29 Nis 2016

ÇOCUKLAR ALTYAPI EĞİTİMLERİNDE DE HALA ÇOCUKTURLAR



ÇOCUKLARI ve ÇOCUKLUĞU YENİDEN TANIMLAMAK YANLIŞTIR..
OYSA GERÇEK "ÇOCUK SADECE ÇOCUKTUR"

ÇOCUĞA DEĞER VERMEK ONU ÖNEMSEMEKLE OLUR,
ONDAN ÇOK ŞEY BEKLEMEKLE DEĞİL...

Farkında mısınız aile olarak, öğretmen olarak ve antrenör olarak çocukları yeniden tanımlıyor onlara yeni roller biçiyoruz durmadan.

Eskiden çocuk çocuktu.
Hepsi o kadar.
"Çocuktur yapar" vardı eskiden.

Şimdi epey zamandır her şey değişti.
Artık çocuklar büyüklerin uygun gördüğü büyük şahsiyetler gibi.

Avrupalılara özenirken Avrupalı olamamak budur işte.
Avrupalı çocuğu büyük gibi görmez, sadece ona önem verir bu da onun kendini değerli birisi olarak algılamasını sağlar.

Biz ise çocuğa büyük birisiymiş gibi davranarak ona değer vereceğimizi sanıyoruz. Oysa yanılıyoruz. Çocuklara büyük birisiymiş gibi davranarak onları ezeriz. Çünkü beklentiler çoğaldıkça yükler artmış demektir. Çocuklar ağır yükleri kaldıramazlar ve kaldırmaya çalışmamalıdırlar.

Antrenörlerimizin bir kısmı çocuklara gelişmiş büyükler olarak davranıyor. Yapamadıkları, düşünemedikleri ve gerçekleştiremedikleri şeyler için onlara kızıyor, eleştiriyor ve hatta bağırıyorlar.
Bu şekilde çocuklar değerli olduklarını algılamazlar. Yalnızca beceriksiz ve yetersiz olduklarını algılarlar. Ve potansiyellerinin asla farkına varmazlar.

Dahası bu şekilde onların gelişimlerine katkı sunmak olanaksızdır.
Bilinçsiz çaresizlik çoğu zaman işte burada başlar ve kısa zamanda vazgeçme ya da motivasyon düşüklüğü nedeniyle başarısız olarak değerlendirilme kaçınılmaz olur.

Keza öğretmenler, anne ve babalar da ne yazık ki; çocuklarına değer vermeyi onları önemsemeyi onlardan beklentilerini yükselterek yapabileceklerini sanıyorlar.
Ama yanılıyorlar.

İyisi mi çocukları çocuk olarak görmeye devam edelim. Çünkü onlar her şeyi yanlış ve eksik yaparak doğru ve tam yapmayı zamanı gelince birer birer öğreneceklerdir.
Önemli olan küçük yaşlarda da olsalar onlara göre düzenlenmiş ilkelere ve kurallara uymak zorunda olduklarını öğrenmeleridir.

Avrupa'nın bizden farkı budur. Ama bu fark sonra giderek açılacak sonuçlar doğurur.

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ 8. PROBLEM ÇÖZME YÖNTEMİ




(Sorunu ne olduğunu ve nerede olduğunu görme, soruna çözüm üretme, tümden gelerek sorunlu parçayı bulma)

Problem çözme yöntemi sporculara çeşitli öğrenim deneyimleri ile sunulan problemlere ilişkin olarak kendi kendilerine ve serbest bir şekilde çözümler bulmalarını sağlar.

Bir hareketi ve/veya hareketler dizisini amaca yönelik bütünsel bir şekilde gerçekleştirme biçimi olarak ifade edilebilecek olan bu yöntem, önceki öğrenmelerden yola çıkılarak yeni bir şeye ulaşma çalışması/mücadelesi şeklinde değerlendirilmelidir.

Yöntemin Özü: Bütünden parçaya esasına dayanır. Bütün içinde sorun yaratan parçanın çözümü esastır. Antrenörün yarattığı problemin çözümüne ilişkin her türlü çözüme onay verildiği bir anlayışın uygulanmasıdır.

Çözüm antrenörün kafasındaki şekilde gerçekleşmek zorunda değildir. Önemli olan sporcunun her ne şekilde olursa olsun, sorunu aşması ve çözüme ulaşmasıdır.

Hatırlatma notu: Sporcunun ulaştığı çözüme antrenörün “ama” diye başlayacak başka bir problem yaratması mümkündür. Bu durumda işin içine yönlendirilmiş buluş yönteminin karışmış olduğunu söylemek mümkündür.

Problem çözme yöntemi insan hayatının her alanında doğumdan itibaren var olan bir öğrenme yoludur. Bunun öğretim yolu olarak da kullanılması insan doğasına uygun ve oldukça etkili bir eğitim yaklaşımıdır. İnsanlar doğduktan sonra yaşamları ile ilgili birçok şeyi problem çözerek bulurlar. Emeklemeden yürümeye, yürümeden koşmaya, bir nesne ile ilişkiden o nesnenin amacına uygun kullanılmasına kadar birçok davranışımızı aslında keşfederek öğrenir ve devam ettirerek geliştiririz.

Problem çözme yöntemi bu bağlamda futbol altyapı eğitiminin her yaş grubunda ve her dönem ve evresinde kullanılması gereken bir yöntemdir. Bu öğretim yönteminde birinci koşul çocukların gelişim düzeylerine göre problemler planlanması ve onlardan bu problemin çözümünün istenmesidir. Aksi takdirde çocuklar için çözümsüz veya çözümü mümkün olmayan problemler hem onların futbola, oyuna ve amaca yönelik hareketleri gerçekleştirme gelişimlerine yarar sağlamaz, hem de olumsuz duygu ve tutum geliştirmelerine neden olur.

“Problem çözme yöntemindeki” problem kavramına futbol altyapı eğitimi açısından bakıldığında buradaki problemin, çocukların ve gençlerin futbol ile ilgili tüm gerekliliklere bir durum, bir pozisyon ve oyunun bir bölümünün gerektirdiği davranışları/becerileri gerçekleştirme ihtiyacının kendileri tarafından giderilmesi olarak bakmak gerekir.

Antrenörün çocuk ve gençlere amaca yönelik temel teknik bir becerinin nasıl yapılacağını söylememesi ve göstermemesi ama mutlaka gerçekleştirilmesini sağlaması problem çözme yönteminin kullanılması anlamına gelir.

Örneğin belirlenen hedeflere belli hedef mesafelerinden vuruşlar yaparak hedef kaydetme ile mesafe arasındaki ilişki değiştikçe topa vuruşun da değişmesi gerektiğinin çocuk tarafından çözülmesi problem çözme anlamına gelir.
Keza kaleyi soldan, sağdan gören açılarda hangi ayakla daha iyi sonuç alınabileceği ile ilgili bir uygulama etkinliğinde çocukların açı ve vuruş tekniği arasındaki bağlantıyı kurmaları problem çözme anlamına gelir. Yine bir antrenörün top sürme ile ilgili olarak belli mesafelerde hem düz hem de slalomlu top sürme süratinin daha da geliştirilmesi ile ilgili etkinlikte çocukların düz olarak topa daha az temas etme ihtiyaçlarını anlamaları ile, slalomlu mesafede top ile daha fazla temas yanında her iki ayaklarını kullandıklarında daha hızlı olabileceklerini anlamaları onların problem çözmeleri anlamına gelir.

Bir çocuğun daha temel altyapı dönem ve evrelerinde top ile ilişkili hareketlerde hızlı olabilmeyi sadece hızlı koşmak değil topa hükmedebilmek olduğunu anlaması tam anlamıyla bir “problem çözmedir”. Ama bunu antrenör, planlayacağı ve hazırlayacağı uygulama etkinlikleri ile öğrenciye hissettirmek durumundadır. Aksi durumda problem çözme yöntemi öğretimde formal olarak kullanılmamış olur. Şunu belirtmek gerekir ki; problem çözme her uygulamada, etkinlikte ve özellikle oyun uygulamalarında çocukların ve gençlerin sürekli yaşadıkları bir öğrenme yoldur. Antrenör bunu sürekli yaşamalarını sağlayacak eğitim etkinlikleri kurgulayabilirse işte o zaman “problem çözme yöntemi” formal olarak da kullanılan bir öğretim yolu olur.

Problem çözme yönteminin antrenör tarafından en kolay ve pratik olarak kullanımı, çocuk ve gençlerin eğitim süreçlerinde gerek temel teknik ve gerekse taktik becerilerin öğretiminde, çok daha önemlisi oyun içinde kullanılmasını gerekli kılacak engeller, zorluklar ya da problemler yaratması ve çözümü için de sporcuları işe koşmasıdır.
Bir kısıtlama ve kural koymak problem yaratma anlamına gelir. Söz konusu kısıtlama veya kurala rağmen çözüme veya sonuca ulaşılması problem çözme anlamında değerlendirilmelidir. Kuralları sürekli değiştirerek ya da çoğaltarak planlanan bir çözüme veya sonuca ulaşılmasının sağlanması elbette problem çözme olsa da, yönlendirilmiş buluş yönteminin de kullanıldığı anlamına gelmektedir.

Problem çözme yönteminin çocuklarda ileriye yönelik olarak futbol stili (kendine özgü tarz) oluşturmada inanılmaz yararı vardır. Çünkü bir problemin aşılması için “ne yaparsan yap ama problemi aş” yaklaşımını da içinde barındıran problem çözme yöntemi birçok bireysel davranışı/hareketi özgürce yapma fırsatı da verir. Bu bir düzensizlik anlamında değerlendirilmemelidir. Çocukların ve gençlerin uygulamalarda farklı denenceleri sınaması ve bunun sonucunda bireysel ve toplumsal olumlu geribildirimler alması onları inisiyatif almaya ve farklı çözümler için farklı davranışlara iterken söz konusu temel teknik becerilerde ve taktik davranışlarda da kendine özgü davranışlar sergileme ihtiyacı ve isteği oluşmasına neden olmaktadır. Farklılık peşinde koşan temel teknik becerileri farklı uygulamaya başlayan çocuklar bir süre sonra kendilerine özgü bir futbol oynama becerisine ulaşabilmektedirler.

Futbol altyapı eğimi bütünlüğü içinde bakıldığında pratik anlamda oyun ve bütünsel oyun uygulamaları kendi içinde daha çok problem çözme yöntemine yakın eğitim uygulamaları olurken, kısıtlamalar ve kurallar ile gerçekleştirilen oyun uygulamaları daha çok problem çözme ve yönlendirilmiş buluş yöntemlerinin bir arada kullanıldığı eğitim uygulamaları olmaktadır. Oyunun bir bölümünün veya kesitinin ele alındığı ve burada gerçekleştirilmesi gereken becerilere yönelik varyasyon (çeşitleme) uygulamaları ise ağırlıklı olarak yönlendirilmiş buluş yönteminin kullanıldığı uygulamalar olmaktadır.

Temel teknik becerilerin öğretimi ile ilgili olarak sporcuların hangi temel teknik becerileri nerede, ne zaman ve nasıl kullanacaklarına ilişkin çözüm uygulamaları problem çözme yöntemine ilişkin eğitim uygulamalarıdır.
Örneğin;
• Top ile oynanan eğitsel oyunlarda ve genel oyun etkinliklerindeki oyunun gerektirdiği her türlü davranışın gerçekleştirilmesi süreçlerinde,
Temel teknik becerilerin öğretimi süreçlerinde,
Temel teknik becerilerin kullanılması süreçlerinde,
Temel teknik becerilerin duruma uydurulması (oyun içinde, oyunun gerektirdiği gibi ve oyun koşullarında kullanılması) süreçlerinde,
Temel teknik becerileri kendine özgü kullanılması süreçlerinde problem çözme yöntemi etkin bir biçimde kullanılabilir ve kullanılmalıdır.

Taktik becerilere ilişkin öğretim ile ilgili olarak sporcuların top ile ve topsuz hareket becerilerini nerede, ne zaman, nasıl, hangilerinin bir probleme dayalı olarak gerçekleştirmeye yönelik çözüm uygulamaları problem çözme yöntemine ilişkin eğitim uygulamalarıdır.
Örneğin;
• Top ile ve topsuz tüm eğitsel oyunlarda ve futbola ilişkin oyun etkinliklerinde oyunun gerektirdiği top ile ve topsuz davranışları, bulunduğu noktada, bölgede ve özellikte tüm oyun alanında gerçekleştirebilme süreçlerinde,
• Temel teknik becerileri oyun içinde, oyunun gerektirdiği koşullarda bu becerileri topsuz oyun ile birleştirme süreçlerinde (boşa kaçma, bindirme, alan değiştirme, sorumluluk alma, kademeye girme, derinlik ve genişlik sağlama, alan paylaşımı v.b.),
• Bireysel savunma taktikleri öğretim süreçlerinde (ilk toplara müdahale, hücum oyuncusunun yönünü kaleye çevirmeme, hücum oyuncusunu tehlikeli bölgeye sokmama, oyalama, derinlik, kademe, savunmada yer tutma),
• Grup savunma taktikleri öğretim süreçlerinde (alan savunması, adam adama savunma, ofsayt uygulamaları),
• Bireysel hücum taktikleri öğretim süreçlerinde (süratli top sürme, aldatma, adam eksiltme, boş alan yaratma, orta yapma, çizgiye inerek top kesme, şut alanına girme ve isabetli şut atma, top saklama-yardımlaşma v.b),
Grup hücum taktikleri öğretim süreçlerinde (oyunda yön değiştirme, hücumda genişlik, kanat oyunları, kombinasyonlar, top değiştirme, duvar pasları, bindirme, adam çoğaltma, duran topların kullanımında çeşitlilik v.b.),
Takım savunma taktikleri öğretim süreçlerinde ( top kaybedildiğinde ileride baskı, geriye sarkma, savunmada yer alma, ofsayta düşürebilme becerileri v.b)
Takım hücum taktikleri öğretim süreçlerinde (merkezi hücum, kontr-atak v.b) problem çözme yöntemi etkin bir biçimde kullanılabilir ve kullanılmalıdır.

Oyun sistemleri ve oyun dizilişleri öğretim süreçleri ise başlı başına problem çözme yönteminin kullanılması gerekli olan aşamalar olup, kalıplaşmış sistem davranışlarına ve diziliş görev ve sorumluluklarına ilaveten bazı durumlarda ne yapılmalı, nasıl yapmalı sorularına/problemlerine uygulamalı cevapların öğretilmiş ve öğrenilmiş olmasını sağlamak son derece önemli ve gereklidir. Bunun için problem çözme yönteminin oyun sistemleri ve oyun dizilişlerine ilişkin görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden öngörülmemiş durumlara göre hazırlık olunmasına ilişkin bazı becerilerin geliştirilmiş olması gerekmektedir. Bunun için bazı olası hipotezler üzerinden problemler yaratılıp oyuncuların bu durumda ne yapacaklarına ilişkin çözüm üretmelerini isteyip bunu uygulamalarını istemek bir futbol takımı için ayrıcalıklı bir taktik beceri anlamına gelmektedir.

Bunun yansıra örneğin;
Top bizde iken kim ne yapacak? Yapmazsa ne olur?
Rakip takıma savunması uzun, nasıl gol aramalıyız?
Savunmamızın arasına rakip takımlar girip top ile buluşuyor, ne yapmalıyız?
Kanatları kullanamıyoruz gibi problemler koyarak ile takımın eksik olduğu ya da sorunlu olduğu konularda sporcuları işe ortak etmek ve çözüme katkı sağlamalarını sağlamak sorunun çözümünü algılayarak davranış değişikliği sağlamayı arttıracağından problem çözme yönteminin etkili olabileceği başka çalışma biçimi olarak karşımıza çıkabilir.
Sonuç olarak çocukların içinde bulundukları gelişim özellikleri ve futbol oyunu ile ilgili ihtiyaçları göz önüne alınarak, onlardan çözmelerini isteyeceğimiz her davranış problem çözme yönteminin kullanılmasını gerektirir. Problemi çözmek için çocuğun problemin farkına varması ve çözebilecek düşünce (kapasitesine?) ve ilgili hareketleri yapabilecek olgunluk düzeyinde olması gerekmektedir.

Problemin çözümü için uygulama düşüncesi yeterli olamadığı durumlarda veya çözümü uygulama yeterliliği olmadığı durumlarda problemin niteliği ve niceliği aşağıya çekilebileceği gibi, yönlendirmeden ziyade kolaylaştırıcı ipuçları sağlanabilir.

Alıntı: İ. Topkaya (2015) Futbolda Altyapı Eğitimi, Paradigma Akademi Yayınları.

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ 7. YÖNLENDİRİLMİŞ BULUŞ YÖNTEMİ



(Öğrenenin ilk parçadan son parçaya anlamlı tümevarımı – Tahmin ederek aşamalı bulma ve yapma)

Yöntemin Özü: Antrenörün kafasında var olan çözüme ya da sonuca, sorular aracılığı ile yönlendirmeler sonucu sporcunun kendisinin ulaşmasının sağlanmasıdır.

Bu Yöntemin Amaçları;
•Sporcuyu belirli bir buluş sürecine sokmak,
•Sporcunun bulduğu cevap ile antrenör tarafından sunulan uyarıcı arasında kusursuz bir ilişki geliştirmek,
•Mantıksal olarak bir olgunun bulunmasına yol açan, sıralı buluş becerilerini geliştirmek,
•Hem antrenörde hem de sporcuda buluş işlemi için gerekli olan sabrı geliştirmek.

Uygulama;
•Her soruyu düzenlendiği şekilde sunmayı öğrenmek,
•Sporcunun cevabını beklemek,
•Dönüt sunmak,
•Bir sonraki soruya geçmek.

Bölüm sona erdiği zaman, yaşantı sonuçlarını gözden geçirilir. Sırayı takip edebilme, her cevabı bekleyebilme, uygun dönüt şeklini kullanabilme, soruların sıralaması uygun olup olmadığı, soru ekleme gereksinimi duyulup duyulmadığı değerlendirmeleri yapıldıktan sonra, bu işlemin başka bir sporcu ile yapılmasına hazır olunduğu ortaya çıkar. Bu yönteme göre davranış ve beceri edinimi zaman alır.

Uygulama Evresi;
Yönlendirilmiş buluşta uygulama kararları, öğretilecek ve öğrenilecek belirli konuyu ilgilendirir. Konuyu belirledikten sonra, yönlendirilmiş buluştaki bir sonraki ve en önemli aşama, adımların sırasını belirlemektir. Bu adımlar sporcunun derece derece ve güvenli bir şekilde, sonucu bulmasını sağlayacak sorulardan ve ipuçlarından oluşur. Her adım, bir önceki adımda verilen cevaba bağlıdır. Her adım dikkatli bir şekilde tartılmalı, değerlendirilmeli, denenmeli ve daha sonra sıralamadaki yerleri saptanmalıdır. Bu, adımlar arasında konunun yapısına bağlı bir bağ olacağı anlamına da gelir. Bağlantılı adımlar düzenlemek için, antrenörün sporcunun belirli bir uyarıcıya vereceği olası cevapları tahmin etmesi gerekir. Eğer bu cevaplar, çeşitlilik ve sapma gösterirse, o zaman çeşitlilik gösteren cevapların sayısını azaltmak için antrenörün başka bir adım düzenlemesi gerekir. Bu adım, muhtemelen, daha küçük ve bir önceki adıma daha yakın olacaktır.

Aslında, yönlendirilmiş buluşun ideal şekli, her ipucunu sadece tek bir cevap elde edecek şekilde düzenlemektir. Birden fazla cevap olasılığı olduğunda antrenör sporcuyu sadece bir olasılığı seçmeye ve diğerlerinden vazgeçmeye yönlendirecek başka bir ipucu sunmaya hazırlıklı olmalıdır.

Antrenörün dikkat etmesi gereken bazı kurallar şunlardır:
•Hiçbir zaman cevabı söylemez,
•Her zaman sporcunun cevabını bekler,
•Sık, sık dönüt sunar,
•Kabul etme (açık olma?) ve sabır ortamı yaratır.

Antrenörün uygulama evresinde bilincinde olması gereken noktalar;
•Amaç,
•Adım dizisinin yönü,
•Her adımın büyüklüğü,
•Adımların birbirleri ile ilişkisi,
•Dizinin hızı,
•Sporcunun duyguları.

Değerlendirme Evresi;
Her adımda sunulan tepki, anında, doğru ve kişisel bir değerlendirmenin gerçekleşmesini sağlar.
•Yanlış cevaptan önce gelen soruyu veya ipucunu tekrar eder. Eğer cevap doğru olursa, bir sonraki soruyla devam eder. Eğer tekrar yanlış bir cevap verilirse, sporcu için daha küçük bir adım olacak başka bir soru sorar.
Bu öğretim yönteminde antrenörün direkt olarak şunu yap, bunu yap, şöyle yap, böyle yap şeklinde söylemesi, göstermesi ve istemesi yerine, önceden belirlediği ve planladığı bir etkinlikte sonuca ya da çözüme sporcunun kendisinin ulaşmasını sağlanır.

Uygulama anında sporcunun bir sonraki aşamayı/hareketi sorular yardımı ile önce düşünmesine, sonra da düşündüğünü yapmasına/uygulamasına dayanır.

Bu tür öğretim ve öğrenme süreci sporcunun ilerideki performans yaşamında yaratıcı olmasını ve oyun anında inisiyatif almasını kolaylaştırır. “Özellikli futbolcu” yetiştirmede etkin bir öğretim yöntemidir.

Temel teknik becerilerin mükemmel beceriye ve stile ulaştırılmasında, duruma uydurulmasında (amaca yönelik kullanılmasında) ve özellikle taktik beceri gelişiminde çok kullanılışlı ve yararlı bir yöntemdir.

Temel altyapı 1. evresinde eğitsel ve serbest oyunlarda oyun için gereken davranışların arka arkaya doğru ve amaçlı bir şekilde yapılmasının sağlanmasında, çocukların gereken hareketleri arka arkaya yapmalarını gerektirecek sorulara verecekleri cevapları bekleyerek harekete dönüştürmelerinin istenmesi oldukça etkilidir.

Zira temel altyapı 2. evresinde ağırlıklı olarak top ile ilişkili hareket becerilerinde topu yönetme, topa hükmetme dediğimiz gelişim, top ile ardı ardına harekeleri birleştirebilme becerisidir.

Futboldaki tüm temel teknik beceriler ve taktik davranışlara ilişkin olarak “başka nasıl yapabilirsin” sorusu en temel ve basit yönlendirilmiş buluş sorusudur. Bu soru antrenörün beklediği cevabı söylemeye ve gerçekleştirmeye kadar sürer.
Pas öğretimi ve geliştirilmesi çalışmalarında iç pas ve dış pas yapma ile ilgili dış pası kullanma eğilimi ve gerekliliği için başka nasıl yaparsın sorusundan ziyade dış pasın kullanımını gerektiren bir ortam yaratmak ve çocuğun dış pası yapma davranışını sergilemesi onun dış pas keşfi anlamına gelmektedir.

Örneğin top sürme ile ilgili olarak “topu ayağına yakın olarak sür” demek veya göstermek yerine “topu rakip oyuncunun kapmasına engel olarak nasıl sürebilirsin” sorusu çocuğun topu ayağına daha yakın biçimde sürmesi sonucunu sağlıyorsa ilk yönlendirme sorusu çocuğun keşfi ile sonuçlanmış demektir. Aksi durumda yönlendirme sorularına ya da yönlendirici yaptırımlara gidilebilir. Örneğim driplingin diğer çocukların belli aralıklar ile sabit durdukları bir koridorun oluşturduğu kulvarda yaptırılması, top ayaktan uzağa doğru açıldığında belli aralıklarda koridoru oluşturan çocukların topa müdahale etme haklarının olduğu bir durumda top süren çocuğu, topu ayağından açmamasına yönlendirecektir.
Bu ve buna benzer öğretim uygulamaları çocukların keşfederek öğrenmelerine neden olacağı için daha kalıcı ve beceriye daha kolay dönüşen bir öğrenme olmaktadır. Eğitim süreci biraz daha uzayabilecek ancak oyuncu daha nitelikli yetişmiş olacaktır.

Oyun içinde de yönlendirilmiş buluş yöntemi kullanılabilir. Çocukların oyun içinde antrenörün istediği sıralama ile oyunun gerektirdiği davranışları ardı ardına kendilerine söylenmeden yönlendirerek yapmalarının sağlanması şeklinde gerçekleştirilebilir.

Örneğin savunmada kazanılan top sonrası geçiş için kullanılmasına yönelik olarak birden fazla seçenekten planlanmış bir tanesinin takım oyuncuları tarafından keşfedilerek uygulanmasının sağlanması yönlendirilmiş buluş yöntemi ile taktik beceri öğretimine girer. Kazanılan top sonrası rakip takımın kendi yarı alanında yerleşmesine fırsat vermeden iki veya üç pas ile hızlı oyun oynanması doğrultusunda planlanmış olan taktik bir çalışmada, kısa ve çabuk oyun başarılmış olsa dahi “rakip ileriye çıkmış durumda, orta alan markaj altında başka ne yapabiliriz” sorusu kadar, rakip durumundaki oyuncuların her defasında biraz daha baskılı oynamalarının ve kademe derinliğinin bozulmasının sağlanmasının planlanmış olması da bir yönlendirme olarak kabul edilmelidir.

Kısaltılarak yapılan alıntı için kaynak:
İ.Topkaya, "Futbolda Altyapı Eğitimi" Paradigma Akademi Yayınları, 2015.

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ 6. KATILIM YÖNTEMİ



Sporcu adayı çocuklara eğitim etkinliklerinde daha çok özgürlük tanımak ve onların ilgisini çalışmaya çekmek amacıyla uygulanan bir yöntemdir.

Bu yöntemde antrenör sporculara bağımlı olacakları bir ölçüt öne sürmez. Performans farklılıklarını dikkate almaz. Her sporcu kendi yetenek düzeyine göre hareketlere katılır. Bu yolla sporcular gerçek kapasitelerini öğrenerek kendilerine gerçekçi hedefler belirleyebilirler.

Bu anlayış doğal olarak sporcuların uygulamalara katılmaları için bir neden sunduğu gibi, onların bazı kıyaslama durumlarından rahatsız olmalarını engelleyeceğinden güdülemeyi de arttırabilecektir.

Bu Yöntemin Amaçları;
• Sporcuların katılımının sağlanması,
• Bireysel farklılıklara dayalı bir ortam oluşturulması,
• Kişinin beceri seviyesinde harekete başlama fırsatı bulması,
• Kişinin amaçladığı ile performans gerçeği arasındaki bağlantıyı görmeyi öğrenmesi,
• İleri düzeyde bireyselleşme sağlamadır.

Uygulama Evresi;
• Anlayışı sunarak ortam hazırlanır.
• Yöntemin asıl amacı bildirilir.
• Sporcunun görevleri açıklanır.

Değerlendirme Evresi;
• Sporcular ölçüt çizelgesini kullanarak performanslarını değerlendireceklerdir. Bu aşamada sporcular ile iletişim kurmak ve geribildirim vermek gerekir.

Yöntemin Yararları;
• Bu yöntemin kullanılması antrenörün katılım anlayışını kabul ettiğini gösterir.
• Antrenör karşıt olmama düşüncesini ve anlayışını genişletebilir.
• Öğrenme ortamı sporcunun amaç ile gerçeklik arasındaki ilişkiyi denemesine yönelik olarak düzenlenmesi anlamına gelir.
• Sporcu amaç ile gerçek arasındaki farkı azaltma yönünde öğrenme fırsatına sahiptir.
• Diğerlerinden daha fazla veya daha az yapmanın kabul edilebilirliği öğrenilir. Rekabet, diğerlerine karşı değil, kişinin kendisine ve kendi standartlarına, becerilerine, amaçlarına karşı verdiği rekabettir.

Katılım yöntemi altyapı eğitim süreçlerinin özellikle temel altyapı eğitimi 1. ve 2. evrelerinde yoğun olarak kullanılması önerilen ve çocuklar açısından yararlılıkları büyük olacak bir öğretim yöntemidir.

Çocuklar bu evrelerde birbirlerinden çok farklı gelişim özellikleri sergileyebilirler. Dolayısıyla bazı çocukların bazı hareketlere ve oyunlara katılımlarının sağlanabilmesi aynı düzeylerde olamayabilir. Bu durumda her çocuğun etkin kılınabilmesi söz konusu etkinliğin çocukların gelişim özelliğine göre düzenlenmesini gerektirebilir.
Bunun iki tekniği vardır. Ya etkinlikler çocuklara göre düzenlenecektir ya da etkinliğin içinde çocuklara uygun roller bulunacak ve koyulacaktır.

Katılım yöntemini ilerleyen altyapı dönem ve evrelerinde taktik öğretim etkinlik ve uygulamalarında çocukların futbol oyununa ilişkin mevkilere göre oyun, görev ve sorumlulukların sergilenmesi gerektiği zamanlarda kullanmak fayda sağlayabilecektir.

Her çocuğun daha iyi olduğu, kendini daha yeterli hissettiği durum, bölge ve hareket becerilerine göre hazırlanan etkinlikler çocukların daha iyi performans göstermelerine neden olacağından ilerleyen süreçlerde özellikle gelişim altyapı dönem ve evrelerinin sonlarına doğru savunma, orta alan veya forvet oyuncu kimliği oluşturmalarını kolaylaştıracaktır.

Katılım yöntemi için teknik beceri uygulamaları açısından çok basit bir örnek vermek gerekirse; Topun hedefe atılması gerektiği durumlarda hedef mesafesinin veya hedef büyüklüğünün çocuklara göre ayarlanmasını gösterebiliriz.

Ya da bir çocuğun seken topa vole çalışmasında diğer çocuğun kendisine atılan topa vole vurma çalışması aynı anda farklı beceri düzeylerine sahip iki çocuğun etkinliğe katılımını sağlayacaktır.

Taktik beceri açısından topa sahip olunduğunda alınacak pozisyonlara ve sorumluluklara ilişkin görev dağılımlarının kolaydan zora doğru dağıtılması veya herkesin daha becerili olduğu davranışlar göz önüne alınarak bir taktik çalışma uygulaması katılım yönteminin kullanıldığı uygulama örnekleridir.

Kaynak: İ.Topkaya, "Futbolda Altyapı Eğitimi" Paradigma Akademi Yayınları, 2015.

3 Mar 2016

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ (KENDİNİ DEĞERLENDİRME YÖNTEMİ)


Bir öğretim yönteminde sporcuların eğitim uygulamaları sürecinde ve dışında deneyimler yaşayarak kendilerini değerlendirme fırsatının yaratılması amaçlanmaktadır. Sporcuların antrenörün belirlediği ölçütlere göre, edindikleri becerileri kendi başlarına uygulama ve verilen ölçütlere göre kıyaslayarak bir değerlendirme yaparak kendi performanslarını geliştirebildikleri öğrenim yoludur.

Sporcular bu yöntemde kendi başlarına çalışırlar. Antrenör alıştırma yönteminde olduğu gibi görevlerinden bazılarını sporcuya aktarır. Sporcunun gözlem kartları yardımıyla kendi başına yapmış olduğu gözlem, uygulama bitiminde değerlendirmek için kullanılır. Hareketi bağımsız olarak uygulayan sporcu, hem zihinsel hem de fiziksel performans açısından kendisini daha fazla geliştirir. Bu yöntem aynı zamanda sporcuya sorumluluk bilinci de kazandırır.

Bu Yöntemin Amaçları;
Kendini denetleme yönteminde ortaya çıkan antrenör-sporcu ilişkileri ile yeni bir durum yaratılmaktadır. Sporculara daha fazla karar devredilmekte ve bu kararlar daha fazla sorumluk gerektirmektedir. Kendini denetleme yöntemi, sporcuları yeni hedeflere yöneltmeyi sağlamaktadır.

Yöntemin içeriği;
•Kişinin kendi performansının farkında olmasını sağlamak ve geliştirmek,
•Kendi performansını gözlemlemeyi öğrenerek ve daha sonra ölçütlere göre bir değerlendirme yaparak bedensel beceri farkındalığı geliştirmek,
•Sporcuyu dönütün dış kaynaklarına tamamen bağımlı olmaktan uzaklaştırmak; dönüt için kişinin kendisine güvenmeye başlamasını sağlamak,
•Bireysel gelişim için ölçütler kullanmak,
•Kişinin kendi performansı ile ilgili dürüstlüğünü ve nesnelliğini korumasının sağlanması,
•Farklılıkları ve kişinin kendi sınırlarını kabul etmesi,
•Uygulama ve değerlendirme evrelerinde sporcunun kendine devredilen kararları vermesi ile bireyselleşme işlemini devam ettirmesidir.

Bu Yöntemin Yapısı;
Sporcular işbirliği ile öğretim yönteminin gerektirdiği şekliyle ölçütleri birlikte çalıştığı eşine dönüt sunmak için kullanmayı öğrendiğine göre, bir sonraki aşamada ölçütleri kendine dönüt sunmak için kullanabileceklerdir. Bu nedenle bu yöntem aynı zamanda “kendini denetlemektir”. Bu yöntemde herkes çalışmaları alıştırma yöntemindeki gibi uygular ve daha sonra kendisi için var olan ölçütlere bakarak değerlendirme kararlarını verir. İşbirliğine dayalı öğretim yönteminde ise bilindiği üzere karşılaştırma ve sonuçlar çıkarma becerileri, her sporcu tarafından kendi performanslarını denetlemek için kullanılır. Bu yöntemde, antrenörün görevi hazırlık evresinde bütün kararları, özellikle de konuyla ilgili kararları vermektir.
Kendini Değerlendirme Yönteminin Uygulanması;
Kendini değerlendirme yönteminde bir bölümün, belki de en çok göze çarpan özelliği, önceki iki yöntemin bir devamı olmasıdır. Sporcular bu teknikleri kullanarak, kendilerini değerlendirme becerisini eninde sonunda kazanırlar. Alıştırma yönteminde, alıştırmayı yapmayı öğrenirler. İşbirliğine dayalı öğretim yönteminde, ölçüt kullanmayı ve bir eşe dönüt sunmayı öğrenirler. Kendini değerlendirme yönteminde ise, sporcu aynı becerileri kendini değerlendirmek için kullanır. Bu, sporcunun sıralı bir şekilde alıştırmadan işbirliğine, işbirliğinden kendini değerlendirmeye geçmek zorunda olduğu anlamına gelmez ancak becerileri oluşturmaya kesinlikle yardım eder. Kendini değerlendirme yöntemindeki bölümler sayesinde sporcular alıştırmayı uygularken neleri yapıp neleri yapmadıklarını görerek özgüvenlerini arttırma şansı bulurlar.

Uygulama;

Hazırlık Evresi
Bu yöntemde, hazırlık kararlarının hepsini antrenör verir. Hangi alıştırmaların uygun olduğu ile ilgili ve sporcunun kullanacağı ölçüt çizelgesi ile ilgili kararları antrenör önceden belirler.

Uygulama Evresi
•Antrenör sporcuları toplar.
•Yöntemin amacını anlatır.
•Sporcuların görevlerini anlatır. (Kendini denetleme ile ilgili kararlar açıklanır ve kendini değerlendirmeye ayrılan zamana dikkat çekilir.
•Antrenörün görevleri anlatılır.
•Alıştırmalar sunulur.
•İlave bilgiler açıklanır.
•Ölçütler belirlenir (Örneğin; sayı, hedef, hız, mesafe, doğruluk, beceri düzeyi gibi nitel ve nicel ölçütler).
•Alıştırmalar başlatılır.

Değerlendirme Evresi;
Her sporcu alıştırmayı uygularken, ölçüt çizelgesi kullanımı da başlar. Her bir sporcu kendi hız ve ritmine bağlı olarak, kişisel dönüt için ölçüt çizelgesini ne zaman kullanacağına karar verecektir.
Değerlendirmede antrenörün görevleri şunlardır:
•Sporcunun alıştırma uygulamasını gözlemlemek.
•Sporcunun kendini denetlemek için ölçüt çizelgesini kullanmasını gözlemlemek.
•Kendini denetleme işleminde yeterlik ve doğruluk ile ilgili olarak sporcu ile iletişime girmek.
•Çalışmanın sonunda dönüt sunmak (kapanış). Bu dönüt, bütün gruba yöneliktir ve görevlerini yerine getirmeleri ile ilgili genel ifadeler içerir.

Bu Yöntemin Sonuçları;
•Antrenör sporcunun bağımsızlığına önem verir.
•Antrenör sporcunun kendini denetleme sistemini geliştirme becerilerine önem verir.
•Antrenör bu işlem sırasında sporcunun dürüstlüğüne güvenir.
•Antrenör alıştırmalarının uygulanmasının yanı sıra, kendini denetleme işlemi ile ilgili sorular sormak için de yeterli sabra sahiptir.
•Sporcu kendi başına çalışabilir ve kendini denetleme işlemine katılabilir.
•Sporcu kendi sınırlarını, başarılarını ve başarısızlıklarını belirleyebilir.
•Sporcu kendini denetlemeyi, gelişim için dönüt olarak kullanabilir.
Altyapı eğitim süreçlerinde her dönem ve evre için kullanılması yararlı olacak bir öğretim yöntemidir. Ancak her dönem ve evrenin gelişim özellikleri ve futbola ilişkin öğrenilmesi/kazanılması gereken becerilerin neler olduğunun göz önüne alınması ön koşuldur. En az bunun kadar önemli diğer ön koşul ise altyapıdaki her dönem ve evre için, çocukların kendilerini değerlendirmede kullanacakları ölçütler oluşturulması gereğidir. Bu ölçütler gelişim düzeyi ve futbol alanı ile ilgili o dönem ve evrenin gerektirdiği çerçevenin dışına çıkmamalıdır. Aksi durumda dönem ve evrelerin gelişim düzeyleri göz önüne alınmaksızın ve futbola ilişkin kazanılması beklenilen konu ve becerilerin dışına çıkılan bir ölçme değerlendirme bu yöntemin amacına uygun olarak kullanılmasını engelleyecektir.

Örneğin;
•Kullanılan ayakta 50 kez top sektirme sayısı, kullanılmayan ayakta 30 kez top ektirme sayısı, iki ayağın birlikte ve eşit olarak 40 kez top sektirme sayısı, ayakta top sektirerek 20 metrelik mesafeye yürünmesi veya 30 metrelik mesafeyi hem top sektirerek hem de hafif koşarak kat etme,
•Belli bir mesafeden 20 kez yapılacak plase vuruşun her 5’inin kalenin köşelerine gönderilmesinin sağlanması, en az 3’er plasenin isabet kaydetmesinin istenmesi ölçütü,
•Oyun anında herkesten en az 20 kez isabetli pas yapmasının veya 8 kez top kazanmanın istenmesi
•30 metrelik mesafenin top ile en az 5 kez temas ederek belli zaman dilimi içinde geçilmesi ya da slalomlu 20 metrelik bir top sürme parkurunun belli zaman dilimi içinde geçilmesinin istenmesi gibi daha onlarca teknik, taktik ve biyo-motor beceri gelişimine yönelik ölçütler oluşturularak çocukların kendilerini değerlendirme yolu ile çalışmaları sağlanabilir.

Burada antrenör için en önemli iş daha önce söz ettiğimiz gibi çocukların kendilerini değerlendirmede kullanılacak ölçütlerin doğru, bilimsel ve amaca uygun olarak oluşturulmasıdır. Bunun için yaş grubu gelişim özelliklerinin bilinmesi ve futbola ilişkin teknik, taktik ve biyo-motor gereklilerin bilincinde olunması olmazsa olmaz koşuldur. Pratik olarak bu konuda en iyi çözüm yaş grupları deneysel çalışmalardır. Çan eğrisi tekniği yanı sıra her çocuğun kendi değerlendirme ölçütünün oluşturulması o ölçüte göre kendini geliştirilmesinin sağlanmasıdır.

Kaynak: İ.Topkaya, "Futbolda Altyapı Eğitimi, Paradigma Akademi Yay., 2015

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ (GÖSTERİP YAPTIRMA YÖNTEMİ)


Bu yöntem, alıştırmayı öğretenin kendisinin yapmasının (demostrasyon=canlandırma) yanı sıra bir başkası aracılığı ile canlandırılmasının sağlanması ve bunlara ek olarak video, televizyon, sinevizyon, veya resim/fotoğraf yoluyla üçüncü bir kişinin yapması gibi model gösterme tekniklerini içerir ve öğrenenin gördüğü uygulamayı gerçekleştirmeye çalışması esasına dayanır.

Bu yöntem bir konuya ilişkin bilgilerin açıklanması ve bu bilgilerin beceriye dönüştürülebilmesi için gerekli uygulamaların yapılması aşamasında ve daha çok uygulama düzeyindeki davranışların kazanılmasında kullanılır.

Özellikleri:
•Gösteri antrenör merkezli, yapma işlemi ise sporcu merkezlidir.
•Bu yöntem sporcuların motor becerileri kazanmalarında etkilidir.
•Sporcular becerileri yaparak yaşayarak öğrenirler.
•Öğretene/gösterene bağımlılık ve gösterilen davranışın gösterildiği şekliyle kopyalanmaya çalışılması, yaratıcılığı ve stil oluşturmayı geciktirebilir.
•Bu yöntemin özellikle taktik öğretimde ağırlıklı olarak kullanılması taktik davranışların gösterildiği gibi gerçekleştirilmesine (otomasyona) neden olacağından, gerçek oyun içerisinde durumun gerektirdiği farklı taktik becerileri ve yaratıcı taktik becerileri sergileme özelliğinin kazanılmasını geciktirebilir veya engelleyebilir.

Yöntemin Özü: Yaptırılacak/öğretilecek bir hareketin, becerinin öğreten tarafından gerçekleştirilmesi veya gösteriminin sağlanması, öğrenenin ise gösterileni taklit etmesi esasına dayanır.

Söz konusu öğretim yöntemi motor öğrenme ile ilgili olarak etkili öğretim yollarından birisidir. Çünkü motor davranışları en iyi uyarılma biçimi görmektir. Bir motor davranışı sınamadan ve denemeden önce nasıl yapıldığının görülmesi “yaparak öğrenmeyi” sağlayan veya kolaylaştıran en önemli girdilerdendir. Yine motor bir davranışı girdiye bağlı olarak en iyi algılama biçimi gördüğünü yapmadır.

Futbol altyapı eğitiminin tüm dönem ve evrelerinde kullanılabilir. Özellikle temel ve gelişim altyapı evrelerinde bazı çocukların kişisel olarak “görerek öğrenme” eğiliminde olmaları, bir hareketi gerçekleştirebilmek için model almayı benimsemiş olmaları bu yöntemin kullanılmasını gerekli kılar.

Gelişim altyapı evrelerinde ise tüm teknik ve temel taktik öğretim etkinliklerinde yararlanılması gereken bir yöntem olup, performans altyapı eğitimlerinde ise sistem ve dizilişlere ilişkin yaralanılması gereken bir yöntemdir. Çünkü diziliş oyun içindeki sorumluluğu, sistem ise oyun nasıl kurgulanacağını belirleme işidir. Bunun için gösterme ve görme faaliyeti, gerçekleştirebilmeyi kolaylaştıracaktır. Çünkü diziliş ve sisteme ilişkin davranışların öncelikle zihinde canlandırılabilmesi çok önemlidir. Bunun için gösterme yaklaşımı önemli bir yoldur.

Kaynak: İsmail Topkaya, "Futbolda Altyapı Eğitimi" Paradigma Akademi Yay. 2.baskı, 2015

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ (İŞBİRLİĞİNE DAYALI ÖĞRETİM ÖNTEMİ)


İşbirliğine dayalı öğretim yönteminin öğrenen konumundaki olanlara yönelik iki öğrenmeyi sağlaması gerektiği açıktır.
Birinci öğrenme; Bütünsel bir yapıyı oluşturan parçaların veya durumların her bir parçasının veya durumunun ne denli önemli olduğunun ve birisinin gerçekleşmemesi durumunda diğerinin de gerçekleşemeyeceğinin algılanmasını sağlamaktır.
İkinci öğrenme ise, işbirliği anlayışının, parçanın, durumun, kişinin önemi ve değerinin asıl bütünün, toplamın ve takımın daha önemli ve değerli olduğunun öğrenilmesine ilişkindir. Bütün olarak ortaya çıkan ürünün her kişi, her parça ve her bölümün ortak çalışmasının, birbirine desteğin ve yardımının sonucu olduğunun algılanmasına yönelik bir yöntem olan işbirliği yöntemi, bunu sağlamak için gereğinin yapılmasının ne denli önemli olduğunun öğrenilmesini en iyi sağlayacak yöntemlerdendir.

Bunun için yaşanması gerekenler ise yardım, birlik, biz duygusu ve takım olma ile ilgili davranışların yerine getirilmesidir.

Bu öğretim yönteminin uygulandığı uygulamalarda çocuklar;
• Yöntemin gerektirdiği toplumsallaşma sürecine katılır. Bir eşle karşılıklı olarak dönüt sunulur ve alınır.
• Eşin performansını gözlemler, performansı ölçütlere göre değerlendirir, sonuçlar çıkarır ve sonuçları eşine bildirir.
• Bu süreçte başarılı olmak için gerekli olan sabrı, hoşgörüyü ve ciddiyeti kazanır.
• Olası dönüt seçeneklerini çalışır, birlikteliği ve ilişkiyi devam ettirecek düzeltici geri beslemenin nasıl verileceğini öğrenir.
• Eşlerin birbirlerinin başarılı olduğunu görme ödülünü yaşar.
• Alıştırmanın ötesine geçen toplumsal bir bağ geliştirirler.
• Arkadaşları ile ilgili olarak empati kurma becerilerini kazanırlar.
• Bir gruptaki bireylerin birbirlerinden öğrenmelerine fırsat tanır.
• Başkalarının fikirlerine saygılı olmayı, birlikte tartışmayı ve hoşgörülü olmayı öğrenirler.
• Grupta yer alan her bireyin katkısını gerektirdiğinden, bireylerin öz saygı ve öz yeterlik duygularının gelişmesine yardım eder. Sporcu adaylarının kendilerine olan güveni artar.
• Sporcu adaylarının hata yapma korkusunu ve kaygı düzeyini en az seviyeye düşürerek öğretme öğrenme sürecine etkin ve verimli katılımlarını sağlar.
• Antrenör sporcu adaylarının takıldıkları yerde onlara yardımcı olmakta ve dolayısıyla onların öğrenme eksikliklerinin anında giderilmesine de fırsat tanımaktadır.
• İşbirliğine dayalı öğrenme, sporcuların takıma ve spor kulübüne karşı olumlu tutum geliştirmelerini sağlar.

Bu öğretim yöntemi bazı ön hazırlıkları gerektirir. Antrenör, gözlemcinin kullanacağı ölçüt çizelgesini hazırlar ve düzenler. Bunun yanında yapılacak alıştırmaları da belirler.

Uygulama evresinde ise;
•Öncelikle çocuklara bu yöntemin amacının, bir eşle çalışmak ve bu eşe dönüt sunmayı öğrenmek olduğu söylenmelidir.
•Herkesin belirli görevleri olduğu açıklanır. Her sporcunun hem uygulayıcı hem de gözlemci olacağı söylenir.
•Uygulayıcının görevinin, alıştırmaları uygulamak olduğu ve sadece gözlemci ile iletişim kuracağı söylenir.
•Gözlemcinin görevi, antrenör tarafından hazırlanan ölçütlere göre uygulayıcıya dönüt sunmaktır. Bu dönüt çalışma sırasında ya da çalışma sonrasında sunulabilir. Bu şekilde, uygulama evresinde kararları uygulayıcı verirken, değerlendirme evresinde kararları gözlemci verir.

Değerlendirme evresinde ise;
Gözlemcinin görevlerini yerine getirmesi için, aşağıdaki aşamaları tamamlaması gerekir:
•Antrenörden doğru performans ile ilgili ölçütler alınır.
•Uygulayıcının performansı gözlenir.
•Uygulayıcının performansı ölçütlerle karşılaştırılır.
•Performansın doğruluğu ile ilgili bir karara varılır.
•Sonuçlar uygulayıcıya bildirilir. (Bu dönüt, uygulama sırasında ya da uygulama sonrasında verilebilir. Bu yapılan alıştırmaya bağlıdır. Yerinde durarak yapılan alıştırmalarda sporcu dönütü duyabilir fakat hareket halinde yapılan alıştırmalarda bu mümkün değildir. Bu gibi durumlarda gözlemci alıştırmanın sonunu bekler ve dönütü sonra verir. Bir performans değerlendirmesi yapmadan önce, kişi, açık ölçütleri almak veya beklenen performansın bir modelini görmek zorundadır. Antrenör bunu bir ölçüt çizelgesinde sunar).
•Gerekirse antrenör ile iletişime geçilir. Ancak antrenör sadece gözlemcinin sorularını cevaplar ve sadece gözlemci ile iletişime girer.
•Bu noktada, çocuklar yeni yöntemin yapısını, belirli görevleri ve iletişim yollarını öğrenmiş durumdadır. Bundan sonra, antrenör alıştırmaları sunar.
•Sporculara ölçüt çizelgesinin amacı anlatılır ve bugünkü bölümün belirli konusu açıklanır. Bir eşin performansını değerlendirmede, ölçütleri bir araç olarak kullanmakta sporcular zorlanabilir. Bu nedenle, ölçütlerin gözlem ve dönüt için bir kılavuz olduğunu vurgulamak çok önemlidir.
•Uygulayıcı alıştırmayı tamamladığı zaman, uygulayıcı ve gözlemci görevleri değiştirir.
•Bölümlerle ilgili destek bilgiler ve parametreler açıklanır (ölçüt çizelgesi nereden alınacak, zaman parametreleri, vb.).

Bu yöntem ağırlıklı olarak temel altyapı eğitiminin ikinci evresi olan 10-11(12) yaş sürecinde futbola özgü olan ve olmayan tüm eğitsel oyunlar aracılığı ile yardımlaşmanın gereğinin öğrenilmesinde kullanılmalıdır.
Eğitsel oyunlar karakteri gereği zaten işbirliğini içinde barındıran etkinliklerdir. Futbol teknik becerilerine yönelik olarak en az iki kişinin yapabileceği, tek kişinin yapmasının mümkün olmadığı ya da anlamlı olmadığı pas ve kontrol uygulamaları ve oyunları yanında duvar paslarına ve 2;1 oyunlarda kullanılmalıdır. Temel taktik beceriler açısından ise işbirliği yönteminin işlevsel olarak kullanılabileceği uygulamalar savunmadan top alma, orta alana top gönderme, orta alandan top alma, hücuma top gönderme esasına dayalı basit ve gerçekleştirilebilir işbirliği uygulamaları şeklinde planlanmalıdır.

Gelişim altyapı eğitiminin birinci evresi olan (12) 13-14 yaş gruplarında ise temel teknik becerilerin geliştirilmesinde, her türlü pas ve kontrolleri işbirliği yapmayı gerektirecek şekilde planlanmayı gerektirir. Bu konuda çeşitlemeler ideal işbirliği uygulamalarıdır. Küçük grup oyunları da yine işbirliğinin kullanımını gerektiren çalışmalardır. Bireysel olarak da gerçekleştirilen top sürme, aldatma ve vuruşlar gibi teknik becerilerde ise işbirliği yöntemi iki açıdan işlevsel kılınabilir. Birincisi sporcu adaylarını uygulayan ve onu gözlemleyen şeklinde gruplandırarak ve birbirlerine dönütler vermelerini sağlayarak ve rollerin değiştirilmesini sağlayarak, ikincisi de bireysel teknik becerilerin en az iki farklı teknik beceri ve en az iki farklı kişi tarafından anlamlı birleştirilmesini sağlayarak. Örneğin, top sürme, orta ve gol vuruşu gibi.

Taktik beceri öğretiminde işbirliği yönteminin etkin olarak kullanılabileceği uygulamalar bireysel savunma açısından kademe, grup savunma taktiği açısından alan savunması, grup hücum taktiği açısından duvar pasları, takım taktiği açısından başlangıç seviyesinde ikili kontratak etkinlikleri olabilir.
Daha üst yaş gruplarında ise işbirliği yöntemi, ağırlıklı olarak grup savunma ve hücum taktiklerine yönelik çalışmalarda oldukça işlevsel olacaktır.

Kaynak: İsmail Topkaya, "Futbolda Altyapı Eğitimi" Paradigma Akademi Yay., 2015.

14 Şub 2016

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ (TEKRAR YÖNTEMİ)



Yapılacak hareket etkinliğinin ne olacağı ve nasıl olacağının önceden belirlenerek verilen görevi tekrar ederken kişinin kendisi ile baş başa kalıp ortaya çıkan bazı durumlarda inisiyatif kullanma durumunda kaldığı bir öğretim yoludur.

Bu öğretim yönteminde futbola ilişkin öğretilecek temel teknik beceri, taktik beceri ya da biyomotor gelişime yönelik herhangi bir hareket ya da hareketlerden oluşan bir etkinlik uygulaması görev olarak algılanarak verilen yönergelere uygun olarak tekrara dayalı gerçekleştirilerek beceriye dönüştürülmeye (öğrenilmeye) çalışılır.
Alıştırma yöntemi, uygulama sırasında öğreneni karar verme konumuna sokan ilk yöntemdir. Bu uygulamalarda öğrenenler sadece alıştırmayı değil birçok konuda karar verme işlemini de uygulamış olurlar. Bu yöntemde uygulamanın odak noktası değişir. Antrenör ve öğrenen arasında farklı bir ilişki gelişir. Antrenör öğrenen durumundaki kişiyle ilgili olarak çalışma anında uygun kararlar vereceği konusunda ona güvenmeyi öğrenir. Öğrenen de çalışmayı yaparken temkinli ve bağımsız kararlar vermeyi öğrenir.

Komut ve alıştırma yöntemlerinin arasındaki asıl farklardan biri zamanın kullanımıdır. Komut yönteminde öğrenenin tepkisi doğrudan antrenörün komut sinyaline bağlıdır. Alıştırma yönteminde ise öğrenen her bir çalışmaya ne zaman başlayacağına, her bir çalışmanın hız ve ritmine ve bunun gibi şeylere karar verdikten sonra, kendisine alıştırmayı çalışmak için bir zaman dilimi verilir. Bu zaman boyutu, hem çalışmayı öğrenmek hem de karar vermek için gereklidir.
Bu yöntem, futbol altyapı eğitiminde ağırlıklı olarak temel teknik becerilerin öğretilmesinde ve saha içinde bölgesel temel taktik becerilerin geliştirilmesinde kullanılan bir öğretim yoludur. Ancak futbol oyununun karakteristik yapısı ve oyun olgusunun içinde barındırdığı değişen durumların varlığı düşünüldüğünde, bu öğretim yöntemi pratik olarak durağan şekilde gerçekleştirilen tekrar/alıştırma çalışmaları şeklinde organize edilirse çok faydalı olamamaktadır.

Alıştırma ne kadar çok yapılırsa beceriye ulaşma o denli kolay ve nitelikli olur, ancak söz konusu beceri amaca yönelik kullanılamayabilir. İşte asıl amaç bir hareketin ya da tekniğin beceriye ulaştırılması kadar, ulaşılan beceriyi oyun içinde oyunun gerektirdiği koşullarda kullanabilme becerisiyle birleştirilmesini sağlamaktır. Bunun için alıştırma yönteminin kullanıldığı öğretim etkinlikleri olabildiğince tekrarı sağlayacak nitelikte olurken oyun karakteri özelliklerini de içermelidir. Alıştırmalarda teknik öğretimde topun hızının, top ile buluşma sıklığının, topun farklı yön ve açılarda kullanımının sağlandığı değişen durum ve koşulların oluşturulması sağlanırken, taktik öğretim alıştırmalarında ise yine standart bir davranışın üzerine mutlaka farklı yer ve bölge konumlandırmaları ile, farklı rakip davranışları ve farklı oyuncu davranışlarına izin veren alıştırmalar eklenmelidir.

Pratik alanda, alıştırma veya tekrar yönteminin kullanım şeklini ve organizasyonunu daha çok drillerde görmekteyiz. Bilindiği üzere dril; varyasyonun daha alt basamağında yer alan temel teknik becerilerden bir veya bir kaçı ile aynı biçimde devam ettirilen uygulamalardır. Bir aşamaya kadar gerekli ve yararlı olsa da temel teknik becerilerin ve taktik becerilerin nitelikli ve amaca uygun çok yönlü edinilmesinde sürekli tercih edilmemelidir.
Çeşitlemeler (varyasyonlar), çeşitleme döngüleri, birleştirmeler (kombinasyonlar) ve birleştirme döngüleri tekrar yönteminin yarar sağlayacağı futbol pratikleridir.

Ayrıca oyun uygulamaları çok tekrar yapmayı sağlayacak şekilde organize edilir ve planlanırsa (kurallı ya da amaçlı oyunlar gibi) tekrar yönteminin hedefe yönelik daha yararlı kullanımı sağlanmış olacaktır.
Bu öğretim yöntemi futbol temel altyapı eğitimi 1. evrede çok ağırlıklı olmaksızın kullanılmaya başlanmalıdır. Temel altyapı 2. evrede yine giderek artan bir şekilde kullanılmalı, Gelişim altyapı 1. evrede ise bu yöntemden oldukça yararlanılmalıdır. Sonra giderek azalacak şekilde kullanılmaya devam edilmelidir.

Alıştırma yöntemi, oyun ve oyunsal etkinlik uygulamalarında tekrar edilme olanağı bulunamayan temel tekniklerin beceri düzeyinde gerçekleştirilmesi açısından önemli bir yöntemdir. Vole, dömi vole, rövaşata, şut vuruşları gibi... Çünkü bu tür teknik becerileri oyun içinde geliştirmek oldukça zordur. Bunun için salt bu becerilerin tekrarına dönük alıştırmalar yine farklı ortam ve koşullarda tekrar ettirilerek beceri düzeyi geliştirilebilir.
"Tekrar Yöntemi"nin Kullanılmasına İlişkin Öneriler:
Futbolda temel teknik becerilerin öğretiminde en sık kullanılan ya da kullanması kolay olan "tekrar" yöntemi, bir hareketin defalarca tekrar ettirilerek öğretilmesi ya da defalarca tekrar edilerek öğrenilmesi yoludur. Alıştırma yöntemi olarak da ifade edilir.

Bir hareketin veya motor bir davranışın beceri düzeyini arttırmak için kullanılan en temel yöntemlerinden birisidir. Tekrarı, bir hareketi otomasyon düzeyinde yapmanın yolu olarak da tanımlayabiliriz. Gerekli ve kullanılması gereken bir yöntem midir? Elbette evet, çünkü insanın yaşamını idame ettireceği ve uğraştığı bir iş için gereken motor davranışları en ekonomik şekilde yapmasını sağlayan öğrenmeler, tekrar yaparak gerçekleşebilir.
Futbol oyunu ise oyun için gereken temel teknikleri veya temel taktikleri dışsal koşullar olmadan beceri düzeyinde gerçekleştirmenin yeterli olacağı bir oyun değildir. Bir temel tekniği durağan ya da değişmeyen koşullarda çok mükemmel yapıyor olmak futbol oyun koşullarında çoğu zaman yeterli olmaz. Çünkü genel olarak oyunlarda ve futbolda topun durumu, rakibin durumu ve kişinin durumu sürekli değişmektedir. Yani koşullar sürekli farklılaşmaktadır.
İşte bu nedenle sık kullanılan "tekrar yöntemini" futbolun olağan koşullarına göre uyarlamak mümkündür. Bu sayede hem yöntemin sağladığı beceri edinimi ile ilgili avantajları kullanırken hem de futbol oyununun karakteristik gerekleri açısından da kazanımlar elde etmek mümkün olabilecektir.

Sonuç olarak "tekrar yöntemi" elbette kullanılmalıdır. Ama bu;
Aynı şeyi tekrar,
Aynı şekilde tekrar anlayışı ile değil,
Aynı şeyi farklı şekillerde tekrar,
Farklı şeyleri aynı şekilde tekrar,
Farklı şeyleri farklı şekillerde tekrar anlayışı ile olmalıdır.

Dolayısıyla tekrar yöntemi hem yaratıcılığı engelleyen bir yöntem olmaktan çıkarılmış olur. Hem de futbolun oyun koşulları dediğimiz dışsal koşulların dikkate alınarak kullanıldığı bir yöntem olur. Çünkü tekrar yöntemi mutlaka kullanılması gereken öğrenme yöntemlerinden birisidir.

Kaynak: İsmail Topkaya, Futbolda Altyapı Eğitimi, Paradigma Akademi Yay. 2015

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ (KOMUTLA ÖĞRETİM YÖNTEMİ)



Eğitici antrenörün uyaranı ile çocuğun tepkisi arasında doğrudan ve anında gerçekleşen ilişkiye dayalı bir öğretim ve öğrenme yoludur.

Futbolcu adayının her hareketinden önce, antrenör tarafından sağlanan bir uyarıcı (komut sinyali) vardır. Çocuklar antrenör tarafından gösterilen model doğrultusunda hareket ederler. Dolayısıyla mekân, duruş, başlama zamanı, hız ve ritim, durma zamanı, süre ve aralık ile ilgili tüm kararlar antrenör tarafından verilir.

Bu yönteminin uygulanmasındaki amaç, uyaran-uyarıcı ilişkisinde anında cevap vermeyi sağlamaktır. Böylece, belirli çalışmalar doğru ve çabuk bir şekilde öğrenilebilir. Bu yöntemde bir bölümün, bir modelin tekrar edilmesi, performansın açıklığı, doğruluğu, eşzamanlı performans gibi amaçların başarılmasını kolaylaştırır.

Bu yöntem, futbolda ağırlıklı olarak top ile ilgili temel teknik becerilerin öğretiminde tercih edilir. Özellikle kontroller, paslar, vuruşlar ağırlıklı olarak bu yöntemin konu alanını oluşturur. Küçük yaşlarda çok etkili ve gerekli bir öğretim yolu olarak tercih edilmemelidir.

Özellikle futbol altyapı eğitimine başlama yaşı olan 8-9 yaş grupları yani temel altyapı eğitimi 1.evre çocukları futbol ile ilgili araştırma ve keşfetme evresindedirler. Komut yöntemi ise doğru olanın dikte ettirildiği ve aynen istendiği; neden, niçin sorularına cevap verme olanağı tanımaksızın istenilenin yerine getirilmesi gereken görevlerden oluşur. Bu anlamda bu evrede bu yöntemden kaçınılmalıdır.

Bu evrede genel olarak futbol oyununu keşfetme, yapılması gerekenlerin peşinde olma, sınırlılıkları fark etmeye çalışma ve olabildiğince temel hareket becerilerini oyun içinde ve sürecinde birleştirme yaklaşımı benimsenmelidir.
Komut yöntemi, ağırlık olarak temel teknik becerilerin, zaman zaman ve bazı durumlarda temel taktik becerilerin (top rakipteyken ve top kendi takımındayken konum alma) en doğru, en verimli standart şeklini öğrenme ile ilgili olarak kullanılması gereken bir yoldur. Kullanılma biçimi dediğimiz hız, açı, kuvvet gibi bileşenlerin ne olduğunun ve nasıl olduğunun öğrenilmesini sağlar. Uzun süre ve hep aynı biçimde uygulanması ise yaratıcılığı ve dolayısı ile de stil geliştirmeyi engelleyeceği unutulmamalıdır.

Bu yöntem, futbol altyapı eğitim uygulamalarında temel altyapı dönemi 2.evre ile gelişim altyapı dönemi 1.evre sürecinde futbolun gerektirdiği temel teknik davranışların beceriye dönüştürülmesi aşamalarının ön koşulu olarak kullanılması gereken bir yoldur.
Öğretim etkinliklerinin planlanmasında ise, tüm oyuncuların aynı davranışı gerçekleştirmeye yönelik organize edilmeleri sağlanmalıdır. Herkesten söz konusu bir teknik davranışı aynı ölçülerde ve aynı doğrulukta yapmalarını sağlayacak uygulamaları içeren çalışma organizasyonları yapılabilir.

Kaynak: İsmail Topkaya, Futbolda Altyapı Eğitimi, Paradigma Akademi Yay., 2015

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİNE GİRİŞ




Ne öğreteceğini bilmiyorsan nasıl öğreteceğini bilmenin hiçbir anlamı yoktur.
Ne öğreteceğini biliyor, buna karşın nasıl öğreteceğini bilmiyorsan, ne öğreteceğini biliyor olmanın da bir faydası yoktur.
Dolayısıyla iyi bir eğitmen/ANTRENÖR olmanın iki ön koşulu, ne öğreteceğini ve nasıl öğreteceğini bilmektir. İyi bir “eğitici antrenör” ne öğreteceğini ve nasıl öğreteceğini bilen ve gerçekleştirebilen kişidir.


Motor davranışlar, diğer bir söylemle bedenin bir bölümünün veya tamamının kullanılması ile ilgili davranışlar (hareketler), sadece ve sadece öncelikle “sınanarak”, sonrasında “yaparak” ve daha sonrasında da “tekrar ederek” yani “kullanarak” öğrenilir. Başka bir ifade ile bir hareketi en ilkel ve basit formundan başlayıp en üst düzeyde beceriye değin öğrenebilmek, söz konusu hareketi ya da hareketleri bedenen gerçekleştirmekle mümkündür.
Öğrenmenin “yaparak” gerçekleştiği durumlarda tüm öğretim yöntemleri “yaptırmayı” sağlamaya yönelik olmalıdır.
Hareket eğitimine yönelik öğretim yöntemleri aslında “farklı hareket eğitimi etkinlikleri” yaptırmayı sağlamaktan başka bir şey değildir



Hareket, beden eğitimi ve spor öğretimine ilişkin literatürde genel olarak ifade edilen birçok öğretim yönteminden, futbol oyununun ve altyapı eğitiminin yapısı gereği özellikle bazı öğretim yöntemleri ele alınmıştır.
Unutulmaması gereken, futbol altyapı eğitiminde öğretim yöntemlerinin amacının futbolun gereklerini, futbol oyunu karakterine ve yaş düzeyine uygun olarak öğrenmeyi sağlamaya dönük olmasıdır.
Öğretim yöntemleri tercihi bazı durumlara göre değişim gösterebilir. Yapılması gereken, tüm altyapı eğitimi süresince öğretim yöntemlerinin doğru ve yerinde tercih edilmesidir.
Günümüzde altyapı eğitimi ile uygulamalar gözlemlendiğinde pratik eğitim uygulamaları genel olarak aşağıdaki şekillerde sürdürüldüğü görülmektedir.
1. Temel teknik beceriler ile ilgili aynı davranışı tekrar uygulamaları,
2. Driller (temel teknik becerilerin hareketlendirilmiş tekrar standart uygulamaları),
3. Çift kale maçlar,
4. Standart kurallı futbol oyunları,
5. Futbol oyunu bütününden alınmış lokal parçaları (bölge ve pozisyon oyunları) tekrar uygulamaları,
6. Hücuma yönelik çalışmalar
7. Savunmaya yönelik çalışmalar

Söz konusu bu uygulamalar elbette yapılmalıdır. Ama eksik ve çoğu zaman yararsızdır. Çünkü hangi oyun olursa olsun oyunların doğasında değişen koşullar, durumlar söz konusudur ve hiçbir şey hep aynı biçimde yani tekdüze gerçekleşmez.
Futbol oyunu da sürekli değişik ve farklı davranışları gerekli kılan, değişik ve farklı davranışları üretmeye açık bir oyundur. Bu bağlamda futbol altyapı eğitiminde yukarıda sayılan uygulamalar doğru olsa dahi tekdüze eğitim uygulamaları biçimde gerçekleştirildiğinde yaratıcılığı ve durumun gerektirdiği doğru davranışları uygulama becerisini sergileyebilecek oyuncu yapısını geliştirmeyi çoğu zaman sağlayamamaktadır.
Öğretim yöntemleri, farklı eğitim amaçları için farklı eğitim etkinlikleri düzenleyebilmeyi sağlayacak anahtar rollere sahip eğitim araçlarıdır.

Öğretim Yöntemleri tercihleri aşağıdaki durumlarda farklılık gösterebilir:
1.Eğitim yaklaşımları/modellerine göre,
Örneğin, tam öğrenme modeli, yapılandırmacı eğitim yaklaşımı gibi.
2.Öğretilecek/öğrenilecek konuya, içeriğe, amaca göre.
Örneğin, temel teknik becerilerin öğretimi, temel teknik becerilerin amaçlı kullanımı, temel teknik becerilerin değişen koşullara göre kullanımı, top ile ve topsuz taktik davranışların öğretimi, taktik davranışların kullanımı, taktik davranışların rakibe göre kullanımı, oyun sistemleri öğretimi, oyun sistemlerin gereği davranışlar ve açık beceriler, kapalı becerilerin öğretimi gibi.
3.Altyapı eğitim dönem ve evrelerinin gelişim özellikleri ve eğitim amaçlarına göre, (Temel altyapı eğitimi dönemi 1.ve 2. evre, gelişim altyapı eğitimi 1. ve 2. evre, performans altyapı eğitimi, hazır oluş evresi).
4.Çocuğun motor gelişim ve motor öğrenme etkileşimine göre
Şimdi bazı öğretim yöntemlerine kısaca değinerek pratiğe dönük olarak bu yöntemlerin ağırlıklı olarak kullanılma alanlarını, altyapı eğitiminde ağırlıklı olarak kullanılması yararlı olacak eğitim dönem ve evrelerini ve futbol eğitim süreci ve ürünleri açısından taşıdıkları öneme bakmakta yarar vardır.

Futbol Altyapı Eğitiminde Tercih Edilen Bazı Öğretim Yöntemleri
1. Komutla Öğretim Yöntemi
2. Alıştırma Yöntemi
3. Gösterip Yaptırma Yöntemi
4. İşbirliğine Dayalı Öğretim Yöntemi
5. Kendini Denetleme/Değerlendirme Yöntemi
6. Katılım Yöntemi
7. Yönlendirilmiş Buluş Yöntemi
8. Problem Çözme Yöntemi

Kaynak: İsmail Topkaya, Futbolda Altyapı Eğitimi, Paradigma Akademi Yayınları, 2015

22 Eki 2015

FUTBOLDA ALTYAPI ANTRENÖRLERİ NASIL YETİŞİR? (2)




(ÜNİVERSİTELERİN SPOR YÜKSEKOKULLARINDA YER ALAN ANTRENÖRLÜK BÖLÜMLERİ FUTBOL UZMANLIK EĞİTİMLERİ ÜZERİNE)...

Biliyorsunuz TFF antrenör seminer, kurs ve güncelleme eğitimlerinde yer alan derslerin teori ve uygulamaları incelendiğinde altyapıya ilişkin konu ve uygulamaların yer almadığından daha önce söz etmiştik. (Çocuk Futbolu Eğitimlerini bunun dışında tutarak belirtiyorum).
Futbol antrenörlüğü belgesi alabilmek ve antrenör olabilmek için tek yetkili kurum olan TFF bilindiği üzere Üniversitelerin Antrenörlük bölümleri futbol uzmanlık alanı mezunu olanlara TFF Grassroots C antrenör belgesi vermektedir. Aslına bakarsanız daha önceleri daha üst düzeyde bir belge veriliyorken sonradan yapılan düzenlemeler ile bu düzeyden itibaren verilmeye başlanmıştır.
Gelelim Üniversitelerin antrenörlük bölümleri futbol uzmanlık eğitimler içeriği ve düzeyine.
Türkiyedeki bütün antrenörlük bölümlerinde temel antrenörlük eğitimi ile ilgili derslerden sonra özellikle 3. sınıftan itibaren seçilen uzmanlık dalı ya da branşı doğrultusunda daha öznel dersler alınmaya başlanır. Bu dersler genel derslerin branşa uyarlanmış haliyle alınması kadar, o branşın gerektirdiği bağımsız ve teorik dersleri dışında tüm bunlara ilaveten yine iki yıl ve dört yarıyıl boyunca haftada 2 saat teori, 4 saat uygulama tamamen "futbol" dersi almaktadır.
Olaya bu şekliyle baktığımızda bu bölümlerde okuyan antrenör adayı gençlerin, antrenörlük konusunda çok donanımlı yetiştikleri düşünülebilir.
Ama maalesef durum pek sanıldığı ya da beklendiği gibi değildir.
Bu gençler mezun olduklarında antrenör diplomasını okullarından, antrenör belgesini ise TFF dan alırlar. Aldıkları belge ile iş bulabilirlerse pek azı devlet kurumlarında, bir kısmı da kulüplerde çalışmaya başlarlar.
Peki genelde nerelerde çalışırlar?
Altyapılarda. Yani "çocuklar ve futbol" alanında çalışırlar.
Üniversite spor okulları antrenörlük bölümü mezunu olan antrenör adaylarının üstyapılarda çalışmaya başladıkları nadirdir.
O halde bu okullardan üstyapılara mı? Yoksa altyapılara mı antrenör yetiştirmemiz gerekir?
Elbette altyapılara.
Ama bu açıdan baktığımızda karşılaştığımız durumlar ve gözlemler bu konuda bazı sıkıntı ve eksiklerimizin olduğu yönündedir.
Söz konusu eksikler ve sıkıntılar daha ziyade futbol uzmanlık derslerinin teori ve uygulamalarının altyapı futbolu ile ilgili olmayışından kaynaklanmaktadır.
Bu paylaşımı yapmadan önce en az 15 farklı üniversitenin antrenörlük bölümü futbol uzmanlık ders içerikleri gözden geçirilmiş, futbol uzmanlık derslerinin öğretim programlarının içeriklerinde "çocuklar ve futbol" ile ilgili teorik ve uygulama konularına rastlamak neredeyse mümkün olamamıştır.
Örneğin:
Çocuklarda sürat özelliği gelişimi ve futbol
Çocuklarda dayanıklılık özelliği gelişimi ve futbol
Çocuklarda koordinasyon özelliği gelişimi ve futbol
Çocuklarda algısal motor gelişim ve futbol
Çocuklarda çok yönlü oyun özelliği gelişimi ve futbol
Çocuklar ve futbolda ölçme değerlendirme
ile ilgili konu başlıklarına, içeriklerine ve uygulamalarına rastlanmamıştır.
Yine daha da öznel konular olan/olması gereken
Futbol ile çocuklarda yaşa göre sürat gelişimi
Futbol ile çocuklarda yaşa göre kuvvet gelişimi
Futbol ile çocuklarda yaşa göre dayanıklılık gelişimi
Futbol ile çocuklarda yaşa göre koordinasyon gelişimi
Futbol ile çocuklarda yaşa göre algısal motor gelişim
Çocuklar ve futbol gelişimine ilişkin gözlem, gelişim kontrol listeleri, gelişimsel derecelendirme ölçekleri ve testler
gibi konu başlığına rastlamanız mümkün olamamıştır.
Ve
yaş gruplarına göre teknik beceri gelişim
yaş gruplarına göre taktik beceri gelişimi
yerine her yaş grubu için aynı teknik ve aynı taktik becerilerin öğretimi başlıklarının olduğu genel çerçeveli içerikler ile karşılaşılmıştır.
Bu durumda Türkiye,
Gerek federasyon ölçeğinde ve gerekse üniversiteler ölçeğinde Futbol altyapılarına yönelik en büyük ihtiyacımız olan futbolda ALTYAPI ANTRENÖRLERİNİ yetiştirme konusunda daha dikkatli olmak durumda görünmektedir.
Çünkü nereye baksanız teknik taktik ve kondisyon başlıklarından oluşan genel bir üçleme çerçevesi görüyorsunuz. Oysa altyapılar tekniğin, taktiğin ve kondisyonun üstyapılarda olduğu gibi öğretildiği yerler değildir. Altyapı eğitici antrenörleri de sadece bunları öğretmekle mükellef kişiler değildirler.
ALTYAPILARDA FUTBOL ANTRENÖRLÜĞÜ ve EĞİTİMİ DEMEK;
FUTBOLU VE FUTBOL İÇİN GEREKEN ÖZELLİKLERİ ÇOCUKLARA ÖĞRETMEK DEĞİL,
ÇOCUKLARIN GELİŞİM ÖZELLİKLERİNE GÖRE FUTBOLU VE FUTBOLUN GEREKENLERİNİ ÖĞRETEREK GELİŞTİRMEK DEMEKTİR.
Dolayısıyla üniversitelerin antrenörlük bölümleri uzmanlık derslerinin ağırlıklı olarak "çocuklarda yaş dönem ve evrelerine göre futbol eğitimi" ile ilgili teorik ve uygulamalı dersin ön plana çıkmasında oldukça büyük yararlar olacaktır.

FUTBOLDA ALTYAPI ANTRENÖRLERİ NASIL YETİŞİR? (1)



TFF ANTRENÖR EĞİTİMİ VE GELİŞİMİ ÜZERİNE

Gelişim ve Eğitim adı altında gerçekleştirilen seminerler genellikle antrenörlerin zorunlu tutulduğu ve bir kaç kişinin konuşma yapıp sonlandırıldığı toplantılardır.
Bu anlamda bu tür seminer toplantılar gelişimden ziyade belki aidiyet oluşturma açısından önemli olabilir. Ama asla gelişim eğitim toplantıları değildir. Çünkü gelişim, yeni şeylerden haberdar olmak değil bununla beraber yeni öğrenmeler ve davranış değişikliği yaratma ve oluşturabilme sürecidir.
Bu anlamda antrenör lisans güncelleme kursları daha fazla zamana yayıldığı ve bir program doğrultusunda yürütüldüğü için kısmen daha verimli bir süreç olmaktadır.
Ancak gerek güncelleme kurları içerik ve uygulama açısından analiz edildiğinde, bunların daha ziyade yarışmacı üstyapı ile ilgili içerik ve uygulamalarından oluşan bir yapıya sahip olduğu görülür.
Dolayısıyla bu kurslarda normal hayatında altyapı antrenörlüğü veya altyapı eğitim koordinatörlüğü yapan birçok teknik adam gerçekten altyapı eğitimi ile ilgili teorik ve uygulamalı bir gelişim semineri almamaktadırlar.
Çünkü antrenörlük yönetmeliğinde altyapı antrenörlüğü diye bir kategori ve sınıflama söz konusu değildir. Mevcut sorunun asıl kaynağı aslında budur.
Antrenör sınıflamasına baktığımızda teknik direktör/prolisans dan başlayan ve A, B, C, Kaleci diye devam eden bir antrenör kategorisi olduğu görülmektedir.Bu sınıflara ait lisansı olan çoğu kişi altyapılarda çalışabilmektedirler. Ama kurlarda aldıkları eğitim ve gelişim içerikleri tamamen üstyapıya ilişkindir.
Dolayısıyla TFF eğitim ve güncelleme seminerleri bu sınıflamaya göre yapıldığından altyapıya yönelik bir antrenör eğitimi söz konusu olamamaktadır.
Bu sorunun iki çözümü vardır.
1. Altyapılarda çalışan ve görev alan lisansları ne olursa olsun bütün teknik adamların eğitim ve gelişim çalışmaları altyapıya ilişkin olmalıdır.
2. Altyapı antrenörlüğü ayrı bir antrenörlük lisansı olmalı, ve bu lisans kendi içinde sınıflandırılmalı ve bu lisansa sahip kişilerin mesleki gelecekleri hep altyapı üzerine olmalıdır.
Şimdiki talimatname hangi lisansın nerelerde çalışacağını veya çalışabileceğini tarif etse de, altyapı "antrenörlüğününün kurumsallaştırılması" açısından yeni bir düzenleme kesinlikle gereklidir.
En azından altyapıda çalışanların daha çok altyapı ile ilgili eğitim ve gelişim seminerlerine davet edilmelerinin sağlanması ve programların da bu içerikte hazırlanması çok önemli ve gerekli bir husu olarak karşımıza çıkmaktadır.

13 Eki 2015

Çoçukarın Futbolu ve Eğitici Antrenörlük



Futbol, öncelikle "topa tekme atma" ile başlayan daha sonra tekme atmanın pasa ve şuta dönüştüğü motor davranış becerilerinin gelişerek oynama biçiminin de geliştiği ve değiştiği bir oyundur.
Çocuklar hemen öyle "pat" diye maç yapmaya başlamazlar.
Maç yapmaya başladıklarında ise, çocukların maçları büyüklerin maçına benzemez. Onların bir dünyası ve algılayışı vardır. Dolayısıyla onların “maçları" da farklıdır. Bu dünyayı ve algılayışı iyi bilmek gerekir.
Topa tekme atma aşamasındaki bir çocuğa pas ve şut atmayı öğretemezsiniz. Öğretmeye kalkarsanız çocuğu kaybedersiniz. Ya da çocuk sizi kaybeder.
Sonuçta kaybeden önce çocuk sonra ülke futbolu olur.
İlerleyen süreçlerde de bu aynen böyledir.
Örneğin bütün sahayı top ayağında baştan sona tek başına kat etmeyi düşünen bir çocuğa "taktik" öğretemezsiniz.
Öğretmeye kalkarsanız onun yetilerini yeteneğe dönüştürmesini engellemiş olursunuz.
İyi eğitimci öğretilecek şeyleri çocukların gelişim psikolojilerine göre düzenleyebilen kişi demektir.
Çocukları futbola değil, futbolu çocuklara uydurmak ve düzenlemek gerekir.
Altyapı eğitimlerinin temel özelliği de zaten bu olmalıdır.
Çocuklara büyüklerin oynadığı futbolu oynatmaya çalışmak altyapı eğitiminin hiç bir yerinde yoktur. eğer olsaydı "altyapı eğitimi" diye bir şey olmazdı.
Onun içindir ki yarışmacı antrenörlük yaklaşımı, özellikle temel altyapı ve gelişim altyapı dönemi birinci evrelerde zararlı olabilecek bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bunun için de, profesyonel futbol oynamış yarışmacı antrenörlük profili sergilemeye daha uygun eğitimci antrenörler genellikle gelişim altyapı ikinci evrede ve "performans altyapı" dönemlerinde görev almalıdırlar.
Ama en az bunun kadar önemli ve hatta daha önemli olan şey temel altyapı dönem ve evreleri ile gelişim altyapı birinci evresinde görev alan antrenörlerin “çocukların futbolunu” iyi bilmeleridir. Bu futbolu çocuklara göre düzenleyebilme, onların dünyasını ve futbolunu en az onlar kadar iyi bilecek durumda olmak demektir.

18 Eyl 2015

TOP İLE TEMAS İLE TOPA SAHİP OLMA AYNI ŞEY DEĞİLDİR 2


"ÇOCUKLAR FUTBOLA GÖRE DÜZENLENMEZ, FUTBOL ÇOCUKLARA GÖRE DÜZENLENİR".

Bir önceki tartışmamızda bu konuya değinmiş ve özellikle futbol altyapı eğitim süreçlerinde önemli olan çocukların top ile ilgili hareket becerilerinin arttırılmasıdır demiştik.
Top ile ilgili hareket becerileri yani temel teknik becerilerin kazanılmasında asıl olan çocuğun olabildiğince top ile temasının yani topa dokunma süresinin fazla olması gerektiği üzerinde durmuştuk.
Top ile temas süresi iki türlü artar.
Ya topu ayağa yapıştırırcasına tutarsınız.
Ya da top ile temas sayısının arttırırsınız.
Elbette burada mantıklı ve işin gereği olan şey top ile temas süresinin arttırılması için top ile temas sayısının arttırılması olmalıdır.
O halde futbol altyapı eğitimlerinde öncelikli ve önemli işimiz çocukların top ile olabildiğince fazla sayıda temas etmelerini sağlayacak uygulamalar planlamaktır.
Eğitimce antrenörlerin
"Ayağında top tutma"
"Pas ver"
gibi yönergeleri ve emirleri bu anlamda her zaman doğru değildir.
Ne zaman doğru değildir; top ile temel teknik beceri geliştirme amaçlı uygulamalarda ve oyunlarda doğru değildir.
Oyun ve diğer uygulamaların amacı pas ve pas sayısının arttırılması üzerineyse "ayağında top tutma" yönergesi anlaşılabilir bir yönergedir.
Top ile temasın arttırılması, top ile temas sayısının arttırılması anlamına geliyorsa ve top ile temas sayısının arttırılması top ile ilgili temel hareket becerilerini geliştirmek için yegane çözüm ise o halde bilinmesi
gereken şey şudur:
Çocuklar en çok 8-9 ve 10-12 yaşları arasında pas vermeyi düşünmezler ve top ile hep kendileri oynamak isterler. Bu özellik onların gelişimsel özelliklerinin bir sonucudur.
O halde bu özellikten yararlanmak gerekir. Ve bu özelliği futbol oyunu adına kullanmak gerekir.
Yani bu yaşlardaki çocukları bırakın başarabildikleri kadar topa sahip olsunlar, başarabildikleri kadar topa temas etsinler.
Zaten altyapı eğitimi demek;
FUTBOLU ÇOCUKLARIN GELİŞİM ÖZELLİKLERİNE GÖRE DÜZENLEMEK DEMEKTİR.

TOP İLE TEMAS İLE TOPA SAHİP OLMA AYNI ŞEY DEĞİLDİR 1



FUTBOL EĞİTİMİNDE HERKESİN BİLDİĞİ AMA ÇOĞUNLUKLA İHMAL ETTİĞİ BİR EĞİTİM GERÇEĞİ...

BİREYSEL OLARAK TOPA SAHİP OLMA SÜRESİ İLE TOP İLE TEMAS SÜRESİ AYNI ŞEYLER DEĞİLDİR. TEMEL TEKNİK BECERİLERİN GELİŞTİRİLMESİNDE ÖNEMLİ OLAN TOP İLE TEMAS SÜRESİNİN FAZLALIĞIDIR.

Futbol müsabakalarında ve oyunlarında bir oyuncunun oyun ya da müsabaka süresince top ile oynama süresi ortalama 3 dakika civarlarındadır.
Bu üç dakikanın tamamı ise top ile temas anlamına gelmez.
Top ile temas esasen topun gerçekten ayak ya da vücudun bir bölümü ile birleşik hali anlamındadır ve ölçümünü yapmak çok mümkün değildir. Ama tahminen top ile oynama zamanı olan 3 dakikanın en fazla 60 saniyesini kapsar.
Top ile temas deyip geçmeyin lütfen.
Çok önemlidir.
Topun ayak, baş, vücudun herhangi ilgili bir bölümü ile temas hali, öğrenmelerin tam olarak gerçekleşme anıdır.
Her şey temas ile öğrenilir çünkü. Saatlerce top oynayıp hiç topa değmemiş çocuklar vardır ve bu çocuklar hiç bir futbol becerisi elde edemeden futboldan kopup giderler.
O halde futbol altyapılarında en önemli eğitim gerçeğimiz ve düşüncemizin top ile temas süresinin arttırılmasına yönelik olması gerektiğidir. Temas süresi arttıkça topla oynama oranı zaten kendiliğinden artmış olacaktır.
Örneğin top sürme becerisinde bir oyuncunun 15 saniye boyunca dripling yaptığını var sayalım. Bu 15 saniye topa sahip olma anlamına gelebilir ama asla 15 saniye boyunca top ile temas anlamına gelmez.
Kısaca 15 saniyelik driplingde top ile teması olabildiğince arttırmak durumunda olmamız gerektiğini bilmek zorundayız.
Top ile temas ne kadar çok ve fazla süreli olursa top ile ilişkili becerilerin gelişimi olanağı ve fırsatı da o kadar artar.
Buradan hareketle özellikle altyapı eğitimlerinde bütün planlamalar top ile temas süresini arttırma hedefine göre yapılmalıdır.
Bu anlamda oyunlar/müsabakalar çocukların topa sahip olma süresini bile en aza indirmeye neden olurken top ile temas sürelerini neredeyse 5- 10 saniyelere değin indirilmesine neden olmaktadır.
Bu anlamda oyun ve müsabakalar top ile ilişkili becerilerin geliştirilmesinde dezavantajlara neden olmaktadır.
Peki ne yapmalı?
Çocukların top ile temas sürelerinin 20,30 saniyelere mümkünse daha yukarılara taşıyacak az adamlı dar saha oyunları çok sık olarak kullanmalıdır. Çeşitlemeler (varyasyonlar) ve birleştirmeler (kombinasyonlar) bu konuda ihmal edilmemesi gereken uygulamalardır.
Tabi top ile temas süresi oyun içinde top ile temas süresi olarak ele alınmalıdır. Bunun dışında tek bir çocuğa bir top vererek temas süresini istediğimiz kadar arttırabiliriz. Bu da gereklidir ve kullanılmalıdır ama asıl iş altyapı eğitim süreçlerinde oyun içinde temas süresini arttırmak olmalıdır.
Bu bakımdan topla çok oynayan oyuncuya kızılmamalı, gereksiz oynayan oyuncuya eleştiri yöneltilmelidir. Çünkü aynı şeyler değildir.

12 Ağu 2015

KULÜP ORGANİZASYON ŞEMALARINDA ALTYAPININ YERİ NE OLMALIDIR?





ALTYAPILAR BAĞIMSIZ VE MALİ BÜTÇESİ OLAN KURUMLAR OLMADAN FUTBOLDA SIÇRAMA İMKANSIZ GÖRÜNMEKTEDİR….

Eğer Türkiye'de Altyapı birimlerini yeniden reorganize etmek (yeniden yapılandırmak) gibi bir düşünce ve bir istek olursa, hatta bunun da ötesinde bu amaçla yetkili birileri harekete geçerse ilk yapmaları gereken şey;
Altyapı birimlerini kulüp yönetim kurulu üyelerinden birisine bağlamaktan vazgeçmeleri olmalıdır.
Yönetim kurulu üyelerinden birisini "altyapıdan sorumlu yönetim kurulu üyesi" yapmak Türkiye'deki kulüplerin altyapı adına organizasyon şemasındaki ve yönetilmesindeki en büyük talihsizliklerden birisidir.
Bir kişiyi altyapıdan sorumlu yönetici yapmak ya da altyapıyı bir yönetim kurulu üyesine bağlamak ne altyapıyı, ne de ilgili yöneticiyi mutlu eden bir durum değildir. Dahası genel olarak böylesi bir organizasyon biçimi kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur ve nitekim de öyle olmaya devam etmektedir.
Zaten ilgili yöneticilerin bir çoğu altyapı deyince, kulübün su ve kanalizasyon işleriyle ilgili bir biriminin kendilerine bağlandığını düşünecek kadar altyapı kurumlaşmasından habersiz kişilerden oluşmaktadır.
Pratikte böylesi bir kulüp - altyapı ilişkisinde devreye ne girmektedir?
Doğal yasadır. Boşluk doldurulur.
Yöneticinin yakın bir adamı, çoğu zaman eski futbolculardan birisi "altyapı sorumlusu" olarak rolü ele geçirmekte ve o kişinin inisiyatifine bırakılmış sözüm ona öz kaynak yönetimi, başka amaçlar için bir geçiş noktası veya kulüpten nemalanma kapısı şekline ve işleyişine dönüşmektedir.
Bu durumda altyapıların kulüp içindeki varlıkları sıradanlaşmakta ve önem ve değer konusunda olsun, kurumsallaşma açısından olsun bir mesafe alınamamaktadır.
Altyapıların önem ve değer kazanması isteniyorsa altyapılara ciddiyet atfetmek gerekir. Bunun ise nesnel yani somut koşulları vardır. Bu işler bir kişinin sadece iyi niyetine bırakılacak işler değildir ve olmamalıdır.
Bunun için yapılması gereken öncelikle iş hukuki ve yasal düzenlemelere dayandırılacak bir altyapı kutumu oluşturmasıdır.
Söz konusu bu hukuki ve yasal düzenlemeler ile oluşturulacak altyapı kurumu yapılanması özetle:
1. "Altyapı yönetim kurulu” oluşturulması ve altyapının tamamen bu kurul tarafından yönetilmesinin sağlanmasıdır.
2.Söz konusu “altyapı yönetim kurulları” kulüp yönetimiyle koordineli ancak özerk bir yapıda olmalı ve direkt genel kurula karşı sorumlu bulunmalıdır. Kulüp başkanı ile koordinasyon halinde çalışmalıdır.
3. Altyapı yönetim kurulu üyelerinin altyapı eğitimi, altyapı ekonomisi ve özkaynak yönetimi alanlarından sorumlu görev dağılımlarından oluşan bir yapısı olmalıdır.
4. Altyapının bütçesi katma bütçeli ve özerk olmalıdır.
5. Altyapı yönetim kurulu kulüp yönetimi gibi idari ve mali açıdan kendini ibra edecek seçimli kongrelere tabi olmalıdır.
6. Altyapı işleyişi açık, şeffaf ve denetlenebilir olmalıdır.
Böylesi bir kulüp yapılanmasında kulüplerin altyapılarının ciddiye alınmaması, önemsenmemesi mümkün değildir.
Kurumsallaşma ancak kurumsal kimlik ile mümkün olabilir.
Kurumsal kimliğin ise tek koşulu iş yapabilirlik, iş üretebilirlik ve katma değer yaratabilmektir. Altyapıların katma değeri ise sadece oyuncu yetiştirilmesini sağlamaktır.
Böylesi ve benzer altyapı yapılanmasından sonra sıra mutlaka altyapı eğitimi yapılanmasına gelmelidir. Eğitim yapılanmasının öncelikli konusu ise eğitim yönetimini oluşturmaktır.
Eğitiminin yönetsel yapılanmasında ise,
1. Altyapı dönemlere ayrılmalı ve her dönemin koordinatörlüğü ve antrenörlüğü bağımsız bir birim olarak yapılandırılmalıdır.
2. Altyapı eğitim dönemi koordinatörleri, dönem antrenörleri bir birim olarak altyapı yönetim kurulu eğitim sorumlusu üyesine bağlı olarak çalışmalıdırlar.
Örneğin,
1. Temel altyapı koordinatörlüğü ve antrenörleri,
2. Gelişim altyapı koordinatörlüğü ve antrenörleri
3. Performans altyapı koordinatörlüğü ve antrenörleri
eğitim felsefesi ve yaklaşımı olarak birbiri ile ilgili ama eğitim yönetimi olarak birbirlerinden bağımsız birimler olarak alt kurumlara ayrılmalıdırlar.
Böylece uzmanlaşma, hesap verebilirlik, yönetsel şeffaflık ve üretkenlik açısından daha işlevsel bir okul modeli ortaya çıkacak, zaman ve emek kayıplarının önüne geçilecek ve üretim çıktıları olan futbolcu gelişimi inanılmaz boyutlara taşınacaktır.
Bilindiği üzere İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite dönemlerinin ders içerikleri, programları ve öğretmenleri birbirinin devamı olacak biçimde ama birbirlerinden farklı bir anlayışa ve içeriğe sahiptir.
O halde 8 yaş ile 18 yaş arasındaki 10 yıllık çocuk ve gençlerin futbol eğitim süreçleri de aynı çalışma, aynı program ve aynı antrenörler ve aynı yaklaşım ile gerçekleştirilmemelidir. Her dönem bir uzmanlık ve yeterlilik alanı olarak planlanmalı ve yürütülmelidir.
Sonuç olarak önce idari ve katma bütçeli mali özerk bir yapı, sonra da eğitim yönetimi yapılanması şeklinde gerçekleştirilecek bir altyapı modeli Türkiye futbolunun kurtuluşu açısından düşünülebilecek modellerden birisidir.

4 Ağu 2015

YAYIN HABERİ




İÇİNDEKİLER



1.BÖLÜM: FUTBOLDA ALTYAPI

GENEL OLARAK ALTYAPI EĞİTİM FELSEFESİ NEDİR?

BİR SPOR KULÜBÜNÜN ALTYAPI VE ALTYAPI EĞİTİMİNE İLİŞKİN KURUMSALLAŞMASINDA TEMEL BOYUTLAR

TÜRKİYE’DE FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİ BAŞARILI MIDIR?

FUTBOLDA ALTYAPIYA BAKIŞ AÇISI VE ALTYAPI PARADİGMASI DEĞİŞMELİDİR

TÜRKİYE'DE FUTBOL EKOLÜ

ALTYAPI EĞİTİCİ ANTRENÖRLÜĞÜ VE FUTBOL ALTYAPI ANTRENÖRLERİ

2.BÖLÜM: FUTBOLDA ALTYAPI EĞİTİMİ

GİRİŞ

ÇOCUKLAR, FUTBOL VE EĞİTİME DAİR KISA, KISA

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE “GENEL EĞİTİM SORUNLARI NELERDİR?

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİM YAPILANDIRMASINDA YAŞ GRUPLARI MODELLEMESİ

PSİKOMOTOR GELİŞİM AÇISINDAN KRİTİK YAŞ DÖNEMLERİ VE FUTBOLDA ALTYAPI EĞİTİMİ

0 YAŞINDAN 15 YAŞINA GELİŞİMİ NE DEMEKTİR? VE NEDEN ÇOK ÖNEMLİDİR?

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE NELERİN NASIL VE NE ZAMAN ÖĞRETİLECEĞİ SORUNU

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE YAŞ GRUPLARINA VE İLGİLİ EĞİTİM DÖNEMLERİNE GÖRE TEMEL TEKNİK BECERİ ÖĞRETİMİ

KALECİLİK VE KALECİ TEMEL TEKNİK BECERİ ÖĞRETİMİ

FUTBOL TEMEL ALTYAPI EĞİTİMİNDE HAFİF TOPUN ÖNEMİ

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE TAKIM OYUNU VE ALGISI AÇISINDAN “PAS”IN DEĞERİ

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE YAŞ GRUPLARINA VE İLGİLİ EĞİTİM DÖNEMLERİNE GÖRE TAKTİK BECERİ ÖĞRETİMİ

ÇOCUKLARDA BAZI BİYOMOTOR ÖZELLİKLERİN GELİŞİMİNDE KRİTİK YAŞLAR VE FUTBOLDA ALTYAPI EĞİTİMİ

ALGISAL MOTOR VE KOORDİNATİF YETİLERİN GELİŞİMİNDE KRİTİK YAŞLAR VE FUTBOLDA ALTYAPI EĞİTİMİ

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİM SÜRECİNDE ALGISAL MOTOR VE KOORDİNATİF ÖZELLİKLERİN GELİŞİMİ AÇISINDAN ÖZEL ÖNEMİ OLAN ETKİNLİKLER

ÇOCUKLAR ALTYAPI EĞİTİM SÜREÇLERİNDE FUTBOL OYNARKEN YARIŞABİLİRLER AMA YARIŞMAK İÇİN FUTBOL OYNAMAMALIDIRLAR

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE KULLANILABİLECEK BAZI ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE AÇIK VE KAPALI BECERİ EĞİTİMİ NEDİR? VE NİÇİN ÖNEMLİDİR?

FUTBOLDA ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖLÇME DEĞERLENDİRME

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE YILLIK VE GÜNLÜK ÇALIŞMA PLANI



24 Haz 2015

OYUN, OYUN OLARAK FUTBOL VE ÇOCUKLAR





OYUN VE ELBETTE FUTBOLUN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ EN ÖNEMLİ TOPLUMSAL ETKİSİ
(BU OLUMLU ETKİYİ OKULDA VE DERSLERDE VERMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR)

Çocuklar oyun oynarken eşittirler.
Ya da çocuklar en çok oyun ve oyun olarak futbol oynarken eşittirler.
Belki de çocuklar oyunu ve oyun olarak futbolu en çok bu yüzden severler.
Bu genel olarak oyunun en önemli sosyal öğrenme etkilerinden birisidir.
Bir çocuğun diğer çocukla eşit olduğu, birbirlerinden farklı olmadıkları algısı en çok oyun anında gelişir. Futbol oyunu ise bu konuda çok daha büyük avantajlara sahip bir eğitim aracıdır. Yeter ki eğitimci antrenörler bu algıyı bozacak davranışlar sergilemesinler.
Örneğin futbolda daha büyük ölçekte sorunsuz toplum yaratmada çok mesafe alınabilecek bir avantaja sahiptir. Neden? Çünkü her çocuğun daha çok oynadığı ya da oynayabileceği bir oyundur.
Bakınız toplumsal sorunlarımızdan birsi olan eşitsizlik ve sosyal bölünme konuları bellidir.
Ama top oynayan çocuklarımız birbirlerinin;
Zengin mi, fakir mi?
Siyah mı beyaz mı?
Türk mü Kürt mü?
Alevi mi, Sünni mi?
olup olmadıklarına bakmazlar. Hata farkında bile olmazlar.
Onlar için sadece birlikte oynana ve topun pas olarak alınıp verildiği oyun vardır. Bu oyun öyle bir oyundur ki; topu kime attığının ve kimden aldığının değil, sadece topun verildiği ve alındığı kişiler vardır. Yani eşiti olan arkadaşları vardır.
Bundan daha güzel bir eğitim olabilir mi?
Böyle devam eden çocuklar, özellikle de erkek çocuklar ileride bu tür sapmalara eğilim göstermezler. Çünkü bölünmeyi daha çok erkek cinsiyeti başlatır ve devam ettirir.
Pegagojik açıdan diğer bir unsur da çocukların çalışırlarsa başarabilecekleri duygusun kazanmalarıdır ki, bu da çok önemlidir.
Lakin bazı antrenör ve eğitimcilerimizin yanı sıra kurgulanmış olan yarışmacı spor sistemi, böylesi güzel bir eğitim aracını "ne yaparsan yap rakibini yen" ve "takımda en başarılı kimse en değerli o'dur" algısı yaratarak heba etmektedirler.
Oysa iyi futbolcu ve iyi takımlar kollektif anlayışın ve empatik düşüncenin sürdürüldüğü eğitim yaklaşımlarıyla daha kolay yetiştirilebilir. İşte bütün bunlar oyunla mümkündür. Futbol ile daha da mümkündür.
Biz eğitimciler oyunu ve oyun olarak futbolu daha çok işte bu yüzden seviyoruz ya da sevmeliyiz..


21 Nis 2015

FUTBOL TEMEL VE GELİŞİM ALTYAPI EĞİTİM SÜREÇLERİNDE FUTBOL, OYUN VE YARIŞMA ÜZERİNE



Oyunun kendi doğasına müdahale edilerek kazanmanın biricik amaç olarak gerçekleştirilen oyunlarda, özellikle futbol örneğinden yola çıkarak söylenebilir ki, her iki tarafta ter alan çocuklar için söz konusu oyun olması gerektiği kadar eğlenceli olamamaktadır.

Çünkü oyun gitmiş, geriye sadece futbol kalmıştır. Oysa futbol bir oyundur ve oyunlar eğlencelidir.
Oyunların eğlence boyutu azaltıldığında, eğitsel açıdan öğrenme düzeyi ve kalitesi azalırken ve buna ilaveten yaratıcılık da engellenmektedir.

Üstelik sosyal gelişim açısından da karşıdakine saygı duymama, karşıdakine değer vermeme gibi duygusal olumsuzluklar rekabet koşulları nedeniyle belirgin hale gelmektedir.

Özellikle kaybedenler için oyun artık bir oyun değil, bir sonraki sefere kaybetmemek için her şeyi yapması gereken bir "ölüm kalım" meselesi haline gelmektedir ki, günümüzde çoğu altyapı eğitimlerinin durumları bunu yansıtır niteliktedir.
Çocuklar oyunun kendi doğası ve karakteri içinde varsa yarışabilirler ve yarışmalıdırlar da. Ama kazanmak ve kaybetmemek için asla oyun oynamamalıdırlar. Oyunlar çocukların kazanması ya da kaybetmemesi üzerine üretilmiş etkinlikler değildir.

KULÜPLERDEKİ ALTYAPI ÖRGÜTLENMELERİNE RAĞMEN ASLINDA ÇOCUKLAR GÖRÜNDÜĞÜNÜN TAM AKSİNE FUTBOLDAN UZAKLAŞMIŞLARDIR



Şöyle bir hatırlayalım ve bakalım önce;
1. Sokak futbolu,
2. Mahalle arası futbol,
3. Teneffüs arası futbol,
3. Öğle arası futbol,
4. GS- FB takım maçları,
4. Tek kale maçlar,
5. Gazozuna maçlar,
6. Köyler arası maçlar,
Artık bitmiş/bitirilmiştir. Bunun yerine;
1. Halı saha maçları (paralıdır ve ergenlere ve büyüklere hitap eder),
2. Okullar arası maçlar (Toplam okul öğrenci sayısının % 1 ini kapsar),
3. Kulüplerin altyapıları (Toplam çocuk nüfusunun % 1 ila 5 ini kapsar),
futbol faaliyet alanları olmuştur.
Özetle;
Çocukların futbol ile buluşmaları doğal olarak kentlere kaymıştır. Ama kentlerde sokak, mahalle ve hatta okul bahçelerinde "top oynamaya" uygun arsa, arazi, alan ve saha bırakılmamış, var olanlar da ya halı saha ya da kulüp futbollarına ayrılmıştır.
Bir ülkede ve bir toplumda herhangi bir spor dalında başarılı olmanın ön koşullarından birisi de o spor dalının çok sayıda çocuk tarafından seviliyor ve gerçekleştiriliyor olmasını sağlamaktan geçer. Kulüpler ise burada beliren ve öne çıkan çocukların formal olarak eğitim sürecine alınması gereken yerlerdir.
Bir ülkede ne kadar çok sayıda çocuk, ne kadar çok top oynarsa o ülkede o kadar çok futbolcu yetişme fırsatı ve olanağı var demektir.
Bu futbolda önde olan tüm ülkelerde böyledir.
Bu anlamda başta Türkiye Futbol Federasyonu olmak üzere diğer tüm ilgili kurumlar, çocuklara ve ülke futboluna katkı sunmak istiyorlarsa bunun öncelikli işi; her sokağa, her mahalleye boş arsalar, alanlar ve tahsis edilmesini sağlamaları olmalıdır.
Gösterişli tesisler açmak, ulaşılmayacak ve içine girilemeyen futbol alanları yapmak çocuklar için bir şey ifade etmemektedirler.
Bu işin temel esprisi çocukların kolay ulaşabilecekleri ve kolay yararlanabilecekleri futbol oyun alanlarına kavuşturulmalarıdır.

ALTYAPILARDA "İYİ VE ÖZELLİKLİ OYUNCU YETİŞTİRME" İLE İLGİLİ ÖRNEK NİTELİĞİNDE YAŞANMIŞ BİR ANI



Premier Lig ile ilgili bir belgesellerinin birisinde izlediğim bir anıyı sizinle paylaşmak isterim. Çünkü gerçekten futbol altyapı eğitimi adına çok güzel ve çok önemli bir örnek oluşturuyor..
Anı günümüzde Arsenal oyuncusu olan Alexander Mark David
Oxlade-Chamberlainberlain ile ilgili.
Oxlade Chamlerlain Southhompton altyapısından yetişmiş 17 yaşında A takımda 36 maç oynayıp 9 gol atmış bir oyuncudur.
18 yaşında da Arsenal tarafından transfer edilmiştir.
Bakınız Türkiye'de de uzun yıllardır altyapılar ve altyapı eğitimleri var. Peki neden İngilterede, Almanyada, İspanyada veya Fransa ve diğer bazı ülkelerde olduğu gibi bizde de çok sayıda ve sürekli bir şekilde özellikli ve kaliteli futbolcu yetişmiyor diye konuşur dururuz.
Evet oralarda bu işler daha ciddiye alınıyor olabilir. Daha kurumsal ve sistematik bir biçimde yapılıyor da olabilir.
Ama bir şey daha var; O şey altyapı süreçlerinde futbolcu adaylarından antrenör beklentileri ne olmalıdır ve çocuklar altyapılarda neye odaklanmalıdırlar? Takip edenler bilirler bu husus benim de üzerinde çok durduğum ve sürekli işlediğim bir konudur.
Şimdi gelelim anıya;
Chamberlain 12 yaşındadır. Onun da takımda yer aldığı altyapı maçlarından birisinde Southomptan rakibinden tam 8 gol yiyerek maçı bitirir.
Maç sona erdiğinde altyapı antrenörü Chambarleine şu istatistiki bilgiyi sorar;
"Söyle bakalım Oxlade; bugünkü maçta topla kaç kez temasın oldu? Kaç isabetli pasın oldu? ve Kaç top kazandın?
Yani ne altyapı antrenörü ne de Chamberlain'in odaklandıkları şey maçın sonucu değil, iyi ve özellikli futbolcu olmak için nelerin yapılması ve yapılamamış olmasıdır.
İşte bu altyapı eğitimlerindeki yaklaşım farklılığı demektir.
"Bizde aynı şeyleri yapıyoruz neden bizde iyi ve özellikli futbolcu yetişmiyor" sorusunun cevabını ve eksiklerimizin neler olduğu biraz da bu anlatmaya çalıştığım yaşanmış anıda gizlidir.

FUTBOL ALTYAPILARINDA "KAZANAN TAKIM" YARATMA SEVDASI VE "İYİ OYNAYAN" TAKIM YETİŞTİRME İHTİYACI



Futbol altyapı kurumlarında "takım" yaratmak diye bir olgudan söz etmek çok anlamlı ve yerinde bir anlayış değildir doğrusu.
Hele hele altyapılarda "kazanan takım" ya da "şampiyon takım" yaratma hevesleri ve istekleri tartışmalı bir altyapı eğitiminin varlığını gösterir.
"Kazanan takım" ya da "Şampiyon takım" yaratma isteği "iyi" ve "özellikli futbolcu" yaratmayı ve yetiştirmeyi sağlayamamaktadır.
Çünkü kazanma ve şampiyon olmaya odaklanmış bir takımda bireyler/çocuklar için hedef kazanma ve şampiyon olmaktır. Bunun için yapılması gereken sadece karşısındakini yenmiş olmaktan ibarettir. Olumlu davranış ve becerilerden daha çok, yenmiş olmak önemli ve gereklidir. Böyle düşünmeye başlayan bir çocuktan "iyi" ve "özellikli" olmaya çalışmasını bekleyemezsiniz.
Oysa altyapılarda yaş ve dönemlere uygun bir şekilde planlanan eğitimlerde "iyi oynayan" takım yaratma isteği ve hedefi olmalıdır. Çünkü iyi oynayan takım isteği ve hedefi hem bireysel olarak hem de takım olarak "futbola ilişkin gerekenleri iyi yapmaya" odaklanacak olan çocuklar, attıkları ve yedikleri gollere değil gerçekleştirdikleri davranışlara ve becerilere odaklanırlar.
İyi oynayan birey ve iyi oynayan takım eninde sonunda giderek kazanan birey, kazanan takıma dönüşecektir.
Unutmayalım ki;
"Kazanan takım" ve "şampiyon takım" yaratma isteğinin "iyi oynayan" takıma dönüşme ihtimali,
"İyi oynayan" takım yaratma isteğinin "kazanan takım ya da "şampiyon takıma" dönüşme ihtimali kadar yüksek değildir.
Yani altyapı maçlarında kazanma ve şampiyon olmaya değil, iyi oynamaya odaklanmış çocuklar yetiştirmeyi amaçlayan antrenörler ve yöneticiler şunu bilmelidirler ki; geleceğe ilişkin daha doğru bir anlayış içindedirler.

OYUN ALANLARININ YAPISI VE UYARAN İLİŞKİSİ

Oyun alanlarındaki, kazaya sebep olma olasılığı olan nesnelerin kaldırılmasına yönelik eğilim, diğer bir açıdan bakıldığında çocukların sab...