır.
1000, 1300, 1500 liraya çalıştırdığınız bir antrenörün size üreteceği ya da sağlayacağı katma değer ancak o kadar olacaktır.

Altyapı antrenörleri milyon dolarların at koşturduğu bir piyasanın köleleri ya da ucuz emekçileri olmamalıdır.

FUTBOLDA ALTYAPI ORGANİZASYONU VE KURUMLAŞMA ÜZERİNE



FUTBOL ALTYAPI EĞİTİM SÜRECİ KESİN OLARAK BÖLÜMLENDİRİLMELİ VE HER BÖLÜM AYRI KENDİ İÇİNDE ÖZERK BİR BİRİM OLMALIDIR.

Futbol altyapı eğitim süreçleri birbirinden kesin çizgiler ile ayrılmalı, bölümlendirilmeli ve her biri birbiri ile ilişkili ama kendi içinde bağımsız birimler haline getirilmelidir.
Bu yapılanma hem işin doğasına daha uygundur hem de üretilecek iş ve yapılacak iş bölümü açısından daha verim sağlayacak bir kurumlaşmayı da beraberinde getirecektir.

Altyapı eğitim süreci dediğim süreç çocuk, ergen ve gençlerden oluşan ortalama 10 yıllık uzun bir eğitim sürecidir.
Her bir süreç birbirinden farklı gelişim özellikleri, ilgi ve ihtiyaçları içinde barındırır. Her bir süreç futbol ile ilişkili farklı eğitim konu ve uygulamalarını içerir...
Ve doğal olarak her bir süreç ayrı bir formasyon ve uzmanlık alanı gerektirir.
Bu dönemler;
"Temel altyapı eğitimi birimi",
"Gelişim altyapı eğitimi" birimi ve
"Performans altyapı eğitimi birimi" şeklinde organize edilmeli ve bölümlendirmeler şemalaştırılarak kurumsallığın ilk aşaması tamamlanmalıdır.

Bu şekilde yapılandırılan altyapı eğitim kurumu böylece antrenörlerin de belli bir altyapı grubu üzerinde uzmanlaşmalarına ve özellikle uygulama eğitimleri açısından ciddi eğitim becerilerine sahip olmalarını sağlayacaktır.
Bir antrenörün "altyapı süreçlerinin tümünün antrenörü" olması diye bir şey asla söz konusu olmaz.
Çünkü altyapı en az 10 farklı yaş kategorisi ve en az üç farklı gelişim boyutu sürecini içinde barındıran farlı süreçlerdir.

Bu bağlamda bir antrenörden 8 yaşındaki bir çocuk ile ilgili olarak istenilecek olan eğitim donanımı ile 18 yaşındaki bir oyuncu için gereken eğitim donanımı çok farklı şeylerdir ve bir antrenörden bunların hepsine aynı oranda sahip olması asla beklenmemelidir.
İstense de olmaz ve olamaz zaten..
Böyle bir şey eşyanın tabiatına aykırıdır. Günümüzde bir çok yaş grubuna aynı çalışmalar ve yaklaşımların uygulanıyor olması bu ayrımlaşmanın ve bölümlendirmenin yapılmamış olmasıyla ilgilidir.

Buradan hareketle, Altyapı antrenörleri;
Futbol temel altyapı antrenörü,
Gelişim altyapı antrenörü,
ve Performans altyapı antrenörü
şeklinde nitelendirilmeli, görev tanımları ve iş yükleri de buna göre yapılmalıdır.
Bunu hayata geçirmek için yasal düzenlemeler elbette işi kolaylaştırır ve hızlandırır. Ama her kulüp bu organizasyonu şimdiden hayata geçirebilir.

Kurumlaşma demek, kurumlaşılacak iş ile ilgili üretim ve ilişkilerdeki görev ve sorumlulukların somutlanmış omasıyla mümkündür. İşi sınırlayamaz ve somutlayamazsanız iş üretimi ve verimi elde etmeniz mümkün değildir.
Altyapılarda da bir antrenörün verimliliği uzmanlaşacağı bir birimde ortaya koyabileceği verim ve üretimle mümkündür.
Bunu anlamak ve değerlendirmek içinde altyapı antrenörlüğü iş yükü, iş alanı olarak mutlaka bölümlendirilmelidir.
Bu şekilde eğitim müfredatlarının (programlarının) oluşturulması da daha sağlıklı ve daha somut olarak oluşturulabilecektir.

Bunu gerçekleştiren kulüplerin oyunu yetiştirme ve üstyapıya oyuncu geçişi oranı açısından başarılı olma olasılıkları daha yüksektir.
Elbette diğer koşulları da yerine getiriyorlarsa.

24 Tem 2016

Çalışmanın Gerekli Olduğunu Öğretmek



ÇOCUKLARA ÖNCELİKLE ÖĞRETİLMESİ GEREKEN ŞEY:
TEK ÇARE VE TEK ÇÖZÜM ÇALIŞMAKTIR...

Kimse yetenekli doğmaz.
Kimse özellikli olarak da doğmaz.

Yetilerimiz farklı doğabiliriz.
İşte o yetiler kendiliğinden değil çalışarak yeteneğe, yetenekler de kullanılarak beceriye dönüşür.

Eğer bazıları özellikli doğmuş diye düşünüyorsanız, düşünmeyiniz.
Özellikli olmanın bir çoğu kalıtsal, yani genetik değildir.
Özellikle de takım sporları ve futbolda.
(Burada sadece sprinter ve uzun mesafe koşucuları ile ilgili bir durum vardır o kadar)

Özellikli olmak, çok deneyim yaşamak ile elde edilen farklılıklar ve üstünlükler demektir.
Bazıları daha çok özellik sahibi olabilir. Bu da daha çok öğrenme kapasitesi ile ile ilgilidir.
Bu bir avantajdır.

Ama kim olursa olsun çalışmadan herhangi bir özellik geliştiremez ve bunu kullanacak duruma gelemez.
Bu açıdan çocuklarımıza kazandırmamız gereken şey, düzenli çalışmak, ve ancak çalışarak elde edebileceklerini öğretmektir.

Dünyanın en zeki, en atletik ya da en duygusal insanları, hünerlerini ve eserlerini çok çalışarak verirler.
Çalışmak, amaçlı çalışmak, elde ettiğini sorgulamak, gerekiyorsa değiştirerek üzerinde tekrar çalışmak ve farklı şekillerde çalışmak tüm özelliklerin ve farklı becerilerin biricik yoludur..
Başarılı olmuş olan herkes böyle yapmıştır.

Kimse başarılı olarak doğmamıştır.
Dolayısıyla Futbolcu doğulmaz, futbolcu olunur.
Normal sağlıklı ve gelişim problemleri olmayan her çocuk doğru ve sistemli çalışır ve çalıştırılırsa futbolcu olur.

Amaç; Rekabete Hazırlamak Değil, Geliştirmektir



ÇOCUKLAR REKABETE HAZIRLANMAZLAR..
REKABET ETMEK İÇİN DE YETİŞTİRİLMEZLER...
SADECE GELİŞTİRİLMEK İÇİN EĞİTİLİRLER..
GELİŞMEK ZATEN REKABETE HAZIR HALE GELMEK DEMEKTİR.

Rekabetçi bir futbol dünyasına çocuk yetiştirmek demek, onlara küçük yaşlarda rekabet etmeyi öğreterek olacak sanıyorsak kesinlikle aldanıyoruz demektir.

Rekabetçi ortamlara çocuk yetiştirmek demek, çocuğun büyüdüğünde yani rekabet etme aşamasına geldiğinde rekabet edecek özelliklerini geliştirmek ile ilgilidir.

Bunun için yarışmak ve savaşmak değil, geliştirmek gerekir.
Yarışan ve savaşan çocuklar erken yorulur ve tükenirler. İsteksizlikleri ve korkuları çok olur. Tedirgindirler.
Bu şekilde hiç çocuğu geliştiremez ve güçlü kılamayız.

Çocuklar kendileri için en uygun ve stressiz ortamlarda daha kolay öğrenir, daha kaliteli öğrenir ve daha çok öğrenir.

İŞTE TÜM BUNLAR "GELİŞİM" DEMEKTİR.
Gelişim de çocukların daha iyi rekabet edecekleri özellikleri kazanmaları demektir.

Çocukları Kolay Yargılamamak Gerekir




ÇOCUKLAR ÖĞRENEREK GELİŞİRLER AMA ÖĞRENMELERİ İÇİN İHTİYAÇ DUYDUKLARI EN ÖNEMLİ ŞEYLERDEN BİRİSİ DE BAŞARISIZ OLDUKLARINDA YA DA BİR DAVRANIŞI İSTENİLDİĞİ ÖLÇÜDE YAPAMADIKLARINDA ONLARI YARGILAMAMAKTIR.

ÇOCUKLAR YARGILANMAKTAN HİÇ HOŞLANMAZLAR.

YARGILANMAK ONLARI YAPTIĞI VE YAPACAKLARI İŞTEN UZAKLAŞTIRIR.

Çocuklar başarının ancak deneyip başarısızlığa uğramak ve sonra tekrar denemekle gerçekleştiğini öğrenmeliler.
Ama bu denemeler ve denemeler sonunda başarısız olmaları onların heveslerinde, isteklerinde ve çoşkularında azalmaya yol açmamalı..

Bu da eğitimcilerin her denemeden sonra onları rencide etmemesine ya da başarısızlık hissi vermemesine bağlıdır.
Çocukları yoran ve mahveden şey denemek değil, olumsuz geribildirimlerdir.

Çocuklar deneyerek, tekrar deneyerek ve hatta farklı biçimlerde tekrar tekrar deneyerek olgunlaştıkları gibi kendi kendilerine ulaştıkları sonucu/beceriyi asla unutmazlar ve kaybetmezler.

Çocukları mücadele etmekten alıkoyan tek şey "başarısız" olarak değerlendirmektir. Bunu da yapan büyüklerdir.

14 Tem 2016

Çocuklar Mücadele Etmedikleri Arkadaşlarını Tercih Ederler




BİZ BÜYÜKLER, ÇOĞUMUZ BU BASİT GERÇEĞİ YAŞAYARAK ÖĞRENMİŞ OLMALIYIZ...

Biz büyükler çocukluğumuzda en çok hangi arkadaşlarımızın yanında kendimizi güvende hissettik.
Yanında olmaktan en çok hoşlandığımız, rahat ettiğimiz ve kendimizi daha "verimli" hissettiğimiz kişiler kimlerdi?
Cevap gayet basittir.

Her birimiz yarışmadığımız, kıyaslanmadığımız, bize üstünlük sağlamaya çalışmayan arkadaşlarımızın yanında kendimizi daha rahat hissettik. Onlar ile beraber oyun oynarken daha çok eğlendik ve daha güzel şeyler ortaya koyduk.

Biz büyükler bunu yaşayarak öğrenmişken neden şimdi altyapı eğitimlerinde çocukları birbiri ile kıyasıya yarıştırarak, kıyaslayarak ve hatta birbirlerine düşman edercesine rekabete sokarak eğitmeye çalışıyoruz?
Neden çocukları geriyoruz ve neden strese sokarak, yapabilecekleri bir hareketi daha kötü yapmalarına veya yapamıyor olmalarına neden oluyoruz?

Çocukları rekabete sokarak onları daha çetin ve acımasız rekabetlere hazırlayamazsınız.
Bunu söyleyenler gelişimden habersiz piyasacı ve rantiyec eğitimcilerdir.
Bu büyük bir aldatmacadır.

Çocuklar yapabileceklerinin en iyisini en rahat ortamlarda gerçekleştirebilirler. Ve çocuklar yapabileceklerinin en iyisini yaparak gelişirler.

Yarışma, rekabet ve kıyaslanma ortamları bazı çocuklar için yararlı olabilir. Bu çocuklar da genelde bedenen güçlü çocuklardır. Güçlü çocuklar uğruna yetenekli çocukları heba etmememiz gerekir.

Bırakınız çocukları büyük ve yetişkin insanlar dahi mücadele içinde oldukları diğer inanların yanında rahat olmadıkları gibi mutsuzdurlar...

Çocukların bu duyguyla spor yapmalarına neden olmaya hiç hakkımız yok..

Paylaşma Duygusu Daha Sonra Öğrenilmez


Çocuklar ve genç yetişkinler önce yarışmayı ve rekabeti değil, paylaşmayı ve birlikte olmayı öğrenmelidirler.
Yarışmayı ve rekabeti öğrenmek kolaydır.

Yarışma ve rekabet sonradan kazanılabilir ya da öğrenilebilir bir özelliktir.

Ama paylaşmayı ve birlikte olmayı sonradan kazanmak ya da öğrenmek neredeyse mümkün değildir.

Konuşma ve Hareket Becerisi Nelere Bağlıdır?

ÇOCUKLAR VE KONUŞMA BECERİSİ NEYSE ÇOCUKLAR VE HAREKET BECERİSİ DE O'DUR...

Çocuklar belli bir ay düzeyine geldiklerinde kendilerini kelime ile ifade etmeye başlarlar. Birden bire uzun ve karmaşık cümleler kurmazlar.

Konuşma becerisi çocuğun bir çok ihtiyacı kelime ifade ederek anlatma yeterliliği dediğimiz olgunlaşma süreci sonunda gerçekleşir.

Ne kadar uğraşırsanız uğraşınız, ne kadar çok kelime fısıldarsanız fısıldayınız, ne kadar çok sözcük içeren hikaye okursanız 6 aylık bir bebeği konuşturamaz, bir yaşındaki bebeğe anlamlı kelimeleri yan yana getirtemez. 2 yaşındaki bir bebeğe ise üç beş kelimeden oluşan cümle kurdurtamazsınız.

Evet, bazı çocuklar daha öce konuşur. Ama bu önce mevzusu anormal derecede erken konuşur anlamına gelmemelidir.
Bu arada asıl önemlisi şu; Çocuklar nasıl olsa belli bir yaşa kadar konuşamıyor diye çocuğa hiç kelime ifade edilmezse, çocuk kelime telaffuzları ile ilgili duyumlardan ve gözlemlerden yoksun kalırsa bu kez konuşması gecikir ya da konuşamaz.

İşte hareket ve hareket becerisi de böyledir.
Çocuklar genetik olarak kodlandıkları zaman ve anda hareketleri gerçekleştirmeye bunları kullanarak da beceriye dönüştürürler.

Burada önemli olan çocukları hareket uyaranı dediğimiz görmeye ve yapmaya dayalı gözlemlere ve deneyimlere maruz bırakmak ama bu gördüklerini ve denediklerini bir an önce yapmalarını beklememektir.
Futbol altyapı eğitiminde de çocuklardan yaş düzeylerine uygun olarak çok sayıda hareket çeşidi gözlemlemelerini ve bunları denemelerini isterken asla bunları beceriye dönüştürmelerini beklememeliyiz.
Zamanı ve anı geldiğinde gerçekleştireceklerdir.

En az bunun kadar önemli olan şey şudur ve bu asla unutulmamalıdır.
Güzel konuşmak için çok kelime bilmek şarttır.
Sadece bir kaç yüz kelimeyi güzel ifade etmek güzel konuşmanın bir kısmıdır.

Hareket ve teknik eğitimde de bir kaç hareketi bilmek, ve gerçekleştirebilmek oyun başarısı ve gelecekteki oyun kalitesi için yeteri değildir. Önemli olan birçok hareketten haberdar olmak, bir çok tekniği bilmek ve ilerleyen süreçlerde hareket ve teknik dağarcığı olabildiğince genişletebilmektir.
İnsan ne kadar çok kelime biliyor ve kullanıyorsa o kadar iyi edebiyatçı, ne kadar çok hareket becerisi ve teknik beceriye sahipse o kadar çok iyi oyuncu olma ihtimaline sahiptir.

Altyapılardaki Özel Çocuklar

ÖZEL ÇOCUKLAR, DAHA ÖNDE OLAN ÇOCUKLAR YA DA DİĞER SÖYLEMLE "AYRIKSI ÇOCUKLAR"

Altyapı eğitim süreçlerinde olsun, okullarda olsun bazı çocuklar aynı yaşlardaki arkadaşlarından daha önde olabilirler.
Bu önde olma meselesi istisnai bir durumdur ve oran olarak çok yüksek düzeylerde değildir.
Aynı yaş kategorisinde olmalarına rağmen daha çabuk öğrenen, hareket becerileri açısından daha önde olan çocuklar ile boy-kilo açısından daha büyük olan çocukları karıştırmamak çok önemlidir.
Bunları iyi ayırmak gerekir.

Daha güçlü yapıdaki bir çocuğun hareket becerilerine iyi bakmak gerekir. Hareket becerileri de öndeyse bir üst kategorideki yaş grupları ile çalışmasında sakınca olmayabilir.
Boy ve kilo olarak ufak veya yaşdaşları ile aynı ama hareket becerileri açısından çok önde olan çocuklar için durum daha daha farklıdır. Bizim asıl kast ettiğimiz de budur.

Bu tip çocukları, önde veya daha gelişmiş özelliklere sahip diye üst kategorideki gruplar ile çalışmalara dahil etmek, bazı şartlar yerine getirildiğinde daha yararlı sonuçlar doğurur.
Bu şart şudur;

Etkinlik ve oyunlar üst yaş grubu çocukların bedenlerini ve dolayısıyla güçlerini kullanmalarını gerektiren etkinlik ve oyunlar değil, tamamen top ile ilgili becerileri kullanmalarını sağlayan eğitim uygulamalarını içermelidir.
İşte bu durumlarda özellikli çocuğun hem ezilmesinin önüne geçilmiş olur hem de yeni şeyler öğrenmesinin fırsatı sağlanmış olur.

Eğitim psikolojisi şunu söyler;
Bir çocuk düzeyinin altındaki çalışmalardan sıkılır ve kendini geliştiremez. Düzeyinin üstündeki çalışmalarda ise başarısızlık ve yetersizlik hissine kapılır. İsteksizlik ve uzaklaşma yaşar.
Bir çocuğun üst yaş grupları ile çalışmalara katılması her çocuk için uygun görülecek bir durum değildir. Uygun olanlar için ise bazı şartların sağlanması çok önemlidir.

Altyapılarda Müsabakalarında Büyük Yaşta Oyuncu Oynatmak



FUTBOL ALTYAPI MÜSABAKALARINDA BÜYÜK YAŞTA OYUNCU OYNATMA İHTİYACI, GEREĞİ ve NEDENİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME...

Türkiye'de spor altyapılarının kanayan yaralarından birisi de yaş müsabakalarda yaş kategorisi üzerinde çocukların oynatılıyor olmasıdır. Bunun değişik yöntemleri vardır, ama hangi yöntem kullanılıyor olursa olsun, işin prosedür kısmını çözmek demek bir işi doğru yapmak demek değildir.
Bu sorun esasen bir çok takım sporlarında söz konusu olmasına rağmen ağırlıklı olarak futbol'da daha fazla gözlenmektedir.

Bu işleri yapanlar, bu tür yaklaşımları sergileyenler, bu tür davranışlara tevessül edenler şunu iyi bilmedirler ki; yaptıkları acımasızlık ve ihtiras'tır.

Biz bu tür eğilimleri sergileyen idarece ve antrenörlerin neyin peşinde olduklarını elbette tahmin edilebilir. Ne olursa olsun, nasıl olursa olsun kazanmanın biricik amaç olduğu ve kazananların neredeyse kutsandığı bir toplumsal yapıda bunlar kaçınılmazdır.

Antrenör meslektaşımız ve kulüp yetkilisi bu ve benzer çocuklar ile haksız rekabet içinde çıktıkları maçları kazandıklarında ve belki şampiyon olduklarında kendilerini “iyi antrenör” ve “iyi idareci” olarak hissedeceklerdir. Buna ihtiyaçları vardır çünkü…

Doyumsuzluk ya da “önemli insan” olma ihtiyacıdır bu…

Oysa altyapılarda başarılı olmanın biricik ölçütü yetileri yeteneğe dönüştürmek, yetenekleri de futbol otunu için kullanmayı sağlamayı gerçekleştirebilmektir. Bunu yapan altyapı antrenörleri değerli antrenörlerdir. Önemli antrenörler olmayabilirler ama değerlidirler.

Bizim memleketin temel derdidir bu… Değerlilerin aynı zamanda önemli olmamaları.. Önemli olanların ise çoğunlukla değersiz olmaları…

Şimdi gelelim işin bilimsel açıdan değerlendirilmesine… Bizim için bu daha öncelikli bir konu..
Farklı yaş gruplarının bir arada eğitilmesi başka bir şeydir. Resmi ya da gayrı resmi müsabakalarda farklı yaş gruplarındaki çocukların aynı yarışma koşullarında bir arada olması farklı bir şeydir.

Yaşı küçük ama bazı özellikleri gelişmiş çocukların büyükler ile eğitim alması ya da müsabakaya çıkması anlaşılabilir olur. Ama bu özel bir durumdur. O çocuğun diğer büyükler tarafından küçük olduğunun bilinmesi, uzman eğitimcilerin/antrenörlerin onayı ile bu tür çocukların kendi yaş grupları ile beraber olmasının ona kazandıracağı yeni bir şey olmaması durumunda bu yola girilebilir. Ama bu dediğimiz gibi ender bir durumdur.

Bazen de yaşı büyük çocukların daha küçük çocukların içine alınarak eğitim ve eğitim amaçlı müsabakalarda oynatılması rol-model olması açısından gerekli görülebilir. Küçüklerin zaman zaman onun farklı davranışlarını taklit etmelerine fırsat sağlamak için bu da bir yoldur. Ama bu da belli bir onay ve eğitim amacı taşımalıdır.
Fotoğraflar ise hiç de böyle bir durum ve anlayışı yansıtmamaktadır.

Burada resmi içeriği olan bir müsabaka söz konusudur. Bu müsabakaların resmi yaş kategorileri bellidir. Bunun bir şekilde formülünü bularak büyük ve daha gelişmiş bir çocuğun kendisinden bedenen ve psikomotor(hareket becerisi) gelişim açısından daha gerideki çocuklar ile oynamasına neden olmak büyük olan çocuğu geliştirmeyeceği gibi, küçük olanlara da eziyettir. Aynı zamanda yetersizlik duygusu oluşturabileceği nedeniyle de ahlaksızlıktır.
Bu tür yaklaşımlar ile 330.000 nüfuslu bir İzlanda kadar olamazsınız elbette.

Orada da küçük çocuklar abileriyle top oynamaktadırlar. Ama abileri onların küçük olduklarını, küçükler de onların abi olduklarını bilirler. Çünkü sistematik bir planlamanın gereği bir arada bulunabilmektedirler.
Almanya ve özellikle Hollanda da bazı küçüklerin bir üst kategoride oynatıldıklarını biliyoruz. Ama bu küçüklerin boylarını aşan özelliklerinin olması ve ilgili heyetin onayı her zaman gerekir.

Ama buradan ifade etmek isteriz ki; Büyüklerin küçüklerin içine sokulduğu bir resmi müsabaka anlayışı ve pratiği dünyanın gelişmiş hiçbir futbol ülkesinde yoktur.
Çünkü bu aldatmadır. Öncelikle kendini aldatmadır.
Aldatmalar asla uzun süreli başarılar sağlamaz. Uzun süreli başarıların üç ölçütü vardır… Dürüstlük, Planlılık ve Çalışmak…

Erken Yaşlarda Başlatmak

ERKEN YAŞLARDA BAŞLAMAK DEMEK, ERKEN YAŞLARDA HER ŞEYİ GERÇEKLEŞTİREBİLMEK DEMEK DEĞİLDİR.

Çocukların yaşları ilerledikçe o yaş gelişim düzeylerine uygun olarak zaten kazanacakları hareket becerilerini bir an önce kazanmaları için zorlamak,
ama bu arada büyüdüklerinde başarılı olmalarını sağlayacak gelişimlerine uygun oyunlardan ve davranışlardan onları mahrum etmek tam anlamıyla dar görüşlülüktür.

Altyapılar ve altyapı eğitimleri çocuklara daha sonradan kazanacakları becerileri daha önce kazandırmak değildir. Bu öğreten için zor, öğrenen için eziyettir.

Altyapı eğitimi demek, her çocuğun yaş grubunun gerektirdiği becerileri yapabilmesini sağlayacak eğitim ortamları hazırlamak demektir.

Erken başlamak iyidir. Ama erken başlamak her şeyi erkenden öğretmek veya gerçekleştirilmesini sağlamak değildir.
Bu dar görüşlülüğü ve eğitim yanlışlığından kurtulmak demek, asıl çocukların büyüklerden kurtulması demektir.

J.P.SATRE'IN FUTBOL TANIMINA İLİŞKİN BİR KAÇ CÜMLE İLE VAROLUŞÇU FELSEFE VE FUTBOL


J.P. Satre çok önemli bir felsefecidir.
Bu çok önemli felsefeci, çok önemli bir takım oyunu olan futbolu da es geçmemiş, onunla ilgili de laflar etmiş, yazılar yazmıştır.

Ettiği sözlerden birisi de resimdeki kareografideki sözdür.
Bu cümlede yer alan "karmaşıklaşır" ifadesini zenginleşir, güzelleşir, anlam kazanır ve aslını bulur biçiminde algılamak gerekir.

Bu durum varoluşçu felsefe açısından şöyle açıklanabilir;
Bir takım, karşısındaki başka bir takım varsa, işte o zaman kendisinin de takım olduğunu anlar.
Onun için karşınızdaki takım düşmanınız değil, size anlam ve değer kazandıran rakibinizdir.
Yani rakip olmak düşman olmak değildir...
Rakip dediğimiz şey, yani karşımızdaki takım bizim takım olarak var olma nedenimizdir. O yoksa bizim var olmamız için bir neden yoktur.
O'nun olmaması demek bizim de olmamamız demektir.
O halde varsa ben de varım.. Ben varsam o da var.

Karşıt sandığımız ya da bize öyle öğretilen bir çok şey aslında bizim varlığımızın bir nedeni, gerekçesi ya da ihtiyacımız olan şeydir.
Karşıt olmak demek, yok eden ya da yok edilmesi gereken şey demek değildir. Bütünleyen, işlevsellik kazandıran, zenginleştiren, var olmaya anlam katan, hatta varolmayı sağlayan demektir.
Düşünün siyah beyazın karşıt rengidir, ya da beyaz siyahın... Birisi olmasaydı diğeri şimdiki var olduğu kadar değerli ve anlamlı olabilir miydi?

Bunu anladığımız an yaşam da, dünya da ve futbol daha da güzelleşecektir.

1 Haz 2016

GELİŞİM PSİKOLOJİSİ VE FUTBOL EĞİTİMİ


Gelişim ilkesi 3
GELİŞİM DEĞİŞİK ALANLARDA NÖBETLEŞEREK GERÇEKLEŞİR.


Çeşitli dönemlerde gelişim alanları nöbetleşerek ön plana geçebilir. Bir gelişim alanının çok hızlandığı dönemlerde diğerleri duraklama gösterebilirler (Senemoğlu, 2004: 6).


Örneğin doğum öncesi dönemde bebeklikte fiziksel gelişim oldukça hızlı iken 2-3 yaşlarında dil gelişimi hızlanır. Önceki yıllara göre fiziksel gelişim biraz yavaşlar.


Okul yıllarında sosyal gelişim hızlı iken cinsel gelişim yavaş gerçekleşir. Ergenlik döneminde ise bedensel ve cinsel gelişim dikkat çekecek düzeyde hızlanır (Aral ve ark., 2000).


Görüldüğü gibi gelişimin nöbetleşerek devam etme ilkesi uyarınca belli dönemlerde belli gelişim alanlarının öne çıkması söz konusudur.


Bilindiği üzere gelişim alanları fiziksel (bedensel ve motor), bilişsel, sosyal ve duygusal olmak üzere değerlendirilmektedir. Her bir gelişim alanı diğerinden bağımsız değildir. İç içe geçmiş sarmal bir şekilde bir bütün olarak ama bazen bir gelişim özelliğinin daha ön plana çıkıp ağırlık kazandığı bir süreç söz konusudur.


Hareket veya oyun eğitiminde gelişimin bu ilkesinden elde edilecek çıkarım, çocuklardan her yaş döneminde belli bir gelişim alanıyla ilgili aynı hızda bir öğrenme beklenmemesi gerektiğine ilişkin olmalıdır.


Oyun veya hareket etkinlikleri, çocukların yaş ve dönem özelliklerini mutlaka dikkate almak zorundadır. Aksi halde, öğretim amaçlarına uygun gelişime katkı sağlama mümkün olamayacağı gibi, döneme uygun gelişim özelliğini görmezden gelen etkinlikler zarar verici de olabilmektedir.


Futbol altyapı eğitiminde gelişimin nöbetleşerek gelişmesi ilkesi açısından en büyük hatalar genel olarak şunlardırı;


1. Teknik beceri düzeyi ile ilgili 8-9 yaşlardan önce beklenti içine girilmesidir.


2. 8-9 yaşlarda çok fazla sayıda teknik beceri çeşitliliği peşinde olunmasıdır.


3. 10-12 yaşlarda hem teknik beceride artı, hemde çeşitlilikte artış yerine kondisyonel özelliklerin peşinde olmaktır.


4. 13-15 yaşlarda teknik becerilerde ustalaşma yerine performans beklentisidir.


5. 16-18 yaşlardan önce oyun sistemleri ve sistemlere özgü taktik taktik çalışmalardır.


31 May 2016

GELİŞİM PSİKOLOJİSİ ve FUTBOL

Gelişim İlkeleri 2

GELİŞİM SÜREKLİ BİR OLUŞUMDUR VE AŞAMALAR HALİNDE (BELLİ AŞAMALARDAN GEÇEREK) OLUŞUR.

Gelişimin sürekliliği öğrenmenin sürekliliği anlamına da gelmektedir.
Çocuklar seviyelerine uygun tüm davranışları sürekli öğrenebilirler. Öğrenmenin ve diğer gelişim unsurlarının aynı şekilde ve düzgün bir zaman eğrisiyle görülmesi mümkün değildir.

Öğrenme ve diğer gelişim unsurlarının bir işi yapabilme sürecindeki değişimi sürekli ancak, bunu çıktıya dönüştürebilme süreci aşamalar halinde olabilmektedir. Bu aşamalılık biyolojik bir zorunluluktur.

Psikomotor gelişim düzeyi için o düzeyin gerektirdiği motor davranışları gerçekleştirebilecek birikimler gereklidir. Bir davranışın gerçekleştirilmesi o davranış için gerekli olan ön davranışları gerçekleştirebilme zorunluluğu anlamına gelir. Bunlar hep sürekli ancak birikimli olduğu için aşamalılık şeklinde ortaya çıkan değişimlerdir.

Bu eğitim ilkesinin Futbol yansımaları aşağıdaki şekilde özetlenebilir.

1. Çocuklar gerçekleştirebildikleri kadar yapabilirler.

2. Futbol eğitimi formal anlamda olmasa da çocuğun hareket etmeye başladığı an başlayan bir süreçtir. Spor eğitimi ilkel hareketler ve temel hareketler dönemlerinden başlayan bir süreç ve bu dönemlerden başlayarak ileriye doğru yine belli dönemlerde ortaya çıkan hareket becerilerindeki artış demektir. Bu bağlamda ilkel hareketler dönemi etkinlikleri (uyaranları) temel hareketler dönemi için, temel hareketler dönemi etkinlikleri de özel hareketler dönemi için birer gelişim aşamalarıdır. Yürüme hareketi koşma hareketi için bir gelişim aşamasıdır ve mutlaka yaşanmalı ve yaşatılmalıdır.

3. Bir hareket veya teknik beceri birden ortaya çıksa da o hareketin gerçekleştirilebilmesi uzun bir birikimi gerektirir.

4. Çocukların uzun süre motor bir davranışı beceri düzeyinde gerçekleştiremiyor olmaları, söz konusu beceri aşaması için gereken sürekliliği sağlayamamış olmaları ile açıklanabilir.

5. Oyun veya hareket eğitimi ve sonraki yaş dönemlerindeki temel spor eğitimi sürecini ilgilendiren uygulamaların amaçladığı ve içerdiği tema “hareket yeterliliği”dir. Motor yeterlik yanında, bedensel diğer gereklilikler olan solunum, dolaşım gibi kondisyonel yeterlilikleri içermeye başlar. Bunun için okulöncesi dönemden başlayarak çocukların bu özelliklerini ve bu özelliklerin doğal seyrini ve gelişim aşamaları sürecini iyi bilmek gerekir. Dolaşım ve solunum sistemi ile kassal özelliklerin doğal gelişim süreçlerine ve gelişim aşamalarına uymayacak biçimde uyarılması ve geliştirilmesi çalışmaları gelişimin biyolojik temel ilkelerine ters olacaktır. Çocukların kassal gelişim özelliklerinin kritik dönemleri araştırmalar ile ortaya koyulmuştur. Dolayısı ile gelişimde aşamalılık ilkesine, gelişim ile ilgili biyolojik bulgulardan hareket ederek uymak mümkündür. Gelişime paralel olmayan kondisyonel çalışmalar zorlayıcı ve sağlığı tehdit edici eğitim uygulamalarıdır. Aynı zamanda işin doğasına uyulmaması nedeni ile olumsuz tutum geliştirmeye sebep veren yaklaşımlardır.

6. Oyun veya hareket eğitimi etkinliklerinin mesafe ve süreye dayalı ölçmeci bir eğitim anlayışı ile planlanması çocukların gelişim sürekliliğine ve gelişimde aşamalılığa uygun olmayan bir anlayışı yansıtır.

GELİŞİM PSİKOLOSİ VE FUTBOL

Gelişim ilkesi 1
"GELİŞİM KALITIM VE ÇEVRE ETKİLEŞİMİ SONUCU OLUŞUR"

Kalıtım bireyin genlerle geçen özelliklerini ve bu özelliklerin sınırlarını belirlerken çevre, bu özelliklerin ne derece ortaya çıkacağını ya da bireyin bir çok gizil gücünde performansının ne olacağını belirlemektedir (Atkinson ve ark., 1999; Erden, Akman, 1996).

Kalıtım var olan çevre koşulları ile etkileşime girerek gelişimi belirler. Bireyin sahip olduğu özellikler genlerinin belirlediği sınırlar içinde çevreyle etkileşim içinde biçimlenir (Yeşilyaprak, 2006: 38). Örneğin kalıtsal zeka potansiyelinin uygun eğitim yaşantıları ile desteklenmemesi halinde yeterince gelişmediği bilinmektedir. Öte yandan boy, kilo gibi birçok fiziksel özelliğin gelişimi yeterli ve dengeli beslenmeye bağlıdır (Aydın, 2007: 24).


Bu ilke dünyanın her yerinde ve her çocuk için geçerliliği söz konusu olan bir ilkedir.

Bu ilkenin bize söylediği şey pratik anlamda şunlardır;

1. Kalıtımsal özellikler önemlidir ama her şey değildir.
2. Çevresel özellikler yani eğitim önemlidir. Ama tek başına yeterli değildir.
3. Kalıtımsal özelliklerin olumluluğu ile eğitimin olumluluğu birleşince "gelişim" mükemmel olur.
4. Kalıtım için çocuğun sadece enine boyuna bakmak hatadır. Çocuğun yaşına uygun normal gelişim özellikleri gösterip göstermemesi önemlidir.
5. Her çocuk her eğitime aynı şekilde cevap vermez, veremez.
6. Eğitim yaşantıları kalıtımsal özellikleri tetiklemeli ve onu uyarmalıdır.

30 May 2016

EZBER TEKRARDIR... TEKRAR İSE EZBER

SÖZEL VE DÜŞÜNSEL EĞİTİMDE EZBERİN YERİ NEYSE,
HAREKET EĞİTİMİNDE VE TEMEL TEKNİK EĞİTİMDE DE TEKRARIN YERİ ODUR.

EZBER TEKRARLA OLUR
TEKRAR EZBER DEMEKTİR.

SONUNDA BECERİ GELİR AMA BU BECERİ YARATICI VE ÇOK YÖNLÜ OLMAYAN TEKİL BİR BECERİDİR.

Sözel ve düşünsel eğitimde ezber yapmak demek; Kelimeleri ve cümleleri defalarca sözel olarak tekrarlayarak olduğu gibi önce kısa süreli belleğe sonra geri çağırıp yine tekrar ederek uzun süreli belleğe kaydetmek demektir.
Hareket eğitiminde ve teknik eğitimde bir hareketi defalarca aynı şekilde yaparak önce kısa süreli belleğe, sonra istendiğinde ve gerektiğinde tekrar aynı şekilde yaparak uzun süreli belleğe kaydetmek demektir.
Sözel eğitimde ezber ile Hareket eğitiminde tekrar belli ölçüde ve bazı durumlarda çok olumlu sonuçlar verir.

Çünkü;
İkisi de çabuk öğrenmeyi sağlar.
İkisinde de öğretim kolaydır.
İkisinde de beceriye çabuk ulaşılır.

Ama;
Eğitim hayatı boyunca tüm derslerde ezber ile yetişen çocuklar sonunda ezber yaptıkları konularda ve tek açıdan mükemmel olurlarken, ezber yapmadıkları konularda yetersiz oldukları gibi, ezber yaptıkları konuyu farklı durumlarda çeşitleyemezler, yorumlayamaz, analiz ve sentez yapamazlar.

Yine hareket, spor eğitimi ve süreci boyunca hep tekrar ederek, tekrar ettikleri hareketleri ve teknikleri mükemmel yapan kişiler, sadece beceriye ulaştıkları hareket ve teknikleri çok iyi yaparlarken aynı hareket ve becerileri farklı durumlar, pozisyonlar ve şartlarda duruma uydurma denilen o an için en doğru ve en gerekli hareketi ve tekniği yapmakta yetersiz kalırlar.

Onun için ne sözel ve düşünsel eğitimde ezberden, ne de hareket ve spor eğitiminde ezberin karşılığı olan tekrar yaparak öğrenmeden ve öğretimden kaçınmamız hayati derecede önemlidir.
Ezber yapanlar tartışma ortamlarında ve fikir üretme ortamlarında ne kadar sıkıntı yaşarlarsa,
Spor eğitim hayatını sadece aynı şeyleri tekrar ederek beceriye dönüştürenler de müsabakalarda çoğu zaman yetersiz durumda kalırlar.

Ezber ve tekrar elbette önemlidir.
Kullanılmalıdır.
Çünkü geliştiricidir.
Ama hayatın gereklerine ilişkin öğrenmede asla yeterli değillerdir.

İnsanlar değişen durum ve koşullara göre üretim yapabilme ve farlı davranışlar geliştirebilme ve sergileyebilme ihtiyaçları ile karşılaşırlar. Buna hazır olmak için sadece ezber ve sadece tekrara dayalı gelişim yeterli değildir.

24 May 2016

YETENEKLİ VEYA BECERİ DÜZEYİ YÜKSEK ÇOCUK/OYUNCU SEÇMEK MARİFET DEĞİLDİR.




Eğer "yetenek seçimi" veya "yetenekli oyuncu seçimi" diye tanımlanan şey; teknik becerisi ya da motorik becerileri diğerlerine göre yüksek düzeydeki çocuğu seçmek ise;
Bu bir marifet değildir... Bunu biraz ilgili herkes yapabilir.

İyi top süren,
İyi pas veren,
İyi çalım atan,
Topa iyi vuran,
Sürati olan ,
kuvvetli olan,
dayanıklı olan çocuğu seçmek kolaydır... Zaten her şey ortadadır. Ortada ve görünür olanın neyini seçeceksin?

Marifet yetenekli olacak çocuğu seçmektir.

Yetenek bir işi yapabilme düzeyi demektir, son aşamada adına beceri denilen bir işi en iyi yapabilmeye doğru geliştirilir.

Yetenekli oyuncu ya da becerisi yüksek çocuk veya oyuncu seçmek bir marifet değildir.

Çünkü yetenek ve onun ürünü olan beceri somut olarak görülebilir, ölçülebilir bir özeliktir.

Fazla uzatmadan;
Yetenek bir işi iyi yapmayı sağlayacak özellikler olurken o özelliklerin olup olmayacağına ilişkin gelişim unsurlarına/öncellerine de "yeti" denir.
Yetiler geliştikçe bir işi yapabilme düzeyi için gereken özellikler yani yetenek oluşur. Yetenek bir işi en iyi en ideal ve en ekonomik yapabilmeyi sağlar. Bu aşama ise "beceri" olarak tanımlanır.
Kısaca ve özellikle altyapılarda oyuncu adayı seçimi için yetenekli ve beceri düzeyi yüksek çocuk seçmek marifet değildir.

Marifet yetenekli olabilecek çocukları BULABİLMEK ve seçebilmektir.
Bunun için altyapıların başlangıç yaşlarında çocuğun yeteneği değil yetileri önemlidir.

Bunlar;
Bedensel algı yoluyla ayırt etme algısı,
Mekan/alan uyumu/algısı,
Denge (iç algı) yetisi,
Karmaşık tepki yetisi,
Ritm yetisidir.
(Somutlarsak; Yön, yan yetisi, mekânda kendini konumlandırma yetisi, nesneyi hissetme yetisi, işitsel, görsel uyaranları doğru ve çabuk anlama yetisi gibi).

İlerde, özellikle 10,12 yaşlarındaki koordinatif yeteneklerin ve dolayısıyla teknik becerilerin ön koşulu olan bu algılar/yetiler, yetenekli çocuk seçimi için temel seçim ölçütleri olmak zorundadır.
Yetileri zayıf olan çocuklar belli bir süreçte ve zamanlarda bazı özellikleri dolayısıyla bize yetenekli ve becerisi yüksek gelebilir.
Bu aldatıcı bir durumdur.

O an için bedensel gelişiminin bir sonucu olarak öne çıkmış olan çocuklar esasen bize gerekli olan özelliklerin temeli olan yetileri düşük çocuklar olabilirler. İlerleyen süreçte bir türlü gelişme kaydedemeyen çocuklar işte bu çocuklardır.






13 May 2016

DEĞER VERMEK, DEĞERLİ HİSSETMEK VE TAKDİR ETMEK ÜZERİNE PEDAGOJİK DOĞRULAR NEDİR?


Değer vermek değer verenin değerini düşürmez.
Antrenör çocuğa değer verirse, kendisini değerli hisseden çocuk mutlu olur. Mutluluk motivasyonların en büyüğüdür.
Çocuğa değer veren antrenörün değeri düşmez.

Zaten tepeden bakarak, çok bildiğini göstererek, sürekli bağırıp çağırarak ve kıyaslayarak değerli atrenör olunmaz. Çocuklar da bu tip antrenörleri değerli bulmazlar. Yalnızca ürkerler ve korkarlar.
Ürken ve korkan çocuk mutsuzdur.
Mutsuzluk motivasyonu düşürür. Kaslar gerer. Beceriyi engeller.

Kendine değer verilen çocuklar başkalarına değer vermeleri gerektiğini hissederek öğrenirler. Bu bütünsel bir öğrenmedir.
Ancak bazı çocuklara daha fazla değer vermek onları ayrıştırır ve onu egosantrik yapar. Onun kendisini diğerlerinden daha üstün kılmanın kapısını açar.

Daha iyi ve becerisi daha yüksek çocukları takdir etmek başka bir şey, onu diğerlerinden ayıracak kadar ona değer vermek başka bir şeydir.
Takımda onu özel tutmak, ona farklı övgüler dizmek, ona farklı muamele yapmak onu diğerlerinden değerli kılmaz yalnızca eşitsiz kılar. Ve o çocuk spor yaşamının sonuna kadar diğer oyuncu arkadaşlarının kendisi için oynamaları gerektiği hissine kapılır.
Bu spor eğitiminde en sık rastladığımız pedagojik yanlışlardan birisidir.

Değer insanın kişiliğine verilen ve gösterilen özendir.
Oyununa ve becerilerine gösterilen değer ise sadece takdir etmektir. Farklı şeylerdir.
Takdir davranışlarımız çocukları birbirinden ayıran ve onları eşitsiz kılan değer vermeye dönüşmemelidir.

ÇOCUKLAR ŞUNU DÜŞÜNÜRLER VE HİSSEDERLER;
* BEN DAHA HIZLIYIM, BEN DAHA GÜÇLÜYÜM, BEN DAHA İYİ PAS VEREBİLİYORUM, BEN DAHA İYİ ŞUT ATABİLİYORUM.
BUNA EĞİTİMDE "FARKINDALIK" DİYORUZ VE BU ALGI ÖNEMLİ ve GEREKLİDİR.

AMA ÇOCUKLAR ŞU "FARKINDALIĞA" DA SAHİP OLMALIDIRLAR; ÇÜNKÜ BU FARKINDALIK DA DEĞER VERMEK İLE İLGİLİDİR VE ÇOK ÖNEMLİDİR;
* O OLMAZSA BEN TEK BAŞIMA HİÇ BİR ŞEYİM.
* O DA BAZI KONULARDA ÇOK İYİ.
* BİZ BERABERKEN DAHA İYİ VE DAHA VERİMLİYİZ.
* BİZ BÜTÜNÜN DEĞİŞİK PARÇALARIYIZ. HEPİMİZ ÖNEMLİYİZ.

"YILDIZ FUTBOLCU" YETİŞTİRİLMEZ..


"YILDIZ FUTBOLCU" İŞLER DOĞRU VE PLANLI YÜRÜYORSA BELLİ ORANDA VE ÖLÇÜLERDE KENDİLERİ YETİŞİR...

Altyapılarda "yıldız" ya da "özel" futbolcu yetiştirilmez.
Yıldız ya da özel futbolcu yetiştirme diye bir eğitim programı yoktur.
Altyapılarda doğru, amaca yönelik, bilimsel ve çocukların yaş düzeylerine yönelik eğitimler vardır.
Bu doğru eğitim programları ile "iyi ve amaca uygun" oyuncular yetiştirilir.

Belli standartlara uygun futbolcu yetiştirirken, uygulanan eğitim doğru, bilimsel ve yaş düzeylerine uygunsa, genetik özellikleri farklı ve ayrıksı özellikleri olanlar "yıldız" futbolcu olurlar.
Yani yıldız futbolcu yetiştirilmez, yıldızlığa uygun özellikleri varsa, verilen doğru eğitimlerin içinden kendisi yetişir.

Ama bu kendiliğinden olur demek değildir. Doğru, bilimsel ve yaşa uygun eğitimin içinden kendisi ortaya çıkar.
Tıpkı tarlaya ekilen ekinlerin hepsinin başakları 1'e 40 gibi iyi verim sağlarken, bazı başakların 1'e 60, 1'e 80 ve hatta 1'e 100 tane vermesi gibidir bu iş....

Yani tarlanızın toprağı, o tarlanızın bakımı, ekim yöntemleriniz ve ekilen ürünün bakımı ne kadar zamanında ve doğru ise başaklarınızdaki tane verimi o kadar yüksek olur.

Özetle; Altyapılarınızda eğitiminiz, organizasyonlarınız ve üstyapı ile ilişkileriniz ne kadar doğru, yaş seviyesine uygun ve bilimsel ise oyuncularınızın çoğu iyi futbolcu, içlerinden bazıları da "yıldız" futbolcular olur.

1 May 2016

BİR ÜLKEDE ALTYAPI / ÜSTYAPI SPOR MODELİ BÜTÜNLÜĞÜ NE DEMEKTİR?



Altyapı / Üstyapı
Üstyapı / Altyapı ilişkisi üzerine...

Hangi spor salı olursa olsun, söz konusu o spor dalı ile ilgili altyapı eğitimleriniz ve organizasyonlarınız yani modeliniz ne kadar iyi olursa olsun, bunun ortaya çıkmasını sağlayacak olan üstyapılardır.

Eğer üstyapılarınız yani profesyonel spor organizasyonlarınız; Federasyon, kulüpler ve takımlar düzeyinde ülke spor modelinin tamamlayıcısı ve değerlendiricisi değilse, altyapılarınızın varlığı ve altyapılarınızda çok doğru işler yapılıyor olması çok anlam ifade etmez.

Örneğin; Eğitim fakültelerinizde çok iyi öğretmenler yetiştiriyor olmanız, eğitim sisteminiz iyi değilse çok anlamlı değildir. Çünkü o çok iyi öğretmenler, kötü eğitim sisteminde "iyi şeyler" yapamayacaklardır.

Özetle üstyapılar belirleyicidir. Yani hayatın kendisidir. Altyapılar ise hayata ilişkin olandır ve hayatın devamını sağlar. Hayat kötüyse hayata ilişkin olanın iyi olması bir önem taşımaz.

Bu ülke altyapı organizasyonlarını ve altyapı eğitimlerini elbette geliştirmeli ve ciddiye almalıdır. Ama bununla beraber öncelikle bu altyapılara örnek olacak, altyapılarda üretilenleri değerlendirecek bir üstyapı organizasyonuna ve anlayış ve sistematiğine ihtiyaç vardır.

En popüler ve en fazla insani ve ekonomik potansiyele sahip futbolda, altyapı organizasyonları ve eğitimleri çok önemlidir. Ve geliştirilmelidir. Ama bu geliştirme neye göre ve niçin yapılacaktır? Hangi üstyapı modeline, anlayışına ve sistematiğine göre gerçekleştirilecektir.

Eğitim denilince aklımıza hep çocuklar geliyor. Oysa eğitim aynı zamanda büyükler içindir.
Büyükleri eğitimli olanların çocukları da genelde eğitimli olurlar. Üstyapılar mükemmel ise altyapıların mükemmel olma zorunluluğu zaten vardır. Ama altyapıların mükemmel olması üstyapıları mükemmel kılmıyor ne yazık ki.

Özetle spor modeli denilen şey; Üstyapılardan altyapılara doğru şekillenir. Gelişim ve süreklilik ise altyapılardan üstyapılara doğru gerçekleşir. Model bütünlüğü ya da tutarlılığı dediğimiz şey işte budur.

Türkiye futbol üstyapılarında yani en tepedeki Futbol Federasyonundan başlayarak evrenselliği, dürüstlüğü, nesnelliği, tarafsızlığı, insan özkaynaklarına önem ve değer vermeyi ve bunlar kadar önemli ve tamamlayıcı olan "benimsenmiş bir oyun anlayışını" modellemediğiniz sürece altyapılar ile ilgili ne söylerseniz söyleyin ve ne yaparsanız yapın hiç birisi çok anlamlı olmayacaktır. Üstyapıları yaşanabilir kılmadan, altyapıların yaşamla ilgili olmasını sağlayamazsınız.

Bu anlamda oldukça yeterli bir süredir ciddi altyapı eğitimi ve organizasyonu olan Türkiye’de “iyi”, “çok iyi” ya da uluslararası düzeyde oyuncu yetişmiyor olması tesadüf değildir. Bunun nedeni sadece altyapı eğitimine yönelik yetersizlik ve eksikler ile ilgili olmasa gerektir. Altyapıların antrenör ve sporcu adayları ile değer verilen ve önemsenen kurumlar olmaması, üstyapı altyapı ilişkisindeki spor modeli tutarsızlığı ile ilgili bir durumun yansıması olup, çözümü öncelikle üstyapıların “insanileştirilmesi” yani tamamlayan ve değerlendiren işlevselliğe kavuşturulması ile ilgilidir.

29 Nis 2016

ÇOCUKLAR ALTYAPI EĞİTİMLERİNDE DE HALA ÇOCUKTURLAR



ÇOCUKLARI ve ÇOCUKLUĞU YENİDEN TANIMLAMAK YANLIŞTIR..
OYSA GERÇEK "ÇOCUK SADECE ÇOCUKTUR"

ÇOCUĞA DEĞER VERMEK ONU ÖNEMSEMEKLE OLUR,
ONDAN ÇOK ŞEY BEKLEMEKLE DEĞİL...

Farkında mısınız aile olarak, öğretmen olarak ve antrenör olarak çocukları yeniden tanımlıyor onlara yeni roller biçiyoruz durmadan.

Eskiden çocuk çocuktu.
Hepsi o kadar.
"Çocuktur yapar" vardı eskiden.

Şimdi epey zamandır her şey değişti.
Artık çocuklar büyüklerin uygun gördüğü büyük şahsiyetler gibi.

Avrupalılara özenirken Avrupalı olamamak budur işte.
Avrupalı çocuğu büyük gibi görmez, sadece ona önem verir bu da onun kendini değerli birisi olarak algılamasını sağlar.

Biz ise çocuğa büyük birisiymiş gibi davranarak ona değer vereceğimizi sanıyoruz. Oysa yanılıyoruz. Çocuklara büyük birisiymiş gibi davranarak onları ezeriz. Çünkü beklentiler çoğaldıkça yükler artmış demektir. Çocuklar ağır yükleri kaldıramazlar ve kaldırmaya çalışmamalıdırlar.

Antrenörlerimizin bir kısmı çocuklara gelişmiş büyükler olarak davranıyor. Yapamadıkları, düşünemedikleri ve gerçekleştiremedikleri şeyler için onlara kızıyor, eleştiriyor ve hatta bağırıyorlar.
Bu şekilde çocuklar değerli olduklarını algılamazlar. Yalnızca beceriksiz ve yetersiz olduklarını algılarlar. Ve potansiyellerinin asla farkına varmazlar.

Dahası bu şekilde onların gelişimlerine katkı sunmak olanaksızdır.
Bilinçsiz çaresizlik çoğu zaman işte burada başlar ve kısa zamanda vazgeçme ya da motivasyon düşüklüğü nedeniyle başarısız olarak değerlendirilme kaçınılmaz olur.

Keza öğretmenler, anne ve babalar da ne yazık ki; çocuklarına değer vermeyi onları önemsemeyi onlardan beklentilerini yükselterek yapabileceklerini sanıyorlar.
Ama yanılıyorlar.

İyisi mi çocukları çocuk olarak görmeye devam edelim. Çünkü onlar her şeyi yanlış ve eksik yaparak doğru ve tam yapmayı zamanı gelince birer birer öğreneceklerdir.
Önemli olan küçük yaşlarda da olsalar onlara göre düzenlenmiş ilkelere ve kurallara uymak zorunda olduklarını öğrenmeleridir.

Avrupa'nın bizden farkı budur. Ama bu fark sonra giderek açılacak sonuçlar doğurur.

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ 8. PROBLEM ÇÖZME YÖNTEMİ




(Sorunu ne olduğunu ve nerede olduğunu görme, soruna çözüm üretme, tümden gelerek sorunlu parçayı bulma)

Problem çözme yöntemi sporculara çeşitli öğrenim deneyimleri ile sunulan problemlere ilişkin olarak kendi kendilerine ve serbest bir şekilde çözümler bulmalarını sağlar.

Bir hareketi ve/veya hareketler dizisini amaca yönelik bütünsel bir şekilde gerçekleştirme biçimi olarak ifade edilebilecek olan bu yöntem, önceki öğrenmelerden yola çıkılarak yeni bir şeye ulaşma çalışması/mücadelesi şeklinde değerlendirilmelidir.

Yöntemin Özü: Bütünden parçaya esasına dayanır. Bütün içinde sorun yaratan parçanın çözümü esastır. Antrenörün yarattığı problemin çözümüne ilişkin her türlü çözüme onay verildiği bir anlayışın uygulanmasıdır.

Çözüm antrenörün kafasındaki şekilde gerçekleşmek zorunda değildir. Önemli olan sporcunun her ne şekilde olursa olsun, sorunu aşması ve çözüme ulaşmasıdır.

Hatırlatma notu: Sporcunun ulaştığı çözüme antrenörün “ama” diye başlayacak başka bir problem yaratması mümkündür. Bu durumda işin içine yönlendirilmiş buluş yönteminin karışmış olduğunu söylemek mümkündür.

Problem çözme yöntemi insan hayatının her alanında doğumdan itibaren var olan bir öğrenme yoludur. Bunun öğretim yolu olarak da kullanılması insan doğasına uygun ve oldukça etkili bir eğitim yaklaşımıdır. İnsanlar doğduktan sonra yaşamları ile ilgili birçok şeyi problem çözerek bulurlar. Emeklemeden yürümeye, yürümeden koşmaya, bir nesne ile ilişkiden o nesnenin amacına uygun kullanılmasına kadar birçok davranışımızı aslında keşfederek öğrenir ve devam ettirerek geliştiririz.

Problem çözme yöntemi bu bağlamda futbol altyapı eğitiminin her yaş grubunda ve her dönem ve evresinde kullanılması gereken bir yöntemdir. Bu öğretim yönteminde birinci koşul çocukların gelişim düzeylerine göre problemler planlanması ve onlardan bu problemin çözümünün istenmesidir. Aksi takdirde çocuklar için çözümsüz veya çözümü mümkün olmayan problemler hem onların futbola, oyuna ve amaca yönelik hareketleri gerçekleştirme gelişimlerine yarar sağlamaz, hem de olumsuz duygu ve tutum geliştirmelerine neden olur.

“Problem çözme yöntemindeki” problem kavramına futbol altyapı eğitimi açısından bakıldığında buradaki problemin, çocukların ve gençlerin futbol ile ilgili tüm gerekliliklere bir durum, bir pozisyon ve oyunun bir bölümünün gerektirdiği davranışları/becerileri gerçekleştirme ihtiyacının kendileri tarafından giderilmesi olarak bakmak gerekir.

Antrenörün çocuk ve gençlere amaca yönelik temel teknik bir becerinin nasıl yapılacağını söylememesi ve göstermemesi ama mutlaka gerçekleştirilmesini sağlaması problem çözme yönteminin kullanılması anlamına gelir.

Örneğin belirlenen hedeflere belli hedef mesafelerinden vuruşlar yaparak hedef kaydetme ile mesafe arasındaki ilişki değiştikçe topa vuruşun da değişmesi gerektiğinin çocuk tarafından çözülmesi problem çözme anlamına gelir.
Keza kaleyi soldan, sağdan gören açılarda hangi ayakla daha iyi sonuç alınabileceği ile ilgili bir uygulama etkinliğinde çocukların açı ve vuruş tekniği arasındaki bağlantıyı kurmaları problem çözme anlamına gelir. Yine bir antrenörün top sürme ile ilgili olarak belli mesafelerde hem düz hem de slalomlu top sürme süratinin daha da geliştirilmesi ile ilgili etkinlikte çocukların düz olarak topa daha az temas etme ihtiyaçlarını anlamaları ile, slalomlu mesafede top ile daha fazla temas yanında her iki ayaklarını kullandıklarında daha hızlı olabileceklerini anlamaları onların problem çözmeleri anlamına gelir.

Bir çocuğun daha temel altyapı dönem ve evrelerinde top ile ilişkili hareketlerde hızlı olabilmeyi sadece hızlı koşmak değil topa hükmedebilmek olduğunu anlaması tam anlamıyla bir “problem çözmedir”. Ama bunu antrenör, planlayacağı ve hazırlayacağı uygulama etkinlikleri ile öğrenciye hissettirmek durumundadır. Aksi durumda problem çözme yöntemi öğretimde formal olarak kullanılmamış olur. Şunu belirtmek gerekir ki; problem çözme her uygulamada, etkinlikte ve özellikle oyun uygulamalarında çocukların ve gençlerin sürekli yaşadıkları bir öğrenme yoldur. Antrenör bunu sürekli yaşamalarını sağlayacak eğitim etkinlikleri kurgulayabilirse işte o zaman “problem çözme yöntemi” formal olarak da kullanılan bir öğretim yolu olur.

Problem çözme yönteminin antrenör tarafından en kolay ve pratik olarak kullanımı, çocuk ve gençlerin eğitim süreçlerinde gerek temel teknik ve gerekse taktik becerilerin öğretiminde, çok daha önemlisi oyun içinde kullanılmasını gerekli kılacak engeller, zorluklar ya da problemler yaratması ve çözümü için de sporcuları işe koşmasıdır.
Bir kısıtlama ve kural koymak problem yaratma anlamına gelir. Söz konusu kısıtlama veya kurala rağmen çözüme veya sonuca ulaşılması problem çözme anlamında değerlendirilmelidir. Kuralları sürekli değiştirerek ya da çoğaltarak planlanan bir çözüme veya sonuca ulaşılmasının sağlanması elbette problem çözme olsa da, yönlendirilmiş buluş yönteminin de kullanıldığı anlamına gelmektedir.

Problem çözme yönteminin çocuklarda ileriye yönelik olarak futbol stili (kendine özgü tarz) oluşturmada inanılmaz yararı vardır. Çünkü bir problemin aşılması için “ne yaparsan yap ama problemi aş” yaklaşımını da içinde barındıran problem çözme yöntemi birçok bireysel davranışı/hareketi özgürce yapma fırsatı da verir. Bu bir düzensizlik anlamında değerlendirilmemelidir. Çocukların ve gençlerin uygulamalarda farklı denenceleri sınaması ve bunun sonucunda bireysel ve toplumsal olumlu geribildirimler alması onları inisiyatif almaya ve farklı çözümler için farklı davranışlara iterken söz konusu temel teknik becerilerde ve taktik davranışlarda da kendine özgü davranışlar sergileme ihtiyacı ve isteği oluşmasına neden olmaktadır. Farklılık peşinde koşan temel teknik becerileri farklı uygulamaya başlayan çocuklar bir süre sonra kendilerine özgü bir futbol oynama becerisine ulaşabilmektedirler.

Futbol altyapı eğimi bütünlüğü içinde bakıldığında pratik anlamda oyun ve bütünsel oyun uygulamaları kendi içinde daha çok problem çözme yöntemine yakın eğitim uygulamaları olurken, kısıtlamalar ve kurallar ile gerçekleştirilen oyun uygulamaları daha çok problem çözme ve yönlendirilmiş buluş yöntemlerinin bir arada kullanıldığı eğitim uygulamaları olmaktadır. Oyunun bir bölümünün veya kesitinin ele alındığı ve burada gerçekleştirilmesi gereken becerilere yönelik varyasyon (çeşitleme) uygulamaları ise ağırlıklı olarak yönlendirilmiş buluş yönteminin kullanıldığı uygulamalar olmaktadır.

Temel teknik becerilerin öğretimi ile ilgili olarak sporcuların hangi temel teknik becerileri nerede, ne zaman ve nasıl kullanacaklarına ilişkin çözüm uygulamaları problem çözme yöntemine ilişkin eğitim uygulamalarıdır.
Örneğin;
• Top ile oynanan eğitsel oyunlarda ve genel oyun etkinliklerindeki oyunun gerektirdiği her türlü davranışın gerçekleştirilmesi süreçlerinde,
Temel teknik becerilerin öğretimi süreçlerinde,
Temel teknik becerilerin kullanılması süreçlerinde,
Temel teknik becerilerin duruma uydurulması (oyun içinde, oyunun gerektirdiği gibi ve oyun koşullarında kullanılması) süreçlerinde,
Temel teknik becerileri kendine özgü kullanılması süreçlerinde problem çözme yöntemi etkin bir biçimde kullanılabilir ve kullanılmalıdır.

Taktik becerilere ilişkin öğretim ile ilgili olarak sporcuların top ile ve topsuz hareket becerilerini nerede, ne zaman, nasıl, hangilerinin bir probleme dayalı olarak gerçekleştirmeye yönelik çözüm uygulamaları problem çözme yöntemine ilişkin eğitim uygulamalarıdır.
Örneğin;
• Top ile ve topsuz tüm eğitsel oyunlarda ve futbola ilişkin oyun etkinliklerinde oyunun gerektirdiği top ile ve topsuz davranışları, bulunduğu noktada, bölgede ve özellikte tüm oyun alanında gerçekleştirebilme süreçlerinde,
• Temel teknik becerileri oyun içinde, oyunun gerektirdiği koşullarda bu becerileri topsuz oyun ile birleştirme süreçlerinde (boşa kaçma, bindirme, alan değiştirme, sorumluluk alma, kademeye girme, derinlik ve genişlik sağlama, alan paylaşımı v.b.),
• Bireysel savunma taktikleri öğretim süreçlerinde (ilk toplara müdahale, hücum oyuncusunun yönünü kaleye çevirmeme, hücum oyuncusunu tehlikeli bölgeye sokmama, oyalama, derinlik, kademe, savunmada yer tutma),
• Grup savunma taktikleri öğretim süreçlerinde (alan savunması, adam adama savunma, ofsayt uygulamaları),
• Bireysel hücum taktikleri öğretim süreçlerinde (süratli top sürme, aldatma, adam eksiltme, boş alan yaratma, orta yapma, çizgiye inerek top kesme, şut alanına girme ve isabetli şut atma, top saklama-yardımlaşma v.b),
Grup hücum taktikleri öğretim süreçlerinde (oyunda yön değiştirme, hücumda genişlik, kanat oyunları, kombinasyonlar, top değiştirme, duvar pasları, bindirme, adam çoğaltma, duran topların kullanımında çeşitlilik v.b.),
Takım savunma taktikleri öğretim süreçlerinde ( top kaybedildiğinde ileride baskı, geriye sarkma, savunmada yer alma, ofsayta düşürebilme becerileri v.b)
Takım hücum taktikleri öğretim süreçlerinde (merkezi hücum, kontr-atak v.b) problem çözme yöntemi etkin bir biçimde kullanılabilir ve kullanılmalıdır.

Oyun sistemleri ve oyun dizilişleri öğretim süreçleri ise başlı başına problem çözme yönteminin kullanılması gerekli olan aşamalar olup, kalıplaşmış sistem davranışlarına ve diziliş görev ve sorumluluklarına ilaveten bazı durumlarda ne yapılmalı, nasıl yapmalı sorularına/problemlerine uygulamalı cevapların öğretilmiş ve öğrenilmiş olmasını sağlamak son derece önemli ve gereklidir. Bunun için problem çözme yönteminin oyun sistemleri ve oyun dizilişlerine ilişkin görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden öngörülmemiş durumlara göre hazırlık olunmasına ilişkin bazı becerilerin geliştirilmiş olması gerekmektedir. Bunun için bazı olası hipotezler üzerinden problemler yaratılıp oyuncuların bu durumda ne yapacaklarına ilişkin çözüm üretmelerini isteyip bunu uygulamalarını istemek bir futbol takımı için ayrıcalıklı bir taktik beceri anlamına gelmektedir.

Bunun yansıra örneğin;
Top bizde iken kim ne yapacak? Yapmazsa ne olur?
Rakip takıma savunması uzun, nasıl gol aramalıyız?
Savunmamızın arasına rakip takımlar girip top ile buluşuyor, ne yapmalıyız?
Kanatları kullanamıyoruz gibi problemler koyarak ile takımın eksik olduğu ya da sorunlu olduğu konularda sporcuları işe ortak etmek ve çözüme katkı sağlamalarını sağlamak sorunun çözümünü algılayarak davranış değişikliği sağlamayı arttıracağından problem çözme yönteminin etkili olabileceği başka çalışma biçimi olarak karşımıza çıkabilir.
Sonuç olarak çocukların içinde bulundukları gelişim özellikleri ve futbol oyunu ile ilgili ihtiyaçları göz önüne alınarak, onlardan çözmelerini isteyeceğimiz her davranış problem çözme yönteminin kullanılmasını gerektirir. Problemi çözmek için çocuğun problemin farkına varması ve çözebilecek düşünce (kapasitesine?) ve ilgili hareketleri yapabilecek olgunluk düzeyinde olması gerekmektedir.

Problemin çözümü için uygulama düşüncesi yeterli olamadığı durumlarda veya çözümü uygulama yeterliliği olmadığı durumlarda problemin niteliği ve niceliği aşağıya çekilebileceği gibi, yönlendirmeden ziyade kolaylaştırıcı ipuçları sağlanabilir.

Alıntı: İ. Topkaya (2015) Futbolda Altyapı Eğitimi, Paradigma Akademi Yayınları.

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ 7. YÖNLENDİRİLMİŞ BULUŞ YÖNTEMİ



(Öğrenenin ilk parçadan son parçaya anlamlı tümevarımı – Tahmin ederek aşamalı bulma ve yapma)

Yöntemin Özü: Antrenörün kafasında var olan çözüme ya da sonuca, sorular aracılığı ile yönlendirmeler sonucu sporcunun kendisinin ulaşmasının sağlanmasıdır.

Bu Yöntemin Amaçları;
•Sporcuyu belirli bir buluş sürecine sokmak,
•Sporcunun bulduğu cevap ile antrenör tarafından sunulan uyarıcı arasında kusursuz bir ilişki geliştirmek,
•Mantıksal olarak bir olgunun bulunmasına yol açan, sıralı buluş becerilerini geliştirmek,
•Hem antrenörde hem de sporcuda buluş işlemi için gerekli olan sabrı geliştirmek.

Uygulama;
•Her soruyu düzenlendiği şekilde sunmayı öğrenmek,
•Sporcunun cevabını beklemek,
•Dönüt sunmak,
•Bir sonraki soruya geçmek.

Bölüm sona erdiği zaman, yaşantı sonuçlarını gözden geçirilir. Sırayı takip edebilme, her cevabı bekleyebilme, uygun dönüt şeklini kullanabilme, soruların sıralaması uygun olup olmadığı, soru ekleme gereksinimi duyulup duyulmadığı değerlendirmeleri yapıldıktan sonra, bu işlemin başka bir sporcu ile yapılmasına hazır olunduğu ortaya çıkar. Bu yönteme göre davranış ve beceri edinimi zaman alır.

Uygulama Evresi;
Yönlendirilmiş buluşta uygulama kararları, öğretilecek ve öğrenilecek belirli konuyu ilgilendirir. Konuyu belirledikten sonra, yönlendirilmiş buluştaki bir sonraki ve en önemli aşama, adımların sırasını belirlemektir. Bu adımlar sporcunun derece derece ve güvenli bir şekilde, sonucu bulmasını sağlayacak sorulardan ve ipuçlarından oluşur. Her adım, bir önceki adımda verilen cevaba bağlıdır. Her adım dikkatli bir şekilde tartılmalı, değerlendirilmeli, denenmeli ve daha sonra sıralamadaki yerleri saptanmalıdır. Bu, adımlar arasında konunun yapısına bağlı bir bağ olacağı anlamına da gelir. Bağlantılı adımlar düzenlemek için, antrenörün sporcunun belirli bir uyarıcıya vereceği olası cevapları tahmin etmesi gerekir. Eğer bu cevaplar, çeşitlilik ve sapma gösterirse, o zaman çeşitlilik gösteren cevapların sayısını azaltmak için antrenörün başka bir adım düzenlemesi gerekir. Bu adım, muhtemelen, daha küçük ve bir önceki adıma daha yakın olacaktır.

Aslında, yönlendirilmiş buluşun ideal şekli, her ipucunu sadece tek bir cevap elde edecek şekilde düzenlemektir. Birden fazla cevap olasılığı olduğunda antrenör sporcuyu sadece bir olasılığı seçmeye ve diğerlerinden vazgeçmeye yönlendirecek başka bir ipucu sunmaya hazırlıklı olmalıdır.

Antrenörün dikkat etmesi gereken bazı kurallar şunlardır:
•Hiçbir zaman cevabı söylemez,
•Her zaman sporcunun cevabını bekler,
•Sık, sık dönüt sunar,
•Kabul etme (açık olma?) ve sabır ortamı yaratır.

Antrenörün uygulama evresinde bilincinde olması gereken noktalar;
•Amaç,
•Adım dizisinin yönü,
•Her adımın büyüklüğü,
•Adımların birbirleri ile ilişkisi,
•Dizinin hızı,
•Sporcunun duyguları.

Değerlendirme Evresi;
Her adımda sunulan tepki, anında, doğru ve kişisel bir değerlendirmenin gerçekleşmesini sağlar.
•Yanlış cevaptan önce gelen soruyu veya ipucunu tekrar eder. Eğer cevap doğru olursa, bir sonraki soruyla devam eder. Eğer tekrar yanlış bir cevap verilirse, sporcu için daha küçük bir adım olacak başka bir soru sorar.
Bu öğretim yönteminde antrenörün direkt olarak şunu yap, bunu yap, şöyle yap, böyle yap şeklinde söylemesi, göstermesi ve istemesi yerine, önceden belirlediği ve planladığı bir etkinlikte sonuca ya da çözüme sporcunun kendisinin ulaşmasını sağlanır.

Uygulama anında sporcunun bir sonraki aşamayı/hareketi sorular yardımı ile önce düşünmesine, sonra da düşündüğünü yapmasına/uygulamasına dayanır.

Bu tür öğretim ve öğrenme süreci sporcunun ilerideki performans yaşamında yaratıcı olmasını ve oyun anında inisiyatif almasını kolaylaştırır. “Özellikli futbolcu” yetiştirmede etkin bir öğretim yöntemidir.

Temel teknik becerilerin mükemmel beceriye ve stile ulaştırılmasında, duruma uydurulmasında (amaca yönelik kullanılmasında) ve özellikle taktik beceri gelişiminde çok kullanılışlı ve yararlı bir yöntemdir.

Temel altyapı 1. evresinde eğitsel ve serbest oyunlarda oyun için gereken davranışların arka arkaya doğru ve amaçlı bir şekilde yapılmasının sağlanmasında, çocukların gereken hareketleri arka arkaya yapmalarını gerektirecek sorulara verecekleri cevapları bekleyerek harekete dönüştürmelerinin istenmesi oldukça etkilidir.

Zira temel altyapı 2. evresinde ağırlıklı olarak top ile ilişkili hareket becerilerinde topu yönetme, topa hükmetme dediğimiz gelişim, top ile ardı ardına harekeleri birleştirebilme becerisidir.

Futboldaki tüm temel teknik beceriler ve taktik davranışlara ilişkin olarak “başka nasıl yapabilirsin” sorusu en temel ve basit yönlendirilmiş buluş sorusudur. Bu soru antrenörün beklediği cevabı söylemeye ve gerçekleştirmeye kadar sürer.
Pas öğretimi ve geliştirilmesi çalışmalarında iç pas ve dış pas yapma ile ilgili dış pası kullanma eğilimi ve gerekliliği için başka nasıl yaparsın sorusundan ziyade dış pasın kullanımını gerektiren bir ortam yaratmak ve çocuğun dış pası yapma davranışını sergilemesi onun dış pas keşfi anlamına gelmektedir.

Örneğin top sürme ile ilgili olarak “topu ayağına yakın olarak sür” demek veya göstermek yerine “topu rakip oyuncunun kapmasına engel olarak nasıl sürebilirsin” sorusu çocuğun topu ayağına daha yakın biçimde sürmesi sonucunu sağlıyorsa ilk yönlendirme sorusu çocuğun keşfi ile sonuçlanmış demektir. Aksi durumda yönlendirme sorularına ya da yönlendirici yaptırımlara gidilebilir. Örneğim driplingin diğer çocukların belli aralıklar ile sabit durdukları bir koridorun oluşturduğu kulvarda yaptırılması, top ayaktan uzağa doğru açıldığında belli aralıklarda koridoru oluşturan çocukların topa müdahale etme haklarının olduğu bir durumda top süren çocuğu, topu ayağından açmamasına yönlendirecektir.
Bu ve buna benzer öğretim uygulamaları çocukların keşfederek öğrenmelerine neden olacağı için daha kalıcı ve beceriye daha kolay dönüşen bir öğrenme olmaktadır. Eğitim süreci biraz daha uzayabilecek ancak oyuncu daha nitelikli yetişmiş olacaktır.

Oyun içinde de yönlendirilmiş buluş yöntemi kullanılabilir. Çocukların oyun içinde antrenörün istediği sıralama ile oyunun gerektirdiği davranışları ardı ardına kendilerine söylenmeden yönlendirerek yapmalarının sağlanması şeklinde gerçekleştirilebilir.

Örneğin savunmada kazanılan top sonrası geçiş için kullanılmasına yönelik olarak birden fazla seçenekten planlanmış bir tanesinin takım oyuncuları tarafından keşfedilerek uygulanmasının sağlanması yönlendirilmiş buluş yöntemi ile taktik beceri öğretimine girer. Kazanılan top sonrası rakip takımın kendi yarı alanında yerleşmesine fırsat vermeden iki veya üç pas ile hızlı oyun oynanması doğrultusunda planlanmış olan taktik bir çalışmada, kısa ve çabuk oyun başarılmış olsa dahi “rakip ileriye çıkmış durumda, orta alan markaj altında başka ne yapabiliriz” sorusu kadar, rakip durumundaki oyuncuların her defasında biraz daha baskılı oynamalarının ve kademe derinliğinin bozulmasının sağlanmasının planlanmış olması da bir yönlendirme olarak kabul edilmelidir.

Kısaltılarak yapılan alıntı için kaynak:
İ.Topkaya, "Futbolda Altyapı Eğitimi" Paradigma Akademi Yayınları, 2015.

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ 6. KATILIM YÖNTEMİ



Sporcu adayı çocuklara eğitim etkinliklerinde daha çok özgürlük tanımak ve onların ilgisini çalışmaya çekmek amacıyla uygulanan bir yöntemdir.

Bu yöntemde antrenör sporculara bağımlı olacakları bir ölçüt öne sürmez. Performans farklılıklarını dikkate almaz. Her sporcu kendi yetenek düzeyine göre hareketlere katılır. Bu yolla sporcular gerçek kapasitelerini öğrenerek kendilerine gerçekçi hedefler belirleyebilirler.

Bu anlayış doğal olarak sporcuların uygulamalara katılmaları için bir neden sunduğu gibi, onların bazı kıyaslama durumlarından rahatsız olmalarını engelleyeceğinden güdülemeyi de arttırabilecektir.

Bu Yöntemin Amaçları;
• Sporcuların katılımının sağlanması,
• Bireysel farklılıklara dayalı bir ortam oluşturulması,
• Kişinin beceri seviyesinde harekete başlama fırsatı bulması,
• Kişinin amaçladığı ile performans gerçeği arasındaki bağlantıyı görmeyi öğrenmesi,
• İleri düzeyde bireyselleşme sağlamadır.

Uygulama Evresi;
• Anlayışı sunarak ortam hazırlanır.
• Yöntemin asıl amacı bildirilir.
• Sporcunun görevleri açıklanır.

Değerlendirme Evresi;
• Sporcular ölçüt çizelgesini kullanarak performanslarını değerlendireceklerdir. Bu aşamada sporcular ile iletişim kurmak ve geribildirim vermek gerekir.

Yöntemin Yararları;
• Bu yöntemin kullanılması antrenörün katılım anlayışını kabul ettiğini gösterir.
• Antrenör karşıt olmama düşüncesini ve anlayışını genişletebilir.
• Öğrenme ortamı sporcunun amaç ile gerçeklik arasındaki ilişkiyi denemesine yönelik olarak düzenlenmesi anlamına gelir.
• Sporcu amaç ile gerçek arasındaki farkı azaltma yönünde öğrenme fırsatına sahiptir.
• Diğerlerinden daha fazla veya daha az yapmanın kabul edilebilirliği öğrenilir. Rekabet, diğerlerine karşı değil, kişinin kendisine ve kendi standartlarına, becerilerine, amaçlarına karşı verdiği rekabettir.

Katılım yöntemi altyapı eğitim süreçlerinin özellikle temel altyapı eğitimi 1. ve 2. evrelerinde yoğun olarak kullanılması önerilen ve çocuklar açısından yararlılıkları büyük olacak bir öğretim yöntemidir.

Çocuklar bu evrelerde birbirlerinden çok farklı gelişim özellikleri sergileyebilirler. Dolayısıyla bazı çocukların bazı hareketlere ve oyunlara katılımlarının sağlanabilmesi aynı düzeylerde olamayabilir. Bu durumda her çocuğun etkin kılınabilmesi söz konusu etkinliğin çocukların gelişim özelliğine göre düzenlenmesini gerektirebilir.
Bunun iki tekniği vardır. Ya etkinlikler çocuklara göre düzenlenecektir ya da etkinliğin içinde çocuklara uygun roller bulunacak ve koyulacaktır.

Katılım yöntemini ilerleyen altyapı dönem ve evrelerinde taktik öğretim etkinlik ve uygulamalarında çocukların futbol oyununa ilişkin mevkilere göre oyun, görev ve sorumlulukların sergilenmesi gerektiği zamanlarda kullanmak fayda sağlayabilecektir.

Her çocuğun daha iyi olduğu, kendini daha yeterli hissettiği durum, bölge ve hareket becerilerine göre hazırlanan etkinlikler çocukların daha iyi performans göstermelerine neden olacağından ilerleyen süreçlerde özellikle gelişim altyapı dönem ve evrelerinin sonlarına doğru savunma, orta alan veya forvet oyuncu kimliği oluşturmalarını kolaylaştıracaktır.

Katılım yöntemi için teknik beceri uygulamaları açısından çok basit bir örnek vermek gerekirse; Topun hedefe atılması gerektiği durumlarda hedef mesafesinin veya hedef büyüklüğünün çocuklara göre ayarlanmasını gösterebiliriz.

Ya da bir çocuğun seken topa vole çalışmasında diğer çocuğun kendisine atılan topa vole vurma çalışması aynı anda farklı beceri düzeylerine sahip iki çocuğun etkinliğe katılımını sağlayacaktır.

Taktik beceri açısından topa sahip olunduğunda alınacak pozisyonlara ve sorumluluklara ilişkin görev dağılımlarının kolaydan zora doğru dağıtılması veya herkesin daha becerili olduğu davranışlar göz önüne alınarak bir taktik çalışma uygulaması katılım yönteminin kullanıldığı uygulama örnekleridir.

Kaynak: İ.Topkaya, "Futbolda Altyapı Eğitimi" Paradigma Akademi Yayınları, 2015.

3 Mar 2016

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ (KENDİNİ DEĞERLENDİRME YÖNTEMİ)


Bir öğretim yönteminde sporcuların eğitim uygulamaları sürecinde ve dışında deneyimler yaşayarak kendilerini değerlendirme fırsatının yaratılması amaçlanmaktadır. Sporcuların antrenörün belirlediği ölçütlere göre, edindikleri becerileri kendi başlarına uygulama ve verilen ölçütlere göre kıyaslayarak bir değerlendirme yaparak kendi performanslarını geliştirebildikleri öğrenim yoludur.

Sporcular bu yöntemde kendi başlarına çalışırlar. Antrenör alıştırma yönteminde olduğu gibi görevlerinden bazılarını sporcuya aktarır. Sporcunun gözlem kartları yardımıyla kendi başına yapmış olduğu gözlem, uygulama bitiminde değerlendirmek için kullanılır. Hareketi bağımsız olarak uygulayan sporcu, hem zihinsel hem de fiziksel performans açısından kendisini daha fazla geliştirir. Bu yöntem aynı zamanda sporcuya sorumluluk bilinci de kazandırır.

Bu Yöntemin Amaçları;
Kendini denetleme yönteminde ortaya çıkan antrenör-sporcu ilişkileri ile yeni bir durum yaratılmaktadır. Sporculara daha fazla karar devredilmekte ve bu kararlar daha fazla sorumluk gerektirmektedir. Kendini denetleme yöntemi, sporcuları yeni hedeflere yöneltmeyi sağlamaktadır.

Yöntemin içeriği;
•Kişinin kendi performansının farkında olmasını sağlamak ve geliştirmek,
•Kendi performansını gözlemlemeyi öğrenerek ve daha sonra ölçütlere göre bir değerlendirme yaparak bedensel beceri farkındalığı geliştirmek,
•Sporcuyu dönütün dış kaynaklarına tamamen bağımlı olmaktan uzaklaştırmak; dönüt için kişinin kendisine güvenmeye başlamasını sağlamak,
•Bireysel gelişim için ölçütler kullanmak,
•Kişinin kendi performansı ile ilgili dürüstlüğünü ve nesnelliğini korumasının sağlanması,
•Farklılıkları ve kişinin kendi sınırlarını kabul etmesi,
•Uygulama ve değerlendirme evrelerinde sporcunun kendine devredilen kararları vermesi ile bireyselleşme işlemini devam ettirmesidir.

Bu Yöntemin Yapısı;
Sporcular işbirliği ile öğretim yönteminin gerektirdiği şekliyle ölçütleri birlikte çalıştığı eşine dönüt sunmak için kullanmayı öğrendiğine göre, bir sonraki aşamada ölçütleri kendine dönüt sunmak için kullanabileceklerdir. Bu nedenle bu yöntem aynı zamanda “kendini denetlemektir”. Bu yöntemde herkes çalışmaları alıştırma yöntemindeki gibi uygular ve daha sonra kendisi için var olan ölçütlere bakarak değerlendirme kararlarını verir. İşbirliğine dayalı öğretim yönteminde ise bilindiği üzere karşılaştırma ve sonuçlar çıkarma becerileri, her sporcu tarafından kendi performanslarını denetlemek için kullanılır. Bu yöntemde, antrenörün görevi hazırlık evresinde bütün kararları, özellikle de konuyla ilgili kararları vermektir.
Kendini Değerlendirme Yönteminin Uygulanması;
Kendini değerlendirme yönteminde bir bölümün, belki de en çok göze çarpan özelliği, önceki iki yöntemin bir devamı olmasıdır. Sporcular bu teknikleri kullanarak, kendilerini değerlendirme becerisini eninde sonunda kazanırlar. Alıştırma yönteminde, alıştırmayı yapmayı öğrenirler. İşbirliğine dayalı öğretim yönteminde, ölçüt kullanmayı ve bir eşe dönüt sunmayı öğrenirler. Kendini değerlendirme yönteminde ise, sporcu aynı becerileri kendini değerlendirmek için kullanır. Bu, sporcunun sıralı bir şekilde alıştırmadan işbirliğine, işbirliğinden kendini değerlendirmeye geçmek zorunda olduğu anlamına gelmez ancak becerileri oluşturmaya kesinlikle yardım eder. Kendini değerlendirme yöntemindeki bölümler sayesinde sporcular alıştırmayı uygularken neleri yapıp neleri yapmadıklarını görerek özgüvenlerini arttırma şansı bulurlar.

Uygulama;

Hazırlık Evresi
Bu yöntemde, hazırlık kararlarının hepsini antrenör verir. Hangi alıştırmaların uygun olduğu ile ilgili ve sporcunun kullanacağı ölçüt çizelgesi ile ilgili kararları antrenör önceden belirler.

Uygulama Evresi
•Antrenör sporcuları toplar.
•Yöntemin amacını anlatır.
•Sporcuların görevlerini anlatır. (Kendini denetleme ile ilgili kararlar açıklanır ve kendini değerlendirmeye ayrılan zamana dikkat çekilir.
•Antrenörün görevleri anlatılır.
•Alıştırmalar sunulur.
•İlave bilgiler açıklanır.
•Ölçütler belirlenir (Örneğin; sayı, hedef, hız, mesafe, doğruluk, beceri düzeyi gibi nitel ve nicel ölçütler).
•Alıştırmalar başlatılır.

Değerlendirme Evresi;
Her sporcu alıştırmayı uygularken, ölçüt çizelgesi kullanımı da başlar. Her bir sporcu kendi hız ve ritmine bağlı olarak, kişisel dönüt için ölçüt çizelgesini ne zaman kullanacağına karar verecektir.
Değerlendirmede antrenörün görevleri şunlardır:
•Sporcunun alıştırma uygulamasını gözlemlemek.
•Sporcunun kendini denetlemek için ölçüt çizelgesini kullanmasını gözlemlemek.
•Kendini denetleme işleminde yeterlik ve doğruluk ile ilgili olarak sporcu ile iletişime girmek.
•Çalışmanın sonunda dönüt sunmak (kapanış). Bu dönüt, bütün gruba yöneliktir ve görevlerini yerine getirmeleri ile ilgili genel ifadeler içerir.

Bu Yöntemin Sonuçları;
•Antrenör sporcunun bağımsızlığına önem verir.
•Antrenör sporcunun kendini denetleme sistemini geliştirme becerilerine önem verir.
•Antrenör bu işlem sırasında sporcunun dürüstlüğüne güvenir.
•Antrenör alıştırmalarının uygulanmasının yanı sıra, kendini denetleme işlemi ile ilgili sorular sormak için de yeterli sabra sahiptir.
•Sporcu kendi başına çalışabilir ve kendini denetleme işlemine katılabilir.
•Sporcu kendi sınırlarını, başarılarını ve başarısızlıklarını belirleyebilir.
•Sporcu kendini denetlemeyi, gelişim için dönüt olarak kullanabilir.
Altyapı eğitim süreçlerinde her dönem ve evre için kullanılması yararlı olacak bir öğretim yöntemidir. Ancak her dönem ve evrenin gelişim özellikleri ve futbola ilişkin öğrenilmesi/kazanılması gereken becerilerin neler olduğunun göz önüne alınması ön koşuldur. En az bunun kadar önemli diğer ön koşul ise altyapıdaki her dönem ve evre için, çocukların kendilerini değerlendirmede kullanacakları ölçütler oluşturulması gereğidir. Bu ölçütler gelişim düzeyi ve futbol alanı ile ilgili o dönem ve evrenin gerektirdiği çerçevenin dışına çıkmamalıdır. Aksi durumda dönem ve evrelerin gelişim düzeyleri göz önüne alınmaksızın ve futbola ilişkin kazanılması beklenilen konu ve becerilerin dışına çıkılan bir ölçme değerlendirme bu yöntemin amacına uygun olarak kullanılmasını engelleyecektir.

Örneğin;
•Kullanılan ayakta 50 kez top sektirme sayısı, kullanılmayan ayakta 30 kez top ektirme sayısı, iki ayağın birlikte ve eşit olarak 40 kez top sektirme sayısı, ayakta top sektirerek 20 metrelik mesafeye yürünmesi veya 30 metrelik mesafeyi hem top sektirerek hem de hafif koşarak kat etme,
•Belli bir mesafeden 20 kez yapılacak plase vuruşun her 5’inin kalenin köşelerine gönderilmesinin sağlanması, en az 3’er plasenin isabet kaydetmesinin istenmesi ölçütü,
•Oyun anında herkesten en az 20 kez isabetli pas yapmasının veya 8 kez top kazanmanın istenmesi
•30 metrelik mesafenin top ile en az 5 kez temas ederek belli zaman dilimi içinde geçilmesi ya da slalomlu 20 metrelik bir top sürme parkurunun belli zaman dilimi içinde geçilmesinin istenmesi gibi daha onlarca teknik, taktik ve biyo-motor beceri gelişimine yönelik ölçütler oluşturularak çocukların kendilerini değerlendirme yolu ile çalışmaları sağlanabilir.

Burada antrenör için en önemli iş daha önce söz ettiğimiz gibi çocukların kendilerini değerlendirmede kullanılacak ölçütlerin doğru, bilimsel ve amaca uygun olarak oluşturulmasıdır. Bunun için yaş grubu gelişim özelliklerinin bilinmesi ve futbola ilişkin teknik, taktik ve biyo-motor gereklilerin bilincinde olunması olmazsa olmaz koşuldur. Pratik olarak bu konuda en iyi çözüm yaş grupları deneysel çalışmalardır. Çan eğrisi tekniği yanı sıra her çocuğun kendi değerlendirme ölçütünün oluşturulması o ölçüte göre kendini geliştirilmesinin sağlanmasıdır.

Kaynak: İ.Topkaya, "Futbolda Altyapı Eğitimi, Paradigma Akademi Yay., 2015

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ (GÖSTERİP YAPTIRMA YÖNTEMİ)


Bu yöntem, alıştırmayı öğretenin kendisinin yapmasının (demostrasyon=canlandırma) yanı sıra bir başkası aracılığı ile canlandırılmasının sağlanması ve bunlara ek olarak video, televizyon, sinevizyon, veya resim/fotoğraf yoluyla üçüncü bir kişinin yapması gibi model gösterme tekniklerini içerir ve öğrenenin gördüğü uygulamayı gerçekleştirmeye çalışması esasına dayanır.

Bu yöntem bir konuya ilişkin bilgilerin açıklanması ve bu bilgilerin beceriye dönüştürülebilmesi için gerekli uygulamaların yapılması aşamasında ve daha çok uygulama düzeyindeki davranışların kazanılmasında kullanılır.

Özellikleri:
•Gösteri antrenör merkezli, yapma işlemi ise sporcu merkezlidir.
•Bu yöntem sporcuların motor becerileri kazanmalarında etkilidir.
•Sporcular becerileri yaparak yaşayarak öğrenirler.
•Öğretene/gösterene bağımlılık ve gösterilen davranışın gösterildiği şekliyle kopyalanmaya çalışılması, yaratıcılığı ve stil oluşturmayı geciktirebilir.
•Bu yöntemin özellikle taktik öğretimde ağırlıklı olarak kullanılması taktik davranışların gösterildiği gibi gerçekleştirilmesine (otomasyona) neden olacağından, gerçek oyun içerisinde durumun gerektirdiği farklı taktik becerileri ve yaratıcı taktik becerileri sergileme özelliğinin kazanılmasını geciktirebilir veya engelleyebilir.

Yöntemin Özü: Yaptırılacak/öğretilecek bir hareketin, becerinin öğreten tarafından gerçekleştirilmesi veya gösteriminin sağlanması, öğrenenin ise gösterileni taklit etmesi esasına dayanır.

Söz konusu öğretim yöntemi motor öğrenme ile ilgili olarak etkili öğretim yollarından birisidir. Çünkü motor davranışları en iyi uyarılma biçimi görmektir. Bir motor davranışı sınamadan ve denemeden önce nasıl yapıldığının görülmesi “yaparak öğrenmeyi” sağlayan veya kolaylaştıran en önemli girdilerdendir. Yine motor bir davranışı girdiye bağlı olarak en iyi algılama biçimi gördüğünü yapmadır.

Futbol altyapı eğitiminin tüm dönem ve evrelerinde kullanılabilir. Özellikle temel ve gelişim altyapı evrelerinde bazı çocukların kişisel olarak “görerek öğrenme” eğiliminde olmaları, bir hareketi gerçekleştirebilmek için model almayı benimsemiş olmaları bu yöntemin kullanılmasını gerekli kılar.

Gelişim altyapı evrelerinde ise tüm teknik ve temel taktik öğretim etkinliklerinde yararlanılması gereken bir yöntem olup, performans altyapı eğitimlerinde ise sistem ve dizilişlere ilişkin yaralanılması gereken bir yöntemdir. Çünkü diziliş oyun içindeki sorumluluğu, sistem ise oyun nasıl kurgulanacağını belirleme işidir. Bunun için gösterme ve görme faaliyeti, gerçekleştirebilmeyi kolaylaştıracaktır. Çünkü diziliş ve sisteme ilişkin davranışların öncelikle zihinde canlandırılabilmesi çok önemlidir. Bunun için gösterme yaklaşımı önemli bir yoldur.

Kaynak: İsmail Topkaya, "Futbolda Altyapı Eğitimi" Paradigma Akademi Yay. 2.baskı, 2015

OYUN ALANLARININ YAPISI VE UYARAN İLİŞKİSİ

Oyun alanlarındaki, kazaya sebep olma olasılığı olan nesnelerin kaldırılmasına yönelik eğilim, diğer bir açıdan bakıldığında çocukların sab...