1 Eki 2016

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖLÇME DEĞERLENDİRME


Eğitim süreçlerine ilişkin gerçekleştirilen öğretim ve öğrenme etkinliklerinin amacına uygun olup olmadığının saptanması için kurumsal değerde öneme sahip bir iş olan “ölçme ve değerlendirme” çok ciddiye alınması gereken bir iştir.

Ancak eğitimin önemli bir parçası ve bütünleyicisi olan ölçme/değerlendirme, amaca uygun olarak gerçekleştirilmediğinde yararı olmayan, hatta sakıncalar doğurabilen bir uygulamadır. Çünkü olumlu ya da olumsuz yargıya varacağınız değerlendirmede kullanılan ölçme araçlarının doğruluğu veya bu ölçme araçlarını oluşturan ölçütlerin gerçekleştirilen eğitimin öğretim ve öğrenmeye yönelik olup olmaması kadar, verilen eğitimin gerçek yaşam ile ilgili amacına uygunluğunu ölçüp ölçmemesi ile de ilgilidir.

Futbolda altyapı eğitiminin içeriği yanında, bu içeriğin yaş dönem ve evrelerine göre planlanmış olup olmadığı, gerçek yaşam ile ilişkilendirilip ilişkilendirmediği gibi stratejik öneme sahip konular dışında eğitim sürecinin devam ettiği koşullar, olanaklar değerlendirme ölçme araçlarını ve ölçme araçlarını oluşturan ölçütleri geçerli ya da geçersiz kılabilecektir.

Futbol altyapı eğitim içeriğinin olması gerektiği biçimde en doğru ve bilimsel temelden hareketle yürütüldüğü durumlarda belli dönem ve evrelerde yapılacak değerlendirmeler için kullanılacak ölçme araçları ve bu araçlarda yer alan ölçütler söz konusu eğitim içeriği göz önüne alınarak gerçekleştirilmelidir. Bu durumda verilen eğitimin ne denli sağlıklı sonuçlar ürettiğini somut olarak görmek mümkün olabilecektir. Burada esas olan çocukların öngörüldüğü şekilde yaş düzeylerine uygun bir gelişim kaydedip etmediklerinin saptanması kadar, çocukların olumlu bir değişim içinde sürekliliği gösterip göstermedikleri konusunda düşünce sahibi olabilmektir. Çocuklarda beklendik ölçülerde gelişim amaçlı olumlu bir değişimin saptanması veya saptanmaması çocukların sorgulanmasından çok eğitim içeriğinin veya eğitim uygulamalarının sorgulanması anlamına da gelmelidir.

Kıyaslamacı ölçme değerlendirme bağlamında başka bir eğitim içeriğine bağlı olarak hazırlanmış ölçme ve değerlendirme uygulamaları sizin eğitiminizi değil, başka eğitim programları karşısındaki durumun gözden geçirilmesi anlamında yararlar sağlayabilir.
Futbol altyapı eğitiminde ideal olan ölçme değerlendirme sürece bağlı olarak kesin yargılardan uzak, altyapı yaş gruplarına yönelik olması gerektiği gelişimleri gösterip göstermediklerini ifa edecek olan bir ölçme ve değerlendirme anlayışıdır.

Eğitim sürecinde parçalar halinde ve eğitim süreci bütünün sonunda elde edilen ürünler üç biçimde ortaya çıkabilir. Bunlar;
*İstendik ve yeterli düzeyde oluşmuş davranışlar,
*İstendik fakat yetersiz düzeyde kalmış davranışlar,
*İstenmeyen davranışlardır.

Sistemde yukarıda yazılı ikinci ve üçüncü davranış türlerinin ortaya çıkması, bu sistemin kontrolünü zorunlu kılmaktadır. Bu kontrol değerlendirme ile mümkündür. Buna göre, değerlendirme eğitim sisteminde istenmeyen ve yetersiz olan ürünlerin (davranışların) neler olduğunu ve bunların kaynaklarını ortaya çıkaran bir uygulamadır.
Bu anlamda ölçme ve değerlendirme eğitim sisteminin işleyişinin izlenmesi, kontrol edilmesi ve gelişiminin sağlanması bakımından çok önemlidir.

Değerlendirmenin yapılabilmesi için ölçmeye ihtiyaç vardır. Ölçme, en genel tanımıyla bir niteliğin gözlenerek sonuçlarının sayı ya da sembollerle gösterilmesidir. Ölçme bir özellik ya da bir oluşumun oranını gösterir. Ölçmenin tanımından bir niteliğin ölçülebilmesi için onun gözlenmesi gereği anlaşılmaktadır. Niteliklerin gözlenmesi işi, ya doğrudan duyu organları ile ya da araçlar yardımıyla yapılır.

Ölçme yapmak, varlık veya olayın ölçülmesi istenen özeliğini, bu özelliğin ölçülmesine yarayan bir ölçeğin birimleri ile belli bir şekilde karşılaştırması demektir. Değerlendirme ölçme sonunda bir hüküm vermek için yapılan işlemdir. Ölçme, değerlendirmeye olanak sağlayan sayısal ifadeleri hazırlar ve değerlendirmeyle bir anlam kazanır.
Ölçme ve değerlendirmenin yararları;
*Antrenöre sporcuyu tanıtır.
*Sporcuya durumunu bildirir.
*Antrenörün geleceğe ilişkin planlamalar yapmasına kaynaklık eder.
*Altyapı eğitim hizmetinin daha nitelikli yapılmasını sağlar.
*Antrenörün daha iyi bir şekilde rehberlik yapmasını sağlar.
*Antrenörün kendisini tanımasını sağlar.
*Ebeveynlere çocuklarının durumu ve gelişimi ile ilgili bilgi sağlar.
*Sporcuların kendi içinde bireysel gelişimi ve öğrenme profilini ortaya çıkarır.

Öğretim süreçleri ve öğretim ve öğrenme süreçlerinin evre ve dönemleri ile ilgili değerlendirmeler sporcuların hangi kazanımları elde edip etmedikleri, diğer bir söylemle istendik ve yeterli düzeyde davranış oluşturup oluşturmadıkları ile ilgili bazı veriler sağlar. Bu veriler aynı zamanda öğretimin etkililiği yani öğretim programı ve eğitici antrenörler ile de ilgili geribildirim anlamına gelmektedir.

Ölçme sonucunda yapılan değerlendirmeler genel olarak;
*Biçimlendirme ve yetiştirmeye yönelik olarak yapılan değerlendirmelerdir.
•Ana görevi öğretim sürerken her ünite veya konudaki öğrenme eksiklerini ve güçlüklerini belirlemektir.
•Bu tür değerlendirmelerde not verilmez/ yargıda bulunulmaz.
•Bu değerlendirme sonunda belirlenen öğrenme eksiklikleri öğrencilere bildirilir ve eksikleri giderici önlemler alınır.
•Böylece öğretimi öğrencilerin öğrenme hızına göre ayarlamak mümkün olur.
•Eksiklerin bir sonraki öğrenme sürecinden önce tamamlanmasına öğrenmelerin izlenmesi denir. Bunun için yapılması gereken öğrenme eksiklerinin belirlenmesidir.
*Değer biçmeye yönelik değerlendirmelerdir.
•Öğretim süreci, öğretim evre ve dönemleri sonunda programın öngördüğü hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığını belirlemek için yapılan değerlendirme türüdür.
•Bu tür bir değerlendirmenin sonunda öğrenci, antrenör ve program hakkında bir yargıya varılır.
•Bu değerlendirme türü ünite/konular ya da bazı beceriler sonlarında yapılan izlemelerden farklıdır.
•Bu değerlendirme türü bir çalışmayı / etkinliği ya da bir kaç çalışmanın / etkinliğin tamamını da kapsayabilir.
•Elde edilen sonuçlara bakılarak planlanmış hedefler doğrultusunda ne derece ilerleme sağlanabilmiş olduğu ortaya konabilir.

Futbol altyapı eğitimleri esas olarak çocukların gelişim düzeylerine uygun olarak futbol ile ilgili başta biyomotor beceriler olmak üzere, futbol oyunu ile ilgili tüm gereklilikleri iyi şekilde oluşturmayı amaçlar. Bu bağlamda;
*Temel (Genel) hareket becerileri,
*Özelleşmiş hareket becerileri
*Algısal motor yetiler,
*Koordinatif yetiler,
*Futbol temel teknik becerileri,
*Oyun becerileri, oyun düşünce becerileri ve oyun içi yaratıcı davranış becerileri,
*Taktik davranış becerileri,
*Motor yeterlik ve verimlilik
Gibi gelişim özelliklerinin gerçekleştirilen eğitim süreci boyunca değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmeler için bazı ölçmeler bu ölçmeler içinde bazı ölçme araçları ve bu ölçme araçları içinde bazı ölçütler kullanmak gerekir.

Futbol Altyapı Eğitim Süreçlerinde Kullanılması Gereken Bazı Ölçme Araçları
Genel olarak eğitimde ve özel olarak da spor ve futbol altyapı eğitimlerinde çocukların ve gençlerin verilen eğitime bağlı olarak elde etmeleri beklenen kazanımları süreç ve ürün açısından kontrol etmek gerekir. Bunun için kullanılan birçok ölçme aracı söz konusudur. Bunlardan futbol altyapı eğitiminin çok uzun bir süreç olduğu ve bazı özelliklerin gelişiminin ve kazanılmasının bazı evrelerde ve dönemlerde gerçekleşmesi gereği göz önüne alındığında en uygun ve kullanılabilir ölçme araçlarını dört başlıkta toplamak mümkündür. Bunlar; “Gözlemler” “Kontrol Listeleri”, “Gelişimsel Derecelendirme Ölçekleri” ve “Performans Testleri”dir.

Kaynak: İ. Topkaya "Futbolda Altyapı Eğitimi" Paradigma Akademi Yayınları, 2015.

13 Eyl 2016

OLGUNLAŞMA NEDİR?


OLGUNLAŞMA;BİR İŞİ YAPABİLMEK İÇİN O İŞİN GEREKTİRDİĞİ GELİŞİM ÖZELLİĞİ YETERLİLİĞİNE ULAŞMAKTIR...

Çocuk bir hareketi veya istenen bir davranışı gerçekleştiremiyorsa, bir eğitimcinin görevi o hareketi veya istenen davranışı gerçekleştirmeyi sağlamak için uğraşmak değildir.
Çünkü eğer çocuk o düzeyde değilse ne yapılırsa yapılsın çocuk asla başaramayacaktır.
Çünkü ortada başarılacak bir durum için gereken koşullar ve hatta başarılacak bir amaç yok demektir.
Bu durumlarda eğitimcinin yaptığı ısrar ve zorlamalar çocuğa eziyettir...

Çocuklar bir hareketi veya istenilen davranışı gerçekleştirme düzeyine ulaştıklarında bunu gerçekleştirirler.
Bu gelişim düzeyini çoktan geçmiş ama hala yapamayanların sorunu ise gecikmiş öğrenme yoksunluğu olarak tanımlanır.
Çünkü ilgili hareket ve davranış ortamı ile karşılaşılmamış olmanın bir sonucudur ve bu başka bir durum yansımasıdır.
Bu durumda olanların bir hareketi veya istenilen bir davranışı yapamıyor oluşları giderilebilir ve yapmaları elbette sağlanabilir. Ama kalitesi ne düzeyde olur onu ancak zaman gösterebilecektir. Bir de çocukların telafi edebilme potansiyelleri...

Olgunlaşma insan hayatını gelişimi boyunca bebeklikten ağırlıklı olarak ilk gençlik yıllarına kadar bir işi yapabilmek için o işin gerekli kıldığı tüm becerileri/davranışları yapabilme gelişim düzeyine ulaşma demektir.
Zihinsel gelişim, İskelet, Kas ve elbette asıl işlevsel olan sinir sisteminin gelişimi ile ilgili bir konu olup, asla öne çekilemez.

Öne çekilemeyeceği için çocuklarda bir işi zamanında yaptırabilmek stratejik öneme sahiptir.
Özetle çocuklar yapabileceklerini yaparak öğrenmelidirler.
Eğitimciler ise çocuklardan yapabileceklerini ilişkin eğitim ortamları hazırlayarak onların gelişimlerine katkıda bulunabilirler.
Çocukların anlamadıkları, gerçekleştirmedikleri ve cevap veremedikleri şeyleri onlardan istemek kötü bir eğitimcilik örneğidir.

Çocuklar yapamayacakları şeyler için zorlanarak daha başarılı olamazlar.
Yapabileceklerini her defasında yapabilecekleri seviyelerde arttırarak ve onları da yapmaları sağlanarak başarılı olurlar.

YENİLİRKEN DE, YENERKEN DE ASIL KAZANIM; YENİ BİR ŞEY ÖĞRENMEKTİR



Çocuklar ve gençler oyunlarda ve müsabakalarda yenilebilirler.
Bu hiç dert değil...
Eğer yenilirken bir şeyler öğrenmemişlerse, işte bu derttir.
Çünkü asıl yenilgi budur. Çünkü müsabaka süreci boşa gitmiş demektir(*).

İnsanlar yenilirken bir çok şey öğrenirler.. Bu sanıldığı gibi yenilmemeyi öğrenmek falan değildir.
Yaptığın iş her neyse hem o açıdan, hemde kişisel açıdan gelişime yönelik yeni bir şeyler elde edebilmektir.
Yani sonraki sürece daha hazır hale gelmektir.
Aynı şey yenerken yani kazanırken de geçerlidir.
Çocuklar ve gençler müsabakayı kazanabilirler.
Ama müsabakayı kazanırlarken yeni bir şey öğrenmemişlerse, kazanmaları çok anlamlı değildir. Sadece bir müsabaka kazanmışlardır. Ve bu onların iyi olduklarını ve ileride iyi olacaklarını göstermez.
Çünkü sadece maç kazanmak sonraki maçları kazanmak anlamına gelmemektedir.
Üstelik geleceğe hazır hale gelmek için yeni bir şeyler öğrenmiş olma anlamına hiç gelmemektedir.

Altyapılarda çocuklara ve gençlere yerleştirmemiz gereken ruh ve düşünce bu olmalıdır. Her durumda bir şeyler öğrenmeye çalışmak...
Bu ders almaya eğilimli olmayı becerebilmek olabilir,
Bu yeni bir hareket veya davranış görmüş veya denemiş olmak olabilir,
Bu nerede ve neden hata yaptık sorusunu cevaplayabilmek olabilir,
Bu karşındakilere saygı duymak nasıl olur olabilir,
Bu eleştiri ve özeleştiri yapabiliyor olmak olabilir,
Bu bazı denenceleri denemek ve sonuçların görmek olabilir,
Bu eksiği ve fazlalığı fark etmek olabilir,
Bu kendi özelliklerinin zayıflığını ve yeterliliğini fark etmek olabilir...

Özetle yenmeler ve yenilmeler öğretici olmalıdır. Acı ve gereksiz çoşku değil...

(*) Müsabaka öncelikle oyun demektir ya da oyun olmalıdır.. Oyunu çıkarırsanız geriye sadece yarışma kalır. Sadece yarışmak insanın doğasına uygun olmayan bir eylem ve etkinliktir.

ÇOCUKLAR BASKI ALTINDA OLMAMALI..


Okullardaki eğitim sistemimiz hatalı. Okul öncesinden tutunuz Üniversite düzeyine kadar bu sistem çocukların ve genç insanların kendilerini gereğinden fazla baskı altında hissetmelerine neden oluyor...

Seçme, eğitim verme süreçleri, ölçme değerlendirme gibi ne kadar süreç varsa her birisi çocuk ve gençleri aşağılayan, rencide eden, yarıştıran, cezalandıran, yetersiz ve başarısız hissettiren uygulamalar ile dolu..

Hiç bir çocuk ve genç okul sisteminde kendisini geliştirme ve aşma peşinde değil..
Çünkü böyle bir eğitim anlayışı çocukların ve gençlerin kendilerini geliştirmiş olmaları ile değil belirlenmiş bir ölçüte göre değerlendiriyor.

Futbol altyapı eğitimleri de bu genel anlayışın en kötü ve kaba olarak uygulandığı eğitim alanları.
Çocuklar ve gençler kendilerini geliştirmek yerine yakınındaki arkadaşından daha iyi olmak amacı ve duygusu içinde.
Oysa bu hem bir baskı, hen iç stres ve hem de mutsuzluk kaynağıdır.

Oysa altyapı eğitimlerinde eğitim süreçleri ve ölçme değerlendirmeler mutlaka çoğunlukla çocukların bir önceki durumları ile kıyaslanarak yapılmalıdır.

Bu anlayış ile gerçekleştirilen eğitim süreçlerinde çocuklar kendileri ile ilgili olacaklar, arkadaşlarını ise rakip olarak değil partner olarak göreceklerdir. Yardımlaşma, özgüven ve takım olma açısından da elde edilecek verin olağanüstü boyutlarda artacaktır.

Unutmayalım ki; 7'den 70'e her insan stres altında hem mutsuzdur hem de daha başarısız...
Not: Baskının tersi serbestlik ya da başı boşluk değildir...

İlkeler, kurallar başka şeylerdir ve bunlar baskı oluşturmaz.. Yeter ki eşit uygulansın ve yaş düzeyine uygun olsun..

26 Ağu 2016

ÜSTYAPI-ALTYAPI İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA BİR NOT



ALTYAPI VE ÜSTYAPI BİRBİRİNİ TAMAMLAYANDIR..
BİRBİRİNE ENGEL OLAN DEĞİL...

ENGEL OLDUĞU İMAJINI YARATAN ŞEY; ÜSTYAPI TAKINTISINA KAPILMIŞ ŞÖHRET DÜŞKÜNÜ YÖNETİCİ DAVRANIŞLARIDIR.

"Ben altyapıyı üst yapı için istiyorum" lafı doğru bir laftır. Belki am olması gereken bir cümle değildir ama hedef ve işleyiş bağlamında tutarlıdır.
Ama buna karşın "ben üstyapıyı altyapı için istiyorum" cümlesi ise ilk etapta sevimli ve sempatik bir ifade gibi gelse de, doğru değildir.

Üstyapılar altyapıların rol modelleridirler.
ÜSTYAPILAR ALTYAPILARIN VAR OLMA NEDENLERİDİR.
Ütyapılar hayatın kendisi, altyapılar hayatın devamını sağlayan metebolizmadır.
Üstyapınızın varlığı altyapılarınızın amaç ve hedeflerini oluşturmalıdır. Üstyapılar motivasyon ve çalışma gerekçeleridirler.

Bizde altyapı ve üstyapı hep karşı karşıya düşünülen kurum ya da birimlermiş gibi gösterilir. Sanki bu birimlerin birisinin varlığı diğerinin yok olmasının ya da önemsenmiyor oluş nedeni gibi algılanmaktadır.
Tabi bunun nedeni kulüplerimizin tüm ekonomik olanaklarını üstyapı için kullanıyor olmalarıyla ilgilidir. Üstyapıların popüler olmaya ve belli bir statü edinmeye ilişkin sunduğu imkanlardır.

Bunu daha karlı bir yatırım olarak gören kulüp yöneticileri biraz daha akıllı, sağduyulu ve geleceğe ilişkin düşünseler asıl yatırımın altyapılar olduğunu anlayacaklardır.

Özetle kulüp yönetim ve anlayış politikalarındaki yanlışlığı altyapı ve üstyapı ile ilgili bir tamlayan- tamlanan ilişkisi yerine birisini diğerini değersiz ve önemsiz kılmasına yol açan tutum ve davranışlar sergilemektedirler.
Altyapı ve üstyapı ilişkisinde sonuç olarak;
Birisi diğeri içindir. Diğeri ise o birisinin varlığı ile kendini devam ettiren ilişkisine dayalı bir bağlaşım olmak durumundadır.

ANTRENÖR ÖZELEŞTİRİSİ


SADECE SİSTEMİ ELEŞTİREREK GELİŞEMEYİZ... BİRAZ DA KENDİMİZİ ELEŞTİRECEĞİZ...

1. Türkiye'de antrenörler, özellikle de altyapı eğitimci antrenörleri olarak Erman Toroğlu ve türevi sözde "futbol adamlarını", bir çok futbolcu geçmişi olan kişilerin televizyonlardaki maç sonrası değerlendirmelerini ciddiye almayı ve amacı tamamen reyting olan programları izlemeyi ve gazetelerdeki hiç bir ölçütü olmayan sözde analizleri okumayı bırakmadıkça ve çok daha önemlisi "futbol birikimlerini ve uzmanlıklarını bunlara göre oluşturmayı reddetmedikçe futbolumuzun düzeyi öyle sanıldığı gibi tesis ve antrenöre iyi maaş vererek yükselmeyecektir.

2. Eleştirileri kabul etmeyi öğrenmedikçe, birileri farklı bir şeyler yazdığında veya söylediğinde hemen atılıp "hadi lan ordan" demeyi bırakmadıkça, tüm görüş ve düşünceleri ciddiye almadıkça ve her gün yeni bir şey öğrenmeyi alışkanlık haline getirmedikçe saha, malzeme ve çocuk iyi futbolcu yetiştirmeye asla yetmeyecektir.
3. Başkalarının başarısını kıskanarak, başkalarının hakkında sürekli olumsuz konuşarak, rekabet etmeyi karalamak ve rencide etmek olarak anladığımız sürece TFF dünyanın en iyi imkanlarını sunsa dahi bu ülkede iyi bir futbol düzeni kurulamaz.

4. İddialı olmak ile hırslı olmayı karıştırmadan, rekabeti etmeyi karşındakini yok etmek ya da bertaraf etmek olarak düşünmeden, başarılı olmayı para kazanmak veya paye elde etmek ile eş anlamlı görmeden ve her şeyden önce bulunduğun ortamda "fark yaratmayı" ve işini "doğru yapmayı" amaçlamadan diplomalarımızın ve belgelerimizin derecesi bizi iyi insan ve iyi eğitimci kılmayacaktır.

5. Haksızlığa ve adaletsizliğe kendi çıkarımıza olsa bile karşı çıkmayı beceremeden tüm payeler tüm şan ve şöhretler bizim olsa da Türkiye Futboluna bir şey kazandırmaz ve katma değer yaratamayız.
Önce insan, önce çocuk, önce adil oyun ve önce ilkeler felsefesini bireysel antrenör ahlakı ve davranışına dönüştürmek zorundayız.

Kalite ya da düzey önemlidir. Sonra kolektif çalışma ve paylaşımcılık esastır. "Ben" değil "biz" zihniyeti önemlidir.
Yani önce antrenör kalitesi ve düzeyi her şeyin başıdır, başlangıcıdır. Bu bir ön koşuldur.

BİR KEZ DAHA "TÜRKİYE FUTBOL ALTYAPI DİREKTÖRLÜĞÜ" ÖNERİSİ ÜZERİNE


Daha önce de bir paylaşımda önermiştik...
Türkiye futbolunun ihtiyacı "Türkiye Futbol Direktörlüğü" unvanı icat edip, buraya birisini atamak değildir.
Bir çok kategoride milli takımın olduğu ama buna rağmen asıl işi A milli takım olan birisine bu unvanı vermek, Türkiye futbolunun atılımı, değişimi veya dönüşümü için bir ivmeyi sağlamaz...

Ama bazı birimler önemlidir eğer önce kuruluşa sonra da kuruma dönüşürse.. O zaman o kuruma ilişkin unvan da hak edilmiş bir unvan olabilir.
İşte "Türkiye Futbol Altyapı Direktörlüğü" böyle bir alan ve işlevi olacak olan bir birim, kuruluş ve kurum olabilecek bir alan boşluğudur.

Bir çok işin ve alanın içi boş unvanını icat etmek ve bunu bir kişiye vermek göstermelik bir anlam taşır.
İşlevi, yararlılığı ve katma değer yaratan farklılıklar için önce kuruluş ve kurum sonra unvan gelmelidir.
İşi sadece temel altyapı, gelişim altyapı ve performans altyapı eğitimleri, seçimleri, pilot uygulamaları ve organizasyonları olan ve direkt TFF başkanlığına bağlı TÜRKİYE ALTYAPI DİREKTÖRLÜĞÜ ve bu direktörlüğe bağlı "Altyapı Eğitim Dönemleri Direktörlüğü"nün kurulması, yetki ve sorumluluk taşıması koşulu ile liyakat sahibi kişilerin buralarda görevlendirilmeleri ve kısa, orta ve uzun vadeli olmak üzere 10 yıllık bir planlamanın hemen devreye sokulmasıyla Türkiye Futbolunun geleceğine ivme kazanacaktır.

Federasyona bağlı FGM (Futbol Gelişim Merkezi) bu anlamda incelendiğinde ve ilgili çalışma alanlarına bakıldığında bu işi yerine getirecek bir birim olmaktan çok uzaktır.

FGM akademik ve program konusunda ve şu anki görevleri konusunda çalışmaya devam edebilir.
Bizim önerimiz ise tamamen altyapılara yönelik pratiğe ve somut uygulamalara yönelik bir yapılanma ve düzenleme ile ilgilidir.

Tam Öğrenme Modeline Giriş


ARDIŞIKLIK NE DEMEKTİR?
(Tam öğrenme modeli üzerine kısa bir giriş)

Ardışık ya da ardışıklık bir hareketin, bir düşüncenin öğretilmesi ve öğrenilmesi ile ilgili olarak kolaydan zora doğru anlamlı bir yakınlık ve ilişkiyle sıralanmasıdır.
Her teknik ya da taktik öğretim için gerekli olmayabilir.
Eğitimde tam öğrenme modeli dediğimiz ve şimdilerde terk ettiğimiz ama çok önemli ve vazgeçilmez bir öğretim ve öğrenme modelidir.

Ardışık sıralama;
Sadece bir teknik hareketin parçalara ayırıp sonra bunları kolay parçadan başlayarak zora parçaya doğru yapılıp sonra da birleştirmek değildir.
Asıl önemlisi teknik ve taktik bir öğretimde ve öğrenmede öğrenilen hareketin giderek daha kompleks olarak kullanılmasının sağlanmasıdır.

Örneğin;
Uyarılma, Kılavuz denetiminde yapma, Uygulama, Tekrar etme, Duruma uydurma ve Yaratma aşamaları düşünüldüğünde futbola ilişkin teknik ve taktik öğretimde
"at topu maç yapsınlar" "oyun ile eğitim" gibi başıboşluk ve serbestlikler aslında hiç bir şey yapmamak ve işi tesadüfe bırakmak ile neredeyse eş anlamlı yaklaşımlardır.
Oysa sadece oyun ile eğitim yaklaşımını benimsemiş olsanız da oyun içerinden bazı teknik ve taktik konuları uygulanmasını, tekrar tekrar yapılmasını, oyunun içinde değişen koşullara göre uygulanmasını ve çocukların veya gençlerin kendilerine özgü bir şekilde uygulamalarına imkan ve fırsat yaratacak ortamlar hazırlamak demektir.
Çocuk ve gençler bir tekniği tam olarak kullanmadan oyun içinde duruma nasıl uydurabilirler?
O halde oyunu öyle bir hale getirmemiz gerekir ki;
Söz konusu hareketi
-Uygulasınlar
-Tekrar tekrar uygulama fırsatı bulsunlar
-Oyun için nasıl gerekiyorsa öyle yapsınlar
-Kendi istedikleri yerde, şekilde ve amaçla yapsınlar..

ÖZETLE: EĞİTİMCİLİK
1. Ne gösterdiğim gibi yapın demektir,
2. Ne sürekli tekrar edin demektir,
3.Ne de sadece oyun oynayın demektir.
Her uygulamanın bir konusu, bir amacı ve bir sonucu vardır..
Ve mutlaka olmalıdır.

KALİTE-DÜZEY NEDİR?



KALİTE-DÜZEY NEDİR?
BİREYSEL KALİTE İLE KURUMSAL VE OYUN KALİTESİ İLİŞKİSİ NEDİR?

Kalite ve düzey dediğimiz şeyden kastımız davranış, iletişim, üretkenlik ve varlığın olumluluğu ve yararlılığı ile ilgilidir.
Kalite ve düzeyi sadece futbol oyunu açısından değil, bireysel günlük ve iş ile ilgili davranışlar açısından da el almamız en doğru olandır.
Gelelim asıl konumuza..

Bir insanın kaliteli olması demek o insanın varlığı ile ilgili her alanda ve her konuda düzeyli olması demektir.
Düzeyli olmak ise toplumsal standartları yüksek davranışlar sergilemek olarak özetlenebilir.
Futbol kalitesi açısından da durum benzerdir. Futbol kalitesi aslında oyun kalitesidir. Oyun kalitesi ise, futbola ilişkin teknik, taktik ve motor davranışların amaca ilişkin doğru, hızlı ve özellikle yararlı sonuç doğurması ve üretmesi için kullanılması anlamına gelir. Bunlar ne kadar yüksek ise oyun düzeyi yani futbol düzeyi yüksek olur.
Tüm bu saptamalardan sonra kalite ve düzey öncelikle bireyden başlayan ve bireyin işi ile ilgili olan ve ortaya çıkan ürüne yansıyan bir sonuç değil midir?

Bizler antrenörler ve oyuncular olarak bireysel anlamda öncelikle kaliteli ve düzeyli birer kişi olduğumuzda işimiz olan futbolu daha kaliteli ve düzeyli kılma ihtimali artmaz mı?
O halde kalitemizi arttırmak için düzeyimizi arttırmalıyız.
Ardından bu ister istemez yaptığımız işe yansıyacaktır.

Eğitimcilerin, oyuncuların konuşmadan tutun da, yürümeye, iletişim kurmaya, iş ahlakından, sorumluluğa ve başkalarına saygı duymadan kendilerini sürekli geliştirmeye yönelik bireysel kalitelerinin artması demek toptan bir düzey artışına neden olacaktır. Bu ise üretilen futbol işine doğrudan yansıyacaktır.
Kalite ve düzey açısından ikinci bir bakış açısı tersine yani tümden gelim bakış açısıdır. Yani kalite ve düzey ile ilgili kuralları, çerçeveyi ve içeriği belirlemek işleyişi standartlaştırmak ve bireyleri buna uymaya mecbur ederek bir süre sonra onların da kalite ve düzey artışlarına neden olmaktadır.
Bireyselden toplumsala, toplumsaldan da bireye yönelik bu kalite ve düzey meselesi bir arada yürütülmek ve işletilmek zorundadır.

Bizim futbolumuzun bir talihsizliği de buradadır.
Futbolu yeniden inşa ederken kalite ve düzey konusuna her iki açıdan da yeniden inşa ihtiyacı bariz olarak ortadadır.
Futbolun kaliteli ve düzeyli insanlara, İnsanların da kaliteli ve düzeyli futbol kurumlarına ihtiyacı büyüktür...

Avrupa nasıl başardı diye soruyorlar bazen?
İşte bu şekilde başardı...

Neden/Niçin? ve Nasıl Soruları


NEDEN?NİÇİN sorusu ve cevabı NASIL? sorusu ve cevabından daha önce gelir...Ve daha önemlidir...

ÖĞRETME İLE İLGİLİ NEDEN SORUSUNUN CEVABI NASIL SORUSUNUN CEVABINI DA DOĞRUDAN ETKİLER)

Altyapılarda bir anda çok şey öğretmek yerine zamana ve programa yayarak sistematik bir sıralama ile az şey öğreterek çok şeye ulaşmak en doğru olandır.
Her çalışmada çocuklara ve gençlere onlarca şey söylemek ve onlarca şey yaptırmak yerine,
Her çalışmada bir konu ve amaç koyup onunla ilgili bir şeyler söylemek ve yaptırmak daha kalıcı öğrenmeye neden olur.
Yapılanların birbiri ile ilişkilendirilmesi ise anlamlı öğrenme demektir ki; Çocuklar ve gençlerin asıl istediği ve beklediği budur.
Bunu neden ya da niçin yapıyorum?
Böyle yaparsam ne olur?
İşte bu duyguları tatmin eden eğitim çalışmaları sporcuları en tatmin eden çalışmalardır.
Çocukları karmaşıklıktan, kararsızlıktan, çözümsüzlükten kurtarmamız gerek. Bu futbol için de böyledir.
Çocuk ve genç teknik ve taktik çalışmalarda netleşmeli... Neden yaptığını anladığı an nasıl yapması gerektiğini daha çabuk daha kaliteli çözümler ve yapar.
Antrenörlerin çoğu çocukların ve gençlerin hatta büyüklerin "düşünemeyen sporcular" olarak görürler ya da öyle davranırlar. Oysa onlar işin içinde olanlar asıl düşünmesi ve düşünerek yapması gerekenlerdir.
O halde "şunu şöyle yap yerine" şunu şundan dolayı şöyle yapmalıyız ya da yapmalısın" demek daha doğru bir öğretici yaklaşımıdır.
Kim olursa olsun bir davranışı için önce "neden yapmalıyım? niçin yapmalıyım?" sorusunun cevabını vermek zorundadır. Nasıl yapmalıyım bundan sonra gelmelidir.
Biz genelde şöyle yap deriz sonra neden öyle yapması gerektiğin asla söylemeyiz.
Oysa sporcular robot değil insandırlar ve insanlar düşünür.
Önce neden ve niçin? sonra nasıl?

Örnek:
Neden?
Rakip savunma derinliği bozulmuşsa topla araya girmek daha kolay olur? Çünkü rakip kaleciyle aranda oyuncu azalmıştır.
Niçin? Daha rahat gol atabilmenin yolu bu olduğu için.
Nasıl?
1:1, 2;1 oyun

ÖZET
Öğrenen açısından hangisi daha öncelikli ise öğreten için de o öncelikli olmalıdır...

8 Ağu 2016

8 YAŞ Futbolda Altyapı Eğitimi Yıllık Planlama (Eylül)


Kaynak: İ.Topkaya "Futbolda Altyapı Eğitimi" 2015, Paradigma Akademi Yay.

EĞİTİM VE ÇALIŞMA PLANLAMALARI ÜZERİNE..





Her eğitim ya da antrenman çalışması günü yapılan çalışmanın konusu, içeriği bir önceki çalışmayla ilintili ve bir sonraki çalışmayla ilişkili değilse,
Haftalar boyu yapılan çalışmalardan elde edilecek bir bütünlük elde edilemez.

Çalışmaların konu ve içerik açısından ardışık bir sıra izlemesi belli süreçler sonunda sizi bir amaca ulaştırır.
Onun için günlük çalışma planları haftalık ve aylık, aylık planlamalar da yıllık plandaki bütünlüğe ulaşmayı sağlamalıdır.

Altyapılarda olsun, üst yapılarda olsun o gün rast gele bir çalışma seçmek, çalışma ne kadar kaliteli ve verimli geçmiş olursa olsun genel amaca ulaşmak için boşuna geçirilmiş bir zaman ve emek olarak kalacaktır.
Sanıyoruz günlük, haftalık aylık ve yıllık çalışma planları hazırlanırken ve özellikle de bunu eğitim alanında uygularken ciddi eksikliklere içerisindeyiz.

Bazı eğitimci antrenörlerin ve yarışmacı antrenörlerin çok çalışkan ve iyi niyetli olmalarına rağmen gerçekleştirdikleri çalışmalardan uzunca bir zaman geçmesine rağmen verim alamıyor olmalarının nedeni, çalışmalarını parçadan bütüne ya da bütünden parçaya doğru anlamlı ve ardışık bir sıralamayla/planlamayla yapmıyor ya da yapamıyor oluşları ile ilgilidir.

Rast gele ve günübirlik çalışmalar elbette hiç bir şey yapmamaktan iyidir.
Ama eğitim hiç bir şey yapmamaktan iyi olan rast gele çalışmalardan oluşmaz.
Eğitim ve çalışma planlamaları ve bu planlamaların programlanması hem uygulamaların verimli olması açısından hem de belirlenmesi gereken yakın ve uzak hedeflere ulaşmak adına olağan üstü öneme sahiptir.
Planlamalarda olmazsa olmaz olan husus; Yakın ve uzak hedeflerin yazılmış olması ve bunların bir takvime bağlanmış olmasıdır.

GÜNLÜK PLAN




GÜNLÜK ÇALIŞMA PLANI ÖRNEĞİ

Altyapı Eğitimi Dönem ve Evresi: Futbol Temel Altyapı Eğitimi 1. Evre
Yaş Grubu: 8 Yaş
Çalışma Süresi: 50 dakika (+ - 5dk.)

BÖLÜM 1
Ünite/ Konu : Algısal Motor Gelişim (Görsel Algı)
İçerik: Görsel Algıya Dayalı Hareket ve Top Hareket İlişkileri
Çalışma Süreci ve Sonu Kazanımları/Çıktıları: Uyaranlara Göre Ayak ve Top İlişkisini Kurar
Uyaranlara Göre En Kısa Sürede Harekete Geçer
Farklı Uyaranlara Farklı Hareket Reaksiyonları Gösterir. Öğretme-Öğrenme Yöntemleri: Problem Çözme Yöntemi,
Alıştırma Yöntemi,
Yönlendirilmiş Buluş Yöntemi
Kullanılan Araç Gereç ve Alan: Renkli Kartlar
Çeşitli Ebat ve Büyüklükte Hafif Toplar
Açık Alan ve/veya Spor Salonu

Öğrenme-Öğretme Etkinlikleri:
• Dikkat Çekme (3dk):
Renklerin bir anlamı olsa o renk için yapmamız gerekeni yapmak için önce neyi görmemiz gerek?
Peki, farklı işaretlerin her birinin bir anlamı olsa, o işaretin anlamını yapmak için öncelikle ne yapmamız gerekir? Gibi soruları sorulur, cevaplar beklenir, sorular güncellenerek tekrar sorulur. Ve her cevabın görsel uyaran-tepki ilişkisi kurulur.
Örneğin: Karşıdan karşıya geçerken otomobilin mesafesini görüp ona göre geçme davranışının gerçekleştiği, top oyunlarında da ne yapılması gerektiği topun geldiği yön ve hızın görülmesi ile gerçekleştiği anlatılır ve canlandırılır.

• Güdüleme (1dk):
Bir işareti veya bir nesneyi ne kadar çabuk görür o işaretin veya nesnenin ne anlama geldiğini ne kadar çabuk anlarsak yapmamız gerekeni daha çabuk yaparız. Eğer ileride iyi bir futbolcu olmak istiyorsak topu ve oyun arkadaşımızın hareketlerine göre en kısa sürede harekete geçebilmeliyiz.

• Öğretme ve Öğrenme Süreci/ İşleniş
o Isınma/Giriş (5-10dk):
Çocukların her birisine birer küçük top verilir ve bu topları yürüyerek havaya atıp tutmaları istenir.
3-4 Dakika sonra aynı çalışmaya bu kez sınırlandırılmış alanda yapmaları istenir. Ve sorulur: Neye dikkat ediyorsunuz?
Alınan cevaplar “hem topu düşürmemek için topa, hem de çarpışmamak için arkadaşıma bakıyorum” şeklinde olmalıdır. Bu cevap alınamamışsa bu cevabın alınmasına ilişkin sorular sürekli yönlendirici şekilde güncellenir.

o Etkinlik 1 (6k):
Parmaklar ile Gösterilen Sayılara Göre Öne ve Geriye Koşma Etkinliği: 1 işareti öne, 2 işareti geri, geri koşu anlamına gelir. Etkinlik başlatılır. Çok az bir süre sonra 1 işareti ile 2 işaretinin yönergeleri değiştirilir. Bu kez 1 işareti geri, geri, 2 işareti öne anlamına gelir. Kısa bir süre sonra görsel uyaran işareti olan rakamlara 3 eklenir. Onun da yönergesi olduğun yerde 360 derece dönmedir. Etkinlik 1, 2,ve 3 işaretlerinin karışık olarak gösterilmesi ve işaretlere ilişkin gereken hareketlerin yapılmasıyla sürdürülür.
Ara 5 dk

o Etkinlik 2 (6dk):
Çocuklar karşılıklı yüz yüze gelecek şekilde ve aralarında 3 metre mesafe olacak şekilde yerleşirler. Eşlerin ellerinde birer top vardır. Eşlerden birisi eli ile topu yerden yuvarlayarak karşıya atarken, karşıdaki de elindeki topu havadan arkadaşına atar. Bu çalışma eşler rol değiştirerek ritmik bir akıcılıkla sürdürülür.

o Etkinlik 3 (10dk): Eksilen Toplar ile Oyun:
Çocuklar en fazla altışar kişiden oluşacak şekilde takım (grup) yapılır. Takımlar karşılıkla oyun (maç) yaparlar. Ama oyun üç top ile oynanır. Oyun anında üç top ile de karşı takımın kalesine gol yapılabilir. Oyun top sayısı ikiye indirilerek devam edilir.
Ara 3dk.

o Etkinlik 4 (15 dk): Sınırlandırılmış ve fazla büyük olmayan alanın dört bir tarafından, nereden atılacağı belli olmayan toplar iki takım oyuncuları tarafından yakalanarak ve ayak ve el ile pas yapılarak karşı takımın kalesine gol yapılır.

• Özet: Çocuklar bu gün hangi etkinlikleri yaptık? Bugün gerçekleştirdiğimiz etkinlikler sırasıyla topu havaya atıp tutarak düşürmeden ve çarpışmadan yürüme, işaretlere göre öne, geriye koşma ve dönme, karşılıklı yerden top yuvarlama, havadan top tutma, eksilen top ile maç yapma ve çeşitli bölgelerden atılan toplar ile gol yapma oyunları oynadık.

BÖLÜM II
Geri Bildirim Alma:
Çocuklar etkinlik sayısı kadar gruba ayrılır. Her etkinlikteki görsel algı, merkezi işlem ve çıktılara ilişkin olarak:
1. Etkinlikte ne yapıyorduk? Topu düşürmemek için ne yaptık? Söyle ve Göster
2. Etkinlikte ne yapıyorduk? Topu düşürmemek için ne yaptık? Söyle ve Göster
3. Etkinlikte ne yapıyorduk? Topu düşürmemek için ne yaptık? Söyle ve Göster
4. Etkinlikte ne yapıyorduk? Topu düşürmemek için ne yaptık? Söyle ve Göster


Altyapı Antrenörü Futbol Altyapı Eğitim Koordinatörü

28 Tem 2016

ALTYAPI ANTRENÖRLÜĞÜ EĞİTİM VE YETİŞTİRME İŞİDİR...



YETİŞTİRMEK, ÜRETMEK VE İCAT ETMEK DÜNYANIN EN DEĞERLİ İŞLERİDİR.

Dünyanın en mutlu, en gelişmiş ve en müreffeh ülkelerine bir bakınız.
Hepsinin ortak bir özellikleri vardır;
Yetiştirene, üretene ve icat edene önem ve değer verirler.

Önem ve değer vermek dediğimiz şey somut bir şeydir. Yetiştiren, üreten ya da icat edene toplumda saygın bir statü ve daha önemlisi yaşamını iyi ölçülerde devam ettirmeye yetecek ücret verilir.
Çünkü yetiştiren, üreten ve icat edenin muhtaç olmaması gerekir.

Fabrikadaki işçiden, tarladaki köylüye, okuldaki öğretmenden, sahadaki antrenöre, bilim üreten bilim adamından, buluşlar yapan mucitlerin sefil olmadığı ülkeler gelişmiş ülkelerdir.
Konumuz ve sayfamız futbol olduğuna göre oradan devam edelim.

Milyon dolarların döndüğü futbol piyasasında, futbolcusunun ve üstyapı teknik adamlarının çok ciddi paralar kazandığı bir dünyada "yetiştirmek" gibi ulvi ve kutsiyeti olan bir iş ve görev yapan altyapı eğitimcileri veya antrenörleri yaptıkları iş nedeniyle elde ettikleri ücretle yaşamlarını sürdüremiyorlarsa o iş dediğimiz şey ya eksik bir iş olur ya da amacına ulaşmayan bir iş olur.

Yetiştirmek ve yetiştiricilik işini ciddiye almayan ve gereken önemi vermeyen toplumlar ve ülkeler asla o iş ile ilgili iyi bir yerlere gelemezler.
Türkiye futbolda iyi bir yerlere gelmek istiyorsa altyapıda çalışan antrenörlere yaşamlarını sadece bu işten sürdürebilecekleri ücreti verecek bir düzenlemeyi hayata geçirmek zorundadırlar.

İşi sadece altyapı olan bir antrenörün yetiştircilik özellikleri de elbette gelişecektir.
İş doyumu o işi yapan kişiye verilen değer ve statü sonucu artar. Değer ve statü ise bir kişinin kazandığı ücret ile doğrudan ilişkilidir.
Altyapı eğitimci antrenörlerine ödenecek ciddi ücret geriye yüksek kalitede oyuncu ve futbol olarak geri dönecektir.
Bugünkü koşullarda bir altyapı eğitimci antrenörünün tam gün mesaisi karşılığı alacağı ücret 3.000 liranın altında olmamalıdır.
Oluyorsa orada işler sıradan bir şekilde yürüyor demektir.

Elbette ciddi ücretler ödenen kişilerin de yeterlilik ve üretkenlikleri göz önüne alınacak ve ortaya koydukları performans oyuncu kalitesindeki artış ve benzeri ölçütler ile değerlendirilecektir.
Bunların hepsi bir bütündür.
Sistem çok parçalıdır ve her bir parçası ya da aktörü için gereken neyse o yapılmalıdır.
1000, 1300, 1500 liraya çalıştırdığınız bir antrenörün size üreteceği ya da sağlayacağı katma değer ancak o kadar olacaktır.

Altyapı antrenörleri milyon dolarların at koşturduğu bir piyasanın köleleri ya da ucuz emekçileri olmamalıdır.

FUTBOLDA ALTYAPI ORGANİZASYONU VE KURUMLAŞMA ÜZERİNE



FUTBOL ALTYAPI EĞİTİM SÜRECİ KESİN OLARAK BÖLÜMLENDİRİLMELİ VE HER BÖLÜM AYRI KENDİ İÇİNDE ÖZERK BİR BİRİM OLMALIDIR.

Futbol altyapı eğitim süreçleri birbirinden kesin çizgiler ile ayrılmalı, bölümlendirilmeli ve her biri birbiri ile ilişkili ama kendi içinde bağımsız birimler haline getirilmelidir.
Bu yapılanma hem işin doğasına daha uygundur hem de üretilecek iş ve yapılacak iş bölümü açısından daha verim sağlayacak bir kurumlaşmayı da beraberinde getirecektir.

Altyapı eğitim süreci dediğim süreç çocuk, ergen ve gençlerden oluşan ortalama 10 yıllık uzun bir eğitim sürecidir.
Her bir süreç birbirinden farklı gelişim özellikleri, ilgi ve ihtiyaçları içinde barındırır. Her bir süreç futbol ile ilişkili farklı eğitim konu ve uygulamalarını içerir...
Ve doğal olarak her bir süreç ayrı bir formasyon ve uzmanlık alanı gerektirir.
Bu dönemler;
"Temel altyapı eğitimi birimi",
"Gelişim altyapı eğitimi" birimi ve
"Performans altyapı eğitimi birimi" şeklinde organize edilmeli ve bölümlendirmeler şemalaştırılarak kurumsallığın ilk aşaması tamamlanmalıdır.

Bu şekilde yapılandırılan altyapı eğitim kurumu böylece antrenörlerin de belli bir altyapı grubu üzerinde uzmanlaşmalarına ve özellikle uygulama eğitimleri açısından ciddi eğitim becerilerine sahip olmalarını sağlayacaktır.
Bir antrenörün "altyapı süreçlerinin tümünün antrenörü" olması diye bir şey asla söz konusu olmaz.
Çünkü altyapı en az 10 farklı yaş kategorisi ve en az üç farklı gelişim boyutu sürecini içinde barındıran farlı süreçlerdir.

Bu bağlamda bir antrenörden 8 yaşındaki bir çocuk ile ilgili olarak istenilecek olan eğitim donanımı ile 18 yaşındaki bir oyuncu için gereken eğitim donanımı çok farklı şeylerdir ve bir antrenörden bunların hepsine aynı oranda sahip olması asla beklenmemelidir.
İstense de olmaz ve olamaz zaten..
Böyle bir şey eşyanın tabiatına aykırıdır. Günümüzde bir çok yaş grubuna aynı çalışmalar ve yaklaşımların uygulanıyor olması bu ayrımlaşmanın ve bölümlendirmenin yapılmamış olmasıyla ilgilidir.

Buradan hareketle, Altyapı antrenörleri;
Futbol temel altyapı antrenörü,
Gelişim altyapı antrenörü,
ve Performans altyapı antrenörü
şeklinde nitelendirilmeli, görev tanımları ve iş yükleri de buna göre yapılmalıdır.
Bunu hayata geçirmek için yasal düzenlemeler elbette işi kolaylaştırır ve hızlandırır. Ama her kulüp bu organizasyonu şimdiden hayata geçirebilir.

Kurumlaşma demek, kurumlaşılacak iş ile ilgili üretim ve ilişkilerdeki görev ve sorumlulukların somutlanmış omasıyla mümkündür. İşi sınırlayamaz ve somutlayamazsanız iş üretimi ve verimi elde etmeniz mümkün değildir.
Altyapılarda da bir antrenörün verimliliği uzmanlaşacağı bir birimde ortaya koyabileceği verim ve üretimle mümkündür.
Bunu anlamak ve değerlendirmek içinde altyapı antrenörlüğü iş yükü, iş alanı olarak mutlaka bölümlendirilmelidir.
Bu şekilde eğitim müfredatlarının (programlarının) oluşturulması da daha sağlıklı ve daha somut olarak oluşturulabilecektir.

Bunu gerçekleştiren kulüplerin oyunu yetiştirme ve üstyapıya oyuncu geçişi oranı açısından başarılı olma olasılıkları daha yüksektir.
Elbette diğer koşulları da yerine getiriyorlarsa.

24 Tem 2016

Çalışmanın Gerekli Olduğunu Öğretmek



ÇOCUKLARA ÖNCELİKLE ÖĞRETİLMESİ GEREKEN ŞEY:
TEK ÇARE VE TEK ÇÖZÜM ÇALIŞMAKTIR...

Kimse yetenekli doğmaz.
Kimse özellikli olarak da doğmaz.

Yetilerimiz farklı doğabiliriz.
İşte o yetiler kendiliğinden değil çalışarak yeteneğe, yetenekler de kullanılarak beceriye dönüşür.

Eğer bazıları özellikli doğmuş diye düşünüyorsanız, düşünmeyiniz.
Özellikli olmanın bir çoğu kalıtsal, yani genetik değildir.
Özellikle de takım sporları ve futbolda.
(Burada sadece sprinter ve uzun mesafe koşucuları ile ilgili bir durum vardır o kadar)

Özellikli olmak, çok deneyim yaşamak ile elde edilen farklılıklar ve üstünlükler demektir.
Bazıları daha çok özellik sahibi olabilir. Bu da daha çok öğrenme kapasitesi ile ile ilgilidir.
Bu bir avantajdır.

Ama kim olursa olsun çalışmadan herhangi bir özellik geliştiremez ve bunu kullanacak duruma gelemez.
Bu açıdan çocuklarımıza kazandırmamız gereken şey, düzenli çalışmak, ve ancak çalışarak elde edebileceklerini öğretmektir.

Dünyanın en zeki, en atletik ya da en duygusal insanları, hünerlerini ve eserlerini çok çalışarak verirler.
Çalışmak, amaçlı çalışmak, elde ettiğini sorgulamak, gerekiyorsa değiştirerek üzerinde tekrar çalışmak ve farklı şekillerde çalışmak tüm özelliklerin ve farklı becerilerin biricik yoludur..
Başarılı olmuş olan herkes böyle yapmıştır.

Kimse başarılı olarak doğmamıştır.
Dolayısıyla Futbolcu doğulmaz, futbolcu olunur.
Normal sağlıklı ve gelişim problemleri olmayan her çocuk doğru ve sistemli çalışır ve çalıştırılırsa futbolcu olur.

Amaç; Rekabete Hazırlamak Değil, Geliştirmektir



ÇOCUKLAR REKABETE HAZIRLANMAZLAR..
REKABET ETMEK İÇİN DE YETİŞTİRİLMEZLER...
SADECE GELİŞTİRİLMEK İÇİN EĞİTİLİRLER..
GELİŞMEK ZATEN REKABETE HAZIR HALE GELMEK DEMEKTİR.

Rekabetçi bir futbol dünyasına çocuk yetiştirmek demek, onlara küçük yaşlarda rekabet etmeyi öğreterek olacak sanıyorsak kesinlikle aldanıyoruz demektir.

Rekabetçi ortamlara çocuk yetiştirmek demek, çocuğun büyüdüğünde yani rekabet etme aşamasına geldiğinde rekabet edecek özelliklerini geliştirmek ile ilgilidir.

Bunun için yarışmak ve savaşmak değil, geliştirmek gerekir.
Yarışan ve savaşan çocuklar erken yorulur ve tükenirler. İsteksizlikleri ve korkuları çok olur. Tedirgindirler.
Bu şekilde hiç çocuğu geliştiremez ve güçlü kılamayız.

Çocuklar kendileri için en uygun ve stressiz ortamlarda daha kolay öğrenir, daha kaliteli öğrenir ve daha çok öğrenir.

İŞTE TÜM BUNLAR "GELİŞİM" DEMEKTİR.
Gelişim de çocukların daha iyi rekabet edecekleri özellikleri kazanmaları demektir.

Çocukları Kolay Yargılamamak Gerekir




ÇOCUKLAR ÖĞRENEREK GELİŞİRLER AMA ÖĞRENMELERİ İÇİN İHTİYAÇ DUYDUKLARI EN ÖNEMLİ ŞEYLERDEN BİRİSİ DE BAŞARISIZ OLDUKLARINDA YA DA BİR DAVRANIŞI İSTENİLDİĞİ ÖLÇÜDE YAPAMADIKLARINDA ONLARI YARGILAMAMAKTIR.

ÇOCUKLAR YARGILANMAKTAN HİÇ HOŞLANMAZLAR.

YARGILANMAK ONLARI YAPTIĞI VE YAPACAKLARI İŞTEN UZAKLAŞTIRIR.

Çocuklar başarının ancak deneyip başarısızlığa uğramak ve sonra tekrar denemekle gerçekleştiğini öğrenmeliler.
Ama bu denemeler ve denemeler sonunda başarısız olmaları onların heveslerinde, isteklerinde ve çoşkularında azalmaya yol açmamalı..

Bu da eğitimcilerin her denemeden sonra onları rencide etmemesine ya da başarısızlık hissi vermemesine bağlıdır.
Çocukları yoran ve mahveden şey denemek değil, olumsuz geribildirimlerdir.

Çocuklar deneyerek, tekrar deneyerek ve hatta farklı biçimlerde tekrar tekrar deneyerek olgunlaştıkları gibi kendi kendilerine ulaştıkları sonucu/beceriyi asla unutmazlar ve kaybetmezler.

Çocukları mücadele etmekten alıkoyan tek şey "başarısız" olarak değerlendirmektir. Bunu da yapan büyüklerdir.

14 Tem 2016

Çocuklar Mücadele Etmedikleri Arkadaşlarını Tercih Ederler




BİZ BÜYÜKLER, ÇOĞUMUZ BU BASİT GERÇEĞİ YAŞAYARAK ÖĞRENMİŞ OLMALIYIZ...

Biz büyükler çocukluğumuzda en çok hangi arkadaşlarımızın yanında kendimizi güvende hissettik.
Yanında olmaktan en çok hoşlandığımız, rahat ettiğimiz ve kendimizi daha "verimli" hissettiğimiz kişiler kimlerdi?
Cevap gayet basittir.

Her birimiz yarışmadığımız, kıyaslanmadığımız, bize üstünlük sağlamaya çalışmayan arkadaşlarımızın yanında kendimizi daha rahat hissettik. Onlar ile beraber oyun oynarken daha çok eğlendik ve daha güzel şeyler ortaya koyduk.

Biz büyükler bunu yaşayarak öğrenmişken neden şimdi altyapı eğitimlerinde çocukları birbiri ile kıyasıya yarıştırarak, kıyaslayarak ve hatta birbirlerine düşman edercesine rekabete sokarak eğitmeye çalışıyoruz?
Neden çocukları geriyoruz ve neden strese sokarak, yapabilecekleri bir hareketi daha kötü yapmalarına veya yapamıyor olmalarına neden oluyoruz?

Çocukları rekabete sokarak onları daha çetin ve acımasız rekabetlere hazırlayamazsınız.
Bunu söyleyenler gelişimden habersiz piyasacı ve rantiyec eğitimcilerdir.
Bu büyük bir aldatmacadır.

Çocuklar yapabileceklerinin en iyisini en rahat ortamlarda gerçekleştirebilirler. Ve çocuklar yapabileceklerinin en iyisini yaparak gelişirler.

Yarışma, rekabet ve kıyaslanma ortamları bazı çocuklar için yararlı olabilir. Bu çocuklar da genelde bedenen güçlü çocuklardır. Güçlü çocuklar uğruna yetenekli çocukları heba etmememiz gerekir.

Bırakınız çocukları büyük ve yetişkin insanlar dahi mücadele içinde oldukları diğer inanların yanında rahat olmadıkları gibi mutsuzdurlar...

Çocukların bu duyguyla spor yapmalarına neden olmaya hiç hakkımız yok..

Paylaşma Duygusu Daha Sonra Öğrenilmez


Çocuklar ve genç yetişkinler önce yarışmayı ve rekabeti değil, paylaşmayı ve birlikte olmayı öğrenmelidirler.
Yarışmayı ve rekabeti öğrenmek kolaydır.

Yarışma ve rekabet sonradan kazanılabilir ya da öğrenilebilir bir özelliktir.

Ama paylaşmayı ve birlikte olmayı sonradan kazanmak ya da öğrenmek neredeyse mümkün değildir.

Konuşma ve Hareket Becerisi Nelere Bağlıdır?

ÇOCUKLAR VE KONUŞMA BECERİSİ NEYSE ÇOCUKLAR VE HAREKET BECERİSİ DE O'DUR...

Çocuklar belli bir ay düzeyine geldiklerinde kendilerini kelime ile ifade etmeye başlarlar. Birden bire uzun ve karmaşık cümleler kurmazlar.

Konuşma becerisi çocuğun bir çok ihtiyacı kelime ifade ederek anlatma yeterliliği dediğimiz olgunlaşma süreci sonunda gerçekleşir.

Ne kadar uğraşırsanız uğraşınız, ne kadar çok kelime fısıldarsanız fısıldayınız, ne kadar çok sözcük içeren hikaye okursanız 6 aylık bir bebeği konuşturamaz, bir yaşındaki bebeğe anlamlı kelimeleri yan yana getirtemez. 2 yaşındaki bir bebeğe ise üç beş kelimeden oluşan cümle kurdurtamazsınız.

Evet, bazı çocuklar daha öce konuşur. Ama bu önce mevzusu anormal derecede erken konuşur anlamına gelmemelidir.
Bu arada asıl önemlisi şu; Çocuklar nasıl olsa belli bir yaşa kadar konuşamıyor diye çocuğa hiç kelime ifade edilmezse, çocuk kelime telaffuzları ile ilgili duyumlardan ve gözlemlerden yoksun kalırsa bu kez konuşması gecikir ya da konuşamaz.

İşte hareket ve hareket becerisi de böyledir.
Çocuklar genetik olarak kodlandıkları zaman ve anda hareketleri gerçekleştirmeye bunları kullanarak da beceriye dönüştürürler.

Burada önemli olan çocukları hareket uyaranı dediğimiz görmeye ve yapmaya dayalı gözlemlere ve deneyimlere maruz bırakmak ama bu gördüklerini ve denediklerini bir an önce yapmalarını beklememektir.
Futbol altyapı eğitiminde de çocuklardan yaş düzeylerine uygun olarak çok sayıda hareket çeşidi gözlemlemelerini ve bunları denemelerini isterken asla bunları beceriye dönüştürmelerini beklememeliyiz.
Zamanı ve anı geldiğinde gerçekleştireceklerdir.

En az bunun kadar önemli olan şey şudur ve bu asla unutulmamalıdır.
Güzel konuşmak için çok kelime bilmek şarttır.
Sadece bir kaç yüz kelimeyi güzel ifade etmek güzel konuşmanın bir kısmıdır.

Hareket ve teknik eğitimde de bir kaç hareketi bilmek, ve gerçekleştirebilmek oyun başarısı ve gelecekteki oyun kalitesi için yeteri değildir. Önemli olan birçok hareketten haberdar olmak, bir çok tekniği bilmek ve ilerleyen süreçlerde hareket ve teknik dağarcığı olabildiğince genişletebilmektir.
İnsan ne kadar çok kelime biliyor ve kullanıyorsa o kadar iyi edebiyatçı, ne kadar çok hareket becerisi ve teknik beceriye sahipse o kadar çok iyi oyuncu olma ihtimaline sahiptir.

Altyapılardaki Özel Çocuklar

ÖZEL ÇOCUKLAR, DAHA ÖNDE OLAN ÇOCUKLAR YA DA DİĞER SÖYLEMLE "AYRIKSI ÇOCUKLAR"

Altyapı eğitim süreçlerinde olsun, okullarda olsun bazı çocuklar aynı yaşlardaki arkadaşlarından daha önde olabilirler.
Bu önde olma meselesi istisnai bir durumdur ve oran olarak çok yüksek düzeylerde değildir.
Aynı yaş kategorisinde olmalarına rağmen daha çabuk öğrenen, hareket becerileri açısından daha önde olan çocuklar ile boy-kilo açısından daha büyük olan çocukları karıştırmamak çok önemlidir.
Bunları iyi ayırmak gerekir.

Daha güçlü yapıdaki bir çocuğun hareket becerilerine iyi bakmak gerekir. Hareket becerileri de öndeyse bir üst kategorideki yaş grupları ile çalışmasında sakınca olmayabilir.
Boy ve kilo olarak ufak veya yaşdaşları ile aynı ama hareket becerileri açısından çok önde olan çocuklar için durum daha daha farklıdır. Bizim asıl kast ettiğimiz de budur.

Bu tip çocukları, önde veya daha gelişmiş özelliklere sahip diye üst kategorideki gruplar ile çalışmalara dahil etmek, bazı şartlar yerine getirildiğinde daha yararlı sonuçlar doğurur.
Bu şart şudur;

Etkinlik ve oyunlar üst yaş grubu çocukların bedenlerini ve dolayısıyla güçlerini kullanmalarını gerektiren etkinlik ve oyunlar değil, tamamen top ile ilgili becerileri kullanmalarını sağlayan eğitim uygulamalarını içermelidir.
İşte bu durumlarda özellikli çocuğun hem ezilmesinin önüne geçilmiş olur hem de yeni şeyler öğrenmesinin fırsatı sağlanmış olur.

Eğitim psikolojisi şunu söyler;
Bir çocuk düzeyinin altındaki çalışmalardan sıkılır ve kendini geliştiremez. Düzeyinin üstündeki çalışmalarda ise başarısızlık ve yetersizlik hissine kapılır. İsteksizlik ve uzaklaşma yaşar.
Bir çocuğun üst yaş grupları ile çalışmalara katılması her çocuk için uygun görülecek bir durum değildir. Uygun olanlar için ise bazı şartların sağlanması çok önemlidir.

Altyapılarda Müsabakalarında Büyük Yaşta Oyuncu Oynatmak



FUTBOL ALTYAPI MÜSABAKALARINDA BÜYÜK YAŞTA OYUNCU OYNATMA İHTİYACI, GEREĞİ ve NEDENİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME...

Türkiye'de spor altyapılarının kanayan yaralarından birisi de yaş müsabakalarda yaş kategorisi üzerinde çocukların oynatılıyor olmasıdır. Bunun değişik yöntemleri vardır, ama hangi yöntem kullanılıyor olursa olsun, işin prosedür kısmını çözmek demek bir işi doğru yapmak demek değildir.
Bu sorun esasen bir çok takım sporlarında söz konusu olmasına rağmen ağırlıklı olarak futbol'da daha fazla gözlenmektedir.

Bu işleri yapanlar, bu tür yaklaşımları sergileyenler, bu tür davranışlara tevessül edenler şunu iyi bilmedirler ki; yaptıkları acımasızlık ve ihtiras'tır.

Biz bu tür eğilimleri sergileyen idarece ve antrenörlerin neyin peşinde olduklarını elbette tahmin edilebilir. Ne olursa olsun, nasıl olursa olsun kazanmanın biricik amaç olduğu ve kazananların neredeyse kutsandığı bir toplumsal yapıda bunlar kaçınılmazdır.

Antrenör meslektaşımız ve kulüp yetkilisi bu ve benzer çocuklar ile haksız rekabet içinde çıktıkları maçları kazandıklarında ve belki şampiyon olduklarında kendilerini “iyi antrenör” ve “iyi idareci” olarak hissedeceklerdir. Buna ihtiyaçları vardır çünkü…

Doyumsuzluk ya da “önemli insan” olma ihtiyacıdır bu…

Oysa altyapılarda başarılı olmanın biricik ölçütü yetileri yeteneğe dönüştürmek, yetenekleri de futbol otunu için kullanmayı sağlamayı gerçekleştirebilmektir. Bunu yapan altyapı antrenörleri değerli antrenörlerdir. Önemli antrenörler olmayabilirler ama değerlidirler.

Bizim memleketin temel derdidir bu… Değerlilerin aynı zamanda önemli olmamaları.. Önemli olanların ise çoğunlukla değersiz olmaları…

Şimdi gelelim işin bilimsel açıdan değerlendirilmesine… Bizim için bu daha öncelikli bir konu..
Farklı yaş gruplarının bir arada eğitilmesi başka bir şeydir. Resmi ya da gayrı resmi müsabakalarda farklı yaş gruplarındaki çocukların aynı yarışma koşullarında bir arada olması farklı bir şeydir.

Yaşı küçük ama bazı özellikleri gelişmiş çocukların büyükler ile eğitim alması ya da müsabakaya çıkması anlaşılabilir olur. Ama bu özel bir durumdur. O çocuğun diğer büyükler tarafından küçük olduğunun bilinmesi, uzman eğitimcilerin/antrenörlerin onayı ile bu tür çocukların kendi yaş grupları ile beraber olmasının ona kazandıracağı yeni bir şey olmaması durumunda bu yola girilebilir. Ama bu dediğimiz gibi ender bir durumdur.

Bazen de yaşı büyük çocukların daha küçük çocukların içine alınarak eğitim ve eğitim amaçlı müsabakalarda oynatılması rol-model olması açısından gerekli görülebilir. Küçüklerin zaman zaman onun farklı davranışlarını taklit etmelerine fırsat sağlamak için bu da bir yoldur. Ama bu da belli bir onay ve eğitim amacı taşımalıdır.
Fotoğraflar ise hiç de böyle bir durum ve anlayışı yansıtmamaktadır.

Burada resmi içeriği olan bir müsabaka söz konusudur. Bu müsabakaların resmi yaş kategorileri bellidir. Bunun bir şekilde formülünü bularak büyük ve daha gelişmiş bir çocuğun kendisinden bedenen ve psikomotor(hareket becerisi) gelişim açısından daha gerideki çocuklar ile oynamasına neden olmak büyük olan çocuğu geliştirmeyeceği gibi, küçük olanlara da eziyettir. Aynı zamanda yetersizlik duygusu oluşturabileceği nedeniyle de ahlaksızlıktır.
Bu tür yaklaşımlar ile 330.000 nüfuslu bir İzlanda kadar olamazsınız elbette.

Orada da küçük çocuklar abileriyle top oynamaktadırlar. Ama abileri onların küçük olduklarını, küçükler de onların abi olduklarını bilirler. Çünkü sistematik bir planlamanın gereği bir arada bulunabilmektedirler.
Almanya ve özellikle Hollanda da bazı küçüklerin bir üst kategoride oynatıldıklarını biliyoruz. Ama bu küçüklerin boylarını aşan özelliklerinin olması ve ilgili heyetin onayı her zaman gerekir.

Ama buradan ifade etmek isteriz ki; Büyüklerin küçüklerin içine sokulduğu bir resmi müsabaka anlayışı ve pratiği dünyanın gelişmiş hiçbir futbol ülkesinde yoktur.
Çünkü bu aldatmadır. Öncelikle kendini aldatmadır.
Aldatmalar asla uzun süreli başarılar sağlamaz. Uzun süreli başarıların üç ölçütü vardır… Dürüstlük, Planlılık ve Çalışmak…

Erken Yaşlarda Başlatmak

ERKEN YAŞLARDA BAŞLAMAK DEMEK, ERKEN YAŞLARDA HER ŞEYİ GERÇEKLEŞTİREBİLMEK DEMEK DEĞİLDİR.

Çocukların yaşları ilerledikçe o yaş gelişim düzeylerine uygun olarak zaten kazanacakları hareket becerilerini bir an önce kazanmaları için zorlamak,
ama bu arada büyüdüklerinde başarılı olmalarını sağlayacak gelişimlerine uygun oyunlardan ve davranışlardan onları mahrum etmek tam anlamıyla dar görüşlülüktür.

Altyapılar ve altyapı eğitimleri çocuklara daha sonradan kazanacakları becerileri daha önce kazandırmak değildir. Bu öğreten için zor, öğrenen için eziyettir.

Altyapı eğitimi demek, her çocuğun yaş grubunun gerektirdiği becerileri yapabilmesini sağlayacak eğitim ortamları hazırlamak demektir.

Erken başlamak iyidir. Ama erken başlamak her şeyi erkenden öğretmek veya gerçekleştirilmesini sağlamak değildir.
Bu dar görüşlülüğü ve eğitim yanlışlığından kurtulmak demek, asıl çocukların büyüklerden kurtulması demektir.

J.P.SATRE'IN FUTBOL TANIMINA İLİŞKİN BİR KAÇ CÜMLE İLE VAROLUŞÇU FELSEFE VE FUTBOL


J.P. Satre çok önemli bir felsefecidir.
Bu çok önemli felsefeci, çok önemli bir takım oyunu olan futbolu da es geçmemiş, onunla ilgili de laflar etmiş, yazılar yazmıştır.

Ettiği sözlerden birisi de resimdeki kareografideki sözdür.
Bu cümlede yer alan "karmaşıklaşır" ifadesini zenginleşir, güzelleşir, anlam kazanır ve aslını bulur biçiminde algılamak gerekir.

Bu durum varoluşçu felsefe açısından şöyle açıklanabilir;
Bir takım, karşısındaki başka bir takım varsa, işte o zaman kendisinin de takım olduğunu anlar.
Onun için karşınızdaki takım düşmanınız değil, size anlam ve değer kazandıran rakibinizdir.
Yani rakip olmak düşman olmak değildir...
Rakip dediğimiz şey, yani karşımızdaki takım bizim takım olarak var olma nedenimizdir. O yoksa bizim var olmamız için bir neden yoktur.
O'nun olmaması demek bizim de olmamamız demektir.
O halde varsa ben de varım.. Ben varsam o da var.

Karşıt sandığımız ya da bize öyle öğretilen bir çok şey aslında bizim varlığımızın bir nedeni, gerekçesi ya da ihtiyacımız olan şeydir.
Karşıt olmak demek, yok eden ya da yok edilmesi gereken şey demek değildir. Bütünleyen, işlevsellik kazandıran, zenginleştiren, var olmaya anlam katan, hatta varolmayı sağlayan demektir.
Düşünün siyah beyazın karşıt rengidir, ya da beyaz siyahın... Birisi olmasaydı diğeri şimdiki var olduğu kadar değerli ve anlamlı olabilir miydi?

Bunu anladığımız an yaşam da, dünya da ve futbol daha da güzelleşecektir.

1 Haz 2016

GELİŞİM PSİKOLOJİSİ VE FUTBOL EĞİTİMİ


Gelişim ilkesi 3
GELİŞİM DEĞİŞİK ALANLARDA NÖBETLEŞEREK GERÇEKLEŞİR.


Çeşitli dönemlerde gelişim alanları nöbetleşerek ön plana geçebilir. Bir gelişim alanının çok hızlandığı dönemlerde diğerleri duraklama gösterebilirler (Senemoğlu, 2004: 6).


Örneğin doğum öncesi dönemde bebeklikte fiziksel gelişim oldukça hızlı iken 2-3 yaşlarında dil gelişimi hızlanır. Önceki yıllara göre fiziksel gelişim biraz yavaşlar.


Okul yıllarında sosyal gelişim hızlı iken cinsel gelişim yavaş gerçekleşir. Ergenlik döneminde ise bedensel ve cinsel gelişim dikkat çekecek düzeyde hızlanır (Aral ve ark., 2000).


Görüldüğü gibi gelişimin nöbetleşerek devam etme ilkesi uyarınca belli dönemlerde belli gelişim alanlarının öne çıkması söz konusudur.


Bilindiği üzere gelişim alanları fiziksel (bedensel ve motor), bilişsel, sosyal ve duygusal olmak üzere değerlendirilmektedir. Her bir gelişim alanı diğerinden bağımsız değildir. İç içe geçmiş sarmal bir şekilde bir bütün olarak ama bazen bir gelişim özelliğinin daha ön plana çıkıp ağırlık kazandığı bir süreç söz konusudur.


Hareket veya oyun eğitiminde gelişimin bu ilkesinden elde edilecek çıkarım, çocuklardan her yaş döneminde belli bir gelişim alanıyla ilgili aynı hızda bir öğrenme beklenmemesi gerektiğine ilişkin olmalıdır.


Oyun veya hareket etkinlikleri, çocukların yaş ve dönem özelliklerini mutlaka dikkate almak zorundadır. Aksi halde, öğretim amaçlarına uygun gelişime katkı sağlama mümkün olamayacağı gibi, döneme uygun gelişim özelliğini görmezden gelen etkinlikler zarar verici de olabilmektedir.


Futbol altyapı eğitiminde gelişimin nöbetleşerek gelişmesi ilkesi açısından en büyük hatalar genel olarak şunlardırı;


1. Teknik beceri düzeyi ile ilgili 8-9 yaşlardan önce beklenti içine girilmesidir.


2. 8-9 yaşlarda çok fazla sayıda teknik beceri çeşitliliği peşinde olunmasıdır.


3. 10-12 yaşlarda hem teknik beceride artı, hemde çeşitlilikte artış yerine kondisyonel özelliklerin peşinde olmaktır.


4. 13-15 yaşlarda teknik becerilerde ustalaşma yerine performans beklentisidir.


5. 16-18 yaşlardan önce oyun sistemleri ve sistemlere özgü taktik taktik çalışmalardır.


31 May 2016

GELİŞİM PSİKOLOJİSİ ve FUTBOL

Gelişim İlkeleri 2

GELİŞİM SÜREKLİ BİR OLUŞUMDUR VE AŞAMALAR HALİNDE (BELLİ AŞAMALARDAN GEÇEREK) OLUŞUR.

Gelişimin sürekliliği öğrenmenin sürekliliği anlamına da gelmektedir.
Çocuklar seviyelerine uygun tüm davranışları sürekli öğrenebilirler. Öğrenmenin ve diğer gelişim unsurlarının aynı şekilde ve düzgün bir zaman eğrisiyle görülmesi mümkün değildir.

Öğrenme ve diğer gelişim unsurlarının bir işi yapabilme sürecindeki değişimi sürekli ancak, bunu çıktıya dönüştürebilme süreci aşamalar halinde olabilmektedir. Bu aşamalılık biyolojik bir zorunluluktur.

Psikomotor gelişim düzeyi için o düzeyin gerektirdiği motor davranışları gerçekleştirebilecek birikimler gereklidir. Bir davranışın gerçekleştirilmesi o davranış için gerekli olan ön davranışları gerçekleştirebilme zorunluluğu anlamına gelir. Bunlar hep sürekli ancak birikimli olduğu için aşamalılık şeklinde ortaya çıkan değişimlerdir.

Bu eğitim ilkesinin Futbol yansımaları aşağıdaki şekilde özetlenebilir.

1. Çocuklar gerçekleştirebildikleri kadar yapabilirler.

2. Futbol eğitimi formal anlamda olmasa da çocuğun hareket etmeye başladığı an başlayan bir süreçtir. Spor eğitimi ilkel hareketler ve temel hareketler dönemlerinden başlayan bir süreç ve bu dönemlerden başlayarak ileriye doğru yine belli dönemlerde ortaya çıkan hareket becerilerindeki artış demektir. Bu bağlamda ilkel hareketler dönemi etkinlikleri (uyaranları) temel hareketler dönemi için, temel hareketler dönemi etkinlikleri de özel hareketler dönemi için birer gelişim aşamalarıdır. Yürüme hareketi koşma hareketi için bir gelişim aşamasıdır ve mutlaka yaşanmalı ve yaşatılmalıdır.

3. Bir hareket veya teknik beceri birden ortaya çıksa da o hareketin gerçekleştirilebilmesi uzun bir birikimi gerektirir.

4. Çocukların uzun süre motor bir davranışı beceri düzeyinde gerçekleştiremiyor olmaları, söz konusu beceri aşaması için gereken sürekliliği sağlayamamış olmaları ile açıklanabilir.

5. Oyun veya hareket eğitimi ve sonraki yaş dönemlerindeki temel spor eğitimi sürecini ilgilendiren uygulamaların amaçladığı ve içerdiği tema “hareket yeterliliği”dir. Motor yeterlik yanında, bedensel diğer gereklilikler olan solunum, dolaşım gibi kondisyonel yeterlilikleri içermeye başlar. Bunun için okulöncesi dönemden başlayarak çocukların bu özelliklerini ve bu özelliklerin doğal seyrini ve gelişim aşamaları sürecini iyi bilmek gerekir. Dolaşım ve solunum sistemi ile kassal özelliklerin doğal gelişim süreçlerine ve gelişim aşamalarına uymayacak biçimde uyarılması ve geliştirilmesi çalışmaları gelişimin biyolojik temel ilkelerine ters olacaktır. Çocukların kassal gelişim özelliklerinin kritik dönemleri araştırmalar ile ortaya koyulmuştur. Dolayısı ile gelişimde aşamalılık ilkesine, gelişim ile ilgili biyolojik bulgulardan hareket ederek uymak mümkündür. Gelişime paralel olmayan kondisyonel çalışmalar zorlayıcı ve sağlığı tehdit edici eğitim uygulamalarıdır. Aynı zamanda işin doğasına uyulmaması nedeni ile olumsuz tutum geliştirmeye sebep veren yaklaşımlardır.

6. Oyun veya hareket eğitimi etkinliklerinin mesafe ve süreye dayalı ölçmeci bir eğitim anlayışı ile planlanması çocukların gelişim sürekliliğine ve gelişimde aşamalılığa uygun olmayan bir anlayışı yansıtır.

GELİŞİM PSİKOLOSİ VE FUTBOL

Gelişim ilkesi 1
"GELİŞİM KALITIM VE ÇEVRE ETKİLEŞİMİ SONUCU OLUŞUR"

Kalıtım bireyin genlerle geçen özelliklerini ve bu özelliklerin sınırlarını belirlerken çevre, bu özelliklerin ne derece ortaya çıkacağını ya da bireyin bir çok gizil gücünde performansının ne olacağını belirlemektedir (Atkinson ve ark., 1999; Erden, Akman, 1996).

Kalıtım var olan çevre koşulları ile etkileşime girerek gelişimi belirler. Bireyin sahip olduğu özellikler genlerinin belirlediği sınırlar içinde çevreyle etkileşim içinde biçimlenir (Yeşilyaprak, 2006: 38). Örneğin kalıtsal zeka potansiyelinin uygun eğitim yaşantıları ile desteklenmemesi halinde yeterince gelişmediği bilinmektedir. Öte yandan boy, kilo gibi birçok fiziksel özelliğin gelişimi yeterli ve dengeli beslenmeye bağlıdır (Aydın, 2007: 24).


Bu ilke dünyanın her yerinde ve her çocuk için geçerliliği söz konusu olan bir ilkedir.

Bu ilkenin bize söylediği şey pratik anlamda şunlardır;

1. Kalıtımsal özellikler önemlidir ama her şey değildir.
2. Çevresel özellikler yani eğitim önemlidir. Ama tek başına yeterli değildir.
3. Kalıtımsal özelliklerin olumluluğu ile eğitimin olumluluğu birleşince "gelişim" mükemmel olur.
4. Kalıtım için çocuğun sadece enine boyuna bakmak hatadır. Çocuğun yaşına uygun normal gelişim özellikleri gösterip göstermemesi önemlidir.
5. Her çocuk her eğitime aynı şekilde cevap vermez, veremez.
6. Eğitim yaşantıları kalıtımsal özellikleri tetiklemeli ve onu uyarmalıdır.

30 May 2016

EZBER TEKRARDIR... TEKRAR İSE EZBER

SÖZEL VE DÜŞÜNSEL EĞİTİMDE EZBERİN YERİ NEYSE,
HAREKET EĞİTİMİNDE VE TEMEL TEKNİK EĞİTİMDE DE TEKRARIN YERİ ODUR.

EZBER TEKRARLA OLUR
TEKRAR EZBER DEMEKTİR.

SONUNDA BECERİ GELİR AMA BU BECERİ YARATICI VE ÇOK YÖNLÜ OLMAYAN TEKİL BİR BECERİDİR.

Sözel ve düşünsel eğitimde ezber yapmak demek; Kelimeleri ve cümleleri defalarca sözel olarak tekrarlayarak olduğu gibi önce kısa süreli belleğe sonra geri çağırıp yine tekrar ederek uzun süreli belleğe kaydetmek demektir.
Hareket eğitiminde ve teknik eğitimde bir hareketi defalarca aynı şekilde yaparak önce kısa süreli belleğe, sonra istendiğinde ve gerektiğinde tekrar aynı şekilde yaparak uzun süreli belleğe kaydetmek demektir.
Sözel eğitimde ezber ile Hareket eğitiminde tekrar belli ölçüde ve bazı durumlarda çok olumlu sonuçlar verir.

Çünkü;
İkisi de çabuk öğrenmeyi sağlar.
İkisinde de öğretim kolaydır.
İkisinde de beceriye çabuk ulaşılır.

Ama;
Eğitim hayatı boyunca tüm derslerde ezber ile yetişen çocuklar sonunda ezber yaptıkları konularda ve tek açıdan mükemmel olurlarken, ezber yapmadıkları konularda yetersiz oldukları gibi, ezber yaptıkları konuyu farklı durumlarda çeşitleyemezler, yorumlayamaz, analiz ve sentez yapamazlar.

Yine hareket, spor eğitimi ve süreci boyunca hep tekrar ederek, tekrar ettikleri hareketleri ve teknikleri mükemmel yapan kişiler, sadece beceriye ulaştıkları hareket ve teknikleri çok iyi yaparlarken aynı hareket ve becerileri farklı durumlar, pozisyonlar ve şartlarda duruma uydurma denilen o an için en doğru ve en gerekli hareketi ve tekniği yapmakta yetersiz kalırlar.

Onun için ne sözel ve düşünsel eğitimde ezberden, ne de hareket ve spor eğitiminde ezberin karşılığı olan tekrar yaparak öğrenmeden ve öğretimden kaçınmamız hayati derecede önemlidir.
Ezber yapanlar tartışma ortamlarında ve fikir üretme ortamlarında ne kadar sıkıntı yaşarlarsa,
Spor eğitim hayatını sadece aynı şeyleri tekrar ederek beceriye dönüştürenler de müsabakalarda çoğu zaman yetersiz durumda kalırlar.

Ezber ve tekrar elbette önemlidir.
Kullanılmalıdır.
Çünkü geliştiricidir.
Ama hayatın gereklerine ilişkin öğrenmede asla yeterli değillerdir.

İnsanlar değişen durum ve koşullara göre üretim yapabilme ve farlı davranışlar geliştirebilme ve sergileyebilme ihtiyaçları ile karşılaşırlar. Buna hazır olmak için sadece ezber ve sadece tekrara dayalı gelişim yeterli değildir.

24 May 2016

YETENEKLİ VEYA BECERİ DÜZEYİ YÜKSEK ÇOCUK/OYUNCU SEÇMEK MARİFET DEĞİLDİR.




Eğer "yetenek seçimi" veya "yetenekli oyuncu seçimi" diye tanımlanan şey; teknik becerisi ya da motorik becerileri diğerlerine göre yüksek düzeydeki çocuğu seçmek ise;
Bu bir marifet değildir... Bunu biraz ilgili herkes yapabilir.

İyi top süren,
İyi pas veren,
İyi çalım atan,
Topa iyi vuran,
Sürati olan ,
kuvvetli olan,
dayanıklı olan çocuğu seçmek kolaydır... Zaten her şey ortadadır. Ortada ve görünür olanın neyini seçeceksin?

Marifet yetenekli olacak çocuğu seçmektir.

Yetenek bir işi yapabilme düzeyi demektir, son aşamada adına beceri denilen bir işi en iyi yapabilmeye doğru geliştirilir.

Yetenekli oyuncu ya da becerisi yüksek çocuk veya oyuncu seçmek bir marifet değildir.

Çünkü yetenek ve onun ürünü olan beceri somut olarak görülebilir, ölçülebilir bir özeliktir.

Fazla uzatmadan;
Yetenek bir işi iyi yapmayı sağlayacak özellikler olurken o özelliklerin olup olmayacağına ilişkin gelişim unsurlarına/öncellerine de "yeti" denir.
Yetiler geliştikçe bir işi yapabilme düzeyi için gereken özellikler yani yetenek oluşur. Yetenek bir işi en iyi en ideal ve en ekonomik yapabilmeyi sağlar. Bu aşama ise "beceri" olarak tanımlanır.
Kısaca ve özellikle altyapılarda oyuncu adayı seçimi için yetenekli ve beceri düzeyi yüksek çocuk seçmek marifet değildir.

Marifet yetenekli olabilecek çocukları BULABİLMEK ve seçebilmektir.
Bunun için altyapıların başlangıç yaşlarında çocuğun yeteneği değil yetileri önemlidir.

Bunlar;
Bedensel algı yoluyla ayırt etme algısı,
Mekan/alan uyumu/algısı,
Denge (iç algı) yetisi,
Karmaşık tepki yetisi,
Ritm yetisidir.
(Somutlarsak; Yön, yan yetisi, mekânda kendini konumlandırma yetisi, nesneyi hissetme yetisi, işitsel, görsel uyaranları doğru ve çabuk anlama yetisi gibi).

İlerde, özellikle 10,12 yaşlarındaki koordinatif yeteneklerin ve dolayısıyla teknik becerilerin ön koşulu olan bu algılar/yetiler, yetenekli çocuk seçimi için temel seçim ölçütleri olmak zorundadır.
Yetileri zayıf olan çocuklar belli bir süreçte ve zamanlarda bazı özellikleri dolayısıyla bize yetenekli ve becerisi yüksek gelebilir.
Bu aldatıcı bir durumdur.

O an için bedensel gelişiminin bir sonucu olarak öne çıkmış olan çocuklar esasen bize gerekli olan özelliklerin temeli olan yetileri düşük çocuklar olabilirler. İlerleyen süreçte bir türlü gelişme kaydedemeyen çocuklar işte bu çocuklardır.






13 May 2016

DEĞER VERMEK, DEĞERLİ HİSSETMEK VE TAKDİR ETMEK ÜZERİNE PEDAGOJİK DOĞRULAR NEDİR?


Değer vermek değer verenin değerini düşürmez.
Antrenör çocuğa değer verirse, kendisini değerli hisseden çocuk mutlu olur. Mutluluk motivasyonların en büyüğüdür.
Çocuğa değer veren antrenörün değeri düşmez.

Zaten tepeden bakarak, çok bildiğini göstererek, sürekli bağırıp çağırarak ve kıyaslayarak değerli atrenör olunmaz. Çocuklar da bu tip antrenörleri değerli bulmazlar. Yalnızca ürkerler ve korkarlar.
Ürken ve korkan çocuk mutsuzdur.
Mutsuzluk motivasyonu düşürür. Kaslar gerer. Beceriyi engeller.

Kendine değer verilen çocuklar başkalarına değer vermeleri gerektiğini hissederek öğrenirler. Bu bütünsel bir öğrenmedir.
Ancak bazı çocuklara daha fazla değer vermek onları ayrıştırır ve onu egosantrik yapar. Onun kendisini diğerlerinden daha üstün kılmanın kapısını açar.

Daha iyi ve becerisi daha yüksek çocukları takdir etmek başka bir şey, onu diğerlerinden ayıracak kadar ona değer vermek başka bir şeydir.
Takımda onu özel tutmak, ona farklı övgüler dizmek, ona farklı muamele yapmak onu diğerlerinden değerli kılmaz yalnızca eşitsiz kılar. Ve o çocuk spor yaşamının sonuna kadar diğer oyuncu arkadaşlarının kendisi için oynamaları gerektiği hissine kapılır.
Bu spor eğitiminde en sık rastladığımız pedagojik yanlışlardan birisidir.

Değer insanın kişiliğine verilen ve gösterilen özendir.
Oyununa ve becerilerine gösterilen değer ise sadece takdir etmektir. Farklı şeylerdir.
Takdir davranışlarımız çocukları birbirinden ayıran ve onları eşitsiz kılan değer vermeye dönüşmemelidir.

ÇOCUKLAR ŞUNU DÜŞÜNÜRLER VE HİSSEDERLER;
* BEN DAHA HIZLIYIM, BEN DAHA GÜÇLÜYÜM, BEN DAHA İYİ PAS VEREBİLİYORUM, BEN DAHA İYİ ŞUT ATABİLİYORUM.
BUNA EĞİTİMDE "FARKINDALIK" DİYORUZ VE BU ALGI ÖNEMLİ ve GEREKLİDİR.

AMA ÇOCUKLAR ŞU "FARKINDALIĞA" DA SAHİP OLMALIDIRLAR; ÇÜNKÜ BU FARKINDALIK DA DEĞER VERMEK İLE İLGİLİDİR VE ÇOK ÖNEMLİDİR;
* O OLMAZSA BEN TEK BAŞIMA HİÇ BİR ŞEYİM.
* O DA BAZI KONULARDA ÇOK İYİ.
* BİZ BERABERKEN DAHA İYİ VE DAHA VERİMLİYİZ.
* BİZ BÜTÜNÜN DEĞİŞİK PARÇALARIYIZ. HEPİMİZ ÖNEMLİYİZ.

"YILDIZ FUTBOLCU" YETİŞTİRİLMEZ..


"YILDIZ FUTBOLCU" İŞLER DOĞRU VE PLANLI YÜRÜYORSA BELLİ ORANDA VE ÖLÇÜLERDE KENDİLERİ YETİŞİR...

Altyapılarda "yıldız" ya da "özel" futbolcu yetiştirilmez.
Yıldız ya da özel futbolcu yetiştirme diye bir eğitim programı yoktur.
Altyapılarda doğru, amaca yönelik, bilimsel ve çocukların yaş düzeylerine yönelik eğitimler vardır.
Bu doğru eğitim programları ile "iyi ve amaca uygun" oyuncular yetiştirilir.

Belli standartlara uygun futbolcu yetiştirirken, uygulanan eğitim doğru, bilimsel ve yaş düzeylerine uygunsa, genetik özellikleri farklı ve ayrıksı özellikleri olanlar "yıldız" futbolcu olurlar.
Yani yıldız futbolcu yetiştirilmez, yıldızlığa uygun özellikleri varsa, verilen doğru eğitimlerin içinden kendisi yetişir.

Ama bu kendiliğinden olur demek değildir. Doğru, bilimsel ve yaşa uygun eğitimin içinden kendisi ortaya çıkar.
Tıpkı tarlaya ekilen ekinlerin hepsinin başakları 1'e 40 gibi iyi verim sağlarken, bazı başakların 1'e 60, 1'e 80 ve hatta 1'e 100 tane vermesi gibidir bu iş....

Yani tarlanızın toprağı, o tarlanızın bakımı, ekim yöntemleriniz ve ekilen ürünün bakımı ne kadar zamanında ve doğru ise başaklarınızdaki tane verimi o kadar yüksek olur.

Özetle; Altyapılarınızda eğitiminiz, organizasyonlarınız ve üstyapı ile ilişkileriniz ne kadar doğru, yaş seviyesine uygun ve bilimsel ise oyuncularınızın çoğu iyi futbolcu, içlerinden bazıları da "yıldız" futbolcular olur.

1 May 2016

BİR ÜLKEDE ALTYAPI / ÜSTYAPI SPOR MODELİ BÜTÜNLÜĞÜ NE DEMEKTİR?



Altyapı / Üstyapı
Üstyapı / Altyapı ilişkisi üzerine...

Hangi spor salı olursa olsun, söz konusu o spor dalı ile ilgili altyapı eğitimleriniz ve organizasyonlarınız yani modeliniz ne kadar iyi olursa olsun, bunun ortaya çıkmasını sağlayacak olan üstyapılardır.

Eğer üstyapılarınız yani profesyonel spor organizasyonlarınız; Federasyon, kulüpler ve takımlar düzeyinde ülke spor modelinin tamamlayıcısı ve değerlendiricisi değilse, altyapılarınızın varlığı ve altyapılarınızda çok doğru işler yapılıyor olması çok anlam ifade etmez.

Örneğin; Eğitim fakültelerinizde çok iyi öğretmenler yetiştiriyor olmanız, eğitim sisteminiz iyi değilse çok anlamlı değildir. Çünkü o çok iyi öğretmenler, kötü eğitim sisteminde "iyi şeyler" yapamayacaklardır.

Özetle üstyapılar belirleyicidir. Yani hayatın kendisidir. Altyapılar ise hayata ilişkin olandır ve hayatın devamını sağlar. Hayat kötüyse hayata ilişkin olanın iyi olması bir önem taşımaz.

Bu ülke altyapı organizasyonlarını ve altyapı eğitimlerini elbette geliştirmeli ve ciddiye almalıdır. Ama bununla beraber öncelikle bu altyapılara örnek olacak, altyapılarda üretilenleri değerlendirecek bir üstyapı organizasyonuna ve anlayış ve sistematiğine ihtiyaç vardır.

En popüler ve en fazla insani ve ekonomik potansiyele sahip futbolda, altyapı organizasyonları ve eğitimleri çok önemlidir. Ve geliştirilmelidir. Ama bu geliştirme neye göre ve niçin yapılacaktır? Hangi üstyapı modeline, anlayışına ve sistematiğine göre gerçekleştirilecektir.

Eğitim denilince aklımıza hep çocuklar geliyor. Oysa eğitim aynı zamanda büyükler içindir.
Büyükleri eğitimli olanların çocukları da genelde eğitimli olurlar. Üstyapılar mükemmel ise altyapıların mükemmel olma zorunluluğu zaten vardır. Ama altyapıların mükemmel olması üstyapıları mükemmel kılmıyor ne yazık ki.

Özetle spor modeli denilen şey; Üstyapılardan altyapılara doğru şekillenir. Gelişim ve süreklilik ise altyapılardan üstyapılara doğru gerçekleşir. Model bütünlüğü ya da tutarlılığı dediğimiz şey işte budur.

Türkiye futbol üstyapılarında yani en tepedeki Futbol Federasyonundan başlayarak evrenselliği, dürüstlüğü, nesnelliği, tarafsızlığı, insan özkaynaklarına önem ve değer vermeyi ve bunlar kadar önemli ve tamamlayıcı olan "benimsenmiş bir oyun anlayışını" modellemediğiniz sürece altyapılar ile ilgili ne söylerseniz söyleyin ve ne yaparsanız yapın hiç birisi çok anlamlı olmayacaktır. Üstyapıları yaşanabilir kılmadan, altyapıların yaşamla ilgili olmasını sağlayamazsınız.

Bu anlamda oldukça yeterli bir süredir ciddi altyapı eğitimi ve organizasyonu olan Türkiye’de “iyi”, “çok iyi” ya da uluslararası düzeyde oyuncu yetişmiyor olması tesadüf değildir. Bunun nedeni sadece altyapı eğitimine yönelik yetersizlik ve eksikler ile ilgili olmasa gerektir. Altyapıların antrenör ve sporcu adayları ile değer verilen ve önemsenen kurumlar olmaması, üstyapı altyapı ilişkisindeki spor modeli tutarsızlığı ile ilgili bir durumun yansıması olup, çözümü öncelikle üstyapıların “insanileştirilmesi” yani tamamlayan ve değerlendiren işlevselliğe kavuşturulması ile ilgilidir.

29 Nis 2016

ÇOCUKLAR ALTYAPI EĞİTİMLERİNDE DE HALA ÇOCUKTURLAR



ÇOCUKLARI ve ÇOCUKLUĞU YENİDEN TANIMLAMAK YANLIŞTIR..
OYSA GERÇEK "ÇOCUK SADECE ÇOCUKTUR"

ÇOCUĞA DEĞER VERMEK ONU ÖNEMSEMEKLE OLUR,
ONDAN ÇOK ŞEY BEKLEMEKLE DEĞİL...

Farkında mısınız aile olarak, öğretmen olarak ve antrenör olarak çocukları yeniden tanımlıyor onlara yeni roller biçiyoruz durmadan.

Eskiden çocuk çocuktu.
Hepsi o kadar.
"Çocuktur yapar" vardı eskiden.

Şimdi epey zamandır her şey değişti.
Artık çocuklar büyüklerin uygun gördüğü büyük şahsiyetler gibi.

Avrupalılara özenirken Avrupalı olamamak budur işte.
Avrupalı çocuğu büyük gibi görmez, sadece ona önem verir bu da onun kendini değerli birisi olarak algılamasını sağlar.

Biz ise çocuğa büyük birisiymiş gibi davranarak ona değer vereceğimizi sanıyoruz. Oysa yanılıyoruz. Çocuklara büyük birisiymiş gibi davranarak onları ezeriz. Çünkü beklentiler çoğaldıkça yükler artmış demektir. Çocuklar ağır yükleri kaldıramazlar ve kaldırmaya çalışmamalıdırlar.

Antrenörlerimizin bir kısmı çocuklara gelişmiş büyükler olarak davranıyor. Yapamadıkları, düşünemedikleri ve gerçekleştiremedikleri şeyler için onlara kızıyor, eleştiriyor ve hatta bağırıyorlar.
Bu şekilde çocuklar değerli olduklarını algılamazlar. Yalnızca beceriksiz ve yetersiz olduklarını algılarlar. Ve potansiyellerinin asla farkına varmazlar.

Dahası bu şekilde onların gelişimlerine katkı sunmak olanaksızdır.
Bilinçsiz çaresizlik çoğu zaman işte burada başlar ve kısa zamanda vazgeçme ya da motivasyon düşüklüğü nedeniyle başarısız olarak değerlendirilme kaçınılmaz olur.

Keza öğretmenler, anne ve babalar da ne yazık ki; çocuklarına değer vermeyi onları önemsemeyi onlardan beklentilerini yükselterek yapabileceklerini sanıyorlar.
Ama yanılıyorlar.

İyisi mi çocukları çocuk olarak görmeye devam edelim. Çünkü onlar her şeyi yanlış ve eksik yaparak doğru ve tam yapmayı zamanı gelince birer birer öğreneceklerdir.
Önemli olan küçük yaşlarda da olsalar onlara göre düzenlenmiş ilkelere ve kurallara uymak zorunda olduklarını öğrenmeleridir.

Avrupa'nın bizden farkı budur. Ama bu fark sonra giderek açılacak sonuçlar doğurur.

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ 8. PROBLEM ÇÖZME YÖNTEMİ




(Sorunu ne olduğunu ve nerede olduğunu görme, soruna çözüm üretme, tümden gelerek sorunlu parçayı bulma)

Problem çözme yöntemi sporculara çeşitli öğrenim deneyimleri ile sunulan problemlere ilişkin olarak kendi kendilerine ve serbest bir şekilde çözümler bulmalarını sağlar.

Bir hareketi ve/veya hareketler dizisini amaca yönelik bütünsel bir şekilde gerçekleştirme biçimi olarak ifade edilebilecek olan bu yöntem, önceki öğrenmelerden yola çıkılarak yeni bir şeye ulaşma çalışması/mücadelesi şeklinde değerlendirilmelidir.

Yöntemin Özü: Bütünden parçaya esasına dayanır. Bütün içinde sorun yaratan parçanın çözümü esastır. Antrenörün yarattığı problemin çözümüne ilişkin her türlü çözüme onay verildiği bir anlayışın uygulanmasıdır.

Çözüm antrenörün kafasındaki şekilde gerçekleşmek zorunda değildir. Önemli olan sporcunun her ne şekilde olursa olsun, sorunu aşması ve çözüme ulaşmasıdır.

Hatırlatma notu: Sporcunun ulaştığı çözüme antrenörün “ama” diye başlayacak başka bir problem yaratması mümkündür. Bu durumda işin içine yönlendirilmiş buluş yönteminin karışmış olduğunu söylemek mümkündür.

Problem çözme yöntemi insan hayatının her alanında doğumdan itibaren var olan bir öğrenme yoludur. Bunun öğretim yolu olarak da kullanılması insan doğasına uygun ve oldukça etkili bir eğitim yaklaşımıdır. İnsanlar doğduktan sonra yaşamları ile ilgili birçok şeyi problem çözerek bulurlar. Emeklemeden yürümeye, yürümeden koşmaya, bir nesne ile ilişkiden o nesnenin amacına uygun kullanılmasına kadar birçok davranışımızı aslında keşfederek öğrenir ve devam ettirerek geliştiririz.

Problem çözme yöntemi bu bağlamda futbol altyapı eğitiminin her yaş grubunda ve her dönem ve evresinde kullanılması gereken bir yöntemdir. Bu öğretim yönteminde birinci koşul çocukların gelişim düzeylerine göre problemler planlanması ve onlardan bu problemin çözümünün istenmesidir. Aksi takdirde çocuklar için çözümsüz veya çözümü mümkün olmayan problemler hem onların futbola, oyuna ve amaca yönelik hareketleri gerçekleştirme gelişimlerine yarar sağlamaz, hem de olumsuz duygu ve tutum geliştirmelerine neden olur.

“Problem çözme yöntemindeki” problem kavramına futbol altyapı eğitimi açısından bakıldığında buradaki problemin, çocukların ve gençlerin futbol ile ilgili tüm gerekliliklere bir durum, bir pozisyon ve oyunun bir bölümünün gerektirdiği davranışları/becerileri gerçekleştirme ihtiyacının kendileri tarafından giderilmesi olarak bakmak gerekir.

Antrenörün çocuk ve gençlere amaca yönelik temel teknik bir becerinin nasıl yapılacağını söylememesi ve göstermemesi ama mutlaka gerçekleştirilmesini sağlaması problem çözme yönteminin kullanılması anlamına gelir.

Örneğin belirlenen hedeflere belli hedef mesafelerinden vuruşlar yaparak hedef kaydetme ile mesafe arasındaki ilişki değiştikçe topa vuruşun da değişmesi gerektiğinin çocuk tarafından çözülmesi problem çözme anlamına gelir.
Keza kaleyi soldan, sağdan gören açılarda hangi ayakla daha iyi sonuç alınabileceği ile ilgili bir uygulama etkinliğinde çocukların açı ve vuruş tekniği arasındaki bağlantıyı kurmaları problem çözme anlamına gelir. Yine bir antrenörün top sürme ile ilgili olarak belli mesafelerde hem düz hem de slalomlu top sürme süratinin daha da geliştirilmesi ile ilgili etkinlikte çocukların düz olarak topa daha az temas etme ihtiyaçlarını anlamaları ile, slalomlu mesafede top ile daha fazla temas yanında her iki ayaklarını kullandıklarında daha hızlı olabileceklerini anlamaları onların problem çözmeleri anlamına gelir.

Bir çocuğun daha temel altyapı dönem ve evrelerinde top ile ilişkili hareketlerde hızlı olabilmeyi sadece hızlı koşmak değil topa hükmedebilmek olduğunu anlaması tam anlamıyla bir “problem çözmedir”. Ama bunu antrenör, planlayacağı ve hazırlayacağı uygulama etkinlikleri ile öğrenciye hissettirmek durumundadır. Aksi durumda problem çözme yöntemi öğretimde formal olarak kullanılmamış olur. Şunu belirtmek gerekir ki; problem çözme her uygulamada, etkinlikte ve özellikle oyun uygulamalarında çocukların ve gençlerin sürekli yaşadıkları bir öğrenme yoldur. Antrenör bunu sürekli yaşamalarını sağlayacak eğitim etkinlikleri kurgulayabilirse işte o zaman “problem çözme yöntemi” formal olarak da kullanılan bir öğretim yolu olur.

Problem çözme yönteminin antrenör tarafından en kolay ve pratik olarak kullanımı, çocuk ve gençlerin eğitim süreçlerinde gerek temel teknik ve gerekse taktik becerilerin öğretiminde, çok daha önemlisi oyun içinde kullanılmasını gerekli kılacak engeller, zorluklar ya da problemler yaratması ve çözümü için de sporcuları işe koşmasıdır.
Bir kısıtlama ve kural koymak problem yaratma anlamına gelir. Söz konusu kısıtlama veya kurala rağmen çözüme veya sonuca ulaşılması problem çözme anlamında değerlendirilmelidir. Kuralları sürekli değiştirerek ya da çoğaltarak planlanan bir çözüme veya sonuca ulaşılmasının sağlanması elbette problem çözme olsa da, yönlendirilmiş buluş yönteminin de kullanıldığı anlamına gelmektedir.

Problem çözme yönteminin çocuklarda ileriye yönelik olarak futbol stili (kendine özgü tarz) oluşturmada inanılmaz yararı vardır. Çünkü bir problemin aşılması için “ne yaparsan yap ama problemi aş” yaklaşımını da içinde barındıran problem çözme yöntemi birçok bireysel davranışı/hareketi özgürce yapma fırsatı da verir. Bu bir düzensizlik anlamında değerlendirilmemelidir. Çocukların ve gençlerin uygulamalarda farklı denenceleri sınaması ve bunun sonucunda bireysel ve toplumsal olumlu geribildirimler alması onları inisiyatif almaya ve farklı çözümler için farklı davranışlara iterken söz konusu temel teknik becerilerde ve taktik davranışlarda da kendine özgü davranışlar sergileme ihtiyacı ve isteği oluşmasına neden olmaktadır. Farklılık peşinde koşan temel teknik becerileri farklı uygulamaya başlayan çocuklar bir süre sonra kendilerine özgü bir futbol oynama becerisine ulaşabilmektedirler.

Futbol altyapı eğimi bütünlüğü içinde bakıldığında pratik anlamda oyun ve bütünsel oyun uygulamaları kendi içinde daha çok problem çözme yöntemine yakın eğitim uygulamaları olurken, kısıtlamalar ve kurallar ile gerçekleştirilen oyun uygulamaları daha çok problem çözme ve yönlendirilmiş buluş yöntemlerinin bir arada kullanıldığı eğitim uygulamaları olmaktadır. Oyunun bir bölümünün veya kesitinin ele alındığı ve burada gerçekleştirilmesi gereken becerilere yönelik varyasyon (çeşitleme) uygulamaları ise ağırlıklı olarak yönlendirilmiş buluş yönteminin kullanıldığı uygulamalar olmaktadır.

Temel teknik becerilerin öğretimi ile ilgili olarak sporcuların hangi temel teknik becerileri nerede, ne zaman ve nasıl kullanacaklarına ilişkin çözüm uygulamaları problem çözme yöntemine ilişkin eğitim uygulamalarıdır.
Örneğin;
• Top ile oynanan eğitsel oyunlarda ve genel oyun etkinliklerindeki oyunun gerektirdiği her türlü davranışın gerçekleştirilmesi süreçlerinde,
Temel teknik becerilerin öğretimi süreçlerinde,
Temel teknik becerilerin kullanılması süreçlerinde,
Temel teknik becerilerin duruma uydurulması (oyun içinde, oyunun gerektirdiği gibi ve oyun koşullarında kullanılması) süreçlerinde,
Temel teknik becerileri kendine özgü kullanılması süreçlerinde problem çözme yöntemi etkin bir biçimde kullanılabilir ve kullanılmalıdır.

Taktik becerilere ilişkin öğretim ile ilgili olarak sporcuların top ile ve topsuz hareket becerilerini nerede, ne zaman, nasıl, hangilerinin bir probleme dayalı olarak gerçekleştirmeye yönelik çözüm uygulamaları problem çözme yöntemine ilişkin eğitim uygulamalarıdır.
Örneğin;
• Top ile ve topsuz tüm eğitsel oyunlarda ve futbola ilişkin oyun etkinliklerinde oyunun gerektirdiği top ile ve topsuz davranışları, bulunduğu noktada, bölgede ve özellikte tüm oyun alanında gerçekleştirebilme süreçlerinde,
• Temel teknik becerileri oyun içinde, oyunun gerektirdiği koşullarda bu becerileri topsuz oyun ile birleştirme süreçlerinde (boşa kaçma, bindirme, alan değiştirme, sorumluluk alma, kademeye girme, derinlik ve genişlik sağlama, alan paylaşımı v.b.),
• Bireysel savunma taktikleri öğretim süreçlerinde (ilk toplara müdahale, hücum oyuncusunun yönünü kaleye çevirmeme, hücum oyuncusunu tehlikeli bölgeye sokmama, oyalama, derinlik, kademe, savunmada yer tutma),
• Grup savunma taktikleri öğretim süreçlerinde (alan savunması, adam adama savunma, ofsayt uygulamaları),
• Bireysel hücum taktikleri öğretim süreçlerinde (süratli top sürme, aldatma, adam eksiltme, boş alan yaratma, orta yapma, çizgiye inerek top kesme, şut alanına girme ve isabetli şut atma, top saklama-yardımlaşma v.b),
Grup hücum taktikleri öğretim süreçlerinde (oyunda yön değiştirme, hücumda genişlik, kanat oyunları, kombinasyonlar, top değiştirme, duvar pasları, bindirme, adam çoğaltma, duran topların kullanımında çeşitlilik v.b.),
Takım savunma taktikleri öğretim süreçlerinde ( top kaybedildiğinde ileride baskı, geriye sarkma, savunmada yer alma, ofsayta düşürebilme becerileri v.b)
Takım hücum taktikleri öğretim süreçlerinde (merkezi hücum, kontr-atak v.b) problem çözme yöntemi etkin bir biçimde kullanılabilir ve kullanılmalıdır.

Oyun sistemleri ve oyun dizilişleri öğretim süreçleri ise başlı başına problem çözme yönteminin kullanılması gerekli olan aşamalar olup, kalıplaşmış sistem davranışlarına ve diziliş görev ve sorumluluklarına ilaveten bazı durumlarda ne yapılmalı, nasıl yapmalı sorularına/problemlerine uygulamalı cevapların öğretilmiş ve öğrenilmiş olmasını sağlamak son derece önemli ve gereklidir. Bunun için problem çözme yönteminin oyun sistemleri ve oyun dizilişlerine ilişkin görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden öngörülmemiş durumlara göre hazırlık olunmasına ilişkin bazı becerilerin geliştirilmiş olması gerekmektedir. Bunun için bazı olası hipotezler üzerinden problemler yaratılıp oyuncuların bu durumda ne yapacaklarına ilişkin çözüm üretmelerini isteyip bunu uygulamalarını istemek bir futbol takımı için ayrıcalıklı bir taktik beceri anlamına gelmektedir.

Bunun yansıra örneğin;
Top bizde iken kim ne yapacak? Yapmazsa ne olur?
Rakip takıma savunması uzun, nasıl gol aramalıyız?
Savunmamızın arasına rakip takımlar girip top ile buluşuyor, ne yapmalıyız?
Kanatları kullanamıyoruz gibi problemler koyarak ile takımın eksik olduğu ya da sorunlu olduğu konularda sporcuları işe ortak etmek ve çözüme katkı sağlamalarını sağlamak sorunun çözümünü algılayarak davranış değişikliği sağlamayı arttıracağından problem çözme yönteminin etkili olabileceği başka çalışma biçimi olarak karşımıza çıkabilir.
Sonuç olarak çocukların içinde bulundukları gelişim özellikleri ve futbol oyunu ile ilgili ihtiyaçları göz önüne alınarak, onlardan çözmelerini isteyeceğimiz her davranış problem çözme yönteminin kullanılmasını gerektirir. Problemi çözmek için çocuğun problemin farkına varması ve çözebilecek düşünce (kapasitesine?) ve ilgili hareketleri yapabilecek olgunluk düzeyinde olması gerekmektedir.

Problemin çözümü için uygulama düşüncesi yeterli olamadığı durumlarda veya çözümü uygulama yeterliliği olmadığı durumlarda problemin niteliği ve niceliği aşağıya çekilebileceği gibi, yönlendirmeden ziyade kolaylaştırıcı ipuçları sağlanabilir.

Alıntı: İ. Topkaya (2015) Futbolda Altyapı Eğitimi, Paradigma Akademi Yayınları.

OYUN ALANLARININ YAPISI VE UYARAN İLİŞKİSİ

Oyun alanlarındaki, kazaya sebep olma olasılığı olan nesnelerin kaldırılmasına yönelik eğilim, diğer bir açıdan bakıldığında çocukların sab...