17 Oca 2017

Altyapılardan futbolcu yetişip yetişmediği nasıl anlaşılır?

Altyapılardan futbolcu yetişmiyor mu?

“Altyapılardan futbolcu yetişmiyor” ifadesi doğru bir ifade değildir. Yetişmiyor olsa üstyapılarda yer alan onca futbolcu nereden geliyor sorusunun bir cevabı olmaz. Doğrusu ve gerçek olanı ise altyapılardan uluslararası standartlarda, kaliteli ve yaratıcı oyuncu yetişmiyor olduğu gerçeğidir.

Ama bu sorun sanıldığı tam olarak altyapıların meselesi ve suçu değildir. Üstyapıların bu konudaki suçu oldukça büyüktür. Aynı zamanda bu sorun altyapıların değil üstyapıların sorunudur.

Okullardan iyi yetişmiş öğrencilerin mezun olmuyor olması okulların meselesi değil, okulların eksikliği veya işlevsizliğidir. Asıl mesele iyi yetişmiş kişilere ihtiyaç duyan alan ve kurumlar ile ilgilidir. Dolayısıyla memleket ile ilgilidir. Paradigmayı doğru koymak çözüm açısından doğru yaklaşımların da anahtarıdır.

Konumuza dönersek, futbolda on yıllardır geldiğimiz aslında gelemediğimiz düzey bellidir. Eldeki olanaklar ve fırsatlar düşünüldüğünde birçok alanda olduğu gibi futbolda da olmamız gereken ideal noktadan çok uzaktayız. Bunun genel olarak insan öznesine bağlı nedenleri ve nedensellikleri vardır. Konuyu dağıtmadan sadece altyapıdan oyuncu yetişmeme sorununun nedeninin sadece altyapı olmadığı gerçeğini görmemiz bu konuda daha fazla mesafe almamızı kolaylaştıracaktır.

Altyapı – Üstyapı ilişkisi

Altyapılardan oyuncu yetişmiyor olmasının altyapıların organizasyon, işleyiş, önem ve değer görme ve eğitim içeriği ile ilgili olduğu gerçeği elbette yadsınamaz. Ama unutulmaması gereken altyapılar nereye bakacak, nereden esinlenecek, nereye göre kendine çeki düzen vermek zorunda olacaktır. Yani “arz” niteliği ve işlevi taşıyan altyapılar, talep niteliği ve işlevine sahip üstyapılara neden ve niçin kaliteli oyuncu yetiştirmek gibi bir mecburiyet içinde olsunlar?

Yani meselenin kaynaklarından birisi de üstyapı-altyapı ilişkisi ile ilgilidir.

Altyapı üstyapıyı belirlemez. Üstyapı altyapıyı belirler.

Üstyapı hayatın kendisi ise altyapı hayatın devamını sağlayandır.

İngiltere Premier Ligi ve genç oyuncular

Bir kıyaslama ile devam edersek:

14 ve 15 Ocak 2017 günlerinde İngiltere Premier liginde oynanan tüm müsabakalarda yer almış olan oyuncuların yaşları incelendiğinde 20 yaşın altında 20’ye yakın oyuncunun müsabakalarda görev almış olduğu görülür. Oynamaya hazır halde yedek oyuncuların içindeki genç oyuncular da hesaba katıldığında bu sayının çok daha fazla olduğu görülecektir.

Yine 15 Ocak 2017 günü oynanan Manchester City – Everton maçı ise genç oyunculara nasıl önem ve değer verildiği bağlamında örnek üstyapı müsabakalarından birisidir. Everton’da oynayan 20 yaşın altında iki oyuncu sahadayken yedekler ile birlikte bu sayı beştir. Everton takımının 4-0 gibi farklı bir sonuçla kazandığı müsabakada yer alan genç oyuncuların performansları ise dikkate değerdir. Haftalardır bu ve diğer genç oyuncular sadece Everton takımında değil, diğer tüm takımlarda yer alan, almaya başlayan oyunculardır.

Kısaca eğer Everton kulübü anlayışı ile Everton menajeri anlayışı gençlere rol ve görev verme konusunda birleşmemiş olsalardı bu gençlerin “iyi yetişmiş” olup olmadıklarını asla göremeyecektik. Genç bir oyuncunun iyi yetişmiş olup olmamasının değerlendirmesi ona rol vermeden nasıl yapılabilir. Kaldı ki; üstyapılar altyapılardan gelen genç oyuncuların bir müddet daha yetişmeye devam edecekleri yerlerdir.

Bu gözlem sadece bir müsabakaya ilişkin değildir. Örneğin aynı gün Liverpool için son derece önemli bir müsabaka olan Manchester United maçının sağ bek oyuncusunun yaşının 18 olduğunu belirtmek gerek.

Dünya ölçeğinde zorluk, düzey ve kalite açısından en üst lig olarak tanımlanan İngiltere Premier liginde, dahası paranın tek belirleyen olduğu ve kaliteli yabancı oyuncuların arzı-endam ettikleri bir futbol piyasasında genç oyuncuların ihmal edilmiyor olunması iyi okunmalı ve iyi anlaşılmalıdır.

Eğer bir ülkedeki üstyapı takımları altyapıdan gelen oyunculara yer vermezse “altyapıdan oyuncu yetişmiyor” sonucu ile karşılaşırsınız.

Türkiye’de sorun ne?

Türkiye üstyapı kulüp ve takımları ile teknik adamların böylesi bir futbol kültürü ve anlayışı söz konusu değildir. Genel olarak çoğunun genç oyuncu kazanmak gibi bir derdi ve amacı söz konusu değildir. İşin kolayı da doğal olarak “altyapılardan oyuncu yetişmiyor” düşüncesi ve savunması olmaktadır.

Yabancı kontenjanını ulusal ve uluslararası futbol sermayesinin istediği yönde yapılandıran zihniyetin, aynı zamanda genç oyunculara yeterince olanak ve fırsat tanımayanların ahlakı ile birleşince altyapılar elbette “vur abalıya” olmaktadır. Oyuncusu üst yapılarda oynayamayacak olan altyapı aktörleri de bu durumda işin gereğini evrensel standartlarda yapmaktan uzak olacaklardır. Üstelik altyapılara, altyapı çalışanlarına önem ve değer verilmeyen bir üstyapı hükümranlığından ibaret futbolun sadece yabancı oyuncu piyasası haline gelmesi değil, iyi oyuncu yetiştiremiyor olması da kaçınılmazdır.


bkz: https://indigodergisi.com/2017/01/altyapi-futbolcu-premier-ligi/

Takım Olma ve Bireysel Özellikler


TAKIM OLMA AMAÇLANIRKEN BİREYSEL ÖZELLİKLER VE BECERİLER ASLA İHMAL EDİLMEMELİDİR.
(Bir önceki paylaşıma devamla)

Özetle bir önceki paylaşımda neler ifade edilmişti?
Futbola yeni başlayan çocuklarda;
1. Topa daha fazla sahip olma isteği ve eğilimi,
2. Topa sahip olduğunda direk kaleye odaklanma isteği ve eğilimi,
doğal bir gelişim özelliğinin sonucudur.

Bunu isteği ve eğilimi engellemek yerine bu doğal eğilimden ve özelliklerden faydalanmak gerekir.
"Futbol bir takım oyunudur. Dolayısıyla çocuklar takım oyununa yönlendirilmelidir" düşüncesi yanlış değil ama zaman açısından tartışmalı ve doğru olmayan bir düşünce ve yaklaşımdır.

Çocuklar takım olma bilinci ve eğilimi ile doğmazlar.
Bebeklik ve ilk çocukluk yıllarında hep bireyci ve hep bireyseldirler. Giderek toplumsal olmaya ve giderek takım olma isteği duymaya başlarlar.
Neden?
Çünkü düşünce yapıları başka bir şeye izin vermez de ondan.

Ama zorlayarak, şiddetle, korkutmayla bunu belli ölçüde sağlayabilirsiniz.
Lakin yapay kalır. İçten olmaz.

Oysa öyle davranmaya başlamaları ile ilgili şartları anlamaya başladıkları andan itibaren öyle davranmaya başlarlar zaten.
Bu ortalama 12 sonrası süreçtir.
Çünkü düşünme yapısı bu yaştan sonra takım olmanın gereğini algılamaya başlar.
Bunu algılanması beyin gelişimi ile ilgili bir durumdur.
Beraber olunca, birlikte davranınca, paylaşınca daha kolay oluyor düşüncesi soyut bir düşüncedir. Soyut düşünce ne zaman ki somut uygulamaya yani pratiğe dönüşür işte o zaman çocuklarda "takım" olma gereği, bilincine ve hissine dönüşür.

Peki bu sürece kadar ne yapmalı?
İşte çocuk ve futbol eğitiminde en önemli konulardan birisi de budur.
Bu yaşlara kadar futbolu çocukların doğal gelişim özelliklerine uyarlamak gerekir. Böylece çocuklar bireysel futbol özelliklerini daha çok geliştirme imkanı bulurlar.
Kendilerini bireysel olarak en son sınırlarına kadar kendilerinin belirleyeceği şekilde zorlarlar ve bireysel olarak farklı arayışlara girmeye başlarlar. Buna yaratıcılık ihtiyacı diyoruz.
Peki somut olarak eğitimciler ne yapmalı?
* Çocukların top ile ilişkili hareket becerilerini sınırlandırmamalı.
* Oyunlarda tüm çocuklara bu fırsatları sunmalı.
* Takım oyunu adına çok değerli temel beceri olan "pası" çocukların keşfetmelerini ve ne kadar çözümleyici bir şey olduğunu sabırla beklemeli.
* Çocukların bol bol izlemelerine, görmelerine ve izlediklerini gördüklerini denemelerine ortam hazırlamalı.
* Bireysellikle bencilliği birbirinden ayırt etmeyi oyun içinde hissettirmeden algılatmaya çalışmalı.
* Hazırlayacağı eğitim planlamalarında çocukların topa sahip olma isteklerini ve topu alıp kaleye odaklanma eğilimlerimi giderecek etkinlikler düzenlemeli.
* Grup içinde bireysel beceriler, takım içinde bireysel becerilere ağırlıklı yer verilmeli ve desteklenmelidir.

Günümüz futbolunda topa sahip olma yüzdesinin düşüklüğü ve dikine oynayabilme sorunlarını sadece futbolun sürekli gelişen sistematik futbol anlayışına bağlama doğru değildir.
Bunun nedenlerini futbolculardaki futbol becerilerine ilişkin fundamental (temel becerilerin edinimi ve edinim biçimi) yetersizlikler ile ilgili olduğunu göz ardı etmemek gerekir.
Hangi futbol taktiği veya "kompak oyun" anlayışı Messi'nin veya Hazard'ın veya Mascerano'nun, Eriksen'in ve onlarca diğer benzerlerinin top ile ilgili becerilerini ve direkt kaleye yöneliş davranışlarını tamamen yok edebilir? sorusu aslında yazmaya çalıştığımız konunun da görüntülü cevaplarını oluştururlar.

Çocuklarda Topa Sahip Olma ve Dikine Oynama İsteği



ÇOCUKLARIN TOPA SÜREKLİ SAHİP OLMAK İSTEMELERİ İLE
"TOPA SAHİP OLDUKLARINDA TEK BAŞLARINA KALEYE DOĞRU YÖNELMELERİ" ONLARIN "İLK FUTBOL DOĞAL TEKNİK DAVRANIŞLARI" VE "İLK FUTBOL DOĞAL TAKTİKLERİDİR".

Topa tekme atmaktan sonra başlayan ilk çocukluk dönemlerinde "top oynama" ile "maç yapma" dönemleri olarak nitelendirilmesi gerek yaşlar bilindiği üzere ilkokulun ilk aşamalardır. Çoğunlukla da 8 yaşlarında başlayan süreçtir.
Herkes çocuk olmuştur.
Ve herkes çocukları gözlemleme şansını yakalamıştır.

Top ile ilişkilerin psikomotor gelişime (sinir-kas koordinasyonuna) paralel olarak artmaya başladığı, topu yönetme yeterlilikleri artmaya başladığı andan itibaren çocuklarda iki eğilim ve davranış biçimi öne çıkar ve belirleyici olur.
1. Top ile fazla beraber olma isteği ve davranışı,
2. Topu alıp ek başına kaleye yönelme eğilimi ve davranışı.

İşte bu iki eğilim ve davranış top oynamayı becermeye çalışan çocukların ilk teknik eğilimleri (top ile sürekli ilişkide hainde olma) ve ilk taktik eğilimleri(dikine oyun) olarak doğal bir şekilde karşımıza çıkar.
İşte bu doğal gelişim eğilimleri ve davranışları ilerleyen süreçte teknik becerilerde artışın ve taktik becerilerde yaratıcılığın iki anahtar gelişim özelliğidir.
İyi eğitimci antrenörler bunlardan yararlanmalıdırlar.

8-9 ve 10-12 yaşlarındaki çocuklarda top ile ilişkili hareket becerilerinin geliştirilmesinde ve yaratıcı oyun becerileri için bu özgürlüğü çocuklara tanımamız son derece önemlidir.
Bu yaşlardaki çocuklara neyi nasıl yapmaları gerektiğini kesin çizgiler ile söylemek ve bunların dışındaki davranışları eleştirmek veya izin vermemek onları ilerideki süreçlerdeki gelişimlerini kısıtlamak anlamına gelecektir.
Çocuğun bencil olması farklı bir şeydir, top ile çok oynamayı istemesi farklı bir şeydir.

Her çocuğa aynı olanak ve özgürlük tanınırsa eşitlik ilkesine uyulmuş olacağından çocuklarda bencillik oluşmaz.
Burada özen gösterilmesi gereken en önemli şey çocuğa farlı çözümler ve seçeneklerin de olduğunu göstermekten ibarettir.

Çocuk bu farklı çözümleri ve seçenekleri dikkate almaya başladığı an takım oyuncusu olmaya da başlayacaktır.
Bu davranışlar da genel olarak 10-12 yaş arasından başlar ama esas olarak 13-15 yaş arasında oluşur.
Çocuklarda psikomotor gelişim dediğimiz kas-sinir koordinasyonuna dayanan teknik becerilerde mükemmellik 15-16 yaşlarda en üst düzeye ulaşır.

O halde bu yaşlara kadar bireysel davranışlara ne kadar çok yer verirsek ve ne kadar çok özgürlük ortamı sağlarsak ya da ne kadar az kısıtlamaya gidersek o kadar çok teknik yaratıcılığı yüksek oyuncu yetiştirme olasılığı oluşur demektir.

4 Oca 2017

Teknik Beceri Gelişimi ve Eğitiminin Yaş Düzeyleri Göstergesi

Çocuklar topa tekme atma aşamasından sonra topu yavaş yavaş kontrol etmeye ve yönetmeye başlarlar. İşte topu kontrol etme ve yönetme aynı zamanda topa hükmetmeye başlama anlamına gelmektedir ki; Temel tekniklerin beceriye ulaşması süreçlerinin de bir göstergesidir.

Çocuklar temel teknik çalışmalara ne zaman başlamalıdır? Sorusunun cevabı tartışmalıdır. Bu cevabın esasen yaş düzeyi ile verilecek doğru bir cevabı yoktur.

Zaten 4 yaşından tutun da 8 yaşına kadar, hatta 10 yaşına kadar FUTBOL EĞİTİMİNE ve teknik beceri eğitimine başlaması gerektiğine söyleyen pek ok kişi ve bunların değişik cevapları vardır.

Oysa doğru cevap çocuğun doğal gelişimindeki hareket yeterliliğinde yani nesne ile ilişki düzeyinde mevcuttur.
Bir çocuğun top ile ilişkileri ve bu ilişkilerdeki topu yönetme ve ona hükmetme davranışları onun top ile neler yapması gerektiğini ve daolayısıyla da nasıl bir eğitime tabi tutulması gerektiğini gösterir.

"Efendim, ne kadar erken başlanırsa topu yönetme ve topa hükmetme daha erken gelişir" düşüncesi doğru değildir.
Çocuklarda sinir miyelinizasyonu ne kadar sürede tamamlanırsa sinirler ilgili emirleri kaslara o kadar kaliteli ve artan düzeyde iletme yetisi kazanırlar. Ancak buna paralel olarak istenen hareketler istenen düzeyde yapılabilir.

Dolayısıyla önce olgunlaşma dediğimiz şey yani "yapabilirlik düzeyi ya da yeterlilik düzeyi" oluşmalıdır ki, sonra hazır bulunuşluk dediğimiz yani ön deneyimler "tanışmalar-karşılaşmış olmalar" sonucunda asıl amaçlı davranışlar yani yönetme, topa hükmetme becerileri başlayabilsin.

Unutulmamalıdır ki;
Çocuklar önce vücutlarını kontrol eder, yönetir ve amaçlı kullanırlar. Bu gerçekleşmeden bir nesneyi kullanma, kontrol etme ve yönetme mümkün değildir. Çünkü nesneyi kullanacak olan vücudun ilgili bölümü o nesneyi kullanacak düzeyde sinir kas gelişimine ulaşmış olmalıdır.
Sonuç olarak bilim elbette çocuklar için bir hareket becerisinin hangi yaşlarda ne düzeyde yapılabileceğini söylemektedir.

Ama bir eğitimci olarak bunu bilmek kadar, bunu çocuğun davranışlarından anlayabilecek ve gözlemleyebilecek düzeyde olmak gereği vardır.

4 yaşından 10 yaşına kadar çocukların top ile olan ilişkilerine bakınız ve onların topu yönetme, topu kullanma, topa hükmetme davranışları onların hangi düzeyde eğitim almaları gerektiğini zaten söyleyecektir.

Futbola kaç yaşında başlatalım?
Ya da futbol temel teknik eğitimlerine ne zaman başlanmalıdır?
Beceri ne zaman gelişir?
Benzeri sorularının cevabı çocukların söz konusu işleri ne ölçüde yapabildikleri ile ilgilidir.
Eğer bunu anlayacak düzeyde değilsek, iyi bir eğitimci düzeyinden yoksunuz demektir.

http://topkayaismail.blogspot.com.tr/2013/02/0-yasindan-15-yasina-altyapi-egitimi-1.html

ESKİ İLE YENİNİN BİR KIYASLAMASI


GÜNÜMÜZDE KULÜPLERİN VE DİĞER ÖZEL KURUMLARIN ALTYAPILARI YAYGINLAŞMIŞ OLMASINA RAĞMEN ALTYAPILARDA YER ALAN ÇOCUK SAYISI İLE
ALTYAPILARIN YAYGIN OLMADIĞI, HATTA OLMADIĞI GEÇMİŞTE FUTBOL OYNAYABİLME (TOP OYNAYABİLME) İMKANI OLAN ÇOCUK SAYISI KARŞILAŞTIRILDIĞINDA
GEÇMİŞTE FUTBOL OYNAMA (=TOP OYNAMA) ŞANSI OLAN ÇOCUK SAYISI DAHA FAZLAYDI.
Çünkü geçmişte her yer arsaydı, alandı, çayırdı, meraydı.
Çocuklar bir araya geldiklerinde yapmak istedikleri en önemli faaliyet alanlarının birincisi "naylon veya plastik toplar ile tek kale veya tam saha futbol maçıydı".

Bugün belki daha formal ve daha sistematik bir futbol eğitim düzeyine ulaşılmış olsa da tam tersine ulaşabilirlik çok düşmüştür. Katılımdaki nüfus oranı açısında sayısal düzey oldukça aşağılardadır.

Dolayısıyla altyapılarda yer alan çocuk sayısı artmış gibi görünse de toplam nüfusa oranla top oynayabilen çocuk sayısında oransal olarak geçmişe göre oldukça düşüş söz konusudur.

Kaliteli eğitim tartışmaları elbette önemlidir.
Ama en az bunun kadarda önemli olan çocukların futbola ulaşabilirliğindeki kolaylıktır.
Günümüzde toplam çocuk nüfusu ile altyapılarda olma şansına sahip çocuk nüfusu arasında inanılmaz bir dengesizlik vardır.

Yani altyapılarda yer alan çocuk nüfusu, artan çocuk nüfusuna göre çok azdır.
Dahası altyapı eğitimlerinin çocukların özgür iradelerini ve kendiliğinden bir araya gelerek top oynamalarındaki motivasyonu ve eğlenceyi karşılamaktan çok uzaktır.

Bu ülke eğer futbolda iyi bir düzeye gelmek istiyorsa çocuklara kentlerde, semtlerde, mahallelerde boş arsalar ve içine serbestçe girilebilir futbol oyun alanları sunmak zorundadır.
Tıpkı okullarda olduğu gibi sınıfta her şeyi nasıl öğretemiyor ve geliştiremiyor isek "iyi futbolcuyu" da sadece altyapılarda yetiştiremeyiz. Ya altyapıları tüm halka ve coğrafyaya yaymamız gerekir, ya da sokağı, çayırı, merayı altyapılara taşımamız gerekir. Kent içinde boş bir arsayı tel örgü ile çevirip sentetik ve sağlıksız plastik kokulu sınırlı ve kasvetli halı sahalarda futbolu ve futbolcuyu geliştirmek ne doğru bir şeydir ne de mümkün bir şeydir.

Çocuklarda yaratıcılık serbest oyunlar, kendiliğinden oyunlar ve özgür irade ile katılımın gerçekleştiği gruplar ile oyunlar sonucunda daha çok gelişir.

"ÇOCUKLARA OYUN ALANLARI AYRILIRSA ÇOCUKLAR OYNAR.
ÇÜNKÜ DOĞASI GEREĞİ ÇOCUK OYNAR".

Spor okulları ve yaz spor okulları çare değildir. Hatta bir aldatmacadır.
Çünkü haftada iki gün spor okuluna giden çocukta gelişen algı; Ben haftalık spor etkinliğimi yaptım şeklinde olurken, iyi bir eğitim aldığı ya da eğitimin böyle bir şey olduğu konusunda algıya sahip olmaktadır.

ANTRENÖRLER İYİ YETİŞMELİ AMA NASIL?


Daha önce bu konu burada işlenmişti.
Futbolda Altyapı Eğitimi adlı kitap çalışmasında da ayrıntılı olarak bu konuya yer verildi ve öneriler sunulmuştu.
Ama genç bir antrenör arkadaşımızın elektronik postası konuyu bir kez daha
gündeme taşımamıza neden oldu.
TFF ve Spor okulları antrenörlük eğitimi bölümleri ve nihai olarak yine TFF'nun tasarrufuyla belgelendirilen antrenörlerin sınıflandırılması yapılırken,
Özellikle altyapı antrenörlüğünün gerek kuramsal ve gerek uygulamalı olarak özellikle 7/8 yaş ile 18 yaş arasındaki yaş gruplarına yönelik "yeterlilik" oluşturması gereği vurgulandı.
O halde bu konu tekrar neden açıldı;
Bakınız spor yüksek okulu, antrenörlük bölümü futbol uzmanlık bölümü mezunu bir altyapı antrenör arkadaşımızın yazdıklarını hiç değiştirmeden okuyalım;
"Hocam bildiğiniz üzere spor akademilerinde antrenörlük bölümü derslerinde altyapı futbol dersleri uygulamalı ve teorik olarak yok.Bende şu an bunun sıkıntısını çekiyorum.Özellikle 9-10 ve 13 yaş grupları için antrenmanlarda nelerin üstünde daha fazla durmalıyım?"
Daha önce de belirttiğimiz gibi spor yüksek okulları ilgili bölümlerinin birçoğunda futbol antrenörlüğü ile ilgili olarak teknik, taktik, kondisyon, analiz, yanı sıra altyapı eğitimleri ile ilgili olarak futbolda gelişim ve eğitim konuları özellikle uygulamalı yeterlilik oluştumada yetersiz kalmaktadırlar.
TFF yeni bir düzenlemeye giderek UEFA A elit sertifika programlarıyla altyapı koordinatörlüğü eğitimi başlatmış olsa da verilen derslerin içeriği altyapı eğitimi yaş grupları uygulamaları açısından şimdilik çok yeterli değildir. Dahası asıl iş yaş grupları antrenörlüğü sertifikasyonlarının başlatılması ve kulüplere bunun zorunlu hale getirilmesidir.
Gerek TFF, gerekse Spor Yüksek Okulları ilgili bölümleri futbol antrenörlüğü birimlerinde "futbolda altyapı eğitimi" derslerini nitelik ve nicelik olarak yeniden ele almalı ve standart bir altyapı antrenörlüğü bilgi ve becerisi oluşturmayı sağlamalıdırlar.
Ve en önemlisi futbolda altyapı antrenörlüğünün kendi içinde tescil edilerek, kendi içinde sınıflandırılmış bir altyapı antrenörlüğü yapılanmasına gidilmeli ve bunun bir meslek olması sağlanması da altyapı antrenörlüğünün en az bir öğretmen maaşı ile denkleştirilerek tek işinin bu iş olması koşulları yaratılmalıdır.
Türkiye'de futbol devriminin başlaması ancak bu şekilde gerçekleşebilecektir.

İlgili yazı:http://topkayaismail.blogspot.com.tr/…/futbolda-altyap-antr…

İlgili yazı: http://topkayaismail.blogspot.com.tr/…/futbolda-altyapi-ant…

FUTBOLA DOĞASI GEREĞİ BİR AÇIDAN BAKMAK


Futbol Yaşamını; Yenmekten veya yenilmemekten ibaret gören bir anlayış asla futbol altyapı eğitiminin felsefesi olamaz.
Bırakınız altyapıyı, üstyapılar için de sadece yenmek ve yenilmemekten ibaret bir futbol, futbolun ruhuna ve var olma nedenine aykırıdır.
Düşünsenize her maçını kazanan ve asla kaybetmeyen bir futbol takım için futbol nedir?
Egemenliğin ve karşıdakini yok saymanın bir aracıdır.
Özetle futbol sadece yenmekten ibaret ve yenmenin değişmez olarak amaçlandığı bir iş değildir.
Futbol, rakip denilen kişi ya da takımlar ile birlikte oynanabilen bir oyundur.
Oyun demek karşıtların birliği demektir.
Karşıt yoksa oyun da yok demektir.
Karşıtını "rakip" görmek ve rakibi de "mutlaka yenmek zorunda olunan görmek" giderek rakibi düşman görmeye doğru evrilen bir duygu ve düşünce haline neden olmaktadır.
Bu tür bir anlayış futbolu geliştirmez ve güzelleştirmez.
Yenmenin ve yenilmenin müsabaka süresi içinde kalması gereken bir sonuç olmasını sağlayamazsak, dahası müsabakanın yani oyunun var olması için karşıt bir takıma ihtiyacımız olduğu duygusunu oluşturamazsak futbolu fakirleştirir, zorlaştırır ve çirkinleştiririz.
Sporda ve futbolda rakip demek düşman demek değildir.
Rakip demek bizim ne olduğumuzu, kim olduğumuzu ve nasıl olduğumuzu bize gösterecek olan gerekli oyun partneri demektir.
Partnersiz birey,
Partnersiz takım,
Partnersiz hayat mümkün değildir.

15 Ara 2016

İDEAL BİR EĞİTİM UYGULAMASININ BEŞ İLKESİ


1. Eğitim uygulamaları yaş düzeyine uygun olmalıdır.
(Yaş düzeyinin altındaki uygulamalar yararsız, üstindeki uygulamalar zararlıdır).

2. Eğitim uygulamalarının konusu/amacı olmalıdır.
(Konusu, amacı olmayan uygulamalar plansız ve hedefsiz günü kurtarmaya dönük uygulamalardır).

3. Eğitim uygulamalar çocukları yeni bir durumla karşılaştırmalıdır.
( Her gün aynı şeyler çocukları geliştirmez, yaratıcılığı arttırmaz ve çaba harcamayı öğretmez).

4. Eğitim uygulamaları çocuklarının hepsini aktif kılmalıdır.
(Çocukların bir kaçını daha aktif kılan, bir kısmını sadece izleyen ve katılımı sağlamayan uygulamalar o çocuklar için anlam taşımaz).

5. Eğitim uygulamaları eğlenceli olmalıdır.
(Çocuklar eğlenirse katılır, katılırsa gelişir. Ama bunun için sadece maç yaptırmak doğru ve yeterli değildir. Konusu amacı ve hedefi olan eğitim uygulamalarını eğlenceli hale getirmek esas çözümdür. Eğlenceli hale getirmenin yolu ise etkinlikleri oyunlaştırmaktır).

Bir Kez Daha Özetle Altyapı Eğitim Anlayışı Ne Olmalıdır?


EĞİTİMCİ ANTRENÖRLERİN DÜŞÜNMEKTEN, SÖYLEMEKTEN VE UYGULAMAKTAN BIKMAMASI GEREKEN "TEMEL ALTYAPI EĞİTİM ANLAYIŞI"

1. Çocuklar futbola göre değil,
Futbol çocuklara göre düzenlenmelidir.

2. Çocuklar futbolcu olmak için futbol oynamazlar.
Oyun oynamak için futbol oynarlar.

3. Çocuklar için futbol bir yarışma ve kazanma aracı değil,
Oynama ve eğlenme aracıdır.
Dolayısıyla futbol altyapıların ilk dönemleri için amaç değil bir araçtır.

4. Altyapı antrenörleri öncelikle eğitimcidirler.
Eğitimciler çocukların başarısı üzerinden kendilerini kanıtlamak ve tatmin etmek peşinde olan kişiler değildirler.
Eğitimci antrenörlerin işi çocukları ve gençlerin gelişimlerine katkı sunmaktır. Bu da her çocuğun kendisini bir adım daha ileriye taşıması ile olmalıdır. Başka arkadaşının önüne geçmeye çalışmasıyla değil..

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMLERİNDE "TOTAL EĞİTİM SÜRESİ" SORUNU VEYA MESELESİ


Altyapı eğitimi deyince genel olarak odaklanılan konular şunlardır;
1. Yaş grupları meselesi ve yaş gruplarına uygun eğitim
2. Eğitimin uygulama, kişilik gelişimi ve amaç içeriği
3. Antrenör yeterliliği
4. Saha, alan, malzeme yani imkanlar.
Bunlar haklı olarak akla gelecek konulardır. Ve doğrudur.

Ancak bunlar ile ilgili önemli bir konu veya sorun daha vardır.
Bu "yıllık toplam eğitim süresi"nin ne olması gerektiği ve gerçekte ne kadar olduğu meselesidir.

Bakınız;
İlkokul ya da ortaokullarda bir çocuk haftada beş gün en az 6 ders saati okula gider.
Merkezi dersler haftada ortalama 5 ders saatidir.
Haftada 10 ders saati olan ders de vardır.

Örneğin
İlkokullarda Türkçe dersi hafta 10 saattir.
Matematik dersi 5 saat,
Geliniz dersler özelinde yıllık basit bir "total eğitim süresi" hesabı yapalım;
Türkçe dersi;
36 hafta X 10 = 360 ders
Matematik total eğitim süresi:
36 hafta X 5= 180 ders
Bunlara ödevleri, görevleri, etkinlikleri ilave etmiyoruz.

Hal böyleyken yani bir çocuğun bir alan ile ilgili iyi yetişebilmesi için ortalama haftada 5 ders saati eğitim alması gerekirken,
Üstelik FUTBOL altyapı eğitimi ağırlıklı olarak psikomotor alan (yani bedenin kullanılmasına dayalı gelişim alanı) iken,
Yani sadece yapmaya, yaşamaya ve uygulamaya dayalı olarak öğrenilebilecek ve geliştirilebilecek bir alan iken futbolda altyapı eğitimi,yılın en az 8 ayı ve haftada 5 gün olmak üzere her gün birer saat şeklinde yürütülebiliyor mu?
Hayır....

Üstelik olması gereken ise ortalama bütün yıldır.
Yani; 52 hafta, haftada 5 saat = 260 saattir,
Durum bu iken Türkiye'de hangi kulüp ve kurum altyapı eğitimlerine soğukta, yağmurda, karda, doluda kesintiye uğramaksızın devam edebiliyor?
Özetle altyapı eğitimlerinde gerçekleşmesi gereken toplam yıllık eğitim sürelerine ne yazık ki, çoğunlukla ulaşılamıyor.
Çocuk bir sonraki yaş grubuna eksik eğitim süresi ile katılmak zorunda kalıyor veya yeterli bulunmayarak eleniyor.
Oysa yeteri süredeki eğitim gerçekleşse çocukların büyük bir çoğunluğu amaçlanan seviyeye ulaşabileceklerdir.

ÖZETLE: ALTYAPILARDAN İYİ OYUNCU ÇIKMIYOR OLMASININ NEDENLERİ
YA DA İYİ OYUNCU YETİŞTİRMENİN KOŞULLARI ŞUNLARDIR;
1. Yaş grubuna göre uygun ve doğru eğitim
2. Yeterli düzeyde imkanlar
3. Günlük, haftalık, aylık ve "yıllık" yeterince total eğitim süresi.

Not:
1. "Çocuklar sürantrene olur" mu?
Olmaz...
Eğer çocuklara uygun her gün bir saat doğru eğitim sürantrene yapmaz.
2. Bunun yerine haftada iki güz ikişer saat yapsak?
Asla olmaz.
2. Kapsam, sıklık, yoğunluk şiddet çocukların yaşına göre değişir.

ALT YAPI "TEMEL EĞİTİM" VE "GELİŞİM EĞİTİMİ" DÖNEM VE EVRELERİNDE GENEL TAKVİM BU OLMALIDIR.
TIPKI OKUL EĞİTİMİ GİBİ...

9 Kas 2016

ALTYAPILARDA YAŞ GRUPLARINA YÖNELİK EĞİTİMİNİN GENEL ÇERÇEVESİ NEDİR?



Futbolda ve Sporun tüm dallarında "altyapı eğitimi" ile ilgili iş; Hangi davranışları, ne ölçüde, nasıl ve ne zaman geliştirmek ve hangi özellikleri ne ölçüde ortaya çıkarmak gerektiği ile ilgili bir eğitim sürecidir.

Türkiye'de altyapıya yönelik en önemli ön koşullardan olan insan potansiyeli, uygun mevsim, coğrafya ve ekonomik imkânlar yeterince vardır. Eksik olan tek şey planlı, sistematik ve kurumsal boyutlarda eğitim süreci yapılanması ve bunun için gereken nesnel koşulların sağlanamamış olmasıdır.

Futbola ilişkin altyapı eğitiminde sorunlu olan alanlardan birisi de futbola ilişkin söz konusu davranışların (hareket, teknik beceri, taktik beceri ve biyomotor özellikler) nasıl ve ne zaman öğretileceği ile ilgili olup, yine söz konusu özelliklerin nasıl ve ne zaman geliştirileceği belli olduğu halde bunların göz ardı ediliyor veya farkında olunmuyor olmasıdır.

En azından uygulamalar boyutunda gözlemlendiğinde durum böyledir.
Dolayısı ile "futbolda altyapı eğitim sürecinin" sıkıntıları ve bilindik sorunlarının öncelikle ve özellikle "temel altyapı eğitim" sürecinde daha ağırlıklı olduğunu belirtmek gerekir.
Temel altyapı eğitim sürecinin doğru ve pedagojik bir eğitim standardına kavuşturulması gerektiği çok açıktır. Daha sonra giderek değişecek olan gelişim ve performans altyapı eğitim süreçleri gelir ki; Birbiri üzerine binmiş olan ardışık ve bütüncül bir eğitim yapılanmasının sağlanması açısından önemli ve gerekli bir altyapı modelini zorunlu kılar.

Bu modeldir ki ülke futbolunun ve aynı zamanda üst yapı futbolunun zenginlik ve verimliliği için tek seçenektir.
Futbolda "temel altyapı eğitimi" süreci daha çok çocukların gelişim özelliklerinin yön verdiği ve çocuğa göre eğitim ilkesinin önemsendiği bir süreç olmak zorundadır.

Özetle;
8-9 yaşlara değin devam etmesi gereken süreçte eğitim amacı asla futbola özgü teknik ve taktik davranışların öğretilmesini içermemelidir.
8-9 yaşlarda formal ve sistematik bir eğitimine geçişin ana hatları ve amacı temel hareket becerilerinin futbola transferi ve özelleşmiş hareket becerilerinin geliştirilmesi amaçlı bir "hareket gelişim amaçlı etkinlik/oyun futbolu" formasyonu içerecek şekilde olmalıdır.

10-12 yaşlar ise taktik öğretimin öncellenmediği, asla performans beklentisinin olmadığı bir biçimde futbol temel teknik becerilerinin zorlaştırılmamış koşullarda ve yaratıcılığa olanak sağlayan eğitim ortamlarında yürütülmesi gereken bir süreç olmalıdır.
Çocuklar 9 yaşlarına değin yer değiştirme, dengeleme ve nesne ile ilişkili tem hareketleri beceri seviyesinde yapıyor olmaları yanında, vücut yönetimi, oyun, cimnastik, ritm, zaman, mekan, yönsellik ve yansallık algılarına dayalı görsel temelli uyaranlar ile gerçekleştirilen motor davranışları sergileyebilecek yeterliliğe ulaştırılmalıdırlar.
Büyüklerin oynadığı futbolun küçüklere oynatılmaya çalışılması veya büyüklerin yaptığı çalışmaların çocuklara yaptırılmaya çalışılması temel altyapı eğitimi değildir.

Futbol Altyapı Eğitiminde sihirli yıllar olarak tanımlanan 10 -12 yaş dönemi ise gelişim altyapı eğitiminin birinci evresidir ve çocuklar artık burada birçok hareket becerisini futbola transfer edebilir ve koşullar çocuğa göre hazırlandığında performans beklentisi olmaksızın birçok temel teknik beceriyi gerçekleştirebilir. Bu dönemi hareket becerilerinin ve vücut kontrollerinin futbola transferi ve futbola ilişkin hareket dağarcığını genişletme dönemi olarak tanımlayabiliriz.

13,14 ve 15,16 yaşlar ise giderek futbolun, gerçek dünyanın futboluna özgü oynanmaya başlandığı ve temel taktik becerilerde sıçrama ve öğrenmelerin hızlandığı evreleri ve dönemi içerir. Biyomotor gelişimde farklılıkların ortaya çıktığı ve fakat buna karşın çocukların ağır yük altına sokulmamasının önemli olduğu yaş dönemleridir. Çünkü ağır yüklemeler futbola her açıdan tam adaptasyonu engelleyen olumsuz etkiler yaratmaktadır.

17-18 yaş performans altyapı eğitimi ise ağırlıklı olarak taktiğin ve sistemlere ilişkin uygulamaların tamamlandığı, kondisyonel açıdan artan bir gelişimin kaydedildiği ve A takımlara geçişlerin başlaması gereken bir eğitim süreci olarak değerlendirilir.

TECRÜBE VE ÇOCUKLAR


TECRÜBE DENEYİM DEMEK DEĞİLDİR.
TECRÜBE; YAŞADIKLARINLA KARŞILAŞTIĞIN YENİ BİR DURUM KARŞISINDA NE YAPTIĞINDIR.

Bu tanımdan hareketle yaşı daha küçük oyuncular daha tecrübeli olabilirler.
Çünkü tecrübeli oyuncu demek oyun içinde, antrenmanda ve pozisyonlarda yaşadıkları olumlu ve olumsuz deneyimlerden sonraki süreçte yararlanabilen oyuncu demektir.

Bu açıdan altyapı eğitimleri çocuk ve gençlere tecrübe kazandıran içerikte olmalıdır.
Çocuk ve gençlere aynı şeyler yaşatmak ve aynı şeyleri yapmalarını istemek onları tecrübeli kılmaz.
Onların tecrübeli kılınması demek yaşadıkları ile yaşayacaklarını daha amaçlı ve doğru yapmalarını sağlamaya çalışmaktır.
Böyle yap, şöyle yap demek onları tecrübeli kılmaz.

Yanlış yaptıklarını tekrar yapmamalarını sağlamak onları tecrübeli kılar.
Kısaca ve özetle tecrübe yaş ve çok yaşamış olmak yanında çok deneyim ile de elde edilecek bir şey değildir.
Tecrübe her defasında aynı yanlışı yapmamaktır.

Bunun için bir önceki başına gelenlerle, YAŞAMIŞ OLDUKLARINLA , KARŞILAŞMIŞ OLDUĞUN YENİ DURUM KARŞISINDA NE YAPABİLDİĞİNDİR.

Futbolu böyle öğretmek ve böyle öğrenilmesini sağlamak, futbol eğitiminin zaman ve emek açısından boşa gitmesini engelleyecektir.
Eğitimin boşa gitmemesi ve tecrübenin tesadüflere ve bireysel özelliklere bırakılmaması çok önemli bir eğitim anlayışıdır.

Futbol eğitiminde çocuklara yaşattıklarımızla, onların yeni yaşayacakları karşısında yaşamış olduklarını kullanmalarını sağlamak zorundayız. Aksi halde öğretme ve öğrenme çok fazla amacına ulaşmamış demektir.

"FUTBOL AKADEMİ" DİYE TANIMLANAN ALTYAPI KURUMLARI ve ALTYAPI EĞİTİM DÖNEMLERİ SİSTEMATİĞİ ÜZERİNE...


"Futbol akademileri" diye tanımlanarak kurumsal modellemesi hayata geçirilmeye çalışılan alt yapıların en büyük açmazları temel altyapı eğitim dönemleri ile ilgili gerçek ve formal bir eğitime geçememiş olmaları ile bu dönem eğitimlerini baştan savma "spor okulları" adı altında göstermelik şekilde sürdürüyor olmalarıdır.
Futbol akademilerinin eğitim dışındaki en büyük sıkıntıları yönetsel işleyişlerini farklı ve kendine özgü kılamamış olmalarıyla ilgilidir.

"Akademi kavramı zaten bağımsızlık vurgusu olan, kendi iç işleyişini kurabilme ve yürütebilme yeterliliği taşıyan, bir grup ya da kişiye bağımlı olmayan ve sürekli arayış ve denenceler peşinde koşan bilim ve uygulama örgütlenmesi demektir.

Şu an itibari ile altyapı kurumlarımızın yönetsel açıdan temel problemi bağımsız ya da özerk olmayışlarıdır. Akademi kavramını kullanıyor olmak bunu çözmeye yetmediği gibi akademi kavramının da içini boşaltan bir nitelik taşımaktadır.
Kendi bütçesi, yönetim kurulu, genel kurulu ve eğitim ve personel kadrosu olmayan bir yapının "akademi" olması mümkün değildir. Artı üretkenliği olmayan ve üretkenliğini somut olarak belirlemeyen bir yapı akademik olamaz.
Akademi kavramı herkesin kullanabileceği bir kavram olmaktan çıkarılması ve lisansiye yani "yeterlilik ölçütlerinin sağlanmış olması" haline getirilmesi şarttır.

Burada birincil önemli konu kendi yönetim ve işleyişini kurmuş olan, bağımsız ya da özerk/katma bütçeli, denetlenebilir ve kapalı/ açık eğitim alanları ile altyapı dönem ve evreleri uzmanlıkları olan eğitmen antrenör kadrolarının tahsis edildiği, sağlık ve sosyal yardım ilişkilerini kurmuş olan, sekreterya ve yardımcı personelin işlevsel hale getirildiği kurumsallığın sağlanmış olmasıdır.

Üst yapı nasıl bir örgütlenme ciddiyeti ve özeni içindeyse altyapılar da aynı özen ve ciddiyetle kurulmalıdır ki; Kurum haline gelebilsinler.

Bu yapılanmanın eğitsel açıdan önemi ve asıl işlevi temel altyapı eğitimlerinden başlayan bir eğitim sistematiğini gelişim altyapı ve performansa dönük altyapı dönemlerine kadar sürdürebiliyor olmasıdır.
Bu yapıların öncelikle okul olmaları yani eğitim verecekleri kompartımanlarının gelişmiş olması ve daha da önemlisi akademi denilen özgünlük ve eğitim uygulama modellerinin alanları olmak durumundadırlar. Aksi halde eğitsel açıdan da akademi olarak ifade edilmelerinin önemi ve gereği yoktur.

Akademilerin olmazsa olmaz eğitim dönemleri "temel altyapı eğitimi" dönem ve evreleridir.
Çünkü başlangıç budur.
Bu başlangıç aynı zamanda "akademinin de başlangıcı" demektir.
Bu anlamda özellikle 10-12 Yaş üzerinde ısrarla durmak gerekir.
Çünkü bu dönem sihirli bir yaş dönemidir.
Sihirli dönem dememizin nedeni ise bu yaş sürecindeki çocukların oyun için gereken birçok FARKLI davranış yeterliliği gösterebiliyor oluşlarıdır.
Çocuklar 3-7 yaş arasında gerçekleştirebildikleri "temel hareket becerileri" sayısı nicel olarak hızla artarken,
8-9 yaşlarında bu temel temel hareket becerilerinde kalitesinde/niteliğinde bir artış meydana gelir.
10-12 yaşlarında ise hızında, farklı durumlara transferinde ve özellikle futbola ilişkin hareket çeşitliliği sayısında bir sıçrama ile kendini gösterir.
Ve dahası birçok hareketi oyunlarda çok rahat ve amaca dönük olarak kullanabilirler. Yeter ki büyük sahalarda ve ağır ve büyük topların yanı sıra kendilerinden daha büyük çocuklar ile boğuşmak zorunda kalmasınlar.
12-15 yaşları ise bu hareketlerin becerisinde/kalitesinde artış gelişirken, bu becerilerin oyuna transferleri en üst düzeye çıkar.

Şimdi bu gerçekler ortadayken "futbol akademi" diye tanımlanan bir çok futbol altyapı eğitimlerinde özellikle "temel altyapı eğitimi" dediğimiz süreç ne kadar sağlıklı yürütülmektedir?
Üstelik 8,9 yaşlarında terbiye edilmemiş çocukları alıp, onlardan kurallı oyunlar bekliyor olmanın, 10-12 yaşındaki çocuklardan da büyüklerde olduğu gibi mevki belirleyerek, katı bir disiplin ve bölge oyunları beklemek ve üstelik bunu müsabaka koşulları yaratarak performansa dönük gerçekleştirmeye çalışmak ahlak, vicdan ve bilim ile hiç bir açıklaması yoktur.

8, 9 yaşlarındaki çocukların susma ve dinleme terbiyelerini çözümleyememiş bir ebeveyn ve okul yaklaşımı bir yanda dururken, onlardan büyükler gibi oyun oynamalarını bekleyen ve altyapı eğitimci yaklaşımını bir araya getirdiğinizde karşınıza ne olduğu belli olmayan zaman ve emek kayıpları çıkmaktadır.

"At topu oynasınlar" ve "benim çocuğum en iyisidir" koalisyonu ile varılabilecek nokta "futbol akademileri"ni okul olmayı beceremeden akademi olmayı tasarlamış bir taklitten öteye taşımaz.
Özetle eğitsel açıdan akademilerin özgünlüğü 8 yaşlarından itibaren formal bir eğitim programı ile gelişim psikolojisi ve hareket eğitim modelleri temelinde oyuncu adaylarını ilk evrede iki yıllık genel beceriler, koordinatif özellikler ve algısal motor gelişim açısından mükemmelleştirmeye çalışmasıdır.
18 yaşına değin sürecek bu yolculuk kendini akademi diye adlandıran bir kurumun neleri ne ölçüde başarıp başaramadığının tek ölçütü olacaktır.

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMLERİNE ERKEN YAŞLARDA BAŞLATMAK DEMEK, FUTBOLA ERKEN BAŞLATMAK DEMEK DEĞİLDİR...


Çocuklar 7 yaşına kadar ne yapmaları gerektiğini içgüdüsel, görerek, taklit ederek ve tek şey olarak yaparlar.

8-10 yaşına kadar neler yapmaları gereğini en fazla iki bilemedin üç seçenek üzerinden yapabilirler.

10-12 yaşlarında neleri, niçin yapmaları gereği üzerine düşünmeye ve öyle yapmaya çalışırlar ki; bu da onların teknik becerileri geliştirmelerinin nedenidir.

Özetle 10-12 yaşından önce yapılan hiç bir çalışma ve eğitim uygulaması ne kadar futbol ile ilgili olursa olsun asla futbol amaçlarına yönelik bir çalışma olmaz.
Gerçek anlamda futbol eğitim uygulamaları 10-12 yaş aralığında başlar.
Daha önce yapılan tüm çalışmalar zorlama, dayatma ve sıkıntılı çalışmalardır. Eğer zorlama ve dayatma yoksa bu çalışmalar temel hareket becerileri, özelleşmiş hareket becerileri ve bunların sonucu koordinatif özelliklerin geliştirilmesine katkı demektir.

Spesifik, special ya da branşa özgü eğitim uygulamaları demek o spor branşının karakteristik özelliklerine göre gerçekleştirilen uygulamalar demektir. Çocuklar 10-12 yaşlarından önce futbolu aslına uygun olarak yani tam olarak asla oynayamazlar...

Çocuklar ayak ve top ilişkisine elbette daha erken başlamalıdırlar.
Ama bu futbol oyunu demek değildir.
Ayak topu oyunu ve etkinliği olarak ele alınması demektir.

Not: 4-6/7 yaşındaki çocuklar kendilerine söylenen iki farklı davranışı ardı ardına asla yapamazlar. Bunu yapmaya biliş/düşünce gelişim özellikleri elvermez.
Hele hale üç farklı şey onlar için üç kural demektir. Üç kurallı, iki kurallı bir etkinliği yapmaları mümkün değildir.
Ardı ardına bağımsız ve içlerinden geldiği gibi davranabilirler. Ama bunu dahi bir kez daha tekrar gerçekleştiremezler.

4 Kas 2016

DENGE (İÇ ALGI) NEDİR? FUTBOLDAKİ DENGE NEDİR?



İçalgı ya da denge normal yaşamımızı sürdürmede ve özellikle sportif eğitimdeki verimliliğin arttırılmasında önemli bir hareket ve gelişim özelliği yeterliliğidir.

Denge vücudu kontrol etme ve yönetme yeterliliğidir.

Çok daha farklı bir tanımla denge, değişen mekan, zemin ve nesne ilişkilerinde vücudun konumunu amaç doğrultusunda tutabilme ve devam ettirebilme yeterliliğidir.

Futbolda altyapı eğitim uygulamalarında "denge çalışmalarını" gözlemlediğimizde bu çalışmaların sadece "ayakta kalabilmek" pozisyonunu sağlamayla ilgili olduğu görülmektedir. Bu yanlış olmasa da eksik ve amaca yönelik bir denge çalışması değildir.

Futbol oyunu esas olarak "top ile ilişkiye dayalı değişen pozisyonları devam ettirebilme esasına dayalı beceri oyunudur.
O halde buradaki denge nedir?
Top ile ilişkili olarak çok farklı koşullarda hareketi devam ettirebilme pozisyonlarında vücudu yönetebilmektir.
Yani futbolda nesne, durum ve beden oryantasyonunun sağlanmasıdır.
Kısaca koordinatif yetiler aynı zamanda DENGE'nin ta kendisidir.
Ama bu koordinatif yetiler top, değişen koşul ve bedenin bir arada olduğu hareket devamlılığı ile gerçekleştirelebilir.
Sadece beden dengesi, sadece top ile denge, sade veya durum dengesi futbola özgü verimliliği arttırmaz ve geliştirmez.
Eğer öyle olsaydı beden ve durum ile ilgili olarak dünyanın en gelişmiş denge özelliğine sahip cimnastikçiler veya sirk cambazları çok iyi futbolcular olurlardı.

Özetle futbolda içalgı yani denge topun, değişen durumların ve bedenin amaca yönelik sürdürülebilir beraberliği demektir.
Basit bir uygulama örneği: 12 yaş ve üstü için,
180 derce dön pas al, gösterilen yöne pas ver, gösterilen yöne koş 360 derece dön pas al.
Aynı işi üst üst üste üç kez tekrarla dinlen..
3-4 set aralar 1dk.
8 yaş için;
Yerde yuvarlan, kalk, koş, dön ve topu tut.

23 Eki 2016

FİZİKSEL GELİŞİM AÇISINDAN ALTYAPI EĞİTİMİNİN ÖNCELİĞİ VE AMACI NE OLMALIDIR?


Çocuklarda fiziksel gelişimin iki yönü vardır.
1. Bedensel gelişim
2. Psikomotor gelişim

BEDENSEL GELİŞİM;
Bedensel gelişim denilen şey en basit anlamda “büyüme” ile ilgili gelişim anlamına gelmektedir.
Büyüme boyuna ve enine gerçekleşir.
Çocuğun iç ve dış organları ile uzuvlarının boy ve hacim artışını ifade eder.
Pratik anlamda kollar, bacaklar, gövde ve başın ölçü olarak uzaması, genişlemesi ve ağırlığında artışlar büyüme olarak nitelendirilir.

Şimdi sormak gerekir; Bu kısa açıklamadan sonra çocuklar çabuk büyüsün diye bir eğitim söz konusu olabilir mi?
Hayır…
Böyle bir eğitim amacı olabilir mi?
Elbette hayır.

Çünkü büyüme insanın genetik kodlarında olan ve olması gerektiği gibi doğal seyrine bırakılan bir gelişimdir.
İşte bu nedenledir çocukların boyunu uzatalım, kaslarının hacmini arttıralım gibi düşünceden hareketle yapılan dış müdahale dediğimiz antrenman ve yüklenmeler yararsız ve erken olmaları nedeniyle zararlıdır.

Büyümü noktaları ve odakları dediğimiz iskelet sisteminde yer alan alanların erken kapanmasına yol açar.
Kuvvet adına yapılan müdahaleler yani kuvvet amaçlı ağırlık ve yüklenme çalışmaları ise kasları gereksiz ve erken uyararak büyümesine yol açarken aynı oranda sinir sistemine ilişkin gelişim sağlamadığından özelliksiz bir kas gelişimine neden olabilmektedir.

Özetle futbolda altyapı eğitiminin özellikle 15’li yaşlara kadar olan bölümlerinde büyüme’yi ilgilendiren uzama, genişleme yani boy, kilo artışını doğal olmayan yollardan sağlamayı amaçlayan antrenmanlardan kaçınılmalıdır.
Altyapı eğitiminin bedensel gelişimi öncelemesi ve bedensel gelişimi amaçlayan şekilde yürütülüyor olması en büyük hatadır.

Bir kulübün altyapı kurumunda futbol küçük yaşlarda bedensel gelişime dayalı olarak geliştirilmeye çalışılıyorsa, orada altyapı eğitimi iyi altyapı eğitimi olmadığı gibi, kötü ve zararlı bir altyapı eğitimidir.

PSİKOMOTOR GELİŞİM
Psikomotor gelişim en basit anlamıyla yaş düzeyine uygun hareket yeterliliği gelişimi demektir
Hareket yeterliliği dediğimiz şey ise;
- Hareketleri amacına uygun gerçekleştirme,
- Hareketleri giderek artan bir beceri düzeyinde yapabilme,
- Çok çeşitli sayıda hareketi gerçekleştirme,
- Hareketleri işin gereği gibi ve farklı koşullarda gerçekleştirme,
- Hareketleri ZAMANA, MEKANA, YÖNE, YANA VE DEĞİŞEN DURUMLARA GÖRE amaçlı ve doğru yapabilme..

Yukarıda sıralanan hareket yeterlilikleri (psikomotor gelişim),
7 yaşına kadar temel hareket becerileri, 10,12 yaşları arasında özelleşmiş hareket becerileri, 12- 15 yaşlarında değin branşa özgü hareket becerileri ve 16-18 yaşlarında ise verimsel hareket becerileri olarak devam eder gider ya da devam edip gitmelidir.

İşte altyapı eğitimlerinin başlama ve sonuçlanmasına değin eğitim müfredatı ve uygulamalarının esası psikomotor gelişimi amaçlayan bir içerik taşımalıdır.
Çünkü çocuklar için futbol asla bir kuvvet ve dayanıklılık oyunu değildir ve olmamalıdır.

Çocuklar için futbol hareket becerileri oyunudur.
Bu ideal gerçek altyapı eğitiminin "psikomotor gelişim" dediğimiz hareket yetkinliğinin arttırılması üzerine şekillenmesi anlamına gelir.

Top ile ilişkili hareket çeşitliliği ve bu hareket çeşitliliğinin de giderek farklı ortam ve koşullarda beceriye dönüştürülmesi altyapı eğitimimin tüm müfredatını oluşturmalıdır.

21 Eki 2016

EĞİTİCİ ANTRENÖRLERE VE EĞİTİLEN ÇOCUKLARA DAİR BİR PEDAGOJİ NOTU


Özellikle çocuklar antrenörleri ile ilgili olarak en çok neleri hatırlar ve hangi özelliklerini takdir ederler?
-Antrenörlerinin çok iyi futbol oynamış olmalarını mı?
-Hala kendilerinden daha iyi futbol oynuyor oluşlarını mı?
-Boy, pos ve yakışıklı oluşlarını mı?
-Bağırmalarını mı?
-Gülmelerini mi?
-Çok konuşuyor olmalarını mı?
-Sinirlilik hallerini mi?
-Çok şey öğretiyor olmalarını mı?

Kesinlikle hayır...

Elbette hepsini hatırlayabilirler ama asla önemsemezler ve takdir etmezler...
Çocuklar gelişim özellikleri gereği öğretmen ve antrenörlerini rol model alabilirler.
Ama asla yukarıda sayılan tutum ve davranışları hatırlamak için kendilerini zorlamazlar ve takdir etmezler.
Çünkü çocukların takdir etme özelliklerini oluşturacak olan "bilgi, yaşanmışlık ve kıyaslama yapabilme deneyimleri olmadığı için takdir etmeleri sınırlıdır ve çok kayda değer değildir.

Ama bütün çocuklar takdir etme ve hatırlama ve takdir etme ile ilgili olarak
-Sevmeyi,
-Güvenmeyi,
-Kendini ifade edebilmiş olmayı hatırlarlar ve takdir ederler...

Şöyle bir ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinizi hatırlamaya çalışınız, hatırladıklarınız ve takdir ettikleriniz sizi sevenler, size güven verenler ve kendinizi ifade etme imkanını bulduğunuz öğretmenlerdir.

İşte bir antrenörün çocukları için hatırlanma ve takdir görmesi bu üç temel yaşam biçimi üzerinde oluşur.
Dolayısıyla antrenörler;
- Çocukları sevmelidirler ve onlara saygı duymalıdırlar.
- Onları birbirlerinden ayırmamalı, eşitsizliğe neden olmamalı ve her zor durumda yanlarında olduğunu göstermelidirler.
- Çocuklara öncelikle bazı özelliklere sahip olduklarını fark ettirmeli ve bu özelliklerini sözel, duygusal ve elbette biyomotor / yani hareket becerileri şeklinde ifade etme ortamları sunmalıdırlar.

Futbol mu?
O zaten bunlar olduğu sürece olacaktır.
Hem de en iyi şekilde..

15 Eki 2016

Futbol Altyapı Eğitiminde Ölçme Değerlendirme Araçları 2: Gelişim Kontrol Listeleri




Kontrol listelerinde amaç çocuğun çeşitli gelişim alanlarında nasıl geliştiğini belirlemektir. Bunu yanında bu listeler, antrenörlere günlük plan içerisindeki etkinlikleri düzenleme konusunda da fikir verebilir.

Çocukların hangi alanlara/ kazanımlara yönelik desteklenmeleri gerektiğinin biliniyor olması, o alanlara yönelik çeşitli etkinliklere ağırlık verilmesine fırsat verebilir.

Kontrol listeleri hem bireysel gözlemlerde, hem de grup gözlemlerinde aynı anda kullanabilirler.
Kontrol listeleri gözlemlemek istenen gelişim alanına ait becerilerin (amaç ve kazanımların) listelenip, belirli zamanlarda yapılan gözlemlerle çeşitli formatlarda doldurulması şekli
nde kullanılabilirler. ‘Evet / hayır, “yapabiliyor / yapamıyor”, “az / çok” “gelişmiş / geliştirilmesi gerek” gibi.

Kullanım açısından kolay olmaları, antrenörlerin bu yöntemi tercih etmeleri için sebep oluşturabilir. Antrenörler gerektiği durumlarda kontrol listesi hazırlayabilir ve kullanabilirler.

Kontrol listelerini kullanırken dikkat edilmesi gereken nokta ölçütlerin tutarlı/mantıklı bir anlayışla düzenlenmiş olunmasıdır. Gelişim alanlarının doğru bir şekilde gruplandığından ve kendi içinde tutarlı olduğundan emin olmak gerekir. Örneğin; hareket becerileri ilgili bir kontrol listesinde, oyun becerileri ya da taktik beceriler gelişim alanına ait bilgilerin/ maddelerin olmamasına dikkat edilmelidir.

Gelişimsel kontrol listeleri her gelişim alanı ile ilgili olarak düzenlenebilir ve çocukların gelişimlerinin gözlenmesi kayıt altına alınabilir.

Altyapı Eğitim Dönem ve Evreleri dikkate alındığında her dönem ve evre için gözlem formların içeriklerinde yer alan ölçütler çocukların içinde bulundukları dönem ve evrenin futbol eğitim içerikleri doğrultusunda değişmelidir.
Örneğin paylaşılan gözlem formu “Temel Altyapı Eğitimi Dönemi” ile ilgili olarak tamamen alan ile ilgili olarak düzenlenmiş bir kontrol listesi örneğidir.

12 Eki 2016

EĞİTİMDE FARKLILIKLARI DİKKATE ALMAK...


(Çocukların Kişilik ve Bedensel Özellikleri ve Futbol Eğitimi)

İnsanlar farklı kişilik özelliklerine sahiptirler.
Sadece kişilik değil farklı olumlu özelliklere de sahiptirler.
Kimisi ağır ve serin kanlı, kimizi aceleci ve kıvrak, kimisi güçlü, kimisi tartışmacı, kimisi uzlaşmacı ve bunun gibi...
İşte çocuklarımız da böyledirler aslında.. Önemli olan farklı özellikleri törpülemek, yok etmek değil onları geliştirmektir. Yeter ki bu özellikler olumsuz, yanlış ve kötü özellikler olmasın.

Farklı olumlu karakter ve bedensel özellikleri dikkate alan eğitim, daha kavrayıcı daha yaratıcı ve daha verimli bir eğitimdir.
Ne demek bu?
Ve futbol altyapısında ne işe yarar?

Özetle şu demek;
Bütün çocuklardan her şeyi aynı şekilde yapmalarını istemeyin ve zorlamayın demek.
Doğruyu temel olarak aynı şekilde yapsınlar ama daha fazlasını aynı şekilde yapmaya zorlanmasınlar. Çünkü bu durumda kendi kişilik ve bedensel özelliklerini verimli kullanmaktan alıkoyarız onları.
Ve futbolda stil dediğimiz "kendine özgü" olabilmeyi engellemiş oluruz.

Çocuklar top ile ilişkili hareketleri yani temel teknik becerileri temel doğruları ile dinlesinler, görsünler ama kendi özelliklerini işin içine katarak yapsınlar.
Kimi daha ağır ama temkinli, kimi hızlı, kimi çabuk, kimi güçlü, kimi özgüvenli, kimi akıcı, kimi tek dokunuşlu, kimi çok dokunuşlu...ama sonuçta hepsi de kendisine en uygun olanı en iyi biçimde yapsın.
O zaman çocukları seçerken ve değerlendirirken de çay takım seçer gibi değil bir futbol takımında farklı karakterde oyuncuların olması gereğini de düşünerek her çocuğu kendi özelliklerini en iyi biçimde gerçekleştiriyor olmasına bakarak seçmeliyiz.

5 Eki 2016

Futbol Altyapı Eğitiminde Ölçme Değerlendirme Araçları: Gözlem

Gözlem yapmak; çocukların davranışlarını anlamak, öğrenme süreci ve gelişimleri hakkında doğrudan bilgi edinmek için kullanılabilecek ölçme değerlendirme araçlarından birisidir. Her çocuğun kulüp içinde ve saha içinde eğitim faaliyetleri süresince ve serbest zamanlarda gözlemlenmesi ve gözlem kayıtlarının tutulması önemlidir. Çocuklar kendilerini yetişkinler kadar rahat ifade edemediklerinden, onları günlük aktiviteleri içerisinde gözlemlemek çocuk hakkında bilgi toplamak adına gerekli verileri sağlar.
Gözlemler çocukların doğal ortamında, etkinlikler anında ya da oynadıkları oyunu bölmeden ve gözlem yapıldığından haberleri olmadan yapılmalıdır. Gözlemlerin belli bir amaca yönelik yapılıyor olması yani gözlemi yapan kişinin neye dikkat etmesi gerektiğini önceden bilmesi çok önemli ve gereklidir.
Belirli bir çocuğun ya da grubun davranışlarının gözlemlenmesinin birkaç değişik yolu olabilir. Bunlar;
 Anekdot Kayıtları
Çocuğun davranışlarının yazılı olarak tanımlanmasıdır. Bu kayıtlar ne yaşandığını, ne zaman ve nerede yaşandığını objektif olarak anlatmaya yarar. İsterse antrenör kendi yorumlarını/değerlendirmelerini ve notlarını kayıtların altına ekleyebilir.

Anekdot Kayıt Formu
Çocuğun Adı-Soyadı: Barış Saka
Tarih: 15.08. 2015
Gözlenen Durum: Barış bazı oyunlarda istekli davranmadığı gibi, oyuna katılmaktan olabildiğince kaçınıyor. Yine bu gün öğleden sonra gerçekleştirilen etkinliklerde hasta olduğunu söyleyerek izin almak istedi. Nedenini sorduğumda karnım ağrıyor dedi.
Gözlenen Mekân: Oyun Alanı
Kayıt Tutan Antrenör: Hilmi Bayer
Yorumlar/Değerlendirme: Barış dikkate değer bir şekilde her zaman değil ama bazı zamanlar bu davranışları sergiliyor. Muhtemelen bu davranışı etkinliklerin çeşidiyle ve içeriği ile ilgili olabilir. Çünkü aynı gün kısa bir süre önce gerçekleştirilen etkinliğe katıldı. Birkaç gözlemden sonra Barışın nesne kullanılan etkinliklere karşı olumsuz davrandığı ile ilgili düşüncemi netleştirmiş olacağım.

Örnek Tanımlama
Çocuğun futbol altyapı eğitim etkinliklerinde yaptıkları ve yapabildikleri ayrıntılı olarak kaydedilmesidir.

Olay-Örneklem
Bir davranışın nedenlerini ve sonuçlarını ortaya çıkarmak için kullanılır. Bu sosyal ve duygusal davranışlar olabileceği gibi algısal motor, biyomotor ve teknik beceri davranışları ile de ilgili olabilir.

Olay Örneklem Örneği
Çocuk Adı: Ahmet Sezer
Yaşı: 9
Gün ve saat: 12/08/2015 - 10:30-11:30
Gözlemi Yapan Kişi: Mustafa Mutlu
Gözlem Yapılan Gelişim Alanı: Sosyal-Duygusal

Zaman Davranış Öncesi Davranış Anı Davranış Sonrası
10.40 Ahmet sıklıkla diğerlerinden liderlik özelliği dışında baskın davranışlar sergiliyor.
Ahmet etkinlik anlarında sıklıkla bencil davranışlar sergiliyor. Topun kendisine verilmesi için sürekli bağırıyor.
İstediğini yapmayan çocuklara taciz edici davranıyor.

Değerlendirme: Ahmet Sezer bencillik ve yüksek ego sorunu. Yapılması gereken: Ahmet’in diğer çocuklardan ayrıcalıklı olmadığının ona hissettirilmesi yerinde olacaktır. Ancak liderlik ile ilgili özelliklerinin ise öne çıkarılması için uygun roller ve görevler düşünülmelidir.

Zaman-Örneklem
Bir davranışın belirli bir zaman dilimi içerisindeki sıklığını gözlemlemek amacıyla kullanılır. Gözlemi yapacak olan kişi gözlemine başlamadan önce hangi davranışı hangi zaman diliminde ve nasıl gözlemleyeceğine karar vermelidir. Belirlenen zaman dilimi içerisinde gözlemi yapılacak davranış dışındaki davranışlar dikkate alınmaz.
Zaman örneklemi genelde eğitim ortamında uygun olmayan davranışlar gösteren çocukların davranışlarının nedenini anlamak amacıyla kullanılır. Zaman örneklemlerini aldıktan sonra antrenör çocukta istenmeyen davranışı değiştirmek adına yapabileceklerini planlar.

Zaman Örneklem Örneği
Çocuk Adı: Onat Kutlar
Yaşı: 10
Gün ve saat: 13/08/2015 09:45-10:00
Gözlemi Yapan Kişi: Ahmet Atakan
Gözlemi Yapılan Davranış: Eğitim etkinliklerinde etkinlikleri tam olarak yapmama, yapmaktan kaçınma, yapmak istememe.
Olay Zaman Notlar
Onat etkinlik başlarken kendini gizlemeye çalışıyor 09:45

Etkinliğin sonuna doğru en az tekrar yapmış olarak etkinliği sonlandırıyor. 09.55

Değerlendirme: Onat etkinliklere katılım için teşvik ve sevecen yaklaşımlara ihtiyaç duyabilir. Özellikle akranları tarafından eleştirilme ya da alay edilme endişesi duyuyor olabilir. Bu konuda önlem alınmalı.
Her yöntem bir diğerinden önemli ölçüde farklı olmasa da, farklı bilgilere ulaşmamızı sağlamaları açısından önemlidir. Tüm anlamlı olabilecek gözlemler, objektif bilgiler içermelidir. Objektif bilgi, görülebilir, koklanabilir, hissedilebilir, duyulabilir ve dokununabilir olmalıdır. Durumu izleyen herkesin, durumu tanımlarken anlaşmaya varabileceği bilgi objektiftir.

Olay Kayıtları
Kayıt tutmak, antrenörlerin çocukların eylem ve davranışlarının kısa tanımlamalarını yazdıkları en yaygın, aynı zamanda en basit gözlem yöntemidir. Burada antrenör için en önemli araç küçük bir not defteri ve kalemdir. Antrenör bu deftere uzun uzun olayı kaydetmez. Bazı anahtar sözcükleri not alır. Daha sonra daha fazla zamanı olduğunda, davranışın ya da durumun daha ayrıntılı bir tanımlamasını yazar.
Bu kayıtlar genellikle, birkaç paragraftan oluşur. Gözlemin yapılacağı önceden belirlenmiş bir zaman ya da yer yoktur. Antrenör gerçekleşen olayın bir parçası olabilir ya da olmayabilir. Olaylar bir ya da birkaç çocuk hakkında da olabilir.

1 Eki 2016

FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖLÇME DEĞERLENDİRME


Eğitim süreçlerine ilişkin gerçekleştirilen öğretim ve öğrenme etkinliklerinin amacına uygun olup olmadığının saptanması için kurumsal değerde öneme sahip bir iş olan “ölçme ve değerlendirme” çok ciddiye alınması gereken bir iştir.

Ancak eğitimin önemli bir parçası ve bütünleyicisi olan ölçme/değerlendirme, amaca uygun olarak gerçekleştirilmediğinde yararı olmayan, hatta sakıncalar doğurabilen bir uygulamadır. Çünkü olumlu ya da olumsuz yargıya varacağınız değerlendirmede kullanılan ölçme araçlarının doğruluğu veya bu ölçme araçlarını oluşturan ölçütlerin gerçekleştirilen eğitimin öğretim ve öğrenmeye yönelik olup olmaması kadar, verilen eğitimin gerçek yaşam ile ilgili amacına uygunluğunu ölçüp ölçmemesi ile de ilgilidir.

Futbolda altyapı eğitiminin içeriği yanında, bu içeriğin yaş dönem ve evrelerine göre planlanmış olup olmadığı, gerçek yaşam ile ilişkilendirilip ilişkilendirmediği gibi stratejik öneme sahip konular dışında eğitim sürecinin devam ettiği koşullar, olanaklar değerlendirme ölçme araçlarını ve ölçme araçlarını oluşturan ölçütleri geçerli ya da geçersiz kılabilecektir.

Futbol altyapı eğitim içeriğinin olması gerektiği biçimde en doğru ve bilimsel temelden hareketle yürütüldüğü durumlarda belli dönem ve evrelerde yapılacak değerlendirmeler için kullanılacak ölçme araçları ve bu araçlarda yer alan ölçütler söz konusu eğitim içeriği göz önüne alınarak gerçekleştirilmelidir. Bu durumda verilen eğitimin ne denli sağlıklı sonuçlar ürettiğini somut olarak görmek mümkün olabilecektir. Burada esas olan çocukların öngörüldüğü şekilde yaş düzeylerine uygun bir gelişim kaydedip etmediklerinin saptanması kadar, çocukların olumlu bir değişim içinde sürekliliği gösterip göstermedikleri konusunda düşünce sahibi olabilmektir. Çocuklarda beklendik ölçülerde gelişim amaçlı olumlu bir değişimin saptanması veya saptanmaması çocukların sorgulanmasından çok eğitim içeriğinin veya eğitim uygulamalarının sorgulanması anlamına da gelmelidir.

Kıyaslamacı ölçme değerlendirme bağlamında başka bir eğitim içeriğine bağlı olarak hazırlanmış ölçme ve değerlendirme uygulamaları sizin eğitiminizi değil, başka eğitim programları karşısındaki durumun gözden geçirilmesi anlamında yararlar sağlayabilir.
Futbol altyapı eğitiminde ideal olan ölçme değerlendirme sürece bağlı olarak kesin yargılardan uzak, altyapı yaş gruplarına yönelik olması gerektiği gelişimleri gösterip göstermediklerini ifa edecek olan bir ölçme ve değerlendirme anlayışıdır.

Eğitim sürecinde parçalar halinde ve eğitim süreci bütünün sonunda elde edilen ürünler üç biçimde ortaya çıkabilir. Bunlar;
*İstendik ve yeterli düzeyde oluşmuş davranışlar,
*İstendik fakat yetersiz düzeyde kalmış davranışlar,
*İstenmeyen davranışlardır.

Sistemde yukarıda yazılı ikinci ve üçüncü davranış türlerinin ortaya çıkması, bu sistemin kontrolünü zorunlu kılmaktadır. Bu kontrol değerlendirme ile mümkündür. Buna göre, değerlendirme eğitim sisteminde istenmeyen ve yetersiz olan ürünlerin (davranışların) neler olduğunu ve bunların kaynaklarını ortaya çıkaran bir uygulamadır.
Bu anlamda ölçme ve değerlendirme eğitim sisteminin işleyişinin izlenmesi, kontrol edilmesi ve gelişiminin sağlanması bakımından çok önemlidir.

Değerlendirmenin yapılabilmesi için ölçmeye ihtiyaç vardır. Ölçme, en genel tanımıyla bir niteliğin gözlenerek sonuçlarının sayı ya da sembollerle gösterilmesidir. Ölçme bir özellik ya da bir oluşumun oranını gösterir. Ölçmenin tanımından bir niteliğin ölçülebilmesi için onun gözlenmesi gereği anlaşılmaktadır. Niteliklerin gözlenmesi işi, ya doğrudan duyu organları ile ya da araçlar yardımıyla yapılır.

Ölçme yapmak, varlık veya olayın ölçülmesi istenen özeliğini, bu özelliğin ölçülmesine yarayan bir ölçeğin birimleri ile belli bir şekilde karşılaştırması demektir. Değerlendirme ölçme sonunda bir hüküm vermek için yapılan işlemdir. Ölçme, değerlendirmeye olanak sağlayan sayısal ifadeleri hazırlar ve değerlendirmeyle bir anlam kazanır.
Ölçme ve değerlendirmenin yararları;
*Antrenöre sporcuyu tanıtır.
*Sporcuya durumunu bildirir.
*Antrenörün geleceğe ilişkin planlamalar yapmasına kaynaklık eder.
*Altyapı eğitim hizmetinin daha nitelikli yapılmasını sağlar.
*Antrenörün daha iyi bir şekilde rehberlik yapmasını sağlar.
*Antrenörün kendisini tanımasını sağlar.
*Ebeveynlere çocuklarının durumu ve gelişimi ile ilgili bilgi sağlar.
*Sporcuların kendi içinde bireysel gelişimi ve öğrenme profilini ortaya çıkarır.

Öğretim süreçleri ve öğretim ve öğrenme süreçlerinin evre ve dönemleri ile ilgili değerlendirmeler sporcuların hangi kazanımları elde edip etmedikleri, diğer bir söylemle istendik ve yeterli düzeyde davranış oluşturup oluşturmadıkları ile ilgili bazı veriler sağlar. Bu veriler aynı zamanda öğretimin etkililiği yani öğretim programı ve eğitici antrenörler ile de ilgili geribildirim anlamına gelmektedir.

Ölçme sonucunda yapılan değerlendirmeler genel olarak;
*Biçimlendirme ve yetiştirmeye yönelik olarak yapılan değerlendirmelerdir.
•Ana görevi öğretim sürerken her ünite veya konudaki öğrenme eksiklerini ve güçlüklerini belirlemektir.
•Bu tür değerlendirmelerde not verilmez/ yargıda bulunulmaz.
•Bu değerlendirme sonunda belirlenen öğrenme eksiklikleri öğrencilere bildirilir ve eksikleri giderici önlemler alınır.
•Böylece öğretimi öğrencilerin öğrenme hızına göre ayarlamak mümkün olur.
•Eksiklerin bir sonraki öğrenme sürecinden önce tamamlanmasına öğrenmelerin izlenmesi denir. Bunun için yapılması gereken öğrenme eksiklerinin belirlenmesidir.
*Değer biçmeye yönelik değerlendirmelerdir.
•Öğretim süreci, öğretim evre ve dönemleri sonunda programın öngördüğü hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığını belirlemek için yapılan değerlendirme türüdür.
•Bu tür bir değerlendirmenin sonunda öğrenci, antrenör ve program hakkında bir yargıya varılır.
•Bu değerlendirme türü ünite/konular ya da bazı beceriler sonlarında yapılan izlemelerden farklıdır.
•Bu değerlendirme türü bir çalışmayı / etkinliği ya da bir kaç çalışmanın / etkinliğin tamamını da kapsayabilir.
•Elde edilen sonuçlara bakılarak planlanmış hedefler doğrultusunda ne derece ilerleme sağlanabilmiş olduğu ortaya konabilir.

Futbol altyapı eğitimleri esas olarak çocukların gelişim düzeylerine uygun olarak futbol ile ilgili başta biyomotor beceriler olmak üzere, futbol oyunu ile ilgili tüm gereklilikleri iyi şekilde oluşturmayı amaçlar. Bu bağlamda;
*Temel (Genel) hareket becerileri,
*Özelleşmiş hareket becerileri
*Algısal motor yetiler,
*Koordinatif yetiler,
*Futbol temel teknik becerileri,
*Oyun becerileri, oyun düşünce becerileri ve oyun içi yaratıcı davranış becerileri,
*Taktik davranış becerileri,
*Motor yeterlik ve verimlilik
Gibi gelişim özelliklerinin gerçekleştirilen eğitim süreci boyunca değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmeler için bazı ölçmeler bu ölçmeler içinde bazı ölçme araçları ve bu ölçme araçları içinde bazı ölçütler kullanmak gerekir.

Futbol Altyapı Eğitim Süreçlerinde Kullanılması Gereken Bazı Ölçme Araçları
Genel olarak eğitimde ve özel olarak da spor ve futbol altyapı eğitimlerinde çocukların ve gençlerin verilen eğitime bağlı olarak elde etmeleri beklenen kazanımları süreç ve ürün açısından kontrol etmek gerekir. Bunun için kullanılan birçok ölçme aracı söz konusudur. Bunlardan futbol altyapı eğitiminin çok uzun bir süreç olduğu ve bazı özelliklerin gelişiminin ve kazanılmasının bazı evrelerde ve dönemlerde gerçekleşmesi gereği göz önüne alındığında en uygun ve kullanılabilir ölçme araçlarını dört başlıkta toplamak mümkündür. Bunlar; “Gözlemler” “Kontrol Listeleri”, “Gelişimsel Derecelendirme Ölçekleri” ve “Performans Testleri”dir.

Kaynak: İ. Topkaya "Futbolda Altyapı Eğitimi" Paradigma Akademi Yayınları, 2015.

13 Eyl 2016

OLGUNLAŞMA NEDİR?


OLGUNLAŞMA;BİR İŞİ YAPABİLMEK İÇİN O İŞİN GEREKTİRDİĞİ GELİŞİM ÖZELLİĞİ YETERLİLİĞİNE ULAŞMAKTIR...

Çocuk bir hareketi veya istenen bir davranışı gerçekleştiremiyorsa, bir eğitimcinin görevi o hareketi veya istenen davranışı gerçekleştirmeyi sağlamak için uğraşmak değildir.
Çünkü eğer çocuk o düzeyde değilse ne yapılırsa yapılsın çocuk asla başaramayacaktır.
Çünkü ortada başarılacak bir durum için gereken koşullar ve hatta başarılacak bir amaç yok demektir.
Bu durumlarda eğitimcinin yaptığı ısrar ve zorlamalar çocuğa eziyettir...

Çocuklar bir hareketi veya istenilen davranışı gerçekleştirme düzeyine ulaştıklarında bunu gerçekleştirirler.
Bu gelişim düzeyini çoktan geçmiş ama hala yapamayanların sorunu ise gecikmiş öğrenme yoksunluğu olarak tanımlanır.
Çünkü ilgili hareket ve davranış ortamı ile karşılaşılmamış olmanın bir sonucudur ve bu başka bir durum yansımasıdır.
Bu durumda olanların bir hareketi veya istenilen bir davranışı yapamıyor oluşları giderilebilir ve yapmaları elbette sağlanabilir. Ama kalitesi ne düzeyde olur onu ancak zaman gösterebilecektir. Bir de çocukların telafi edebilme potansiyelleri...

Olgunlaşma insan hayatını gelişimi boyunca bebeklikten ağırlıklı olarak ilk gençlik yıllarına kadar bir işi yapabilmek için o işin gerekli kıldığı tüm becerileri/davranışları yapabilme gelişim düzeyine ulaşma demektir.
Zihinsel gelişim, İskelet, Kas ve elbette asıl işlevsel olan sinir sisteminin gelişimi ile ilgili bir konu olup, asla öne çekilemez.

Öne çekilemeyeceği için çocuklarda bir işi zamanında yaptırabilmek stratejik öneme sahiptir.
Özetle çocuklar yapabileceklerini yaparak öğrenmelidirler.
Eğitimciler ise çocuklardan yapabileceklerini ilişkin eğitim ortamları hazırlayarak onların gelişimlerine katkıda bulunabilirler.
Çocukların anlamadıkları, gerçekleştirmedikleri ve cevap veremedikleri şeyleri onlardan istemek kötü bir eğitimcilik örneğidir.

Çocuklar yapamayacakları şeyler için zorlanarak daha başarılı olamazlar.
Yapabileceklerini her defasında yapabilecekleri seviyelerde arttırarak ve onları da yapmaları sağlanarak başarılı olurlar.

YENİLİRKEN DE, YENERKEN DE ASIL KAZANIM; YENİ BİR ŞEY ÖĞRENMEKTİR



Çocuklar ve gençler oyunlarda ve müsabakalarda yenilebilirler.
Bu hiç dert değil...
Eğer yenilirken bir şeyler öğrenmemişlerse, işte bu derttir.
Çünkü asıl yenilgi budur. Çünkü müsabaka süreci boşa gitmiş demektir(*).

İnsanlar yenilirken bir çok şey öğrenirler.. Bu sanıldığı gibi yenilmemeyi öğrenmek falan değildir.
Yaptığın iş her neyse hem o açıdan, hemde kişisel açıdan gelişime yönelik yeni bir şeyler elde edebilmektir.
Yani sonraki sürece daha hazır hale gelmektir.
Aynı şey yenerken yani kazanırken de geçerlidir.
Çocuklar ve gençler müsabakayı kazanabilirler.
Ama müsabakayı kazanırlarken yeni bir şey öğrenmemişlerse, kazanmaları çok anlamlı değildir. Sadece bir müsabaka kazanmışlardır. Ve bu onların iyi olduklarını ve ileride iyi olacaklarını göstermez.
Çünkü sadece maç kazanmak sonraki maçları kazanmak anlamına gelmemektedir.
Üstelik geleceğe hazır hale gelmek için yeni bir şeyler öğrenmiş olma anlamına hiç gelmemektedir.

Altyapılarda çocuklara ve gençlere yerleştirmemiz gereken ruh ve düşünce bu olmalıdır. Her durumda bir şeyler öğrenmeye çalışmak...
Bu ders almaya eğilimli olmayı becerebilmek olabilir,
Bu yeni bir hareket veya davranış görmüş veya denemiş olmak olabilir,
Bu nerede ve neden hata yaptık sorusunu cevaplayabilmek olabilir,
Bu karşındakilere saygı duymak nasıl olur olabilir,
Bu eleştiri ve özeleştiri yapabiliyor olmak olabilir,
Bu bazı denenceleri denemek ve sonuçların görmek olabilir,
Bu eksiği ve fazlalığı fark etmek olabilir,
Bu kendi özelliklerinin zayıflığını ve yeterliliğini fark etmek olabilir...

Özetle yenmeler ve yenilmeler öğretici olmalıdır. Acı ve gereksiz çoşku değil...

(*) Müsabaka öncelikle oyun demektir ya da oyun olmalıdır.. Oyunu çıkarırsanız geriye sadece yarışma kalır. Sadece yarışmak insanın doğasına uygun olmayan bir eylem ve etkinliktir.

ÇOCUKLAR BASKI ALTINDA OLMAMALI..


Okullardaki eğitim sistemimiz hatalı. Okul öncesinden tutunuz Üniversite düzeyine kadar bu sistem çocukların ve genç insanların kendilerini gereğinden fazla baskı altında hissetmelerine neden oluyor...

Seçme, eğitim verme süreçleri, ölçme değerlendirme gibi ne kadar süreç varsa her birisi çocuk ve gençleri aşağılayan, rencide eden, yarıştıran, cezalandıran, yetersiz ve başarısız hissettiren uygulamalar ile dolu..

Hiç bir çocuk ve genç okul sisteminde kendisini geliştirme ve aşma peşinde değil..
Çünkü böyle bir eğitim anlayışı çocukların ve gençlerin kendilerini geliştirmiş olmaları ile değil belirlenmiş bir ölçüte göre değerlendiriyor.

Futbol altyapı eğitimleri de bu genel anlayışın en kötü ve kaba olarak uygulandığı eğitim alanları.
Çocuklar ve gençler kendilerini geliştirmek yerine yakınındaki arkadaşından daha iyi olmak amacı ve duygusu içinde.
Oysa bu hem bir baskı, hen iç stres ve hem de mutsuzluk kaynağıdır.

Oysa altyapı eğitimlerinde eğitim süreçleri ve ölçme değerlendirmeler mutlaka çoğunlukla çocukların bir önceki durumları ile kıyaslanarak yapılmalıdır.

Bu anlayış ile gerçekleştirilen eğitim süreçlerinde çocuklar kendileri ile ilgili olacaklar, arkadaşlarını ise rakip olarak değil partner olarak göreceklerdir. Yardımlaşma, özgüven ve takım olma açısından da elde edilecek verin olağanüstü boyutlarda artacaktır.

Unutmayalım ki; 7'den 70'e her insan stres altında hem mutsuzdur hem de daha başarısız...
Not: Baskının tersi serbestlik ya da başı boşluk değildir...

İlkeler, kurallar başka şeylerdir ve bunlar baskı oluşturmaz.. Yeter ki eşit uygulansın ve yaş düzeyine uygun olsun..

26 Ağu 2016

ÜSTYAPI-ALTYAPI İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA BİR NOT



ALTYAPI VE ÜSTYAPI BİRBİRİNİ TAMAMLAYANDIR..
BİRBİRİNE ENGEL OLAN DEĞİL...

ENGEL OLDUĞU İMAJINI YARATAN ŞEY; ÜSTYAPI TAKINTISINA KAPILMIŞ ŞÖHRET DÜŞKÜNÜ YÖNETİCİ DAVRANIŞLARIDIR.

"Ben altyapıyı üst yapı için istiyorum" lafı doğru bir laftır. Belki am olması gereken bir cümle değildir ama hedef ve işleyiş bağlamında tutarlıdır.
Ama buna karşın "ben üstyapıyı altyapı için istiyorum" cümlesi ise ilk etapta sevimli ve sempatik bir ifade gibi gelse de, doğru değildir.

Üstyapılar altyapıların rol modelleridirler.
ÜSTYAPILAR ALTYAPILARIN VAR OLMA NEDENLERİDİR.
Ütyapılar hayatın kendisi, altyapılar hayatın devamını sağlayan metebolizmadır.
Üstyapınızın varlığı altyapılarınızın amaç ve hedeflerini oluşturmalıdır. Üstyapılar motivasyon ve çalışma gerekçeleridirler.

Bizde altyapı ve üstyapı hep karşı karşıya düşünülen kurum ya da birimlermiş gibi gösterilir. Sanki bu birimlerin birisinin varlığı diğerinin yok olmasının ya da önemsenmiyor oluş nedeni gibi algılanmaktadır.
Tabi bunun nedeni kulüplerimizin tüm ekonomik olanaklarını üstyapı için kullanıyor olmalarıyla ilgilidir. Üstyapıların popüler olmaya ve belli bir statü edinmeye ilişkin sunduğu imkanlardır.

Bunu daha karlı bir yatırım olarak gören kulüp yöneticileri biraz daha akıllı, sağduyulu ve geleceğe ilişkin düşünseler asıl yatırımın altyapılar olduğunu anlayacaklardır.

Özetle kulüp yönetim ve anlayış politikalarındaki yanlışlığı altyapı ve üstyapı ile ilgili bir tamlayan- tamlanan ilişkisi yerine birisini diğerini değersiz ve önemsiz kılmasına yol açan tutum ve davranışlar sergilemektedirler.
Altyapı ve üstyapı ilişkisinde sonuç olarak;
Birisi diğeri içindir. Diğeri ise o birisinin varlığı ile kendini devam ettiren ilişkisine dayalı bir bağlaşım olmak durumundadır.

ANTRENÖR ÖZELEŞTİRİSİ


SADECE SİSTEMİ ELEŞTİREREK GELİŞEMEYİZ... BİRAZ DA KENDİMİZİ ELEŞTİRECEĞİZ...

1. Türkiye'de antrenörler, özellikle de altyapı eğitimci antrenörleri olarak Erman Toroğlu ve türevi sözde "futbol adamlarını", bir çok futbolcu geçmişi olan kişilerin televizyonlardaki maç sonrası değerlendirmelerini ciddiye almayı ve amacı tamamen reyting olan programları izlemeyi ve gazetelerdeki hiç bir ölçütü olmayan sözde analizleri okumayı bırakmadıkça ve çok daha önemlisi "futbol birikimlerini ve uzmanlıklarını bunlara göre oluşturmayı reddetmedikçe futbolumuzun düzeyi öyle sanıldığı gibi tesis ve antrenöre iyi maaş vererek yükselmeyecektir.

2. Eleştirileri kabul etmeyi öğrenmedikçe, birileri farklı bir şeyler yazdığında veya söylediğinde hemen atılıp "hadi lan ordan" demeyi bırakmadıkça, tüm görüş ve düşünceleri ciddiye almadıkça ve her gün yeni bir şey öğrenmeyi alışkanlık haline getirmedikçe saha, malzeme ve çocuk iyi futbolcu yetiştirmeye asla yetmeyecektir.
3. Başkalarının başarısını kıskanarak, başkalarının hakkında sürekli olumsuz konuşarak, rekabet etmeyi karalamak ve rencide etmek olarak anladığımız sürece TFF dünyanın en iyi imkanlarını sunsa dahi bu ülkede iyi bir futbol düzeni kurulamaz.

4. İddialı olmak ile hırslı olmayı karıştırmadan, rekabeti etmeyi karşındakini yok etmek ya da bertaraf etmek olarak düşünmeden, başarılı olmayı para kazanmak veya paye elde etmek ile eş anlamlı görmeden ve her şeyden önce bulunduğun ortamda "fark yaratmayı" ve işini "doğru yapmayı" amaçlamadan diplomalarımızın ve belgelerimizin derecesi bizi iyi insan ve iyi eğitimci kılmayacaktır.

5. Haksızlığa ve adaletsizliğe kendi çıkarımıza olsa bile karşı çıkmayı beceremeden tüm payeler tüm şan ve şöhretler bizim olsa da Türkiye Futboluna bir şey kazandırmaz ve katma değer yaratamayız.
Önce insan, önce çocuk, önce adil oyun ve önce ilkeler felsefesini bireysel antrenör ahlakı ve davranışına dönüştürmek zorundayız.

Kalite ya da düzey önemlidir. Sonra kolektif çalışma ve paylaşımcılık esastır. "Ben" değil "biz" zihniyeti önemlidir.
Yani önce antrenör kalitesi ve düzeyi her şeyin başıdır, başlangıcıdır. Bu bir ön koşuldur.

BİR KEZ DAHA "TÜRKİYE FUTBOL ALTYAPI DİREKTÖRLÜĞÜ" ÖNERİSİ ÜZERİNE


Daha önce de bir paylaşımda önermiştik...
Türkiye futbolunun ihtiyacı "Türkiye Futbol Direktörlüğü" unvanı icat edip, buraya birisini atamak değildir.
Bir çok kategoride milli takımın olduğu ama buna rağmen asıl işi A milli takım olan birisine bu unvanı vermek, Türkiye futbolunun atılımı, değişimi veya dönüşümü için bir ivmeyi sağlamaz...

Ama bazı birimler önemlidir eğer önce kuruluşa sonra da kuruma dönüşürse.. O zaman o kuruma ilişkin unvan da hak edilmiş bir unvan olabilir.
İşte "Türkiye Futbol Altyapı Direktörlüğü" böyle bir alan ve işlevi olacak olan bir birim, kuruluş ve kurum olabilecek bir alan boşluğudur.

Bir çok işin ve alanın içi boş unvanını icat etmek ve bunu bir kişiye vermek göstermelik bir anlam taşır.
İşlevi, yararlılığı ve katma değer yaratan farklılıklar için önce kuruluş ve kurum sonra unvan gelmelidir.
İşi sadece temel altyapı, gelişim altyapı ve performans altyapı eğitimleri, seçimleri, pilot uygulamaları ve organizasyonları olan ve direkt TFF başkanlığına bağlı TÜRKİYE ALTYAPI DİREKTÖRLÜĞÜ ve bu direktörlüğe bağlı "Altyapı Eğitim Dönemleri Direktörlüğü"nün kurulması, yetki ve sorumluluk taşıması koşulu ile liyakat sahibi kişilerin buralarda görevlendirilmeleri ve kısa, orta ve uzun vadeli olmak üzere 10 yıllık bir planlamanın hemen devreye sokulmasıyla Türkiye Futbolunun geleceğine ivme kazanacaktır.

Federasyona bağlı FGM (Futbol Gelişim Merkezi) bu anlamda incelendiğinde ve ilgili çalışma alanlarına bakıldığında bu işi yerine getirecek bir birim olmaktan çok uzaktır.

FGM akademik ve program konusunda ve şu anki görevleri konusunda çalışmaya devam edebilir.
Bizim önerimiz ise tamamen altyapılara yönelik pratiğe ve somut uygulamalara yönelik bir yapılanma ve düzenleme ile ilgilidir.

Tam Öğrenme Modeline Giriş


ARDIŞIKLIK NE DEMEKTİR?
(Tam öğrenme modeli üzerine kısa bir giriş)

Ardışık ya da ardışıklık bir hareketin, bir düşüncenin öğretilmesi ve öğrenilmesi ile ilgili olarak kolaydan zora doğru anlamlı bir yakınlık ve ilişkiyle sıralanmasıdır.
Her teknik ya da taktik öğretim için gerekli olmayabilir.
Eğitimde tam öğrenme modeli dediğimiz ve şimdilerde terk ettiğimiz ama çok önemli ve vazgeçilmez bir öğretim ve öğrenme modelidir.

Ardışık sıralama;
Sadece bir teknik hareketin parçalara ayırıp sonra bunları kolay parçadan başlayarak zora parçaya doğru yapılıp sonra da birleştirmek değildir.
Asıl önemlisi teknik ve taktik bir öğretimde ve öğrenmede öğrenilen hareketin giderek daha kompleks olarak kullanılmasının sağlanmasıdır.

Örneğin;
Uyarılma, Kılavuz denetiminde yapma, Uygulama, Tekrar etme, Duruma uydurma ve Yaratma aşamaları düşünüldüğünde futbola ilişkin teknik ve taktik öğretimde
"at topu maç yapsınlar" "oyun ile eğitim" gibi başıboşluk ve serbestlikler aslında hiç bir şey yapmamak ve işi tesadüfe bırakmak ile neredeyse eş anlamlı yaklaşımlardır.
Oysa sadece oyun ile eğitim yaklaşımını benimsemiş olsanız da oyun içerinden bazı teknik ve taktik konuları uygulanmasını, tekrar tekrar yapılmasını, oyunun içinde değişen koşullara göre uygulanmasını ve çocukların veya gençlerin kendilerine özgü bir şekilde uygulamalarına imkan ve fırsat yaratacak ortamlar hazırlamak demektir.
Çocuk ve gençler bir tekniği tam olarak kullanmadan oyun içinde duruma nasıl uydurabilirler?
O halde oyunu öyle bir hale getirmemiz gerekir ki;
Söz konusu hareketi
-Uygulasınlar
-Tekrar tekrar uygulama fırsatı bulsunlar
-Oyun için nasıl gerekiyorsa öyle yapsınlar
-Kendi istedikleri yerde, şekilde ve amaçla yapsınlar..

ÖZETLE: EĞİTİMCİLİK
1. Ne gösterdiğim gibi yapın demektir,
2. Ne sürekli tekrar edin demektir,
3.Ne de sadece oyun oynayın demektir.
Her uygulamanın bir konusu, bir amacı ve bir sonucu vardır..
Ve mutlaka olmalıdır.

KALİTE-DÜZEY NEDİR?



KALİTE-DÜZEY NEDİR?
BİREYSEL KALİTE İLE KURUMSAL VE OYUN KALİTESİ İLİŞKİSİ NEDİR?

Kalite ve düzey dediğimiz şeyden kastımız davranış, iletişim, üretkenlik ve varlığın olumluluğu ve yararlılığı ile ilgilidir.
Kalite ve düzeyi sadece futbol oyunu açısından değil, bireysel günlük ve iş ile ilgili davranışlar açısından da el almamız en doğru olandır.
Gelelim asıl konumuza..

Bir insanın kaliteli olması demek o insanın varlığı ile ilgili her alanda ve her konuda düzeyli olması demektir.
Düzeyli olmak ise toplumsal standartları yüksek davranışlar sergilemek olarak özetlenebilir.
Futbol kalitesi açısından da durum benzerdir. Futbol kalitesi aslında oyun kalitesidir. Oyun kalitesi ise, futbola ilişkin teknik, taktik ve motor davranışların amaca ilişkin doğru, hızlı ve özellikle yararlı sonuç doğurması ve üretmesi için kullanılması anlamına gelir. Bunlar ne kadar yüksek ise oyun düzeyi yani futbol düzeyi yüksek olur.
Tüm bu saptamalardan sonra kalite ve düzey öncelikle bireyden başlayan ve bireyin işi ile ilgili olan ve ortaya çıkan ürüne yansıyan bir sonuç değil midir?

Bizler antrenörler ve oyuncular olarak bireysel anlamda öncelikle kaliteli ve düzeyli birer kişi olduğumuzda işimiz olan futbolu daha kaliteli ve düzeyli kılma ihtimali artmaz mı?
O halde kalitemizi arttırmak için düzeyimizi arttırmalıyız.
Ardından bu ister istemez yaptığımız işe yansıyacaktır.

Eğitimcilerin, oyuncuların konuşmadan tutun da, yürümeye, iletişim kurmaya, iş ahlakından, sorumluluğa ve başkalarına saygı duymadan kendilerini sürekli geliştirmeye yönelik bireysel kalitelerinin artması demek toptan bir düzey artışına neden olacaktır. Bu ise üretilen futbol işine doğrudan yansıyacaktır.
Kalite ve düzey açısından ikinci bir bakış açısı tersine yani tümden gelim bakış açısıdır. Yani kalite ve düzey ile ilgili kuralları, çerçeveyi ve içeriği belirlemek işleyişi standartlaştırmak ve bireyleri buna uymaya mecbur ederek bir süre sonra onların da kalite ve düzey artışlarına neden olmaktadır.
Bireyselden toplumsala, toplumsaldan da bireye yönelik bu kalite ve düzey meselesi bir arada yürütülmek ve işletilmek zorundadır.

Bizim futbolumuzun bir talihsizliği de buradadır.
Futbolu yeniden inşa ederken kalite ve düzey konusuna her iki açıdan da yeniden inşa ihtiyacı bariz olarak ortadadır.
Futbolun kaliteli ve düzeyli insanlara, İnsanların da kaliteli ve düzeyli futbol kurumlarına ihtiyacı büyüktür...

Avrupa nasıl başardı diye soruyorlar bazen?
İşte bu şekilde başardı...

Neden/Niçin? ve Nasıl Soruları


NEDEN?NİÇİN sorusu ve cevabı NASIL? sorusu ve cevabından daha önce gelir...Ve daha önemlidir...

ÖĞRETME İLE İLGİLİ NEDEN SORUSUNUN CEVABI NASIL SORUSUNUN CEVABINI DA DOĞRUDAN ETKİLER)

Altyapılarda bir anda çok şey öğretmek yerine zamana ve programa yayarak sistematik bir sıralama ile az şey öğreterek çok şeye ulaşmak en doğru olandır.
Her çalışmada çocuklara ve gençlere onlarca şey söylemek ve onlarca şey yaptırmak yerine,
Her çalışmada bir konu ve amaç koyup onunla ilgili bir şeyler söylemek ve yaptırmak daha kalıcı öğrenmeye neden olur.
Yapılanların birbiri ile ilişkilendirilmesi ise anlamlı öğrenme demektir ki; Çocuklar ve gençlerin asıl istediği ve beklediği budur.
Bunu neden ya da niçin yapıyorum?
Böyle yaparsam ne olur?
İşte bu duyguları tatmin eden eğitim çalışmaları sporcuları en tatmin eden çalışmalardır.
Çocukları karmaşıklıktan, kararsızlıktan, çözümsüzlükten kurtarmamız gerek. Bu futbol için de böyledir.
Çocuk ve genç teknik ve taktik çalışmalarda netleşmeli... Neden yaptığını anladığı an nasıl yapması gerektiğini daha çabuk daha kaliteli çözümler ve yapar.
Antrenörlerin çoğu çocukların ve gençlerin hatta büyüklerin "düşünemeyen sporcular" olarak görürler ya da öyle davranırlar. Oysa onlar işin içinde olanlar asıl düşünmesi ve düşünerek yapması gerekenlerdir.
O halde "şunu şöyle yap yerine" şunu şundan dolayı şöyle yapmalıyız ya da yapmalısın" demek daha doğru bir öğretici yaklaşımıdır.
Kim olursa olsun bir davranışı için önce "neden yapmalıyım? niçin yapmalıyım?" sorusunun cevabını vermek zorundadır. Nasıl yapmalıyım bundan sonra gelmelidir.
Biz genelde şöyle yap deriz sonra neden öyle yapması gerektiğin asla söylemeyiz.
Oysa sporcular robot değil insandırlar ve insanlar düşünür.
Önce neden ve niçin? sonra nasıl?

Örnek:
Neden?
Rakip savunma derinliği bozulmuşsa topla araya girmek daha kolay olur? Çünkü rakip kaleciyle aranda oyuncu azalmıştır.
Niçin? Daha rahat gol atabilmenin yolu bu olduğu için.
Nasıl?
1:1, 2;1 oyun

ÖZET
Öğrenen açısından hangisi daha öncelikli ise öğreten için de o öncelikli olmalıdır...

OYUN ALANLARININ YAPISI VE UYARAN İLİŞKİSİ

Oyun alanlarındaki, kazaya sebep olma olasılığı olan nesnelerin kaldırılmasına yönelik eğilim, diğer bir açıdan bakıldığında çocukların sab...