9 Kas 2016

"FUTBOL AKADEMİ" DİYE TANIMLANAN ALTYAPI KURUMLARI ve ALTYAPI EĞİTİM DÖNEMLERİ SİSTEMATİĞİ ÜZERİNE...


"Futbol akademileri" diye tanımlanarak kurumsal modellemesi hayata geçirilmeye çalışılan alt yapıların en büyük açmazları temel altyapı eğitim dönemleri ile ilgili gerçek ve formal bir eğitime geçememiş olmaları ile bu dönem eğitimlerini baştan savma "spor okulları" adı altında göstermelik şekilde sürdürüyor olmalarıdır.
Futbol akademilerinin eğitim dışındaki en büyük sıkıntıları yönetsel işleyişlerini farklı ve kendine özgü kılamamış olmalarıyla ilgilidir.

"Akademi kavramı zaten bağımsızlık vurgusu olan, kendi iç işleyişini kurabilme ve yürütebilme yeterliliği taşıyan, bir grup ya da kişiye bağımlı olmayan ve sürekli arayış ve denenceler peşinde koşan bilim ve uygulama örgütlenmesi demektir.

Şu an itibari ile altyapı kurumlarımızın yönetsel açıdan temel problemi bağımsız ya da özerk olmayışlarıdır. Akademi kavramını kullanıyor olmak bunu çözmeye yetmediği gibi akademi kavramının da içini boşaltan bir nitelik taşımaktadır.
Kendi bütçesi, yönetim kurulu, genel kurulu ve eğitim ve personel kadrosu olmayan bir yapının "akademi" olması mümkün değildir. Artı üretkenliği olmayan ve üretkenliğini somut olarak belirlemeyen bir yapı akademik olamaz.
Akademi kavramı herkesin kullanabileceği bir kavram olmaktan çıkarılması ve lisansiye yani "yeterlilik ölçütlerinin sağlanmış olması" haline getirilmesi şarttır.

Burada birincil önemli konu kendi yönetim ve işleyişini kurmuş olan, bağımsız ya da özerk/katma bütçeli, denetlenebilir ve kapalı/ açık eğitim alanları ile altyapı dönem ve evreleri uzmanlıkları olan eğitmen antrenör kadrolarının tahsis edildiği, sağlık ve sosyal yardım ilişkilerini kurmuş olan, sekreterya ve yardımcı personelin işlevsel hale getirildiği kurumsallığın sağlanmış olmasıdır.

Üst yapı nasıl bir örgütlenme ciddiyeti ve özeni içindeyse altyapılar da aynı özen ve ciddiyetle kurulmalıdır ki; Kurum haline gelebilsinler.

Bu yapılanmanın eğitsel açıdan önemi ve asıl işlevi temel altyapı eğitimlerinden başlayan bir eğitim sistematiğini gelişim altyapı ve performansa dönük altyapı dönemlerine kadar sürdürebiliyor olmasıdır.
Bu yapıların öncelikle okul olmaları yani eğitim verecekleri kompartımanlarının gelişmiş olması ve daha da önemlisi akademi denilen özgünlük ve eğitim uygulama modellerinin alanları olmak durumundadırlar. Aksi halde eğitsel açıdan da akademi olarak ifade edilmelerinin önemi ve gereği yoktur.

Akademilerin olmazsa olmaz eğitim dönemleri "temel altyapı eğitimi" dönem ve evreleridir.
Çünkü başlangıç budur.
Bu başlangıç aynı zamanda "akademinin de başlangıcı" demektir.
Bu anlamda özellikle 10-12 Yaş üzerinde ısrarla durmak gerekir.
Çünkü bu dönem sihirli bir yaş dönemidir.
Sihirli dönem dememizin nedeni ise bu yaş sürecindeki çocukların oyun için gereken birçok FARKLI davranış yeterliliği gösterebiliyor oluşlarıdır.
Çocuklar 3-7 yaş arasında gerçekleştirebildikleri "temel hareket becerileri" sayısı nicel olarak hızla artarken,
8-9 yaşlarında bu temel temel hareket becerilerinde kalitesinde/niteliğinde bir artış meydana gelir.
10-12 yaşlarında ise hızında, farklı durumlara transferinde ve özellikle futbola ilişkin hareket çeşitliliği sayısında bir sıçrama ile kendini gösterir.
Ve dahası birçok hareketi oyunlarda çok rahat ve amaca dönük olarak kullanabilirler. Yeter ki büyük sahalarda ve ağır ve büyük topların yanı sıra kendilerinden daha büyük çocuklar ile boğuşmak zorunda kalmasınlar.
12-15 yaşları ise bu hareketlerin becerisinde/kalitesinde artış gelişirken, bu becerilerin oyuna transferleri en üst düzeye çıkar.

Şimdi bu gerçekler ortadayken "futbol akademi" diye tanımlanan bir çok futbol altyapı eğitimlerinde özellikle "temel altyapı eğitimi" dediğimiz süreç ne kadar sağlıklı yürütülmektedir?
Üstelik 8,9 yaşlarında terbiye edilmemiş çocukları alıp, onlardan kurallı oyunlar bekliyor olmanın, 10-12 yaşındaki çocuklardan da büyüklerde olduğu gibi mevki belirleyerek, katı bir disiplin ve bölge oyunları beklemek ve üstelik bunu müsabaka koşulları yaratarak performansa dönük gerçekleştirmeye çalışmak ahlak, vicdan ve bilim ile hiç bir açıklaması yoktur.

8, 9 yaşlarındaki çocukların susma ve dinleme terbiyelerini çözümleyememiş bir ebeveyn ve okul yaklaşımı bir yanda dururken, onlardan büyükler gibi oyun oynamalarını bekleyen ve altyapı eğitimci yaklaşımını bir araya getirdiğinizde karşınıza ne olduğu belli olmayan zaman ve emek kayıpları çıkmaktadır.

"At topu oynasınlar" ve "benim çocuğum en iyisidir" koalisyonu ile varılabilecek nokta "futbol akademileri"ni okul olmayı beceremeden akademi olmayı tasarlamış bir taklitten öteye taşımaz.
Özetle eğitsel açıdan akademilerin özgünlüğü 8 yaşlarından itibaren formal bir eğitim programı ile gelişim psikolojisi ve hareket eğitim modelleri temelinde oyuncu adaylarını ilk evrede iki yıllık genel beceriler, koordinatif özellikler ve algısal motor gelişim açısından mükemmelleştirmeye çalışmasıdır.
18 yaşına değin sürecek bu yolculuk kendini akademi diye adlandıran bir kurumun neleri ne ölçüde başarıp başaramadığının tek ölçütü olacaktır.

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMLERİNE ERKEN YAŞLARDA BAŞLATMAK DEMEK, FUTBOLA ERKEN BAŞLATMAK DEMEK DEĞİLDİR...


Çocuklar 7 yaşına kadar ne yapmaları gerektiğini içgüdüsel, görerek, taklit ederek ve tek şey olarak yaparlar.

8-10 yaşına kadar neler yapmaları gereğini en fazla iki bilemedin üç seçenek üzerinden yapabilirler.

10-12 yaşlarında neleri, niçin yapmaları gereği üzerine düşünmeye ve öyle yapmaya çalışırlar ki; bu da onların teknik becerileri geliştirmelerinin nedenidir.

Özetle 10-12 yaşından önce yapılan hiç bir çalışma ve eğitim uygulaması ne kadar futbol ile ilgili olursa olsun asla futbol amaçlarına yönelik bir çalışma olmaz.
Gerçek anlamda futbol eğitim uygulamaları 10-12 yaş aralığında başlar.
Daha önce yapılan tüm çalışmalar zorlama, dayatma ve sıkıntılı çalışmalardır. Eğer zorlama ve dayatma yoksa bu çalışmalar temel hareket becerileri, özelleşmiş hareket becerileri ve bunların sonucu koordinatif özelliklerin geliştirilmesine katkı demektir.

Spesifik, special ya da branşa özgü eğitim uygulamaları demek o spor branşının karakteristik özelliklerine göre gerçekleştirilen uygulamalar demektir. Çocuklar 10-12 yaşlarından önce futbolu aslına uygun olarak yani tam olarak asla oynayamazlar...

Çocuklar ayak ve top ilişkisine elbette daha erken başlamalıdırlar.
Ama bu futbol oyunu demek değildir.
Ayak topu oyunu ve etkinliği olarak ele alınması demektir.

Not: 4-6/7 yaşındaki çocuklar kendilerine söylenen iki farklı davranışı ardı ardına asla yapamazlar. Bunu yapmaya biliş/düşünce gelişim özellikleri elvermez.
Hele hale üç farklı şey onlar için üç kural demektir. Üç kurallı, iki kurallı bir etkinliği yapmaları mümkün değildir.
Ardı ardına bağımsız ve içlerinden geldiği gibi davranabilirler. Ama bunu dahi bir kez daha tekrar gerçekleştiremezler.

4 Kas 2016

DENGE (İÇ ALGI) NEDİR? FUTBOLDAKİ DENGE NEDİR?



İçalgı ya da denge normal yaşamımızı sürdürmede ve özellikle sportif eğitimdeki verimliliğin arttırılmasında önemli bir hareket ve gelişim özelliği yeterliliğidir.

Denge vücudu kontrol etme ve yönetme yeterliliğidir.

Çok daha farklı bir tanımla denge, değişen mekan, zemin ve nesne ilişkilerinde vücudun konumunu amaç doğrultusunda tutabilme ve devam ettirebilme yeterliliğidir.

Futbolda altyapı eğitim uygulamalarında "denge çalışmalarını" gözlemlediğimizde bu çalışmaların sadece "ayakta kalabilmek" pozisyonunu sağlamayla ilgili olduğu görülmektedir. Bu yanlış olmasa da eksik ve amaca yönelik bir denge çalışması değildir.

Futbol oyunu esas olarak "top ile ilişkiye dayalı değişen pozisyonları devam ettirebilme esasına dayalı beceri oyunudur.
O halde buradaki denge nedir?
Top ile ilişkili olarak çok farklı koşullarda hareketi devam ettirebilme pozisyonlarında vücudu yönetebilmektir.
Yani futbolda nesne, durum ve beden oryantasyonunun sağlanmasıdır.
Kısaca koordinatif yetiler aynı zamanda DENGE'nin ta kendisidir.
Ama bu koordinatif yetiler top, değişen koşul ve bedenin bir arada olduğu hareket devamlılığı ile gerçekleştirelebilir.
Sadece beden dengesi, sadece top ile denge, sade veya durum dengesi futbola özgü verimliliği arttırmaz ve geliştirmez.
Eğer öyle olsaydı beden ve durum ile ilgili olarak dünyanın en gelişmiş denge özelliğine sahip cimnastikçiler veya sirk cambazları çok iyi futbolcular olurlardı.

Özetle futbolda içalgı yani denge topun, değişen durumların ve bedenin amaca yönelik sürdürülebilir beraberliği demektir.
Basit bir uygulama örneği: 12 yaş ve üstü için,
180 derce dön pas al, gösterilen yöne pas ver, gösterilen yöne koş 360 derece dön pas al.
Aynı işi üst üst üste üç kez tekrarla dinlen..
3-4 set aralar 1dk.
8 yaş için;
Yerde yuvarlan, kalk, koş, dön ve topu tut.

23 Eki 2016

FİZİKSEL GELİŞİM AÇISINDAN ALTYAPI EĞİTİMİNİN ÖNCELİĞİ VE AMACI NE OLMALIDIR?


Çocuklarda fiziksel gelişimin iki yönü vardır.
1. Bedensel gelişim
2. Psikomotor gelişim

BEDENSEL GELİŞİM;
Bedensel gelişim denilen şey en basit anlamda “büyüme” ile ilgili gelişim anlamına gelmektedir.
Büyüme boyuna ve enine gerçekleşir.
Çocuğun iç ve dış organları ile uzuvlarının boy ve hacim artışını ifade eder.
Pratik anlamda kollar, bacaklar, gövde ve başın ölçü olarak uzaması, genişlemesi ve ağırlığında artışlar büyüme olarak nitelendirilir.

Şimdi sormak gerekir; Bu kısa açıklamadan sonra çocuklar çabuk büyüsün diye bir eğitim söz konusu olabilir mi?
Hayır…
Böyle bir eğitim amacı olabilir mi?
Elbette hayır.

Çünkü büyüme insanın genetik kodlarında olan ve olması gerektiği gibi doğal seyrine bırakılan bir gelişimdir.
İşte bu nedenledir çocukların boyunu uzatalım, kaslarının hacmini arttıralım gibi düşünceden hareketle yapılan dış müdahale dediğimiz antrenman ve yüklenmeler yararsız ve erken olmaları nedeniyle zararlıdır.

Büyümü noktaları ve odakları dediğimiz iskelet sisteminde yer alan alanların erken kapanmasına yol açar.
Kuvvet adına yapılan müdahaleler yani kuvvet amaçlı ağırlık ve yüklenme çalışmaları ise kasları gereksiz ve erken uyararak büyümesine yol açarken aynı oranda sinir sistemine ilişkin gelişim sağlamadığından özelliksiz bir kas gelişimine neden olabilmektedir.

Özetle futbolda altyapı eğitiminin özellikle 15’li yaşlara kadar olan bölümlerinde büyüme’yi ilgilendiren uzama, genişleme yani boy, kilo artışını doğal olmayan yollardan sağlamayı amaçlayan antrenmanlardan kaçınılmalıdır.
Altyapı eğitiminin bedensel gelişimi öncelemesi ve bedensel gelişimi amaçlayan şekilde yürütülüyor olması en büyük hatadır.

Bir kulübün altyapı kurumunda futbol küçük yaşlarda bedensel gelişime dayalı olarak geliştirilmeye çalışılıyorsa, orada altyapı eğitimi iyi altyapı eğitimi olmadığı gibi, kötü ve zararlı bir altyapı eğitimidir.

PSİKOMOTOR GELİŞİM
Psikomotor gelişim en basit anlamıyla yaş düzeyine uygun hareket yeterliliği gelişimi demektir
Hareket yeterliliği dediğimiz şey ise;
- Hareketleri amacına uygun gerçekleştirme,
- Hareketleri giderek artan bir beceri düzeyinde yapabilme,
- Çok çeşitli sayıda hareketi gerçekleştirme,
- Hareketleri işin gereği gibi ve farklı koşullarda gerçekleştirme,
- Hareketleri ZAMANA, MEKANA, YÖNE, YANA VE DEĞİŞEN DURUMLARA GÖRE amaçlı ve doğru yapabilme..

Yukarıda sıralanan hareket yeterlilikleri (psikomotor gelişim),
7 yaşına kadar temel hareket becerileri, 10,12 yaşları arasında özelleşmiş hareket becerileri, 12- 15 yaşlarında değin branşa özgü hareket becerileri ve 16-18 yaşlarında ise verimsel hareket becerileri olarak devam eder gider ya da devam edip gitmelidir.

İşte altyapı eğitimlerinin başlama ve sonuçlanmasına değin eğitim müfredatı ve uygulamalarının esası psikomotor gelişimi amaçlayan bir içerik taşımalıdır.
Çünkü çocuklar için futbol asla bir kuvvet ve dayanıklılık oyunu değildir ve olmamalıdır.

Çocuklar için futbol hareket becerileri oyunudur.
Bu ideal gerçek altyapı eğitiminin "psikomotor gelişim" dediğimiz hareket yetkinliğinin arttırılması üzerine şekillenmesi anlamına gelir.

Top ile ilişkili hareket çeşitliliği ve bu hareket çeşitliliğinin de giderek farklı ortam ve koşullarda beceriye dönüştürülmesi altyapı eğitimimin tüm müfredatını oluşturmalıdır.

21 Eki 2016

EĞİTİCİ ANTRENÖRLERE VE EĞİTİLEN ÇOCUKLARA DAİR BİR PEDAGOJİ NOTU


Özellikle çocuklar antrenörleri ile ilgili olarak en çok neleri hatırlar ve hangi özelliklerini takdir ederler?
-Antrenörlerinin çok iyi futbol oynamış olmalarını mı?
-Hala kendilerinden daha iyi futbol oynuyor oluşlarını mı?
-Boy, pos ve yakışıklı oluşlarını mı?
-Bağırmalarını mı?
-Gülmelerini mi?
-Çok konuşuyor olmalarını mı?
-Sinirlilik hallerini mi?
-Çok şey öğretiyor olmalarını mı?

Kesinlikle hayır...

Elbette hepsini hatırlayabilirler ama asla önemsemezler ve takdir etmezler...
Çocuklar gelişim özellikleri gereği öğretmen ve antrenörlerini rol model alabilirler.
Ama asla yukarıda sayılan tutum ve davranışları hatırlamak için kendilerini zorlamazlar ve takdir etmezler.
Çünkü çocukların takdir etme özelliklerini oluşturacak olan "bilgi, yaşanmışlık ve kıyaslama yapabilme deneyimleri olmadığı için takdir etmeleri sınırlıdır ve çok kayda değer değildir.

Ama bütün çocuklar takdir etme ve hatırlama ve takdir etme ile ilgili olarak
-Sevmeyi,
-Güvenmeyi,
-Kendini ifade edebilmiş olmayı hatırlarlar ve takdir ederler...

Şöyle bir ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinizi hatırlamaya çalışınız, hatırladıklarınız ve takdir ettikleriniz sizi sevenler, size güven verenler ve kendinizi ifade etme imkanını bulduğunuz öğretmenlerdir.

İşte bir antrenörün çocukları için hatırlanma ve takdir görmesi bu üç temel yaşam biçimi üzerinde oluşur.
Dolayısıyla antrenörler;
- Çocukları sevmelidirler ve onlara saygı duymalıdırlar.
- Onları birbirlerinden ayırmamalı, eşitsizliğe neden olmamalı ve her zor durumda yanlarında olduğunu göstermelidirler.
- Çocuklara öncelikle bazı özelliklere sahip olduklarını fark ettirmeli ve bu özelliklerini sözel, duygusal ve elbette biyomotor / yani hareket becerileri şeklinde ifade etme ortamları sunmalıdırlar.

Futbol mu?
O zaten bunlar olduğu sürece olacaktır.
Hem de en iyi şekilde..

15 Eki 2016

Futbol Altyapı Eğitiminde Ölçme Değerlendirme Araçları 2: Gelişim Kontrol Listeleri




Kontrol listelerinde amaç çocuğun çeşitli gelişim alanlarında nasıl geliştiğini belirlemektir. Bunu yanında bu listeler, antrenörlere günlük plan içerisindeki etkinlikleri düzenleme konusunda da fikir verebilir.

Çocukların hangi alanlara/ kazanımlara yönelik desteklenmeleri gerektiğinin biliniyor olması, o alanlara yönelik çeşitli etkinliklere ağırlık verilmesine fırsat verebilir.

Kontrol listeleri hem bireysel gözlemlerde, hem de grup gözlemlerinde aynı anda kullanabilirler.
Kontrol listeleri gözlemlemek istenen gelişim alanına ait becerilerin (amaç ve kazanımların) listelenip, belirli zamanlarda yapılan gözlemlerle çeşitli formatlarda doldurulması şekli
nde kullanılabilirler. ‘Evet / hayır, “yapabiliyor / yapamıyor”, “az / çok” “gelişmiş / geliştirilmesi gerek” gibi.

Kullanım açısından kolay olmaları, antrenörlerin bu yöntemi tercih etmeleri için sebep oluşturabilir. Antrenörler gerektiği durumlarda kontrol listesi hazırlayabilir ve kullanabilirler.

Kontrol listelerini kullanırken dikkat edilmesi gereken nokta ölçütlerin tutarlı/mantıklı bir anlayışla düzenlenmiş olunmasıdır. Gelişim alanlarının doğru bir şekilde gruplandığından ve kendi içinde tutarlı olduğundan emin olmak gerekir. Örneğin; hareket becerileri ilgili bir kontrol listesinde, oyun becerileri ya da taktik beceriler gelişim alanına ait bilgilerin/ maddelerin olmamasına dikkat edilmelidir.

Gelişimsel kontrol listeleri her gelişim alanı ile ilgili olarak düzenlenebilir ve çocukların gelişimlerinin gözlenmesi kayıt altına alınabilir.

Altyapı Eğitim Dönem ve Evreleri dikkate alındığında her dönem ve evre için gözlem formların içeriklerinde yer alan ölçütler çocukların içinde bulundukları dönem ve evrenin futbol eğitim içerikleri doğrultusunda değişmelidir.
Örneğin paylaşılan gözlem formu “Temel Altyapı Eğitimi Dönemi” ile ilgili olarak tamamen alan ile ilgili olarak düzenlenmiş bir kontrol listesi örneğidir.

12 Eki 2016

EĞİTİMDE FARKLILIKLARI DİKKATE ALMAK...


(Çocukların Kişilik ve Bedensel Özellikleri ve Futbol Eğitimi)

İnsanlar farklı kişilik özelliklerine sahiptirler.
Sadece kişilik değil farklı olumlu özelliklere de sahiptirler.
Kimisi ağır ve serin kanlı, kimizi aceleci ve kıvrak, kimisi güçlü, kimisi tartışmacı, kimisi uzlaşmacı ve bunun gibi...
İşte çocuklarımız da böyledirler aslında.. Önemli olan farklı özellikleri törpülemek, yok etmek değil onları geliştirmektir. Yeter ki bu özellikler olumsuz, yanlış ve kötü özellikler olmasın.

Farklı olumlu karakter ve bedensel özellikleri dikkate alan eğitim, daha kavrayıcı daha yaratıcı ve daha verimli bir eğitimdir.
Ne demek bu?
Ve futbol altyapısında ne işe yarar?

Özetle şu demek;
Bütün çocuklardan her şeyi aynı şekilde yapmalarını istemeyin ve zorlamayın demek.
Doğruyu temel olarak aynı şekilde yapsınlar ama daha fazlasını aynı şekilde yapmaya zorlanmasınlar. Çünkü bu durumda kendi kişilik ve bedensel özelliklerini verimli kullanmaktan alıkoyarız onları.
Ve futbolda stil dediğimiz "kendine özgü" olabilmeyi engellemiş oluruz.

Çocuklar top ile ilişkili hareketleri yani temel teknik becerileri temel doğruları ile dinlesinler, görsünler ama kendi özelliklerini işin içine katarak yapsınlar.
Kimi daha ağır ama temkinli, kimi hızlı, kimi çabuk, kimi güçlü, kimi özgüvenli, kimi akıcı, kimi tek dokunuşlu, kimi çok dokunuşlu...ama sonuçta hepsi de kendisine en uygun olanı en iyi biçimde yapsın.
O zaman çocukları seçerken ve değerlendirirken de çay takım seçer gibi değil bir futbol takımında farklı karakterde oyuncuların olması gereğini de düşünerek her çocuğu kendi özelliklerini en iyi biçimde gerçekleştiriyor olmasına bakarak seçmeliyiz.

5 Eki 2016

Futbol Altyapı Eğitiminde Ölçme Değerlendirme Araçları: Gözlem

Gözlem yapmak; çocukların davranışlarını anlamak, öğrenme süreci ve gelişimleri hakkında doğrudan bilgi edinmek için kullanılabilecek ölçme değerlendirme araçlarından birisidir. Her çocuğun kulüp içinde ve saha içinde eğitim faaliyetleri süresince ve serbest zamanlarda gözlemlenmesi ve gözlem kayıtlarının tutulması önemlidir. Çocuklar kendilerini yetişkinler kadar rahat ifade edemediklerinden, onları günlük aktiviteleri içerisinde gözlemlemek çocuk hakkında bilgi toplamak adına gerekli verileri sağlar.
Gözlemler çocukların doğal ortamında, etkinlikler anında ya da oynadıkları oyunu bölmeden ve gözlem yapıldığından haberleri olmadan yapılmalıdır. Gözlemlerin belli bir amaca yönelik yapılıyor olması yani gözlemi yapan kişinin neye dikkat etmesi gerektiğini önceden bilmesi çok önemli ve gereklidir.
Belirli bir çocuğun ya da grubun davranışlarının gözlemlenmesinin birkaç değişik yolu olabilir. Bunlar;
 Anekdot Kayıtları
Çocuğun davranışlarının yazılı olarak tanımlanmasıdır. Bu kayıtlar ne yaşandığını, ne zaman ve nerede yaşandığını objektif olarak anlatmaya yarar. İsterse antrenör kendi yorumlarını/değerlendirmelerini ve notlarını kayıtların altına ekleyebilir.

Anekdot Kayıt Formu
Çocuğun Adı-Soyadı: Barış Saka
Tarih: 15.08. 2015
Gözlenen Durum: Barış bazı oyunlarda istekli davranmadığı gibi, oyuna katılmaktan olabildiğince kaçınıyor. Yine bu gün öğleden sonra gerçekleştirilen etkinliklerde hasta olduğunu söyleyerek izin almak istedi. Nedenini sorduğumda karnım ağrıyor dedi.
Gözlenen Mekân: Oyun Alanı
Kayıt Tutan Antrenör: Hilmi Bayer
Yorumlar/Değerlendirme: Barış dikkate değer bir şekilde her zaman değil ama bazı zamanlar bu davranışları sergiliyor. Muhtemelen bu davranışı etkinliklerin çeşidiyle ve içeriği ile ilgili olabilir. Çünkü aynı gün kısa bir süre önce gerçekleştirilen etkinliğe katıldı. Birkaç gözlemden sonra Barışın nesne kullanılan etkinliklere karşı olumsuz davrandığı ile ilgili düşüncemi netleştirmiş olacağım.

Örnek Tanımlama
Çocuğun futbol altyapı eğitim etkinliklerinde yaptıkları ve yapabildikleri ayrıntılı olarak kaydedilmesidir.

Olay-Örneklem
Bir davranışın nedenlerini ve sonuçlarını ortaya çıkarmak için kullanılır. Bu sosyal ve duygusal davranışlar olabileceği gibi algısal motor, biyomotor ve teknik beceri davranışları ile de ilgili olabilir.

Olay Örneklem Örneği
Çocuk Adı: Ahmet Sezer
Yaşı: 9
Gün ve saat: 12/08/2015 - 10:30-11:30
Gözlemi Yapan Kişi: Mustafa Mutlu
Gözlem Yapılan Gelişim Alanı: Sosyal-Duygusal

Zaman Davranış Öncesi Davranış Anı Davranış Sonrası
10.40 Ahmet sıklıkla diğerlerinden liderlik özelliği dışında baskın davranışlar sergiliyor.
Ahmet etkinlik anlarında sıklıkla bencil davranışlar sergiliyor. Topun kendisine verilmesi için sürekli bağırıyor.
İstediğini yapmayan çocuklara taciz edici davranıyor.

Değerlendirme: Ahmet Sezer bencillik ve yüksek ego sorunu. Yapılması gereken: Ahmet’in diğer çocuklardan ayrıcalıklı olmadığının ona hissettirilmesi yerinde olacaktır. Ancak liderlik ile ilgili özelliklerinin ise öne çıkarılması için uygun roller ve görevler düşünülmelidir.

Zaman-Örneklem
Bir davranışın belirli bir zaman dilimi içerisindeki sıklığını gözlemlemek amacıyla kullanılır. Gözlemi yapacak olan kişi gözlemine başlamadan önce hangi davranışı hangi zaman diliminde ve nasıl gözlemleyeceğine karar vermelidir. Belirlenen zaman dilimi içerisinde gözlemi yapılacak davranış dışındaki davranışlar dikkate alınmaz.
Zaman örneklemi genelde eğitim ortamında uygun olmayan davranışlar gösteren çocukların davranışlarının nedenini anlamak amacıyla kullanılır. Zaman örneklemlerini aldıktan sonra antrenör çocukta istenmeyen davranışı değiştirmek adına yapabileceklerini planlar.

Zaman Örneklem Örneği
Çocuk Adı: Onat Kutlar
Yaşı: 10
Gün ve saat: 13/08/2015 09:45-10:00
Gözlemi Yapan Kişi: Ahmet Atakan
Gözlemi Yapılan Davranış: Eğitim etkinliklerinde etkinlikleri tam olarak yapmama, yapmaktan kaçınma, yapmak istememe.
Olay Zaman Notlar
Onat etkinlik başlarken kendini gizlemeye çalışıyor 09:45

Etkinliğin sonuna doğru en az tekrar yapmış olarak etkinliği sonlandırıyor. 09.55

Değerlendirme: Onat etkinliklere katılım için teşvik ve sevecen yaklaşımlara ihtiyaç duyabilir. Özellikle akranları tarafından eleştirilme ya da alay edilme endişesi duyuyor olabilir. Bu konuda önlem alınmalı.
Her yöntem bir diğerinden önemli ölçüde farklı olmasa da, farklı bilgilere ulaşmamızı sağlamaları açısından önemlidir. Tüm anlamlı olabilecek gözlemler, objektif bilgiler içermelidir. Objektif bilgi, görülebilir, koklanabilir, hissedilebilir, duyulabilir ve dokununabilir olmalıdır. Durumu izleyen herkesin, durumu tanımlarken anlaşmaya varabileceği bilgi objektiftir.

Olay Kayıtları
Kayıt tutmak, antrenörlerin çocukların eylem ve davranışlarının kısa tanımlamalarını yazdıkları en yaygın, aynı zamanda en basit gözlem yöntemidir. Burada antrenör için en önemli araç küçük bir not defteri ve kalemdir. Antrenör bu deftere uzun uzun olayı kaydetmez. Bazı anahtar sözcükleri not alır. Daha sonra daha fazla zamanı olduğunda, davranışın ya da durumun daha ayrıntılı bir tanımlamasını yazar.
Bu kayıtlar genellikle, birkaç paragraftan oluşur. Gözlemin yapılacağı önceden belirlenmiş bir zaman ya da yer yoktur. Antrenör gerçekleşen olayın bir parçası olabilir ya da olmayabilir. Olaylar bir ya da birkaç çocuk hakkında da olabilir.

1 Eki 2016

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖLÇME DEĞERLENDİRME


Eğitim süreçlerine ilişkin gerçekleştirilen öğretim ve öğrenme etkinliklerinin amacına uygun olup olmadığının saptanması için kurumsal değerde öneme sahip bir iş olan “ölçme ve değerlendirme” çok ciddiye alınması gereken bir iştir.

Ancak eğitimin önemli bir parçası ve bütünleyicisi olan ölçme/değerlendirme, amaca uygun olarak gerçekleştirilmediğinde yararı olmayan, hatta sakıncalar doğurabilen bir uygulamadır. Çünkü olumlu ya da olumsuz yargıya varacağınız değerlendirmede kullanılan ölçme araçlarının doğruluğu veya bu ölçme araçlarını oluşturan ölçütlerin gerçekleştirilen eğitimin öğretim ve öğrenmeye yönelik olup olmaması kadar, verilen eğitimin gerçek yaşam ile ilgili amacına uygunluğunu ölçüp ölçmemesi ile de ilgilidir.

Futbolda altyapı eğitiminin içeriği yanında, bu içeriğin yaş dönem ve evrelerine göre planlanmış olup olmadığı, gerçek yaşam ile ilişkilendirilip ilişkilendirmediği gibi stratejik öneme sahip konular dışında eğitim sürecinin devam ettiği koşullar, olanaklar değerlendirme ölçme araçlarını ve ölçme araçlarını oluşturan ölçütleri geçerli ya da geçersiz kılabilecektir.

Futbol altyapı eğitim içeriğinin olması gerektiği biçimde en doğru ve bilimsel temelden hareketle yürütüldüğü durumlarda belli dönem ve evrelerde yapılacak değerlendirmeler için kullanılacak ölçme araçları ve bu araçlarda yer alan ölçütler söz konusu eğitim içeriği göz önüne alınarak gerçekleştirilmelidir. Bu durumda verilen eğitimin ne denli sağlıklı sonuçlar ürettiğini somut olarak görmek mümkün olabilecektir. Burada esas olan çocukların öngörüldüğü şekilde yaş düzeylerine uygun bir gelişim kaydedip etmediklerinin saptanması kadar, çocukların olumlu bir değişim içinde sürekliliği gösterip göstermedikleri konusunda düşünce sahibi olabilmektir. Çocuklarda beklendik ölçülerde gelişim amaçlı olumlu bir değişimin saptanması veya saptanmaması çocukların sorgulanmasından çok eğitim içeriğinin veya eğitim uygulamalarının sorgulanması anlamına da gelmelidir.

Kıyaslamacı ölçme değerlendirme bağlamında başka bir eğitim içeriğine bağlı olarak hazırlanmış ölçme ve değerlendirme uygulamaları sizin eğitiminizi değil, başka eğitim programları karşısındaki durumun gözden geçirilmesi anlamında yararlar sağlayabilir.
Futbol altyapı eğitiminde ideal olan ölçme değerlendirme sürece bağlı olarak kesin yargılardan uzak, altyapı yaş gruplarına yönelik olması gerektiği gelişimleri gösterip göstermediklerini ifa edecek olan bir ölçme ve değerlendirme anlayışıdır.

Eğitim sürecinde parçalar halinde ve eğitim süreci bütünün sonunda elde edilen ürünler üç biçimde ortaya çıkabilir. Bunlar;
*İstendik ve yeterli düzeyde oluşmuş davranışlar,
*İstendik fakat yetersiz düzeyde kalmış davranışlar,
*İstenmeyen davranışlardır.

Sistemde yukarıda yazılı ikinci ve üçüncü davranış türlerinin ortaya çıkması, bu sistemin kontrolünü zorunlu kılmaktadır. Bu kontrol değerlendirme ile mümkündür. Buna göre, değerlendirme eğitim sisteminde istenmeyen ve yetersiz olan ürünlerin (davranışların) neler olduğunu ve bunların kaynaklarını ortaya çıkaran bir uygulamadır.
Bu anlamda ölçme ve değerlendirme eğitim sisteminin işleyişinin izlenmesi, kontrol edilmesi ve gelişiminin sağlanması bakımından çok önemlidir.

Değerlendirmenin yapılabilmesi için ölçmeye ihtiyaç vardır. Ölçme, en genel tanımıyla bir niteliğin gözlenerek sonuçlarının sayı ya da sembollerle gösterilmesidir. Ölçme bir özellik ya da bir oluşumun oranını gösterir. Ölçmenin tanımından bir niteliğin ölçülebilmesi için onun gözlenmesi gereği anlaşılmaktadır. Niteliklerin gözlenmesi işi, ya doğrudan duyu organları ile ya da araçlar yardımıyla yapılır.

Ölçme yapmak, varlık veya olayın ölçülmesi istenen özeliğini, bu özelliğin ölçülmesine yarayan bir ölçeğin birimleri ile belli bir şekilde karşılaştırması demektir. Değerlendirme ölçme sonunda bir hüküm vermek için yapılan işlemdir. Ölçme, değerlendirmeye olanak sağlayan sayısal ifadeleri hazırlar ve değerlendirmeyle bir anlam kazanır.
Ölçme ve değerlendirmenin yararları;
*Antrenöre sporcuyu tanıtır.
*Sporcuya durumunu bildirir.
*Antrenörün geleceğe ilişkin planlamalar yapmasına kaynaklık eder.
*Altyapı eğitim hizmetinin daha nitelikli yapılmasını sağlar.
*Antrenörün daha iyi bir şekilde rehberlik yapmasını sağlar.
*Antrenörün kendisini tanımasını sağlar.
*Ebeveynlere çocuklarının durumu ve gelişimi ile ilgili bilgi sağlar.
*Sporcuların kendi içinde bireysel gelişimi ve öğrenme profilini ortaya çıkarır.

Öğretim süreçleri ve öğretim ve öğrenme süreçlerinin evre ve dönemleri ile ilgili değerlendirmeler sporcuların hangi kazanımları elde edip etmedikleri, diğer bir söylemle istendik ve yeterli düzeyde davranış oluşturup oluşturmadıkları ile ilgili bazı veriler sağlar. Bu veriler aynı zamanda öğretimin etkililiği yani öğretim programı ve eğitici antrenörler ile de ilgili geribildirim anlamına gelmektedir.

Ölçme sonucunda yapılan değerlendirmeler genel olarak;
*Biçimlendirme ve yetiştirmeye yönelik olarak yapılan değerlendirmelerdir.
•Ana görevi öğretim sürerken her ünite veya konudaki öğrenme eksiklerini ve güçlüklerini belirlemektir.
•Bu tür değerlendirmelerde not verilmez/ yargıda bulunulmaz.
•Bu değerlendirme sonunda belirlenen öğrenme eksiklikleri öğrencilere bildirilir ve eksikleri giderici önlemler alınır.
•Böylece öğretimi öğrencilerin öğrenme hızına göre ayarlamak mümkün olur.
•Eksiklerin bir sonraki öğrenme sürecinden önce tamamlanmasına öğrenmelerin izlenmesi denir. Bunun için yapılması gereken öğrenme eksiklerinin belirlenmesidir.
*Değer biçmeye yönelik değerlendirmelerdir.
•Öğretim süreci, öğretim evre ve dönemleri sonunda programın öngördüğü hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığını belirlemek için yapılan değerlendirme türüdür.
•Bu tür bir değerlendirmenin sonunda öğrenci, antrenör ve program hakkında bir yargıya varılır.
•Bu değerlendirme türü ünite/konular ya da bazı beceriler sonlarında yapılan izlemelerden farklıdır.
•Bu değerlendirme türü bir çalışmayı / etkinliği ya da bir kaç çalışmanın / etkinliğin tamamını da kapsayabilir.
•Elde edilen sonuçlara bakılarak planlanmış hedefler doğrultusunda ne derece ilerleme sağlanabilmiş olduğu ortaya konabilir.

Futbol altyapı eğitimleri esas olarak çocukların gelişim düzeylerine uygun olarak futbol ile ilgili başta biyomotor beceriler olmak üzere, futbol oyunu ile ilgili tüm gereklilikleri iyi şekilde oluşturmayı amaçlar. Bu bağlamda;
*Temel (Genel) hareket becerileri,
*Özelleşmiş hareket becerileri
*Algısal motor yetiler,
*Koordinatif yetiler,
*Futbol temel teknik becerileri,
*Oyun becerileri, oyun düşünce becerileri ve oyun içi yaratıcı davranış becerileri,
*Taktik davranış becerileri,
*Motor yeterlik ve verimlilik
Gibi gelişim özelliklerinin gerçekleştirilen eğitim süreci boyunca değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmeler için bazı ölçmeler bu ölçmeler içinde bazı ölçme araçları ve bu ölçme araçları içinde bazı ölçütler kullanmak gerekir.

Futbol Altyapı Eğitim Süreçlerinde Kullanılması Gereken Bazı Ölçme Araçları
Genel olarak eğitimde ve özel olarak da spor ve futbol altyapı eğitimlerinde çocukların ve gençlerin verilen eğitime bağlı olarak elde etmeleri beklenen kazanımları süreç ve ürün açısından kontrol etmek gerekir. Bunun için kullanılan birçok ölçme aracı söz konusudur. Bunlardan futbol altyapı eğitiminin çok uzun bir süreç olduğu ve bazı özelliklerin gelişiminin ve kazanılmasının bazı evrelerde ve dönemlerde gerçekleşmesi gereği göz önüne alındığında en uygun ve kullanılabilir ölçme araçlarını dört başlıkta toplamak mümkündür. Bunlar; “Gözlemler” “Kontrol Listeleri”, “Gelişimsel Derecelendirme Ölçekleri” ve “Performans Testleri”dir.

Kaynak: İ. Topkaya "Futbolda Altyapı Eğitimi" Paradigma Akademi Yayınları, 2015.

13 Eyl 2016

OLGUNLAŞMA NEDİR?


OLGUNLAŞMA;BİR İŞİ YAPABİLMEK İÇİN O İŞİN GEREKTİRDİĞİ GELİŞİM ÖZELLİĞİ YETERLİLİĞİNE ULAŞMAKTIR...

Çocuk bir hareketi veya istenen bir davranışı gerçekleştiremiyorsa, bir eğitimcinin görevi o hareketi veya istenen davranışı gerçekleştirmeyi sağlamak için uğraşmak değildir.
Çünkü eğer çocuk o düzeyde değilse ne yapılırsa yapılsın çocuk asla başaramayacaktır.
Çünkü ortada başarılacak bir durum için gereken koşullar ve hatta başarılacak bir amaç yok demektir.
Bu durumlarda eğitimcinin yaptığı ısrar ve zorlamalar çocuğa eziyettir...

Çocuklar bir hareketi veya istenilen davranışı gerçekleştirme düzeyine ulaştıklarında bunu gerçekleştirirler.
Bu gelişim düzeyini çoktan geçmiş ama hala yapamayanların sorunu ise gecikmiş öğrenme yoksunluğu olarak tanımlanır.
Çünkü ilgili hareket ve davranış ortamı ile karşılaşılmamış olmanın bir sonucudur ve bu başka bir durum yansımasıdır.
Bu durumda olanların bir hareketi veya istenilen bir davranışı yapamıyor oluşları giderilebilir ve yapmaları elbette sağlanabilir. Ama kalitesi ne düzeyde olur onu ancak zaman gösterebilecektir. Bir de çocukların telafi edebilme potansiyelleri...

Olgunlaşma insan hayatını gelişimi boyunca bebeklikten ağırlıklı olarak ilk gençlik yıllarına kadar bir işi yapabilmek için o işin gerekli kıldığı tüm becerileri/davranışları yapabilme gelişim düzeyine ulaşma demektir.
Zihinsel gelişim, İskelet, Kas ve elbette asıl işlevsel olan sinir sisteminin gelişimi ile ilgili bir konu olup, asla öne çekilemez.

Öne çekilemeyeceği için çocuklarda bir işi zamanında yaptırabilmek stratejik öneme sahiptir.
Özetle çocuklar yapabileceklerini yaparak öğrenmelidirler.
Eğitimciler ise çocuklardan yapabileceklerini ilişkin eğitim ortamları hazırlayarak onların gelişimlerine katkıda bulunabilirler.
Çocukların anlamadıkları, gerçekleştirmedikleri ve cevap veremedikleri şeyleri onlardan istemek kötü bir eğitimcilik örneğidir.

Çocuklar yapamayacakları şeyler için zorlanarak daha başarılı olamazlar.
Yapabileceklerini her defasında yapabilecekleri seviyelerde arttırarak ve onları da yapmaları sağlanarak başarılı olurlar.

YENİLİRKEN DE, YENERKEN DE ASIL KAZANIM; YENİ BİR ŞEY ÖĞRENMEKTİR



Çocuklar ve gençler oyunlarda ve müsabakalarda yenilebilirler.
Bu hiç dert değil...
Eğer yenilirken bir şeyler öğrenmemişlerse, işte bu derttir.
Çünkü asıl yenilgi budur. Çünkü müsabaka süreci boşa gitmiş demektir(*).

İnsanlar yenilirken bir çok şey öğrenirler.. Bu sanıldığı gibi yenilmemeyi öğrenmek falan değildir.
Yaptığın iş her neyse hem o açıdan, hemde kişisel açıdan gelişime yönelik yeni bir şeyler elde edebilmektir.
Yani sonraki sürece daha hazır hale gelmektir.
Aynı şey yenerken yani kazanırken de geçerlidir.
Çocuklar ve gençler müsabakayı kazanabilirler.
Ama müsabakayı kazanırlarken yeni bir şey öğrenmemişlerse, kazanmaları çok anlamlı değildir. Sadece bir müsabaka kazanmışlardır. Ve bu onların iyi olduklarını ve ileride iyi olacaklarını göstermez.
Çünkü sadece maç kazanmak sonraki maçları kazanmak anlamına gelmemektedir.
Üstelik geleceğe hazır hale gelmek için yeni bir şeyler öğrenmiş olma anlamına hiç gelmemektedir.

Altyapılarda çocuklara ve gençlere yerleştirmemiz gereken ruh ve düşünce bu olmalıdır. Her durumda bir şeyler öğrenmeye çalışmak...
Bu ders almaya eğilimli olmayı becerebilmek olabilir,
Bu yeni bir hareket veya davranış görmüş veya denemiş olmak olabilir,
Bu nerede ve neden hata yaptık sorusunu cevaplayabilmek olabilir,
Bu karşındakilere saygı duymak nasıl olur olabilir,
Bu eleştiri ve özeleştiri yapabiliyor olmak olabilir,
Bu bazı denenceleri denemek ve sonuçların görmek olabilir,
Bu eksiği ve fazlalığı fark etmek olabilir,
Bu kendi özelliklerinin zayıflığını ve yeterliliğini fark etmek olabilir...

Özetle yenmeler ve yenilmeler öğretici olmalıdır. Acı ve gereksiz çoşku değil...

(*) Müsabaka öncelikle oyun demektir ya da oyun olmalıdır.. Oyunu çıkarırsanız geriye sadece yarışma kalır. Sadece yarışmak insanın doğasına uygun olmayan bir eylem ve etkinliktir.

ÇOCUKLAR BASKI ALTINDA OLMAMALI..


Okullardaki eğitim sistemimiz hatalı. Okul öncesinden tutunuz Üniversite düzeyine kadar bu sistem çocukların ve genç insanların kendilerini gereğinden fazla baskı altında hissetmelerine neden oluyor...

Seçme, eğitim verme süreçleri, ölçme değerlendirme gibi ne kadar süreç varsa her birisi çocuk ve gençleri aşağılayan, rencide eden, yarıştıran, cezalandıran, yetersiz ve başarısız hissettiren uygulamalar ile dolu..

Hiç bir çocuk ve genç okul sisteminde kendisini geliştirme ve aşma peşinde değil..
Çünkü böyle bir eğitim anlayışı çocukların ve gençlerin kendilerini geliştirmiş olmaları ile değil belirlenmiş bir ölçüte göre değerlendiriyor.

Futbol altyapı eğitimleri de bu genel anlayışın en kötü ve kaba olarak uygulandığı eğitim alanları.
Çocuklar ve gençler kendilerini geliştirmek yerine yakınındaki arkadaşından daha iyi olmak amacı ve duygusu içinde.
Oysa bu hem bir baskı, hen iç stres ve hem de mutsuzluk kaynağıdır.

Oysa altyapı eğitimlerinde eğitim süreçleri ve ölçme değerlendirmeler mutlaka çoğunlukla çocukların bir önceki durumları ile kıyaslanarak yapılmalıdır.

Bu anlayış ile gerçekleştirilen eğitim süreçlerinde çocuklar kendileri ile ilgili olacaklar, arkadaşlarını ise rakip olarak değil partner olarak göreceklerdir. Yardımlaşma, özgüven ve takım olma açısından da elde edilecek verin olağanüstü boyutlarda artacaktır.

Unutmayalım ki; 7'den 70'e her insan stres altında hem mutsuzdur hem de daha başarısız...
Not: Baskının tersi serbestlik ya da başı boşluk değildir...

İlkeler, kurallar başka şeylerdir ve bunlar baskı oluşturmaz.. Yeter ki eşit uygulansın ve yaş düzeyine uygun olsun..

26 Ağu 2016

ÜSTYAPI-ALTYAPI İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA BİR NOT



ALTYAPI VE ÜSTYAPI BİRBİRİNİ TAMAMLAYANDIR..
BİRBİRİNE ENGEL OLAN DEĞİL...

ENGEL OLDUĞU İMAJINI YARATAN ŞEY; ÜSTYAPI TAKINTISINA KAPILMIŞ ŞÖHRET DÜŞKÜNÜ YÖNETİCİ DAVRANIŞLARIDIR.

"Ben altyapıyı üst yapı için istiyorum" lafı doğru bir laftır. Belki am olması gereken bir cümle değildir ama hedef ve işleyiş bağlamında tutarlıdır.
Ama buna karşın "ben üstyapıyı altyapı için istiyorum" cümlesi ise ilk etapta sevimli ve sempatik bir ifade gibi gelse de, doğru değildir.

Üstyapılar altyapıların rol modelleridirler.
ÜSTYAPILAR ALTYAPILARIN VAR OLMA NEDENLERİDİR.
Ütyapılar hayatın kendisi, altyapılar hayatın devamını sağlayan metebolizmadır.
Üstyapınızın varlığı altyapılarınızın amaç ve hedeflerini oluşturmalıdır. Üstyapılar motivasyon ve çalışma gerekçeleridirler.

Bizde altyapı ve üstyapı hep karşı karşıya düşünülen kurum ya da birimlermiş gibi gösterilir. Sanki bu birimlerin birisinin varlığı diğerinin yok olmasının ya da önemsenmiyor oluş nedeni gibi algılanmaktadır.
Tabi bunun nedeni kulüplerimizin tüm ekonomik olanaklarını üstyapı için kullanıyor olmalarıyla ilgilidir. Üstyapıların popüler olmaya ve belli bir statü edinmeye ilişkin sunduğu imkanlardır.

Bunu daha karlı bir yatırım olarak gören kulüp yöneticileri biraz daha akıllı, sağduyulu ve geleceğe ilişkin düşünseler asıl yatırımın altyapılar olduğunu anlayacaklardır.

Özetle kulüp yönetim ve anlayış politikalarındaki yanlışlığı altyapı ve üstyapı ile ilgili bir tamlayan- tamlanan ilişkisi yerine birisini diğerini değersiz ve önemsiz kılmasına yol açan tutum ve davranışlar sergilemektedirler.
Altyapı ve üstyapı ilişkisinde sonuç olarak;
Birisi diğeri içindir. Diğeri ise o birisinin varlığı ile kendini devam ettiren ilişkisine dayalı bir bağlaşım olmak durumundadır.

ANTRENÖR ÖZELEŞTİRİSİ


SADECE SİSTEMİ ELEŞTİREREK GELİŞEMEYİZ... BİRAZ DA KENDİMİZİ ELEŞTİRECEĞİZ...

1. Türkiye'de antrenörler, özellikle de altyapı eğitimci antrenörleri olarak Erman Toroğlu ve türevi sözde "futbol adamlarını", bir çok futbolcu geçmişi olan kişilerin televizyonlardaki maç sonrası değerlendirmelerini ciddiye almayı ve amacı tamamen reyting olan programları izlemeyi ve gazetelerdeki hiç bir ölçütü olmayan sözde analizleri okumayı bırakmadıkça ve çok daha önemlisi "futbol birikimlerini ve uzmanlıklarını bunlara göre oluşturmayı reddetmedikçe futbolumuzun düzeyi öyle sanıldığı gibi tesis ve antrenöre iyi maaş vererek yükselmeyecektir.

2. Eleştirileri kabul etmeyi öğrenmedikçe, birileri farklı bir şeyler yazdığında veya söylediğinde hemen atılıp "hadi lan ordan" demeyi bırakmadıkça, tüm görüş ve düşünceleri ciddiye almadıkça ve her gün yeni bir şey öğrenmeyi alışkanlık haline getirmedikçe saha, malzeme ve çocuk iyi futbolcu yetiştirmeye asla yetmeyecektir.
3. Başkalarının başarısını kıskanarak, başkalarının hakkında sürekli olumsuz konuşarak, rekabet etmeyi karalamak ve rencide etmek olarak anladığımız sürece TFF dünyanın en iyi imkanlarını sunsa dahi bu ülkede iyi bir futbol düzeni kurulamaz.

4. İddialı olmak ile hırslı olmayı karıştırmadan, rekabeti etmeyi karşındakini yok etmek ya da bertaraf etmek olarak düşünmeden, başarılı olmayı para kazanmak veya paye elde etmek ile eş anlamlı görmeden ve her şeyden önce bulunduğun ortamda "fark yaratmayı" ve işini "doğru yapmayı" amaçlamadan diplomalarımızın ve belgelerimizin derecesi bizi iyi insan ve iyi eğitimci kılmayacaktır.

5. Haksızlığa ve adaletsizliğe kendi çıkarımıza olsa bile karşı çıkmayı beceremeden tüm payeler tüm şan ve şöhretler bizim olsa da Türkiye Futboluna bir şey kazandırmaz ve katma değer yaratamayız.
Önce insan, önce çocuk, önce adil oyun ve önce ilkeler felsefesini bireysel antrenör ahlakı ve davranışına dönüştürmek zorundayız.

Kalite ya da düzey önemlidir. Sonra kolektif çalışma ve paylaşımcılık esastır. "Ben" değil "biz" zihniyeti önemlidir.
Yani önce antrenör kalitesi ve düzeyi her şeyin başıdır, başlangıcıdır. Bu bir ön koşuldur.

BİR KEZ DAHA "TÜRKİYE FUTBOL ALTYAPI DİREKTÖRLÜĞÜ" ÖNERİSİ ÜZERİNE


Daha önce de bir paylaşımda önermiştik...
Türkiye futbolunun ihtiyacı "Türkiye Futbol Direktörlüğü" unvanı icat edip, buraya birisini atamak değildir.
Bir çok kategoride milli takımın olduğu ama buna rağmen asıl işi A milli takım olan birisine bu unvanı vermek, Türkiye futbolunun atılımı, değişimi veya dönüşümü için bir ivmeyi sağlamaz...

Ama bazı birimler önemlidir eğer önce kuruluşa sonra da kuruma dönüşürse.. O zaman o kuruma ilişkin unvan da hak edilmiş bir unvan olabilir.
İşte "Türkiye Futbol Altyapı Direktörlüğü" böyle bir alan ve işlevi olacak olan bir birim, kuruluş ve kurum olabilecek bir alan boşluğudur.

Bir çok işin ve alanın içi boş unvanını icat etmek ve bunu bir kişiye vermek göstermelik bir anlam taşır.
İşlevi, yararlılığı ve katma değer yaratan farklılıklar için önce kuruluş ve kurum sonra unvan gelmelidir.
İşi sadece temel altyapı, gelişim altyapı ve performans altyapı eğitimleri, seçimleri, pilot uygulamaları ve organizasyonları olan ve direkt TFF başkanlığına bağlı TÜRKİYE ALTYAPI DİREKTÖRLÜĞÜ ve bu direktörlüğe bağlı "Altyapı Eğitim Dönemleri Direktörlüğü"nün kurulması, yetki ve sorumluluk taşıması koşulu ile liyakat sahibi kişilerin buralarda görevlendirilmeleri ve kısa, orta ve uzun vadeli olmak üzere 10 yıllık bir planlamanın hemen devreye sokulmasıyla Türkiye Futbolunun geleceğine ivme kazanacaktır.

Federasyona bağlı FGM (Futbol Gelişim Merkezi) bu anlamda incelendiğinde ve ilgili çalışma alanlarına bakıldığında bu işi yerine getirecek bir birim olmaktan çok uzaktır.

FGM akademik ve program konusunda ve şu anki görevleri konusunda çalışmaya devam edebilir.
Bizim önerimiz ise tamamen altyapılara yönelik pratiğe ve somut uygulamalara yönelik bir yapılanma ve düzenleme ile ilgilidir.

Tam Öğrenme Modeline Giriş


ARDIŞIKLIK NE DEMEKTİR?
(Tam öğrenme modeli üzerine kısa bir giriş)

Ardışık ya da ardışıklık bir hareketin, bir düşüncenin öğretilmesi ve öğrenilmesi ile ilgili olarak kolaydan zora doğru anlamlı bir yakınlık ve ilişkiyle sıralanmasıdır.
Her teknik ya da taktik öğretim için gerekli olmayabilir.
Eğitimde tam öğrenme modeli dediğimiz ve şimdilerde terk ettiğimiz ama çok önemli ve vazgeçilmez bir öğretim ve öğrenme modelidir.

Ardışık sıralama;
Sadece bir teknik hareketin parçalara ayırıp sonra bunları kolay parçadan başlayarak zora parçaya doğru yapılıp sonra da birleştirmek değildir.
Asıl önemlisi teknik ve taktik bir öğretimde ve öğrenmede öğrenilen hareketin giderek daha kompleks olarak kullanılmasının sağlanmasıdır.

Örneğin;
Uyarılma, Kılavuz denetiminde yapma, Uygulama, Tekrar etme, Duruma uydurma ve Yaratma aşamaları düşünüldüğünde futbola ilişkin teknik ve taktik öğretimde
"at topu maç yapsınlar" "oyun ile eğitim" gibi başıboşluk ve serbestlikler aslında hiç bir şey yapmamak ve işi tesadüfe bırakmak ile neredeyse eş anlamlı yaklaşımlardır.
Oysa sadece oyun ile eğitim yaklaşımını benimsemiş olsanız da oyun içerinden bazı teknik ve taktik konuları uygulanmasını, tekrar tekrar yapılmasını, oyunun içinde değişen koşullara göre uygulanmasını ve çocukların veya gençlerin kendilerine özgü bir şekilde uygulamalarına imkan ve fırsat yaratacak ortamlar hazırlamak demektir.
Çocuk ve gençler bir tekniği tam olarak kullanmadan oyun içinde duruma nasıl uydurabilirler?
O halde oyunu öyle bir hale getirmemiz gerekir ki;
Söz konusu hareketi
-Uygulasınlar
-Tekrar tekrar uygulama fırsatı bulsunlar
-Oyun için nasıl gerekiyorsa öyle yapsınlar
-Kendi istedikleri yerde, şekilde ve amaçla yapsınlar..

ÖZETLE: EĞİTİMCİLİK
1. Ne gösterdiğim gibi yapın demektir,
2. Ne sürekli tekrar edin demektir,
3.Ne de sadece oyun oynayın demektir.
Her uygulamanın bir konusu, bir amacı ve bir sonucu vardır..
Ve mutlaka olmalıdır.

KALİTE-DÜZEY NEDİR?



KALİTE-DÜZEY NEDİR?
BİREYSEL KALİTE İLE KURUMSAL VE OYUN KALİTESİ İLİŞKİSİ NEDİR?

Kalite ve düzey dediğimiz şeyden kastımız davranış, iletişim, üretkenlik ve varlığın olumluluğu ve yararlılığı ile ilgilidir.
Kalite ve düzeyi sadece futbol oyunu açısından değil, bireysel günlük ve iş ile ilgili davranışlar açısından da el almamız en doğru olandır.
Gelelim asıl konumuza..

Bir insanın kaliteli olması demek o insanın varlığı ile ilgili her alanda ve her konuda düzeyli olması demektir.
Düzeyli olmak ise toplumsal standartları yüksek davranışlar sergilemek olarak özetlenebilir.
Futbol kalitesi açısından da durum benzerdir. Futbol kalitesi aslında oyun kalitesidir. Oyun kalitesi ise, futbola ilişkin teknik, taktik ve motor davranışların amaca ilişkin doğru, hızlı ve özellikle yararlı sonuç doğurması ve üretmesi için kullanılması anlamına gelir. Bunlar ne kadar yüksek ise oyun düzeyi yani futbol düzeyi yüksek olur.
Tüm bu saptamalardan sonra kalite ve düzey öncelikle bireyden başlayan ve bireyin işi ile ilgili olan ve ortaya çıkan ürüne yansıyan bir sonuç değil midir?

Bizler antrenörler ve oyuncular olarak bireysel anlamda öncelikle kaliteli ve düzeyli birer kişi olduğumuzda işimiz olan futbolu daha kaliteli ve düzeyli kılma ihtimali artmaz mı?
O halde kalitemizi arttırmak için düzeyimizi arttırmalıyız.
Ardından bu ister istemez yaptığımız işe yansıyacaktır.

Eğitimcilerin, oyuncuların konuşmadan tutun da, yürümeye, iletişim kurmaya, iş ahlakından, sorumluluğa ve başkalarına saygı duymadan kendilerini sürekli geliştirmeye yönelik bireysel kalitelerinin artması demek toptan bir düzey artışına neden olacaktır. Bu ise üretilen futbol işine doğrudan yansıyacaktır.
Kalite ve düzey açısından ikinci bir bakış açısı tersine yani tümden gelim bakış açısıdır. Yani kalite ve düzey ile ilgili kuralları, çerçeveyi ve içeriği belirlemek işleyişi standartlaştırmak ve bireyleri buna uymaya mecbur ederek bir süre sonra onların da kalite ve düzey artışlarına neden olmaktadır.
Bireyselden toplumsala, toplumsaldan da bireye yönelik bu kalite ve düzey meselesi bir arada yürütülmek ve işletilmek zorundadır.

Bizim futbolumuzun bir talihsizliği de buradadır.
Futbolu yeniden inşa ederken kalite ve düzey konusuna her iki açıdan da yeniden inşa ihtiyacı bariz olarak ortadadır.
Futbolun kaliteli ve düzeyli insanlara, İnsanların da kaliteli ve düzeyli futbol kurumlarına ihtiyacı büyüktür...

Avrupa nasıl başardı diye soruyorlar bazen?
İşte bu şekilde başardı...

Neden/Niçin? ve Nasıl Soruları


NEDEN?NİÇİN sorusu ve cevabı NASIL? sorusu ve cevabından daha önce gelir...Ve daha önemlidir...

ÖĞRETME İLE İLGİLİ NEDEN SORUSUNUN CEVABI NASIL SORUSUNUN CEVABINI DA DOĞRUDAN ETKİLER)

Altyapılarda bir anda çok şey öğretmek yerine zamana ve programa yayarak sistematik bir sıralama ile az şey öğreterek çok şeye ulaşmak en doğru olandır.
Her çalışmada çocuklara ve gençlere onlarca şey söylemek ve onlarca şey yaptırmak yerine,
Her çalışmada bir konu ve amaç koyup onunla ilgili bir şeyler söylemek ve yaptırmak daha kalıcı öğrenmeye neden olur.
Yapılanların birbiri ile ilişkilendirilmesi ise anlamlı öğrenme demektir ki; Çocuklar ve gençlerin asıl istediği ve beklediği budur.
Bunu neden ya da niçin yapıyorum?
Böyle yaparsam ne olur?
İşte bu duyguları tatmin eden eğitim çalışmaları sporcuları en tatmin eden çalışmalardır.
Çocukları karmaşıklıktan, kararsızlıktan, çözümsüzlükten kurtarmamız gerek. Bu futbol için de böyledir.
Çocuk ve genç teknik ve taktik çalışmalarda netleşmeli... Neden yaptığını anladığı an nasıl yapması gerektiğini daha çabuk daha kaliteli çözümler ve yapar.
Antrenörlerin çoğu çocukların ve gençlerin hatta büyüklerin "düşünemeyen sporcular" olarak görürler ya da öyle davranırlar. Oysa onlar işin içinde olanlar asıl düşünmesi ve düşünerek yapması gerekenlerdir.
O halde "şunu şöyle yap yerine" şunu şundan dolayı şöyle yapmalıyız ya da yapmalısın" demek daha doğru bir öğretici yaklaşımıdır.
Kim olursa olsun bir davranışı için önce "neden yapmalıyım? niçin yapmalıyım?" sorusunun cevabını vermek zorundadır. Nasıl yapmalıyım bundan sonra gelmelidir.
Biz genelde şöyle yap deriz sonra neden öyle yapması gerektiğin asla söylemeyiz.
Oysa sporcular robot değil insandırlar ve insanlar düşünür.
Önce neden ve niçin? sonra nasıl?

Örnek:
Neden?
Rakip savunma derinliği bozulmuşsa topla araya girmek daha kolay olur? Çünkü rakip kaleciyle aranda oyuncu azalmıştır.
Niçin? Daha rahat gol atabilmenin yolu bu olduğu için.
Nasıl?
1:1, 2;1 oyun

ÖZET
Öğrenen açısından hangisi daha öncelikli ise öğreten için de o öncelikli olmalıdır...

8 Ağu 2016

8 YAŞ Futbolda Altyapı Eğitimi Yıllık Planlama (Eylül)


Kaynak: İ.Topkaya "Futbolda Altyapı Eğitimi" 2015, Paradigma Akademi Yay.

EĞİTİM VE ÇALIŞMA PLANLAMALARI ÜZERİNE..





Her eğitim ya da antrenman çalışması günü yapılan çalışmanın konusu, içeriği bir önceki çalışmayla ilintili ve bir sonraki çalışmayla ilişkili değilse,
Haftalar boyu yapılan çalışmalardan elde edilecek bir bütünlük elde edilemez.

Çalışmaların konu ve içerik açısından ardışık bir sıra izlemesi belli süreçler sonunda sizi bir amaca ulaştırır.
Onun için günlük çalışma planları haftalık ve aylık, aylık planlamalar da yıllık plandaki bütünlüğe ulaşmayı sağlamalıdır.

Altyapılarda olsun, üst yapılarda olsun o gün rast gele bir çalışma seçmek, çalışma ne kadar kaliteli ve verimli geçmiş olursa olsun genel amaca ulaşmak için boşuna geçirilmiş bir zaman ve emek olarak kalacaktır.
Sanıyoruz günlük, haftalık aylık ve yıllık çalışma planları hazırlanırken ve özellikle de bunu eğitim alanında uygularken ciddi eksikliklere içerisindeyiz.

Bazı eğitimci antrenörlerin ve yarışmacı antrenörlerin çok çalışkan ve iyi niyetli olmalarına rağmen gerçekleştirdikleri çalışmalardan uzunca bir zaman geçmesine rağmen verim alamıyor olmalarının nedeni, çalışmalarını parçadan bütüne ya da bütünden parçaya doğru anlamlı ve ardışık bir sıralamayla/planlamayla yapmıyor ya da yapamıyor oluşları ile ilgilidir.

Rast gele ve günübirlik çalışmalar elbette hiç bir şey yapmamaktan iyidir.
Ama eğitim hiç bir şey yapmamaktan iyi olan rast gele çalışmalardan oluşmaz.
Eğitim ve çalışma planlamaları ve bu planlamaların programlanması hem uygulamaların verimli olması açısından hem de belirlenmesi gereken yakın ve uzak hedeflere ulaşmak adına olağan üstü öneme sahiptir.
Planlamalarda olmazsa olmaz olan husus; Yakın ve uzak hedeflerin yazılmış olması ve bunların bir takvime bağlanmış olmasıdır.

GÜNLÜK PLAN




GÜNLÜK ÇALIŞMA PLANI ÖRNEĞİ

Altyapı Eğitimi Dönem ve Evresi: Futbol Temel Altyapı Eğitimi 1. Evre
Yaş Grubu: 8 Yaş
Çalışma Süresi: 50 dakika (+ - 5dk.)

BÖLÜM 1
Ünite/ Konu : Algısal Motor Gelişim (Görsel Algı)
İçerik: Görsel Algıya Dayalı Hareket ve Top Hareket İlişkileri
Çalışma Süreci ve Sonu Kazanımları/Çıktıları: Uyaranlara Göre Ayak ve Top İlişkisini Kurar
Uyaranlara Göre En Kısa Sürede Harekete Geçer
Farklı Uyaranlara Farklı Hareket Reaksiyonları Gösterir. Öğretme-Öğrenme Yöntemleri: Problem Çözme Yöntemi,
Alıştırma Yöntemi,
Yönlendirilmiş Buluş Yöntemi
Kullanılan Araç Gereç ve Alan: Renkli Kartlar
Çeşitli Ebat ve Büyüklükte Hafif Toplar
Açık Alan ve/veya Spor Salonu

Öğrenme-Öğretme Etkinlikleri:
• Dikkat Çekme (3dk):
Renklerin bir anlamı olsa o renk için yapmamız gerekeni yapmak için önce neyi görmemiz gerek?
Peki, farklı işaretlerin her birinin bir anlamı olsa, o işaretin anlamını yapmak için öncelikle ne yapmamız gerekir? Gibi soruları sorulur, cevaplar beklenir, sorular güncellenerek tekrar sorulur. Ve her cevabın görsel uyaran-tepki ilişkisi kurulur.
Örneğin: Karşıdan karşıya geçerken otomobilin mesafesini görüp ona göre geçme davranışının gerçekleştiği, top oyunlarında da ne yapılması gerektiği topun geldiği yön ve hızın görülmesi ile gerçekleştiği anlatılır ve canlandırılır.

• Güdüleme (1dk):
Bir işareti veya bir nesneyi ne kadar çabuk görür o işaretin veya nesnenin ne anlama geldiğini ne kadar çabuk anlarsak yapmamız gerekeni daha çabuk yaparız. Eğer ileride iyi bir futbolcu olmak istiyorsak topu ve oyun arkadaşımızın hareketlerine göre en kısa sürede harekete geçebilmeliyiz.

• Öğretme ve Öğrenme Süreci/ İşleniş
o Isınma/Giriş (5-10dk):
Çocukların her birisine birer küçük top verilir ve bu topları yürüyerek havaya atıp tutmaları istenir.
3-4 Dakika sonra aynı çalışmaya bu kez sınırlandırılmış alanda yapmaları istenir. Ve sorulur: Neye dikkat ediyorsunuz?
Alınan cevaplar “hem topu düşürmemek için topa, hem de çarpışmamak için arkadaşıma bakıyorum” şeklinde olmalıdır. Bu cevap alınamamışsa bu cevabın alınmasına ilişkin sorular sürekli yönlendirici şekilde güncellenir.

o Etkinlik 1 (6k):
Parmaklar ile Gösterilen Sayılara Göre Öne ve Geriye Koşma Etkinliği: 1 işareti öne, 2 işareti geri, geri koşu anlamına gelir. Etkinlik başlatılır. Çok az bir süre sonra 1 işareti ile 2 işaretinin yönergeleri değiştirilir. Bu kez 1 işareti geri, geri, 2 işareti öne anlamına gelir. Kısa bir süre sonra görsel uyaran işareti olan rakamlara 3 eklenir. Onun da yönergesi olduğun yerde 360 derece dönmedir. Etkinlik 1, 2,ve 3 işaretlerinin karışık olarak gösterilmesi ve işaretlere ilişkin gereken hareketlerin yapılmasıyla sürdürülür.
Ara 5 dk

o Etkinlik 2 (6dk):
Çocuklar karşılıklı yüz yüze gelecek şekilde ve aralarında 3 metre mesafe olacak şekilde yerleşirler. Eşlerin ellerinde birer top vardır. Eşlerden birisi eli ile topu yerden yuvarlayarak karşıya atarken, karşıdaki de elindeki topu havadan arkadaşına atar. Bu çalışma eşler rol değiştirerek ritmik bir akıcılıkla sürdürülür.

o Etkinlik 3 (10dk): Eksilen Toplar ile Oyun:
Çocuklar en fazla altışar kişiden oluşacak şekilde takım (grup) yapılır. Takımlar karşılıkla oyun (maç) yaparlar. Ama oyun üç top ile oynanır. Oyun anında üç top ile de karşı takımın kalesine gol yapılabilir. Oyun top sayısı ikiye indirilerek devam edilir.
Ara 3dk.

o Etkinlik 4 (15 dk): Sınırlandırılmış ve fazla büyük olmayan alanın dört bir tarafından, nereden atılacağı belli olmayan toplar iki takım oyuncuları tarafından yakalanarak ve ayak ve el ile pas yapılarak karşı takımın kalesine gol yapılır.

• Özet: Çocuklar bu gün hangi etkinlikleri yaptık? Bugün gerçekleştirdiğimiz etkinlikler sırasıyla topu havaya atıp tutarak düşürmeden ve çarpışmadan yürüme, işaretlere göre öne, geriye koşma ve dönme, karşılıklı yerden top yuvarlama, havadan top tutma, eksilen top ile maç yapma ve çeşitli bölgelerden atılan toplar ile gol yapma oyunları oynadık.

BÖLÜM II
Geri Bildirim Alma:
Çocuklar etkinlik sayısı kadar gruba ayrılır. Her etkinlikteki görsel algı, merkezi işlem ve çıktılara ilişkin olarak:
1. Etkinlikte ne yapıyorduk? Topu düşürmemek için ne yaptık? Söyle ve Göster
2. Etkinlikte ne yapıyorduk? Topu düşürmemek için ne yaptık? Söyle ve Göster
3. Etkinlikte ne yapıyorduk? Topu düşürmemek için ne yaptık? Söyle ve Göster
4. Etkinlikte ne yapıyorduk? Topu düşürmemek için ne yaptık? Söyle ve Göster


Altyapı Antrenörü Futbol Altyapı Eğitim Koordinatörü

28 Tem 2016

ALTYAPI ANTRENÖRLÜĞÜ EĞİTİM VE YETİŞTİRME İŞİDİR...



YETİŞTİRMEK, ÜRETMEK VE İCAT ETMEK DÜNYANIN EN DEĞERLİ İŞLERİDİR.

Dünyanın en mutlu, en gelişmiş ve en müreffeh ülkelerine bir bakınız.
Hepsinin ortak bir özellikleri vardır;
Yetiştirene, üretene ve icat edene önem ve değer verirler.

Önem ve değer vermek dediğimiz şey somut bir şeydir. Yetiştiren, üreten ya da icat edene toplumda saygın bir statü ve daha önemlisi yaşamını iyi ölçülerde devam ettirmeye yetecek ücret verilir.
Çünkü yetiştiren, üreten ve icat edenin muhtaç olmaması gerekir.

Fabrikadaki işçiden, tarladaki köylüye, okuldaki öğretmenden, sahadaki antrenöre, bilim üreten bilim adamından, buluşlar yapan mucitlerin sefil olmadığı ülkeler gelişmiş ülkelerdir.
Konumuz ve sayfamız futbol olduğuna göre oradan devam edelim.

Milyon dolarların döndüğü futbol piyasasında, futbolcusunun ve üstyapı teknik adamlarının çok ciddi paralar kazandığı bir dünyada "yetiştirmek" gibi ulvi ve kutsiyeti olan bir iş ve görev yapan altyapı eğitimcileri veya antrenörleri yaptıkları iş nedeniyle elde ettikleri ücretle yaşamlarını sürdüremiyorlarsa o iş dediğimiz şey ya eksik bir iş olur ya da amacına ulaşmayan bir iş olur.

Yetiştirmek ve yetiştiricilik işini ciddiye almayan ve gereken önemi vermeyen toplumlar ve ülkeler asla o iş ile ilgili iyi bir yerlere gelemezler.
Türkiye futbolda iyi bir yerlere gelmek istiyorsa altyapıda çalışan antrenörlere yaşamlarını sadece bu işten sürdürebilecekleri ücreti verecek bir düzenlemeyi hayata geçirmek zorundadırlar.

İşi sadece altyapı olan bir antrenörün yetiştircilik özellikleri de elbette gelişecektir.
İş doyumu o işi yapan kişiye verilen değer ve statü sonucu artar. Değer ve statü ise bir kişinin kazandığı ücret ile doğrudan ilişkilidir.
Altyapı eğitimci antrenörlerine ödenecek ciddi ücret geriye yüksek kalitede oyuncu ve futbol olarak geri dönecektir.
Bugünkü koşullarda bir altyapı eğitimci antrenörünün tam gün mesaisi karşılığı alacağı ücret 3.000 liranın altında olmamalıdır.
Oluyorsa orada işler sıradan bir şekilde yürüyor demektir.

Elbette ciddi ücretler ödenen kişilerin de yeterlilik ve üretkenlikleri göz önüne alınacak ve ortaya koydukları performans oyuncu kalitesindeki artış ve benzeri ölçütler ile değerlendirilecektir.
Bunların hepsi bir bütündür.
Sistem çok parçalıdır ve her bir parçası ya da aktörü için gereken neyse o yapılmalıdır.
1000, 1300, 1500 liraya çalıştırdığınız bir antrenörün size üreteceği ya da sağlayacağı katma değer ancak o kadar olacaktır.

Altyapı antrenörleri milyon dolarların at koşturduğu bir piyasanın köleleri ya da ucuz emekçileri olmamalıdır.

FUTBOLDA ALTYAPI ORGANİZASYONU VE KURUMLAŞMA ÜZERİNE



FUTBOL ALTYAPI EĞİTİM SÜRECİ KESİN OLARAK BÖLÜMLENDİRİLMELİ VE HER BÖLÜM AYRI KENDİ İÇİNDE ÖZERK BİR BİRİM OLMALIDIR.

Futbol altyapı eğitim süreçleri birbirinden kesin çizgiler ile ayrılmalı, bölümlendirilmeli ve her biri birbiri ile ilişkili ama kendi içinde bağımsız birimler haline getirilmelidir.
Bu yapılanma hem işin doğasına daha uygundur hem de üretilecek iş ve yapılacak iş bölümü açısından daha verim sağlayacak bir kurumlaşmayı da beraberinde getirecektir.

Altyapı eğitim süreci dediğim süreç çocuk, ergen ve gençlerden oluşan ortalama 10 yıllık uzun bir eğitim sürecidir.
Her bir süreç birbirinden farklı gelişim özellikleri, ilgi ve ihtiyaçları içinde barındırır. Her bir süreç futbol ile ilişkili farklı eğitim konu ve uygulamalarını içerir...
Ve doğal olarak her bir süreç ayrı bir formasyon ve uzmanlık alanı gerektirir.
Bu dönemler;
"Temel altyapı eğitimi birimi",
"Gelişim altyapı eğitimi" birimi ve
"Performans altyapı eğitimi birimi" şeklinde organize edilmeli ve bölümlendirmeler şemalaştırılarak kurumsallığın ilk aşaması tamamlanmalıdır.

Bu şekilde yapılandırılan altyapı eğitim kurumu böylece antrenörlerin de belli bir altyapı grubu üzerinde uzmanlaşmalarına ve özellikle uygulama eğitimleri açısından ciddi eğitim becerilerine sahip olmalarını sağlayacaktır.
Bir antrenörün "altyapı süreçlerinin tümünün antrenörü" olması diye bir şey asla söz konusu olmaz.
Çünkü altyapı en az 10 farklı yaş kategorisi ve en az üç farklı gelişim boyutu sürecini içinde barındıran farlı süreçlerdir.

Bu bağlamda bir antrenörden 8 yaşındaki bir çocuk ile ilgili olarak istenilecek olan eğitim donanımı ile 18 yaşındaki bir oyuncu için gereken eğitim donanımı çok farklı şeylerdir ve bir antrenörden bunların hepsine aynı oranda sahip olması asla beklenmemelidir.
İstense de olmaz ve olamaz zaten..
Böyle bir şey eşyanın tabiatına aykırıdır. Günümüzde bir çok yaş grubuna aynı çalışmalar ve yaklaşımların uygulanıyor olması bu ayrımlaşmanın ve bölümlendirmenin yapılmamış olmasıyla ilgilidir.

Buradan hareketle, Altyapı antrenörleri;
Futbol temel altyapı antrenörü,
Gelişim altyapı antrenörü,
ve Performans altyapı antrenörü
şeklinde nitelendirilmeli, görev tanımları ve iş yükleri de buna göre yapılmalıdır.
Bunu hayata geçirmek için yasal düzenlemeler elbette işi kolaylaştırır ve hızlandırır. Ama her kulüp bu organizasyonu şimdiden hayata geçirebilir.

Kurumlaşma demek, kurumlaşılacak iş ile ilgili üretim ve ilişkilerdeki görev ve sorumlulukların somutlanmış omasıyla mümkündür. İşi sınırlayamaz ve somutlayamazsanız iş üretimi ve verimi elde etmeniz mümkün değildir.
Altyapılarda da bir antrenörün verimliliği uzmanlaşacağı bir birimde ortaya koyabileceği verim ve üretimle mümkündür.
Bunu anlamak ve değerlendirmek içinde altyapı antrenörlüğü iş yükü, iş alanı olarak mutlaka bölümlendirilmelidir.
Bu şekilde eğitim müfredatlarının (programlarının) oluşturulması da daha sağlıklı ve daha somut olarak oluşturulabilecektir.

Bunu gerçekleştiren kulüplerin oyunu yetiştirme ve üstyapıya oyuncu geçişi oranı açısından başarılı olma olasılıkları daha yüksektir.
Elbette diğer koşulları da yerine getiriyorlarsa.

24 Tem 2016

Çalışmanın Gerekli Olduğunu Öğretmek



ÇOCUKLARA ÖNCELİKLE ÖĞRETİLMESİ GEREKEN ŞEY:
TEK ÇARE VE TEK ÇÖZÜM ÇALIŞMAKTIR...

Kimse yetenekli doğmaz.
Kimse özellikli olarak da doğmaz.

Yetilerimiz farklı doğabiliriz.
İşte o yetiler kendiliğinden değil çalışarak yeteneğe, yetenekler de kullanılarak beceriye dönüşür.

Eğer bazıları özellikli doğmuş diye düşünüyorsanız, düşünmeyiniz.
Özellikli olmanın bir çoğu kalıtsal, yani genetik değildir.
Özellikle de takım sporları ve futbolda.
(Burada sadece sprinter ve uzun mesafe koşucuları ile ilgili bir durum vardır o kadar)

Özellikli olmak, çok deneyim yaşamak ile elde edilen farklılıklar ve üstünlükler demektir.
Bazıları daha çok özellik sahibi olabilir. Bu da daha çok öğrenme kapasitesi ile ile ilgilidir.
Bu bir avantajdır.

Ama kim olursa olsun çalışmadan herhangi bir özellik geliştiremez ve bunu kullanacak duruma gelemez.
Bu açıdan çocuklarımıza kazandırmamız gereken şey, düzenli çalışmak, ve ancak çalışarak elde edebileceklerini öğretmektir.

Dünyanın en zeki, en atletik ya da en duygusal insanları, hünerlerini ve eserlerini çok çalışarak verirler.
Çalışmak, amaçlı çalışmak, elde ettiğini sorgulamak, gerekiyorsa değiştirerek üzerinde tekrar çalışmak ve farklı şekillerde çalışmak tüm özelliklerin ve farklı becerilerin biricik yoludur..
Başarılı olmuş olan herkes böyle yapmıştır.

Kimse başarılı olarak doğmamıştır.
Dolayısıyla Futbolcu doğulmaz, futbolcu olunur.
Normal sağlıklı ve gelişim problemleri olmayan her çocuk doğru ve sistemli çalışır ve çalıştırılırsa futbolcu olur.

Amaç; Rekabete Hazırlamak Değil, Geliştirmektir



ÇOCUKLAR REKABETE HAZIRLANMAZLAR..
REKABET ETMEK İÇİN DE YETİŞTİRİLMEZLER...
SADECE GELİŞTİRİLMEK İÇİN EĞİTİLİRLER..
GELİŞMEK ZATEN REKABETE HAZIR HALE GELMEK DEMEKTİR.

Rekabetçi bir futbol dünyasına çocuk yetiştirmek demek, onlara küçük yaşlarda rekabet etmeyi öğreterek olacak sanıyorsak kesinlikle aldanıyoruz demektir.

Rekabetçi ortamlara çocuk yetiştirmek demek, çocuğun büyüdüğünde yani rekabet etme aşamasına geldiğinde rekabet edecek özelliklerini geliştirmek ile ilgilidir.

Bunun için yarışmak ve savaşmak değil, geliştirmek gerekir.
Yarışan ve savaşan çocuklar erken yorulur ve tükenirler. İsteksizlikleri ve korkuları çok olur. Tedirgindirler.
Bu şekilde hiç çocuğu geliştiremez ve güçlü kılamayız.

Çocuklar kendileri için en uygun ve stressiz ortamlarda daha kolay öğrenir, daha kaliteli öğrenir ve daha çok öğrenir.

İŞTE TÜM BUNLAR "GELİŞİM" DEMEKTİR.
Gelişim de çocukların daha iyi rekabet edecekleri özellikleri kazanmaları demektir.

Çocukları Kolay Yargılamamak Gerekir




ÇOCUKLAR ÖĞRENEREK GELİŞİRLER AMA ÖĞRENMELERİ İÇİN İHTİYAÇ DUYDUKLARI EN ÖNEMLİ ŞEYLERDEN BİRİSİ DE BAŞARISIZ OLDUKLARINDA YA DA BİR DAVRANIŞI İSTENİLDİĞİ ÖLÇÜDE YAPAMADIKLARINDA ONLARI YARGILAMAMAKTIR.

ÇOCUKLAR YARGILANMAKTAN HİÇ HOŞLANMAZLAR.

YARGILANMAK ONLARI YAPTIĞI VE YAPACAKLARI İŞTEN UZAKLAŞTIRIR.

Çocuklar başarının ancak deneyip başarısızlığa uğramak ve sonra tekrar denemekle gerçekleştiğini öğrenmeliler.
Ama bu denemeler ve denemeler sonunda başarısız olmaları onların heveslerinde, isteklerinde ve çoşkularında azalmaya yol açmamalı..

Bu da eğitimcilerin her denemeden sonra onları rencide etmemesine ya da başarısızlık hissi vermemesine bağlıdır.
Çocukları yoran ve mahveden şey denemek değil, olumsuz geribildirimlerdir.

Çocuklar deneyerek, tekrar deneyerek ve hatta farklı biçimlerde tekrar tekrar deneyerek olgunlaştıkları gibi kendi kendilerine ulaştıkları sonucu/beceriyi asla unutmazlar ve kaybetmezler.

Çocukları mücadele etmekten alıkoyan tek şey "başarısız" olarak değerlendirmektir. Bunu da yapan büyüklerdir.

14 Tem 2016

Çocuklar Mücadele Etmedikleri Arkadaşlarını Tercih Ederler




BİZ BÜYÜKLER, ÇOĞUMUZ BU BASİT GERÇEĞİ YAŞAYARAK ÖĞRENMİŞ OLMALIYIZ...

Biz büyükler çocukluğumuzda en çok hangi arkadaşlarımızın yanında kendimizi güvende hissettik.
Yanında olmaktan en çok hoşlandığımız, rahat ettiğimiz ve kendimizi daha "verimli" hissettiğimiz kişiler kimlerdi?
Cevap gayet basittir.

Her birimiz yarışmadığımız, kıyaslanmadığımız, bize üstünlük sağlamaya çalışmayan arkadaşlarımızın yanında kendimizi daha rahat hissettik. Onlar ile beraber oyun oynarken daha çok eğlendik ve daha güzel şeyler ortaya koyduk.

Biz büyükler bunu yaşayarak öğrenmişken neden şimdi altyapı eğitimlerinde çocukları birbiri ile kıyasıya yarıştırarak, kıyaslayarak ve hatta birbirlerine düşman edercesine rekabete sokarak eğitmeye çalışıyoruz?
Neden çocukları geriyoruz ve neden strese sokarak, yapabilecekleri bir hareketi daha kötü yapmalarına veya yapamıyor olmalarına neden oluyoruz?

Çocukları rekabete sokarak onları daha çetin ve acımasız rekabetlere hazırlayamazsınız.
Bunu söyleyenler gelişimden habersiz piyasacı ve rantiyec eğitimcilerdir.
Bu büyük bir aldatmacadır.

Çocuklar yapabileceklerinin en iyisini en rahat ortamlarda gerçekleştirebilirler. Ve çocuklar yapabileceklerinin en iyisini yaparak gelişirler.

Yarışma, rekabet ve kıyaslanma ortamları bazı çocuklar için yararlı olabilir. Bu çocuklar da genelde bedenen güçlü çocuklardır. Güçlü çocuklar uğruna yetenekli çocukları heba etmememiz gerekir.

Bırakınız çocukları büyük ve yetişkin insanlar dahi mücadele içinde oldukları diğer inanların yanında rahat olmadıkları gibi mutsuzdurlar...

Çocukların bu duyguyla spor yapmalarına neden olmaya hiç hakkımız yok..

Paylaşma Duygusu Daha Sonra Öğrenilmez


Çocuklar ve genç yetişkinler önce yarışmayı ve rekabeti değil, paylaşmayı ve birlikte olmayı öğrenmelidirler.
Yarışmayı ve rekabeti öğrenmek kolaydır.

Yarışma ve rekabet sonradan kazanılabilir ya da öğrenilebilir bir özelliktir.

Ama paylaşmayı ve birlikte olmayı sonradan kazanmak ya da öğrenmek neredeyse mümkün değildir.

Konuşma ve Hareket Becerisi Nelere Bağlıdır?

ÇOCUKLAR VE KONUŞMA BECERİSİ NEYSE ÇOCUKLAR VE HAREKET BECERİSİ DE O'DUR...

Çocuklar belli bir ay düzeyine geldiklerinde kendilerini kelime ile ifade etmeye başlarlar. Birden bire uzun ve karmaşık cümleler kurmazlar.

Konuşma becerisi çocuğun bir çok ihtiyacı kelime ifade ederek anlatma yeterliliği dediğimiz olgunlaşma süreci sonunda gerçekleşir.

Ne kadar uğraşırsanız uğraşınız, ne kadar çok kelime fısıldarsanız fısıldayınız, ne kadar çok sözcük içeren hikaye okursanız 6 aylık bir bebeği konuşturamaz, bir yaşındaki bebeğe anlamlı kelimeleri yan yana getirtemez. 2 yaşındaki bir bebeğe ise üç beş kelimeden oluşan cümle kurdurtamazsınız.

Evet, bazı çocuklar daha öce konuşur. Ama bu önce mevzusu anormal derecede erken konuşur anlamına gelmemelidir.
Bu arada asıl önemlisi şu; Çocuklar nasıl olsa belli bir yaşa kadar konuşamıyor diye çocuğa hiç kelime ifade edilmezse, çocuk kelime telaffuzları ile ilgili duyumlardan ve gözlemlerden yoksun kalırsa bu kez konuşması gecikir ya da konuşamaz.

İşte hareket ve hareket becerisi de böyledir.
Çocuklar genetik olarak kodlandıkları zaman ve anda hareketleri gerçekleştirmeye bunları kullanarak da beceriye dönüştürürler.

Burada önemli olan çocukları hareket uyaranı dediğimiz görmeye ve yapmaya dayalı gözlemlere ve deneyimlere maruz bırakmak ama bu gördüklerini ve denediklerini bir an önce yapmalarını beklememektir.
Futbol altyapı eğitiminde de çocuklardan yaş düzeylerine uygun olarak çok sayıda hareket çeşidi gözlemlemelerini ve bunları denemelerini isterken asla bunları beceriye dönüştürmelerini beklememeliyiz.
Zamanı ve anı geldiğinde gerçekleştireceklerdir.

En az bunun kadar önemli olan şey şudur ve bu asla unutulmamalıdır.
Güzel konuşmak için çok kelime bilmek şarttır.
Sadece bir kaç yüz kelimeyi güzel ifade etmek güzel konuşmanın bir kısmıdır.

Hareket ve teknik eğitimde de bir kaç hareketi bilmek, ve gerçekleştirebilmek oyun başarısı ve gelecekteki oyun kalitesi için yeteri değildir. Önemli olan birçok hareketten haberdar olmak, bir çok tekniği bilmek ve ilerleyen süreçlerde hareket ve teknik dağarcığı olabildiğince genişletebilmektir.
İnsan ne kadar çok kelime biliyor ve kullanıyorsa o kadar iyi edebiyatçı, ne kadar çok hareket becerisi ve teknik beceriye sahipse o kadar çok iyi oyuncu olma ihtimaline sahiptir.

Altyapılardaki Özel Çocuklar

ÖZEL ÇOCUKLAR, DAHA ÖNDE OLAN ÇOCUKLAR YA DA DİĞER SÖYLEMLE "AYRIKSI ÇOCUKLAR"

Altyapı eğitim süreçlerinde olsun, okullarda olsun bazı çocuklar aynı yaşlardaki arkadaşlarından daha önde olabilirler.
Bu önde olma meselesi istisnai bir durumdur ve oran olarak çok yüksek düzeylerde değildir.
Aynı yaş kategorisinde olmalarına rağmen daha çabuk öğrenen, hareket becerileri açısından daha önde olan çocuklar ile boy-kilo açısından daha büyük olan çocukları karıştırmamak çok önemlidir.
Bunları iyi ayırmak gerekir.

Daha güçlü yapıdaki bir çocuğun hareket becerilerine iyi bakmak gerekir. Hareket becerileri de öndeyse bir üst kategorideki yaş grupları ile çalışmasında sakınca olmayabilir.
Boy ve kilo olarak ufak veya yaşdaşları ile aynı ama hareket becerileri açısından çok önde olan çocuklar için durum daha daha farklıdır. Bizim asıl kast ettiğimiz de budur.

Bu tip çocukları, önde veya daha gelişmiş özelliklere sahip diye üst kategorideki gruplar ile çalışmalara dahil etmek, bazı şartlar yerine getirildiğinde daha yararlı sonuçlar doğurur.
Bu şart şudur;

Etkinlik ve oyunlar üst yaş grubu çocukların bedenlerini ve dolayısıyla güçlerini kullanmalarını gerektiren etkinlik ve oyunlar değil, tamamen top ile ilgili becerileri kullanmalarını sağlayan eğitim uygulamalarını içermelidir.
İşte bu durumlarda özellikli çocuğun hem ezilmesinin önüne geçilmiş olur hem de yeni şeyler öğrenmesinin fırsatı sağlanmış olur.

Eğitim psikolojisi şunu söyler;
Bir çocuk düzeyinin altındaki çalışmalardan sıkılır ve kendini geliştiremez. Düzeyinin üstündeki çalışmalarda ise başarısızlık ve yetersizlik hissine kapılır. İsteksizlik ve uzaklaşma yaşar.
Bir çocuğun üst yaş grupları ile çalışmalara katılması her çocuk için uygun görülecek bir durum değildir. Uygun olanlar için ise bazı şartların sağlanması çok önemlidir.

Altyapılarda Müsabakalarında Büyük Yaşta Oyuncu Oynatmak



FUTBOL ALTYAPI MÜSABAKALARINDA BÜYÜK YAŞTA OYUNCU OYNATMA İHTİYACI, GEREĞİ ve NEDENİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME...

Türkiye'de spor altyapılarının kanayan yaralarından birisi de yaş müsabakalarda yaş kategorisi üzerinde çocukların oynatılıyor olmasıdır. Bunun değişik yöntemleri vardır, ama hangi yöntem kullanılıyor olursa olsun, işin prosedür kısmını çözmek demek bir işi doğru yapmak demek değildir.
Bu sorun esasen bir çok takım sporlarında söz konusu olmasına rağmen ağırlıklı olarak futbol'da daha fazla gözlenmektedir.

Bu işleri yapanlar, bu tür yaklaşımları sergileyenler, bu tür davranışlara tevessül edenler şunu iyi bilmedirler ki; yaptıkları acımasızlık ve ihtiras'tır.

Biz bu tür eğilimleri sergileyen idarece ve antrenörlerin neyin peşinde olduklarını elbette tahmin edilebilir. Ne olursa olsun, nasıl olursa olsun kazanmanın biricik amaç olduğu ve kazananların neredeyse kutsandığı bir toplumsal yapıda bunlar kaçınılmazdır.

Antrenör meslektaşımız ve kulüp yetkilisi bu ve benzer çocuklar ile haksız rekabet içinde çıktıkları maçları kazandıklarında ve belki şampiyon olduklarında kendilerini “iyi antrenör” ve “iyi idareci” olarak hissedeceklerdir. Buna ihtiyaçları vardır çünkü…

Doyumsuzluk ya da “önemli insan” olma ihtiyacıdır bu…

Oysa altyapılarda başarılı olmanın biricik ölçütü yetileri yeteneğe dönüştürmek, yetenekleri de futbol otunu için kullanmayı sağlamayı gerçekleştirebilmektir. Bunu yapan altyapı antrenörleri değerli antrenörlerdir. Önemli antrenörler olmayabilirler ama değerlidirler.

Bizim memleketin temel derdidir bu… Değerlilerin aynı zamanda önemli olmamaları.. Önemli olanların ise çoğunlukla değersiz olmaları…

Şimdi gelelim işin bilimsel açıdan değerlendirilmesine… Bizim için bu daha öncelikli bir konu..
Farklı yaş gruplarının bir arada eğitilmesi başka bir şeydir. Resmi ya da gayrı resmi müsabakalarda farklı yaş gruplarındaki çocukların aynı yarışma koşullarında bir arada olması farklı bir şeydir.

Yaşı küçük ama bazı özellikleri gelişmiş çocukların büyükler ile eğitim alması ya da müsabakaya çıkması anlaşılabilir olur. Ama bu özel bir durumdur. O çocuğun diğer büyükler tarafından küçük olduğunun bilinmesi, uzman eğitimcilerin/antrenörlerin onayı ile bu tür çocukların kendi yaş grupları ile beraber olmasının ona kazandıracağı yeni bir şey olmaması durumunda bu yola girilebilir. Ama bu dediğimiz gibi ender bir durumdur.

Bazen de yaşı büyük çocukların daha küçük çocukların içine alınarak eğitim ve eğitim amaçlı müsabakalarda oynatılması rol-model olması açısından gerekli görülebilir. Küçüklerin zaman zaman onun farklı davranışlarını taklit etmelerine fırsat sağlamak için bu da bir yoldur. Ama bu da belli bir onay ve eğitim amacı taşımalıdır.
Fotoğraflar ise hiç de böyle bir durum ve anlayışı yansıtmamaktadır.

Burada resmi içeriği olan bir müsabaka söz konusudur. Bu müsabakaların resmi yaş kategorileri bellidir. Bunun bir şekilde formülünü bularak büyük ve daha gelişmiş bir çocuğun kendisinden bedenen ve psikomotor(hareket becerisi) gelişim açısından daha gerideki çocuklar ile oynamasına neden olmak büyük olan çocuğu geliştirmeyeceği gibi, küçük olanlara da eziyettir. Aynı zamanda yetersizlik duygusu oluşturabileceği nedeniyle de ahlaksızlıktır.
Bu tür yaklaşımlar ile 330.000 nüfuslu bir İzlanda kadar olamazsınız elbette.

Orada da küçük çocuklar abileriyle top oynamaktadırlar. Ama abileri onların küçük olduklarını, küçükler de onların abi olduklarını bilirler. Çünkü sistematik bir planlamanın gereği bir arada bulunabilmektedirler.
Almanya ve özellikle Hollanda da bazı küçüklerin bir üst kategoride oynatıldıklarını biliyoruz. Ama bu küçüklerin boylarını aşan özelliklerinin olması ve ilgili heyetin onayı her zaman gerekir.

Ama buradan ifade etmek isteriz ki; Büyüklerin küçüklerin içine sokulduğu bir resmi müsabaka anlayışı ve pratiği dünyanın gelişmiş hiçbir futbol ülkesinde yoktur.
Çünkü bu aldatmadır. Öncelikle kendini aldatmadır.
Aldatmalar asla uzun süreli başarılar sağlamaz. Uzun süreli başarıların üç ölçütü vardır… Dürüstlük, Planlılık ve Çalışmak…

Erken Yaşlarda Başlatmak

ERKEN YAŞLARDA BAŞLAMAK DEMEK, ERKEN YAŞLARDA HER ŞEYİ GERÇEKLEŞTİREBİLMEK DEMEK DEĞİLDİR.

Çocukların yaşları ilerledikçe o yaş gelişim düzeylerine uygun olarak zaten kazanacakları hareket becerilerini bir an önce kazanmaları için zorlamak,
ama bu arada büyüdüklerinde başarılı olmalarını sağlayacak gelişimlerine uygun oyunlardan ve davranışlardan onları mahrum etmek tam anlamıyla dar görüşlülüktür.

Altyapılar ve altyapı eğitimleri çocuklara daha sonradan kazanacakları becerileri daha önce kazandırmak değildir. Bu öğreten için zor, öğrenen için eziyettir.

Altyapı eğitimi demek, her çocuğun yaş grubunun gerektirdiği becerileri yapabilmesini sağlayacak eğitim ortamları hazırlamak demektir.

Erken başlamak iyidir. Ama erken başlamak her şeyi erkenden öğretmek veya gerçekleştirilmesini sağlamak değildir.
Bu dar görüşlülüğü ve eğitim yanlışlığından kurtulmak demek, asıl çocukların büyüklerden kurtulması demektir.

OYUN ALANLARININ YAPISI VE UYARAN İLİŞKİSİ

Oyun alanlarındaki, kazaya sebep olma olasılığı olan nesnelerin kaldırılmasına yönelik eğilim, diğer bir açıdan bakıldığında çocukların sab...