Futbolda/Sporda Altyapı Eğitimi demek, futbola ilişkin nelerin, nasıl ve asıl olarak "ne zaman" öğretileceği ve öğrenileceği ile ilgili süreç demektir. "Futbol/Spor altyapı eğitim pedagojisi" demek; Çocukların gelişim sürecindeki "kritik dönemleri" ve durumları dikkate alarak öğretimi sürdürebilmek demektir. Not: Burada yer alan yazılardan isim ve kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Aksi hırsızlığa girer. Alıntılar hukuken de kaynakça gösterilerek yapılır. (İsmail Topkaya)
3 Mar 2016
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ (KENDİNİ DEĞERLENDİRME YÖNTEMİ)
Bir öğretim yönteminde sporcuların eğitim uygulamaları sürecinde ve dışında deneyimler yaşayarak kendilerini değerlendirme fırsatının yaratılması amaçlanmaktadır. Sporcuların antrenörün belirlediği ölçütlere göre, edindikleri becerileri kendi başlarına uygulama ve verilen ölçütlere göre kıyaslayarak bir değerlendirme yaparak kendi performanslarını geliştirebildikleri öğrenim yoludur.
Sporcular bu yöntemde kendi başlarına çalışırlar. Antrenör alıştırma yönteminde olduğu gibi görevlerinden bazılarını sporcuya aktarır. Sporcunun gözlem kartları yardımıyla kendi başına yapmış olduğu gözlem, uygulama bitiminde değerlendirmek için kullanılır. Hareketi bağımsız olarak uygulayan sporcu, hem zihinsel hem de fiziksel performans açısından kendisini daha fazla geliştirir. Bu yöntem aynı zamanda sporcuya sorumluluk bilinci de kazandırır.
Bu Yöntemin Amaçları;
Kendini denetleme yönteminde ortaya çıkan antrenör-sporcu ilişkileri ile yeni bir durum yaratılmaktadır. Sporculara daha fazla karar devredilmekte ve bu kararlar daha fazla sorumluk gerektirmektedir. Kendini denetleme yöntemi, sporcuları yeni hedeflere yöneltmeyi sağlamaktadır.
Yöntemin içeriği;
•Kişinin kendi performansının farkında olmasını sağlamak ve geliştirmek,
•Kendi performansını gözlemlemeyi öğrenerek ve daha sonra ölçütlere göre bir değerlendirme yaparak bedensel beceri farkındalığı geliştirmek,
•Sporcuyu dönütün dış kaynaklarına tamamen bağımlı olmaktan uzaklaştırmak; dönüt için kişinin kendisine güvenmeye başlamasını sağlamak,
•Bireysel gelişim için ölçütler kullanmak,
•Kişinin kendi performansı ile ilgili dürüstlüğünü ve nesnelliğini korumasının sağlanması,
•Farklılıkları ve kişinin kendi sınırlarını kabul etmesi,
•Uygulama ve değerlendirme evrelerinde sporcunun kendine devredilen kararları vermesi ile bireyselleşme işlemini devam ettirmesidir.
Bu Yöntemin Yapısı;
Sporcular işbirliği ile öğretim yönteminin gerektirdiği şekliyle ölçütleri birlikte çalıştığı eşine dönüt sunmak için kullanmayı öğrendiğine göre, bir sonraki aşamada ölçütleri kendine dönüt sunmak için kullanabileceklerdir. Bu nedenle bu yöntem aynı zamanda “kendini denetlemektir”. Bu yöntemde herkes çalışmaları alıştırma yöntemindeki gibi uygular ve daha sonra kendisi için var olan ölçütlere bakarak değerlendirme kararlarını verir. İşbirliğine dayalı öğretim yönteminde ise bilindiği üzere karşılaştırma ve sonuçlar çıkarma becerileri, her sporcu tarafından kendi performanslarını denetlemek için kullanılır. Bu yöntemde, antrenörün görevi hazırlık evresinde bütün kararları, özellikle de konuyla ilgili kararları vermektir.
Kendini Değerlendirme Yönteminin Uygulanması;
Kendini değerlendirme yönteminde bir bölümün, belki de en çok göze çarpan özelliği, önceki iki yöntemin bir devamı olmasıdır. Sporcular bu teknikleri kullanarak, kendilerini değerlendirme becerisini eninde sonunda kazanırlar. Alıştırma yönteminde, alıştırmayı yapmayı öğrenirler. İşbirliğine dayalı öğretim yönteminde, ölçüt kullanmayı ve bir eşe dönüt sunmayı öğrenirler. Kendini değerlendirme yönteminde ise, sporcu aynı becerileri kendini değerlendirmek için kullanır. Bu, sporcunun sıralı bir şekilde alıştırmadan işbirliğine, işbirliğinden kendini değerlendirmeye geçmek zorunda olduğu anlamına gelmez ancak becerileri oluşturmaya kesinlikle yardım eder. Kendini değerlendirme yöntemindeki bölümler sayesinde sporcular alıştırmayı uygularken neleri yapıp neleri yapmadıklarını görerek özgüvenlerini arttırma şansı bulurlar.
Uygulama;
Hazırlık Evresi
Bu yöntemde, hazırlık kararlarının hepsini antrenör verir. Hangi alıştırmaların uygun olduğu ile ilgili ve sporcunun kullanacağı ölçüt çizelgesi ile ilgili kararları antrenör önceden belirler.
Uygulama Evresi
•Antrenör sporcuları toplar.
•Yöntemin amacını anlatır.
•Sporcuların görevlerini anlatır. (Kendini denetleme ile ilgili kararlar açıklanır ve kendini değerlendirmeye ayrılan zamana dikkat çekilir.
•Antrenörün görevleri anlatılır.
•Alıştırmalar sunulur.
•İlave bilgiler açıklanır.
•Ölçütler belirlenir (Örneğin; sayı, hedef, hız, mesafe, doğruluk, beceri düzeyi gibi nitel ve nicel ölçütler).
•Alıştırmalar başlatılır.
Değerlendirme Evresi;
Her sporcu alıştırmayı uygularken, ölçüt çizelgesi kullanımı da başlar. Her bir sporcu kendi hız ve ritmine bağlı olarak, kişisel dönüt için ölçüt çizelgesini ne zaman kullanacağına karar verecektir.
Değerlendirmede antrenörün görevleri şunlardır:
•Sporcunun alıştırma uygulamasını gözlemlemek.
•Sporcunun kendini denetlemek için ölçüt çizelgesini kullanmasını gözlemlemek.
•Kendini denetleme işleminde yeterlik ve doğruluk ile ilgili olarak sporcu ile iletişime girmek.
•Çalışmanın sonunda dönüt sunmak (kapanış). Bu dönüt, bütün gruba yöneliktir ve görevlerini yerine getirmeleri ile ilgili genel ifadeler içerir.
Bu Yöntemin Sonuçları;
•Antrenör sporcunun bağımsızlığına önem verir.
•Antrenör sporcunun kendini denetleme sistemini geliştirme becerilerine önem verir.
•Antrenör bu işlem sırasında sporcunun dürüstlüğüne güvenir.
•Antrenör alıştırmalarının uygulanmasının yanı sıra, kendini denetleme işlemi ile ilgili sorular sormak için de yeterli sabra sahiptir.
•Sporcu kendi başına çalışabilir ve kendini denetleme işlemine katılabilir.
•Sporcu kendi sınırlarını, başarılarını ve başarısızlıklarını belirleyebilir.
•Sporcu kendini denetlemeyi, gelişim için dönüt olarak kullanabilir.
Altyapı eğitim süreçlerinde her dönem ve evre için kullanılması yararlı olacak bir öğretim yöntemidir. Ancak her dönem ve evrenin gelişim özellikleri ve futbola ilişkin öğrenilmesi/kazanılması gereken becerilerin neler olduğunun göz önüne alınması ön koşuldur. En az bunun kadar önemli diğer ön koşul ise altyapıdaki her dönem ve evre için, çocukların kendilerini değerlendirmede kullanacakları ölçütler oluşturulması gereğidir. Bu ölçütler gelişim düzeyi ve futbol alanı ile ilgili o dönem ve evrenin gerektirdiği çerçevenin dışına çıkmamalıdır. Aksi durumda dönem ve evrelerin gelişim düzeyleri göz önüne alınmaksızın ve futbola ilişkin kazanılması beklenilen konu ve becerilerin dışına çıkılan bir ölçme değerlendirme bu yöntemin amacına uygun olarak kullanılmasını engelleyecektir.
Örneğin;
•Kullanılan ayakta 50 kez top sektirme sayısı, kullanılmayan ayakta 30 kez top ektirme sayısı, iki ayağın birlikte ve eşit olarak 40 kez top sektirme sayısı, ayakta top sektirerek 20 metrelik mesafeye yürünmesi veya 30 metrelik mesafeyi hem top sektirerek hem de hafif koşarak kat etme,
•Belli bir mesafeden 20 kez yapılacak plase vuruşun her 5’inin kalenin köşelerine gönderilmesinin sağlanması, en az 3’er plasenin isabet kaydetmesinin istenmesi ölçütü,
•Oyun anında herkesten en az 20 kez isabetli pas yapmasının veya 8 kez top kazanmanın istenmesi
•30 metrelik mesafenin top ile en az 5 kez temas ederek belli zaman dilimi içinde geçilmesi ya da slalomlu 20 metrelik bir top sürme parkurunun belli zaman dilimi içinde geçilmesinin istenmesi gibi daha onlarca teknik, taktik ve biyo-motor beceri gelişimine yönelik ölçütler oluşturularak çocukların kendilerini değerlendirme yolu ile çalışmaları sağlanabilir.
Burada antrenör için en önemli iş daha önce söz ettiğimiz gibi çocukların kendilerini değerlendirmede kullanılacak ölçütlerin doğru, bilimsel ve amaca uygun olarak oluşturulmasıdır. Bunun için yaş grubu gelişim özelliklerinin bilinmesi ve futbola ilişkin teknik, taktik ve biyo-motor gereklilerin bilincinde olunması olmazsa olmaz koşuldur. Pratik olarak bu konuda en iyi çözüm yaş grupları deneysel çalışmalardır. Çan eğrisi tekniği yanı sıra her çocuğun kendi değerlendirme ölçütünün oluşturulması o ölçüte göre kendini geliştirilmesinin sağlanmasıdır.
Kaynak: İ.Topkaya, "Futbolda Altyapı Eğitimi, Paradigma Akademi Yay., 2015
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ (GÖSTERİP YAPTIRMA YÖNTEMİ)
Bu yöntem, alıştırmayı öğretenin kendisinin yapmasının (demostrasyon=canlandırma) yanı sıra bir başkası aracılığı ile canlandırılmasının sağlanması ve bunlara ek olarak video, televizyon, sinevizyon, veya resim/fotoğraf yoluyla üçüncü bir kişinin yapması gibi model gösterme tekniklerini içerir ve öğrenenin gördüğü uygulamayı gerçekleştirmeye çalışması esasına dayanır.
Bu yöntem bir konuya ilişkin bilgilerin açıklanması ve bu bilgilerin beceriye dönüştürülebilmesi için gerekli uygulamaların yapılması aşamasında ve daha çok uygulama düzeyindeki davranışların kazanılmasında kullanılır.
Özellikleri:
•Gösteri antrenör merkezli, yapma işlemi ise sporcu merkezlidir.
•Bu yöntem sporcuların motor becerileri kazanmalarında etkilidir.
•Sporcular becerileri yaparak yaşayarak öğrenirler.
•Öğretene/gösterene bağımlılık ve gösterilen davranışın gösterildiği şekliyle kopyalanmaya çalışılması, yaratıcılığı ve stil oluşturmayı geciktirebilir.
•Bu yöntemin özellikle taktik öğretimde ağırlıklı olarak kullanılması taktik davranışların gösterildiği gibi gerçekleştirilmesine (otomasyona) neden olacağından, gerçek oyun içerisinde durumun gerektirdiği farklı taktik becerileri ve yaratıcı taktik becerileri sergileme özelliğinin kazanılmasını geciktirebilir veya engelleyebilir.
Yöntemin Özü: Yaptırılacak/öğretilecek bir hareketin, becerinin öğreten tarafından gerçekleştirilmesi veya gösteriminin sağlanması, öğrenenin ise gösterileni taklit etmesi esasına dayanır.
Söz konusu öğretim yöntemi motor öğrenme ile ilgili olarak etkili öğretim yollarından birisidir. Çünkü motor davranışları en iyi uyarılma biçimi görmektir. Bir motor davranışı sınamadan ve denemeden önce nasıl yapıldığının görülmesi “yaparak öğrenmeyi” sağlayan veya kolaylaştıran en önemli girdilerdendir. Yine motor bir davranışı girdiye bağlı olarak en iyi algılama biçimi gördüğünü yapmadır.
Futbol altyapı eğitiminin tüm dönem ve evrelerinde kullanılabilir. Özellikle temel ve gelişim altyapı evrelerinde bazı çocukların kişisel olarak “görerek öğrenme” eğiliminde olmaları, bir hareketi gerçekleştirebilmek için model almayı benimsemiş olmaları bu yöntemin kullanılmasını gerekli kılar.
Gelişim altyapı evrelerinde ise tüm teknik ve temel taktik öğretim etkinliklerinde yararlanılması gereken bir yöntem olup, performans altyapı eğitimlerinde ise sistem ve dizilişlere ilişkin yaralanılması gereken bir yöntemdir. Çünkü diziliş oyun içindeki sorumluluğu, sistem ise oyun nasıl kurgulanacağını belirleme işidir. Bunun için gösterme ve görme faaliyeti, gerçekleştirebilmeyi kolaylaştıracaktır. Çünkü diziliş ve sisteme ilişkin davranışların öncelikle zihinde canlandırılabilmesi çok önemlidir. Bunun için gösterme yaklaşımı önemli bir yoldur.
Kaynak: İsmail Topkaya, "Futbolda Altyapı Eğitimi" Paradigma Akademi Yay. 2.baskı, 2015
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ (İŞBİRLİĞİNE DAYALI ÖĞRETİM ÖNTEMİ)
İşbirliğine dayalı öğretim yönteminin öğrenen konumundaki olanlara yönelik iki öğrenmeyi sağlaması gerektiği açıktır.
Birinci öğrenme; Bütünsel bir yapıyı oluşturan parçaların veya durumların her bir parçasının veya durumunun ne denli önemli olduğunun ve birisinin gerçekleşmemesi durumunda diğerinin de gerçekleşemeyeceğinin algılanmasını sağlamaktır.
İkinci öğrenme ise, işbirliği anlayışının, parçanın, durumun, kişinin önemi ve değerinin asıl bütünün, toplamın ve takımın daha önemli ve değerli olduğunun öğrenilmesine ilişkindir. Bütün olarak ortaya çıkan ürünün her kişi, her parça ve her bölümün ortak çalışmasının, birbirine desteğin ve yardımının sonucu olduğunun algılanmasına yönelik bir yöntem olan işbirliği yöntemi, bunu sağlamak için gereğinin yapılmasının ne denli önemli olduğunun öğrenilmesini en iyi sağlayacak yöntemlerdendir.
Bunun için yaşanması gerekenler ise yardım, birlik, biz duygusu ve takım olma ile ilgili davranışların yerine getirilmesidir.
Bu öğretim yönteminin uygulandığı uygulamalarda çocuklar;
• Yöntemin gerektirdiği toplumsallaşma sürecine katılır. Bir eşle karşılıklı olarak dönüt sunulur ve alınır.
• Eşin performansını gözlemler, performansı ölçütlere göre değerlendirir, sonuçlar çıkarır ve sonuçları eşine bildirir.
• Bu süreçte başarılı olmak için gerekli olan sabrı, hoşgörüyü ve ciddiyeti kazanır.
• Olası dönüt seçeneklerini çalışır, birlikteliği ve ilişkiyi devam ettirecek düzeltici geri beslemenin nasıl verileceğini öğrenir.
• Eşlerin birbirlerinin başarılı olduğunu görme ödülünü yaşar.
• Alıştırmanın ötesine geçen toplumsal bir bağ geliştirirler.
• Arkadaşları ile ilgili olarak empati kurma becerilerini kazanırlar.
• Bir gruptaki bireylerin birbirlerinden öğrenmelerine fırsat tanır.
• Başkalarının fikirlerine saygılı olmayı, birlikte tartışmayı ve hoşgörülü olmayı öğrenirler.
• Grupta yer alan her bireyin katkısını gerektirdiğinden, bireylerin öz saygı ve öz yeterlik duygularının gelişmesine yardım eder. Sporcu adaylarının kendilerine olan güveni artar.
• Sporcu adaylarının hata yapma korkusunu ve kaygı düzeyini en az seviyeye düşürerek öğretme öğrenme sürecine etkin ve verimli katılımlarını sağlar.
• Antrenör sporcu adaylarının takıldıkları yerde onlara yardımcı olmakta ve dolayısıyla onların öğrenme eksikliklerinin anında giderilmesine de fırsat tanımaktadır.
• İşbirliğine dayalı öğrenme, sporcuların takıma ve spor kulübüne karşı olumlu tutum geliştirmelerini sağlar.
Bu öğretim yöntemi bazı ön hazırlıkları gerektirir. Antrenör, gözlemcinin kullanacağı ölçüt çizelgesini hazırlar ve düzenler. Bunun yanında yapılacak alıştırmaları da belirler.
Uygulama evresinde ise;
•Öncelikle çocuklara bu yöntemin amacının, bir eşle çalışmak ve bu eşe dönüt sunmayı öğrenmek olduğu söylenmelidir.
•Herkesin belirli görevleri olduğu açıklanır. Her sporcunun hem uygulayıcı hem de gözlemci olacağı söylenir.
•Uygulayıcının görevinin, alıştırmaları uygulamak olduğu ve sadece gözlemci ile iletişim kuracağı söylenir.
•Gözlemcinin görevi, antrenör tarafından hazırlanan ölçütlere göre uygulayıcıya dönüt sunmaktır. Bu dönüt çalışma sırasında ya da çalışma sonrasında sunulabilir. Bu şekilde, uygulama evresinde kararları uygulayıcı verirken, değerlendirme evresinde kararları gözlemci verir.
Değerlendirme evresinde ise;
Gözlemcinin görevlerini yerine getirmesi için, aşağıdaki aşamaları tamamlaması gerekir:
•Antrenörden doğru performans ile ilgili ölçütler alınır.
•Uygulayıcının performansı gözlenir.
•Uygulayıcının performansı ölçütlerle karşılaştırılır.
•Performansın doğruluğu ile ilgili bir karara varılır.
•Sonuçlar uygulayıcıya bildirilir. (Bu dönüt, uygulama sırasında ya da uygulama sonrasında verilebilir. Bu yapılan alıştırmaya bağlıdır. Yerinde durarak yapılan alıştırmalarda sporcu dönütü duyabilir fakat hareket halinde yapılan alıştırmalarda bu mümkün değildir. Bu gibi durumlarda gözlemci alıştırmanın sonunu bekler ve dönütü sonra verir. Bir performans değerlendirmesi yapmadan önce, kişi, açık ölçütleri almak veya beklenen performansın bir modelini görmek zorundadır. Antrenör bunu bir ölçüt çizelgesinde sunar).
•Gerekirse antrenör ile iletişime geçilir. Ancak antrenör sadece gözlemcinin sorularını cevaplar ve sadece gözlemci ile iletişime girer.
•Bu noktada, çocuklar yeni yöntemin yapısını, belirli görevleri ve iletişim yollarını öğrenmiş durumdadır. Bundan sonra, antrenör alıştırmaları sunar.
•Sporculara ölçüt çizelgesinin amacı anlatılır ve bugünkü bölümün belirli konusu açıklanır. Bir eşin performansını değerlendirmede, ölçütleri bir araç olarak kullanmakta sporcular zorlanabilir. Bu nedenle, ölçütlerin gözlem ve dönüt için bir kılavuz olduğunu vurgulamak çok önemlidir.
•Uygulayıcı alıştırmayı tamamladığı zaman, uygulayıcı ve gözlemci görevleri değiştirir.
•Bölümlerle ilgili destek bilgiler ve parametreler açıklanır (ölçüt çizelgesi nereden alınacak, zaman parametreleri, vb.).
Bu yöntem ağırlıklı olarak temel altyapı eğitiminin ikinci evresi olan 10-11(12) yaş sürecinde futbola özgü olan ve olmayan tüm eğitsel oyunlar aracılığı ile yardımlaşmanın gereğinin öğrenilmesinde kullanılmalıdır.
Eğitsel oyunlar karakteri gereği zaten işbirliğini içinde barındıran etkinliklerdir. Futbol teknik becerilerine yönelik olarak en az iki kişinin yapabileceği, tek kişinin yapmasının mümkün olmadığı ya da anlamlı olmadığı pas ve kontrol uygulamaları ve oyunları yanında duvar paslarına ve 2;1 oyunlarda kullanılmalıdır. Temel taktik beceriler açısından ise işbirliği yönteminin işlevsel olarak kullanılabileceği uygulamalar savunmadan top alma, orta alana top gönderme, orta alandan top alma, hücuma top gönderme esasına dayalı basit ve gerçekleştirilebilir işbirliği uygulamaları şeklinde planlanmalıdır.
Gelişim altyapı eğitiminin birinci evresi olan (12) 13-14 yaş gruplarında ise temel teknik becerilerin geliştirilmesinde, her türlü pas ve kontrolleri işbirliği yapmayı gerektirecek şekilde planlanmayı gerektirir. Bu konuda çeşitlemeler ideal işbirliği uygulamalarıdır. Küçük grup oyunları da yine işbirliğinin kullanımını gerektiren çalışmalardır. Bireysel olarak da gerçekleştirilen top sürme, aldatma ve vuruşlar gibi teknik becerilerde ise işbirliği yöntemi iki açıdan işlevsel kılınabilir. Birincisi sporcu adaylarını uygulayan ve onu gözlemleyen şeklinde gruplandırarak ve birbirlerine dönütler vermelerini sağlayarak ve rollerin değiştirilmesini sağlayarak, ikincisi de bireysel teknik becerilerin en az iki farklı teknik beceri ve en az iki farklı kişi tarafından anlamlı birleştirilmesini sağlayarak. Örneğin, top sürme, orta ve gol vuruşu gibi.
Taktik beceri öğretiminde işbirliği yönteminin etkin olarak kullanılabileceği uygulamalar bireysel savunma açısından kademe, grup savunma taktiği açısından alan savunması, grup hücum taktiği açısından duvar pasları, takım taktiği açısından başlangıç seviyesinde ikili kontratak etkinlikleri olabilir.
Daha üst yaş gruplarında ise işbirliği yöntemi, ağırlıklı olarak grup savunma ve hücum taktiklerine yönelik çalışmalarda oldukça işlevsel olacaktır.
Kaynak: İsmail Topkaya, "Futbolda Altyapı Eğitimi" Paradigma Akademi Yay., 2015.
14 Şub 2016
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ (TEKRAR YÖNTEMİ)

Yapılacak hareket etkinliğinin ne olacağı ve nasıl olacağının önceden belirlenerek verilen görevi tekrar ederken kişinin kendisi ile baş başa kalıp ortaya çıkan bazı durumlarda inisiyatif kullanma durumunda kaldığı bir öğretim yoludur.
Bu öğretim yönteminde futbola ilişkin öğretilecek temel teknik beceri, taktik beceri ya da biyomotor gelişime yönelik herhangi bir hareket ya da hareketlerden oluşan bir etkinlik uygulaması görev olarak algılanarak verilen yönergelere uygun olarak tekrara dayalı gerçekleştirilerek beceriye dönüştürülmeye (öğrenilmeye) çalışılır.
Alıştırma yöntemi, uygulama sırasında öğreneni karar verme konumuna sokan ilk yöntemdir. Bu uygulamalarda öğrenenler sadece alıştırmayı değil birçok konuda karar verme işlemini de uygulamış olurlar. Bu yöntemde uygulamanın odak noktası değişir. Antrenör ve öğrenen arasında farklı bir ilişki gelişir. Antrenör öğrenen durumundaki kişiyle ilgili olarak çalışma anında uygun kararlar vereceği konusunda ona güvenmeyi öğrenir. Öğrenen de çalışmayı yaparken temkinli ve bağımsız kararlar vermeyi öğrenir.
Komut ve alıştırma yöntemlerinin arasındaki asıl farklardan biri zamanın kullanımıdır. Komut yönteminde öğrenenin tepkisi doğrudan antrenörün komut sinyaline bağlıdır. Alıştırma yönteminde ise öğrenen her bir çalışmaya ne zaman başlayacağına, her bir çalışmanın hız ve ritmine ve bunun gibi şeylere karar verdikten sonra, kendisine alıştırmayı çalışmak için bir zaman dilimi verilir. Bu zaman boyutu, hem çalışmayı öğrenmek hem de karar vermek için gereklidir.
Bu yöntem, futbol altyapı eğitiminde ağırlıklı olarak temel teknik becerilerin öğretilmesinde ve saha içinde bölgesel temel taktik becerilerin geliştirilmesinde kullanılan bir öğretim yoludur. Ancak futbol oyununun karakteristik yapısı ve oyun olgusunun içinde barındırdığı değişen durumların varlığı düşünüldüğünde, bu öğretim yöntemi pratik olarak durağan şekilde gerçekleştirilen tekrar/alıştırma çalışmaları şeklinde organize edilirse çok faydalı olamamaktadır.
Alıştırma ne kadar çok yapılırsa beceriye ulaşma o denli kolay ve nitelikli olur, ancak söz konusu beceri amaca yönelik kullanılamayabilir. İşte asıl amaç bir hareketin ya da tekniğin beceriye ulaştırılması kadar, ulaşılan beceriyi oyun içinde oyunun gerektirdiği koşullarda kullanabilme becerisiyle birleştirilmesini sağlamaktır. Bunun için alıştırma yönteminin kullanıldığı öğretim etkinlikleri olabildiğince tekrarı sağlayacak nitelikte olurken oyun karakteri özelliklerini de içermelidir. Alıştırmalarda teknik öğretimde topun hızının, top ile buluşma sıklığının, topun farklı yön ve açılarda kullanımının sağlandığı değişen durum ve koşulların oluşturulması sağlanırken, taktik öğretim alıştırmalarında ise yine standart bir davranışın üzerine mutlaka farklı yer ve bölge konumlandırmaları ile, farklı rakip davranışları ve farklı oyuncu davranışlarına izin veren alıştırmalar eklenmelidir.
Pratik alanda, alıştırma veya tekrar yönteminin kullanım şeklini ve organizasyonunu daha çok drillerde görmekteyiz. Bilindiği üzere dril; varyasyonun daha alt basamağında yer alan temel teknik becerilerden bir veya bir kaçı ile aynı biçimde devam ettirilen uygulamalardır. Bir aşamaya kadar gerekli ve yararlı olsa da temel teknik becerilerin ve taktik becerilerin nitelikli ve amaca uygun çok yönlü edinilmesinde sürekli tercih edilmemelidir.
Çeşitlemeler (varyasyonlar), çeşitleme döngüleri, birleştirmeler (kombinasyonlar) ve birleştirme döngüleri tekrar yönteminin yarar sağlayacağı futbol pratikleridir.
Ayrıca oyun uygulamaları çok tekrar yapmayı sağlayacak şekilde organize edilir ve planlanırsa (kurallı ya da amaçlı oyunlar gibi) tekrar yönteminin hedefe yönelik daha yararlı kullanımı sağlanmış olacaktır.
Bu öğretim yöntemi futbol temel altyapı eğitimi 1. evrede çok ağırlıklı olmaksızın kullanılmaya başlanmalıdır. Temel altyapı 2. evrede yine giderek artan bir şekilde kullanılmalı, Gelişim altyapı 1. evrede ise bu yöntemden oldukça yararlanılmalıdır. Sonra giderek azalacak şekilde kullanılmaya devam edilmelidir.
Alıştırma yöntemi, oyun ve oyunsal etkinlik uygulamalarında tekrar edilme olanağı bulunamayan temel tekniklerin beceri düzeyinde gerçekleştirilmesi açısından önemli bir yöntemdir. Vole, dömi vole, rövaşata, şut vuruşları gibi... Çünkü bu tür teknik becerileri oyun içinde geliştirmek oldukça zordur. Bunun için salt bu becerilerin tekrarına dönük alıştırmalar yine farklı ortam ve koşullarda tekrar ettirilerek beceri düzeyi geliştirilebilir.
"Tekrar Yöntemi"nin Kullanılmasına İlişkin Öneriler:
Futbolda temel teknik becerilerin öğretiminde en sık kullanılan ya da kullanması kolay olan "tekrar" yöntemi, bir hareketin defalarca tekrar ettirilerek öğretilmesi ya da defalarca tekrar edilerek öğrenilmesi yoludur. Alıştırma yöntemi olarak da ifade edilir.
Bir hareketin veya motor bir davranışın beceri düzeyini arttırmak için kullanılan en temel yöntemlerinden birisidir. Tekrarı, bir hareketi otomasyon düzeyinde yapmanın yolu olarak da tanımlayabiliriz. Gerekli ve kullanılması gereken bir yöntem midir? Elbette evet, çünkü insanın yaşamını idame ettireceği ve uğraştığı bir iş için gereken motor davranışları en ekonomik şekilde yapmasını sağlayan öğrenmeler, tekrar yaparak gerçekleşebilir.
Futbol oyunu ise oyun için gereken temel teknikleri veya temel taktikleri dışsal koşullar olmadan beceri düzeyinde gerçekleştirmenin yeterli olacağı bir oyun değildir. Bir temel tekniği durağan ya da değişmeyen koşullarda çok mükemmel yapıyor olmak futbol oyun koşullarında çoğu zaman yeterli olmaz. Çünkü genel olarak oyunlarda ve futbolda topun durumu, rakibin durumu ve kişinin durumu sürekli değişmektedir. Yani koşullar sürekli farklılaşmaktadır.
İşte bu nedenle sık kullanılan "tekrar yöntemini" futbolun olağan koşullarına göre uyarlamak mümkündür. Bu sayede hem yöntemin sağladığı beceri edinimi ile ilgili avantajları kullanırken hem de futbol oyununun karakteristik gerekleri açısından da kazanımlar elde etmek mümkün olabilecektir.
Sonuç olarak "tekrar yöntemi" elbette kullanılmalıdır. Ama bu;
Aynı şeyi tekrar,
Aynı şekilde tekrar anlayışı ile değil,
Aynı şeyi farklı şekillerde tekrar,
Farklı şeyleri aynı şekilde tekrar,
Farklı şeyleri farklı şekillerde tekrar anlayışı ile olmalıdır.
Dolayısıyla tekrar yöntemi hem yaratıcılığı engelleyen bir yöntem olmaktan çıkarılmış olur. Hem de futbolun oyun koşulları dediğimiz dışsal koşulların dikkate alınarak kullanıldığı bir yöntem olur. Çünkü tekrar yöntemi mutlaka kullanılması gereken öğrenme yöntemlerinden birisidir.
Kaynak: İsmail Topkaya, Futbolda Altyapı Eğitimi, Paradigma Akademi Yay. 2015
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ (KOMUTLA ÖĞRETİM YÖNTEMİ)

Eğitici antrenörün uyaranı ile çocuğun tepkisi arasında doğrudan ve anında gerçekleşen ilişkiye dayalı bir öğretim ve öğrenme yoludur.
Futbolcu adayının her hareketinden önce, antrenör tarafından sağlanan bir uyarıcı (komut sinyali) vardır. Çocuklar antrenör tarafından gösterilen model doğrultusunda hareket ederler. Dolayısıyla mekân, duruş, başlama zamanı, hız ve ritim, durma zamanı, süre ve aralık ile ilgili tüm kararlar antrenör tarafından verilir.
Bu yönteminin uygulanmasındaki amaç, uyaran-uyarıcı ilişkisinde anında cevap vermeyi sağlamaktır. Böylece, belirli çalışmalar doğru ve çabuk bir şekilde öğrenilebilir. Bu yöntemde bir bölümün, bir modelin tekrar edilmesi, performansın açıklığı, doğruluğu, eşzamanlı performans gibi amaçların başarılmasını kolaylaştırır.
Bu yöntem, futbolda ağırlıklı olarak top ile ilgili temel teknik becerilerin öğretiminde tercih edilir. Özellikle kontroller, paslar, vuruşlar ağırlıklı olarak bu yöntemin konu alanını oluşturur. Küçük yaşlarda çok etkili ve gerekli bir öğretim yolu olarak tercih edilmemelidir.
Özellikle futbol altyapı eğitimine başlama yaşı olan 8-9 yaş grupları yani temel altyapı eğitimi 1.evre çocukları futbol ile ilgili araştırma ve keşfetme evresindedirler. Komut yöntemi ise doğru olanın dikte ettirildiği ve aynen istendiği; neden, niçin sorularına cevap verme olanağı tanımaksızın istenilenin yerine getirilmesi gereken görevlerden oluşur. Bu anlamda bu evrede bu yöntemden kaçınılmalıdır.
Bu evrede genel olarak futbol oyununu keşfetme, yapılması gerekenlerin peşinde olma, sınırlılıkları fark etmeye çalışma ve olabildiğince temel hareket becerilerini oyun içinde ve sürecinde birleştirme yaklaşımı benimsenmelidir.
Komut yöntemi, ağırlık olarak temel teknik becerilerin, zaman zaman ve bazı durumlarda temel taktik becerilerin (top rakipteyken ve top kendi takımındayken konum alma) en doğru, en verimli standart şeklini öğrenme ile ilgili olarak kullanılması gereken bir yoldur. Kullanılma biçimi dediğimiz hız, açı, kuvvet gibi bileşenlerin ne olduğunun ve nasıl olduğunun öğrenilmesini sağlar. Uzun süre ve hep aynı biçimde uygulanması ise yaratıcılığı ve dolayısı ile de stil geliştirmeyi engelleyeceği unutulmamalıdır.
Bu yöntem, futbol altyapı eğitim uygulamalarında temel altyapı dönemi 2.evre ile gelişim altyapı dönemi 1.evre sürecinde futbolun gerektirdiği temel teknik davranışların beceriye dönüştürülmesi aşamalarının ön koşulu olarak kullanılması gereken bir yoldur.
Öğretim etkinliklerinin planlanmasında ise, tüm oyuncuların aynı davranışı gerçekleştirmeye yönelik organize edilmeleri sağlanmalıdır. Herkesten söz konusu bir teknik davranışı aynı ölçülerde ve aynı doğrulukta yapmalarını sağlayacak uygulamaları içeren çalışma organizasyonları yapılabilir.
Kaynak: İsmail Topkaya, Futbolda Altyapı Eğitimi, Paradigma Akademi Yay., 2015
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİNE GİRİŞ

Ne öğreteceğini bilmiyorsan nasıl öğreteceğini bilmenin hiçbir anlamı yoktur.
Ne öğreteceğini biliyor, buna karşın nasıl öğreteceğini bilmiyorsan, ne öğreteceğini biliyor olmanın da bir faydası yoktur.
Dolayısıyla iyi bir eğitmen/ANTRENÖR olmanın iki ön koşulu, ne öğreteceğini ve nasıl öğreteceğini bilmektir. İyi bir “eğitici antrenör” ne öğreteceğini ve nasıl öğreteceğini bilen ve gerçekleştirebilen kişidir.
Motor davranışlar, diğer bir söylemle bedenin bir bölümünün veya tamamının kullanılması ile ilgili davranışlar (hareketler), sadece ve sadece öncelikle “sınanarak”, sonrasında “yaparak” ve daha sonrasında da “tekrar ederek” yani “kullanarak” öğrenilir. Başka bir ifade ile bir hareketi en ilkel ve basit formundan başlayıp en üst düzeyde beceriye değin öğrenebilmek, söz konusu hareketi ya da hareketleri bedenen gerçekleştirmekle mümkündür.
Öğrenmenin “yaparak” gerçekleştiği durumlarda tüm öğretim yöntemleri “yaptırmayı” sağlamaya yönelik olmalıdır.
Hareket eğitimine yönelik öğretim yöntemleri aslında “farklı hareket eğitimi etkinlikleri” yaptırmayı sağlamaktan başka bir şey değildir
Hareket, beden eğitimi ve spor öğretimine ilişkin literatürde genel olarak ifade edilen birçok öğretim yönteminden, futbol oyununun ve altyapı eğitiminin yapısı gereği özellikle bazı öğretim yöntemleri ele alınmıştır.
Unutulmaması gereken, futbol altyapı eğitiminde öğretim yöntemlerinin amacının futbolun gereklerini, futbol oyunu karakterine ve yaş düzeyine uygun olarak öğrenmeyi sağlamaya dönük olmasıdır.
Öğretim yöntemleri tercihi bazı durumlara göre değişim gösterebilir. Yapılması gereken, tüm altyapı eğitimi süresince öğretim yöntemlerinin doğru ve yerinde tercih edilmesidir.
Günümüzde altyapı eğitimi ile uygulamalar gözlemlendiğinde pratik eğitim uygulamaları genel olarak aşağıdaki şekillerde sürdürüldüğü görülmektedir.
1. Temel teknik beceriler ile ilgili aynı davranışı tekrar uygulamaları,
2. Driller (temel teknik becerilerin hareketlendirilmiş tekrar standart uygulamaları),
3. Çift kale maçlar,
4. Standart kurallı futbol oyunları,
5. Futbol oyunu bütününden alınmış lokal parçaları (bölge ve pozisyon oyunları) tekrar uygulamaları,
6. Hücuma yönelik çalışmalar
7. Savunmaya yönelik çalışmalar
Söz konusu bu uygulamalar elbette yapılmalıdır. Ama eksik ve çoğu zaman yararsızdır. Çünkü hangi oyun olursa olsun oyunların doğasında değişen koşullar, durumlar söz konusudur ve hiçbir şey hep aynı biçimde yani tekdüze gerçekleşmez.
Futbol oyunu da sürekli değişik ve farklı davranışları gerekli kılan, değişik ve farklı davranışları üretmeye açık bir oyundur. Bu bağlamda futbol altyapı eğitiminde yukarıda sayılan uygulamalar doğru olsa dahi tekdüze eğitim uygulamaları biçimde gerçekleştirildiğinde yaratıcılığı ve durumun gerektirdiği doğru davranışları uygulama becerisini sergileyebilecek oyuncu yapısını geliştirmeyi çoğu zaman sağlayamamaktadır.
Öğretim yöntemleri, farklı eğitim amaçları için farklı eğitim etkinlikleri düzenleyebilmeyi sağlayacak anahtar rollere sahip eğitim araçlarıdır.
Öğretim Yöntemleri tercihleri aşağıdaki durumlarda farklılık gösterebilir:
1.Eğitim yaklaşımları/modellerine göre,
Örneğin, tam öğrenme modeli, yapılandırmacı eğitim yaklaşımı gibi.
2.Öğretilecek/öğrenilecek konuya, içeriğe, amaca göre.
Örneğin, temel teknik becerilerin öğretimi, temel teknik becerilerin amaçlı kullanımı, temel teknik becerilerin değişen koşullara göre kullanımı, top ile ve topsuz taktik davranışların öğretimi, taktik davranışların kullanımı, taktik davranışların rakibe göre kullanımı, oyun sistemleri öğretimi, oyun sistemlerin gereği davranışlar ve açık beceriler, kapalı becerilerin öğretimi gibi.
3.Altyapı eğitim dönem ve evrelerinin gelişim özellikleri ve eğitim amaçlarına göre, (Temel altyapı eğitimi dönemi 1.ve 2. evre, gelişim altyapı eğitimi 1. ve 2. evre, performans altyapı eğitimi, hazır oluş evresi).
4.Çocuğun motor gelişim ve motor öğrenme etkileşimine göre
Şimdi bazı öğretim yöntemlerine kısaca değinerek pratiğe dönük olarak bu yöntemlerin ağırlıklı olarak kullanılma alanlarını, altyapı eğitiminde ağırlıklı olarak kullanılması yararlı olacak eğitim dönem ve evrelerini ve futbol eğitim süreci ve ürünleri açısından taşıdıkları öneme bakmakta yarar vardır.
Futbol Altyapı Eğitiminde Tercih Edilen Bazı Öğretim Yöntemleri
1. Komutla Öğretim Yöntemi
2. Alıştırma Yöntemi
3. Gösterip Yaptırma Yöntemi
4. İşbirliğine Dayalı Öğretim Yöntemi
5. Kendini Denetleme/Değerlendirme Yöntemi
6. Katılım Yöntemi
7. Yönlendirilmiş Buluş Yöntemi
8. Problem Çözme Yöntemi
Kaynak: İsmail Topkaya, Futbolda Altyapı Eğitimi, Paradigma Akademi Yayınları, 2015
22 Eki 2015
FUTBOLDA ALTYAPI ANTRENÖRLERİ NASIL YETİŞİR? (2)

(ÜNİVERSİTELERİN SPOR YÜKSEKOKULLARINDA YER ALAN ANTRENÖRLÜK BÖLÜMLERİ FUTBOL UZMANLIK EĞİTİMLERİ ÜZERİNE)...
Biliyorsunuz TFF antrenör seminer, kurs ve güncelleme eğitimlerinde yer alan derslerin teori ve uygulamaları incelendiğinde altyapıya ilişkin konu ve uygulamaların yer almadığından daha önce söz etmiştik. (Çocuk Futbolu Eğitimlerini bunun dışında tutarak belirtiyorum).
Futbol antrenörlüğü belgesi alabilmek ve antrenör olabilmek için tek yetkili kurum olan TFF bilindiği üzere Üniversitelerin Antrenörlük bölümleri futbol uzmanlık alanı mezunu olanlara TFF Grassroots C antrenör belgesi vermektedir. Aslına bakarsanız daha önceleri daha üst düzeyde bir belge veriliyorken sonradan yapılan düzenlemeler ile bu düzeyden itibaren verilmeye başlanmıştır.
Gelelim Üniversitelerin antrenörlük bölümleri futbol uzmanlık eğitimler içeriği ve düzeyine.
Türkiyedeki bütün antrenörlük bölümlerinde temel antrenörlük eğitimi ile ilgili derslerden sonra özellikle 3. sınıftan itibaren seçilen uzmanlık dalı ya da branşı doğrultusunda daha öznel dersler alınmaya başlanır. Bu dersler genel derslerin branşa uyarlanmış haliyle alınması kadar, o branşın gerektirdiği bağımsız ve teorik dersleri dışında tüm bunlara ilaveten yine iki yıl ve dört yarıyıl boyunca haftada 2 saat teori, 4 saat uygulama tamamen "futbol" dersi almaktadır.
Olaya bu şekliyle baktığımızda bu bölümlerde okuyan antrenör adayı gençlerin, antrenörlük konusunda çok donanımlı yetiştikleri düşünülebilir.
Ama maalesef durum pek sanıldığı ya da beklendiği gibi değildir.
Bu gençler mezun olduklarında antrenör diplomasını okullarından, antrenör belgesini ise TFF dan alırlar. Aldıkları belge ile iş bulabilirlerse pek azı devlet kurumlarında, bir kısmı da kulüplerde çalışmaya başlarlar.
Peki genelde nerelerde çalışırlar?
Altyapılarda. Yani "çocuklar ve futbol" alanında çalışırlar.
Üniversite spor okulları antrenörlük bölümü mezunu olan antrenör adaylarının üstyapılarda çalışmaya başladıkları nadirdir.
O halde bu okullardan üstyapılara mı? Yoksa altyapılara mı antrenör yetiştirmemiz gerekir?
Elbette altyapılara.
Ama bu açıdan baktığımızda karşılaştığımız durumlar ve gözlemler bu konuda bazı sıkıntı ve eksiklerimizin olduğu yönündedir.
Söz konusu eksikler ve sıkıntılar daha ziyade futbol uzmanlık derslerinin teori ve uygulamalarının altyapı futbolu ile ilgili olmayışından kaynaklanmaktadır.
Bu paylaşımı yapmadan önce en az 15 farklı üniversitenin antrenörlük bölümü futbol uzmanlık ders içerikleri gözden geçirilmiş, futbol uzmanlık derslerinin öğretim programlarının içeriklerinde "çocuklar ve futbol" ile ilgili teorik ve uygulama konularına rastlamak neredeyse mümkün olamamıştır.
Örneğin:
Çocuklarda sürat özelliği gelişimi ve futbol
Çocuklarda dayanıklılık özelliği gelişimi ve futbol
Çocuklarda koordinasyon özelliği gelişimi ve futbol
Çocuklarda algısal motor gelişim ve futbol
Çocuklarda çok yönlü oyun özelliği gelişimi ve futbol
Çocuklar ve futbolda ölçme değerlendirme
ile ilgili konu başlıklarına, içeriklerine ve uygulamalarına rastlanmamıştır.
Yine daha da öznel konular olan/olması gereken
Futbol ile çocuklarda yaşa göre sürat gelişimi
Futbol ile çocuklarda yaşa göre kuvvet gelişimi
Futbol ile çocuklarda yaşa göre dayanıklılık gelişimi
Futbol ile çocuklarda yaşa göre koordinasyon gelişimi
Futbol ile çocuklarda yaşa göre algısal motor gelişim
Çocuklar ve futbol gelişimine ilişkin gözlem, gelişim kontrol listeleri, gelişimsel derecelendirme ölçekleri ve testler
gibi konu başlığına rastlamanız mümkün olamamıştır.
Ve
yaş gruplarına göre teknik beceri gelişim
yaş gruplarına göre taktik beceri gelişimi
yerine her yaş grubu için aynı teknik ve aynı taktik becerilerin öğretimi başlıklarının olduğu genel çerçeveli içerikler ile karşılaşılmıştır.
Bu durumda Türkiye,
Gerek federasyon ölçeğinde ve gerekse üniversiteler ölçeğinde Futbol altyapılarına yönelik en büyük ihtiyacımız olan futbolda ALTYAPI ANTRENÖRLERİNİ yetiştirme konusunda daha dikkatli olmak durumda görünmektedir.
Çünkü nereye baksanız teknik taktik ve kondisyon başlıklarından oluşan genel bir üçleme çerçevesi görüyorsunuz. Oysa altyapılar tekniğin, taktiğin ve kondisyonun üstyapılarda olduğu gibi öğretildiği yerler değildir. Altyapı eğitici antrenörleri de sadece bunları öğretmekle mükellef kişiler değildirler.
ALTYAPILARDA FUTBOL ANTRENÖRLÜĞÜ ve EĞİTİMİ DEMEK;
FUTBOLU VE FUTBOL İÇİN GEREKEN ÖZELLİKLERİ ÇOCUKLARA ÖĞRETMEK DEĞİL,
ÇOCUKLARIN GELİŞİM ÖZELLİKLERİNE GÖRE FUTBOLU VE FUTBOLUN GEREKENLERİNİ ÖĞRETEREK GELİŞTİRMEK DEMEKTİR.
Dolayısıyla üniversitelerin antrenörlük bölümleri uzmanlık derslerinin ağırlıklı olarak "çocuklarda yaş dönem ve evrelerine göre futbol eğitimi" ile ilgili teorik ve uygulamalı dersin ön plana çıkmasında oldukça büyük yararlar olacaktır.
FUTBOLDA ALTYAPI ANTRENÖRLERİ NASIL YETİŞİR? (1)

TFF ANTRENÖR EĞİTİMİ VE GELİŞİMİ ÜZERİNE
Gelişim ve Eğitim adı altında gerçekleştirilen seminerler genellikle antrenörlerin zorunlu tutulduğu ve bir kaç kişinin konuşma yapıp sonlandırıldığı toplantılardır.
Bu anlamda bu tür seminer toplantılar gelişimden ziyade belki aidiyet oluşturma açısından önemli olabilir. Ama asla gelişim eğitim toplantıları değildir. Çünkü gelişim, yeni şeylerden haberdar olmak değil bununla beraber yeni öğrenmeler ve davranış değişikliği yaratma ve oluşturabilme sürecidir.
Bu anlamda antrenör lisans güncelleme kursları daha fazla zamana yayıldığı ve bir program doğrultusunda yürütüldüğü için kısmen daha verimli bir süreç olmaktadır.
Ancak gerek güncelleme kurları içerik ve uygulama açısından analiz edildiğinde, bunların daha ziyade yarışmacı üstyapı ile ilgili içerik ve uygulamalarından oluşan bir yapıya sahip olduğu görülür.
Dolayısıyla bu kurslarda normal hayatında altyapı antrenörlüğü veya altyapı eğitim koordinatörlüğü yapan birçok teknik adam gerçekten altyapı eğitimi ile ilgili teorik ve uygulamalı bir gelişim semineri almamaktadırlar.
Çünkü antrenörlük yönetmeliğinde altyapı antrenörlüğü diye bir kategori ve sınıflama söz konusu değildir. Mevcut sorunun asıl kaynağı aslında budur.
Antrenör sınıflamasına baktığımızda teknik direktör/prolisans dan başlayan ve A, B, C, Kaleci diye devam eden bir antrenör kategorisi olduğu görülmektedir.Bu sınıflara ait lisansı olan çoğu kişi altyapılarda çalışabilmektedirler. Ama kurlarda aldıkları eğitim ve gelişim içerikleri tamamen üstyapıya ilişkindir.
Dolayısıyla TFF eğitim ve güncelleme seminerleri bu sınıflamaya göre yapıldığından altyapıya yönelik bir antrenör eğitimi söz konusu olamamaktadır.
Bu sorunun iki çözümü vardır.
1. Altyapılarda çalışan ve görev alan lisansları ne olursa olsun bütün teknik adamların eğitim ve gelişim çalışmaları altyapıya ilişkin olmalıdır.
2. Altyapı antrenörlüğü ayrı bir antrenörlük lisansı olmalı, ve bu lisans kendi içinde sınıflandırılmalı ve bu lisansa sahip kişilerin mesleki gelecekleri hep altyapı üzerine olmalıdır.
Şimdiki talimatname hangi lisansın nerelerde çalışacağını veya çalışabileceğini tarif etse de, altyapı "antrenörlüğününün kurumsallaştırılması" açısından yeni bir düzenleme kesinlikle gereklidir.
En azından altyapıda çalışanların daha çok altyapı ile ilgili eğitim ve gelişim seminerlerine davet edilmelerinin sağlanması ve programların da bu içerikte hazırlanması çok önemli ve gerekli bir husu olarak karşımıza çıkmaktadır.
13 Eki 2015
Çoçukarın Futbolu ve Eğitici Antrenörlük

Futbol, öncelikle "topa tekme atma" ile başlayan daha sonra tekme atmanın pasa ve şuta dönüştüğü motor davranış becerilerinin gelişerek oynama biçiminin de geliştiği ve değiştiği bir oyundur.
Çocuklar hemen öyle "pat" diye maç yapmaya başlamazlar.
Maç yapmaya başladıklarında ise, çocukların maçları büyüklerin maçına benzemez. Onların bir dünyası ve algılayışı vardır. Dolayısıyla onların “maçları" da farklıdır. Bu dünyayı ve algılayışı iyi bilmek gerekir.
Topa tekme atma aşamasındaki bir çocuğa pas ve şut atmayı öğretemezsiniz. Öğretmeye kalkarsanız çocuğu kaybedersiniz. Ya da çocuk sizi kaybeder.
Sonuçta kaybeden önce çocuk sonra ülke futbolu olur.
İlerleyen süreçlerde de bu aynen böyledir.
Örneğin bütün sahayı top ayağında baştan sona tek başına kat etmeyi düşünen bir çocuğa "taktik" öğretemezsiniz.
Öğretmeye kalkarsanız onun yetilerini yeteneğe dönüştürmesini engellemiş olursunuz.
İyi eğitimci öğretilecek şeyleri çocukların gelişim psikolojilerine göre düzenleyebilen kişi demektir.
Çocukları futbola değil, futbolu çocuklara uydurmak ve düzenlemek gerekir.
Altyapı eğitimlerinin temel özelliği de zaten bu olmalıdır.
Çocuklara büyüklerin oynadığı futbolu oynatmaya çalışmak altyapı eğitiminin hiç bir yerinde yoktur. eğer olsaydı "altyapı eğitimi" diye bir şey olmazdı.
Onun içindir ki yarışmacı antrenörlük yaklaşımı, özellikle temel altyapı ve gelişim altyapı dönemi birinci evrelerde zararlı olabilecek bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bunun için de, profesyonel futbol oynamış yarışmacı antrenörlük profili sergilemeye daha uygun eğitimci antrenörler genellikle gelişim altyapı ikinci evrede ve "performans altyapı" dönemlerinde görev almalıdırlar.
Ama en az bunun kadar önemli ve hatta daha önemli olan şey temel altyapı dönem ve evreleri ile gelişim altyapı birinci evresinde görev alan antrenörlerin “çocukların futbolunu” iyi bilmeleridir. Bu futbolu çocuklara göre düzenleyebilme, onların dünyasını ve futbolunu en az onlar kadar iyi bilecek durumda olmak demektir.
18 Eyl 2015
TOP İLE TEMAS İLE TOPA SAHİP OLMA AYNI ŞEY DEĞİLDİR 2
"ÇOCUKLAR FUTBOLA GÖRE DÜZENLENMEZ, FUTBOL ÇOCUKLARA GÖRE DÜZENLENİR".
Bir önceki tartışmamızda bu konuya değinmiş ve özellikle futbol altyapı eğitim süreçlerinde önemli olan çocukların top ile ilgili hareket becerilerinin arttırılmasıdır demiştik.
Top ile ilgili hareket becerileri yani temel teknik becerilerin kazanılmasında asıl olan çocuğun olabildiğince top ile temasının yani topa dokunma süresinin fazla olması gerektiği üzerinde durmuştuk.
Top ile temas süresi iki türlü artar.
Ya topu ayağa yapıştırırcasına tutarsınız.
Ya da top ile temas sayısının arttırırsınız.
Elbette burada mantıklı ve işin gereği olan şey top ile temas süresinin arttırılması için top ile temas sayısının arttırılması olmalıdır.
O halde futbol altyapı eğitimlerinde öncelikli ve önemli işimiz çocukların top ile olabildiğince fazla sayıda temas etmelerini sağlayacak uygulamalar planlamaktır.
Eğitimce antrenörlerin
"Ayağında top tutma"
"Pas ver"
gibi yönergeleri ve emirleri bu anlamda her zaman doğru değildir.
Ne zaman doğru değildir; top ile temel teknik beceri geliştirme amaçlı uygulamalarda ve oyunlarda doğru değildir.
Oyun ve diğer uygulamaların amacı pas ve pas sayısının arttırılması üzerineyse "ayağında top tutma" yönergesi anlaşılabilir bir yönergedir.
Top ile temasın arttırılması, top ile temas sayısının arttırılması anlamına geliyorsa ve top ile temas sayısının arttırılması top ile ilgili temel hareket becerilerini geliştirmek için yegane çözüm ise o halde bilinmesi
gereken şey şudur:
Çocuklar en çok 8-9 ve 10-12 yaşları arasında pas vermeyi düşünmezler ve top ile hep kendileri oynamak isterler. Bu özellik onların gelişimsel özelliklerinin bir sonucudur.
O halde bu özellikten yararlanmak gerekir. Ve bu özelliği futbol oyunu adına kullanmak gerekir.
Yani bu yaşlardaki çocukları bırakın başarabildikleri kadar topa sahip olsunlar, başarabildikleri kadar topa temas etsinler.
Zaten altyapı eğitimi demek;
FUTBOLU ÇOCUKLARIN GELİŞİM ÖZELLİKLERİNE GÖRE DÜZENLEMEK DEMEKTİR.
TOP İLE TEMAS İLE TOPA SAHİP OLMA AYNI ŞEY DEĞİLDİR 1

FUTBOL EĞİTİMİNDE HERKESİN BİLDİĞİ AMA ÇOĞUNLUKLA İHMAL ETTİĞİ BİR EĞİTİM GERÇEĞİ...
BİREYSEL OLARAK TOPA SAHİP OLMA SÜRESİ İLE TOP İLE TEMAS SÜRESİ AYNI ŞEYLER DEĞİLDİR. TEMEL TEKNİK BECERİLERİN GELİŞTİRİLMESİNDE ÖNEMLİ OLAN TOP İLE TEMAS SÜRESİNİN FAZLALIĞIDIR.
Futbol müsabakalarında ve oyunlarında bir oyuncunun oyun ya da müsabaka süresince top ile oynama süresi ortalama 3 dakika civarlarındadır.
Bu üç dakikanın tamamı ise top ile temas anlamına gelmez.
Top ile temas esasen topun gerçekten ayak ya da vücudun bir bölümü ile birleşik hali anlamındadır ve ölçümünü yapmak çok mümkün değildir. Ama tahminen top ile oynama zamanı olan 3 dakikanın en fazla 60 saniyesini kapsar.
Top ile temas deyip geçmeyin lütfen.
Çok önemlidir.
Topun ayak, baş, vücudun herhangi ilgili bir bölümü ile temas hali, öğrenmelerin tam olarak gerçekleşme anıdır.
Her şey temas ile öğrenilir çünkü. Saatlerce top oynayıp hiç topa değmemiş çocuklar vardır ve bu çocuklar hiç bir futbol becerisi elde edemeden futboldan kopup giderler.
O halde futbol altyapılarında en önemli eğitim gerçeğimiz ve düşüncemizin top ile temas süresinin arttırılmasına yönelik olması gerektiğidir. Temas süresi arttıkça topla oynama oranı zaten kendiliğinden artmış olacaktır.
Örneğin top sürme becerisinde bir oyuncunun 15 saniye boyunca dripling yaptığını var sayalım. Bu 15 saniye topa sahip olma anlamına gelebilir ama asla 15 saniye boyunca top ile temas anlamına gelmez.
Kısaca 15 saniyelik driplingde top ile teması olabildiğince arttırmak durumunda olmamız gerektiğini bilmek zorundayız.
Top ile temas ne kadar çok ve fazla süreli olursa top ile ilişkili becerilerin gelişimi olanağı ve fırsatı da o kadar artar.
Buradan hareketle özellikle altyapı eğitimlerinde bütün planlamalar top ile temas süresini arttırma hedefine göre yapılmalıdır.
Bu anlamda oyunlar/müsabakalar çocukların topa sahip olma süresini bile en aza indirmeye neden olurken top ile temas sürelerini neredeyse 5- 10 saniyelere değin indirilmesine neden olmaktadır.
Bu anlamda oyun ve müsabakalar top ile ilişkili becerilerin geliştirilmesinde dezavantajlara neden olmaktadır.
Peki ne yapmalı?
Çocukların top ile temas sürelerinin 20,30 saniyelere mümkünse daha yukarılara taşıyacak az adamlı dar saha oyunları çok sık olarak kullanmalıdır. Çeşitlemeler (varyasyonlar) ve birleştirmeler (kombinasyonlar) bu konuda ihmal edilmemesi gereken uygulamalardır.
Tabi top ile temas süresi oyun içinde top ile temas süresi olarak ele alınmalıdır. Bunun dışında tek bir çocuğa bir top vererek temas süresini istediğimiz kadar arttırabiliriz. Bu da gereklidir ve kullanılmalıdır ama asıl iş altyapı eğitim süreçlerinde oyun içinde temas süresini arttırmak olmalıdır.
Bu bakımdan topla çok oynayan oyuncuya kızılmamalı, gereksiz oynayan oyuncuya eleştiri yöneltilmelidir. Çünkü aynı şeyler değildir.
12 Ağu 2015
KULÜP ORGANİZASYON ŞEMALARINDA ALTYAPININ YERİ NE OLMALIDIR?

ALTYAPILAR BAĞIMSIZ VE MALİ BÜTÇESİ OLAN KURUMLAR OLMADAN FUTBOLDA SIÇRAMA İMKANSIZ GÖRÜNMEKTEDİR….
Eğer Türkiye'de Altyapı birimlerini yeniden reorganize etmek (yeniden yapılandırmak) gibi bir düşünce ve bir istek olursa, hatta bunun da ötesinde bu amaçla yetkili birileri harekete geçerse ilk yapmaları gereken şey;
Altyapı birimlerini kulüp yönetim kurulu üyelerinden birisine bağlamaktan vazgeçmeleri olmalıdır.
Yönetim kurulu üyelerinden birisini "altyapıdan sorumlu yönetim kurulu üyesi" yapmak Türkiye'deki kulüplerin altyapı adına organizasyon şemasındaki ve yönetilmesindeki en büyük talihsizliklerden birisidir.
Bir kişiyi altyapıdan sorumlu yönetici yapmak ya da altyapıyı bir yönetim kurulu üyesine bağlamak ne altyapıyı, ne de ilgili yöneticiyi mutlu eden bir durum değildir. Dahası genel olarak böylesi bir organizasyon biçimi kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur ve nitekim de öyle olmaya devam etmektedir.
Zaten ilgili yöneticilerin bir çoğu altyapı deyince, kulübün su ve kanalizasyon işleriyle ilgili bir biriminin kendilerine bağlandığını düşünecek kadar altyapı kurumlaşmasından habersiz kişilerden oluşmaktadır.
Pratikte böylesi bir kulüp - altyapı ilişkisinde devreye ne girmektedir?
Doğal yasadır. Boşluk doldurulur.
Yöneticinin yakın bir adamı, çoğu zaman eski futbolculardan birisi "altyapı sorumlusu" olarak rolü ele geçirmekte ve o kişinin inisiyatifine bırakılmış sözüm ona öz kaynak yönetimi, başka amaçlar için bir geçiş noktası veya kulüpten nemalanma kapısı şekline ve işleyişine dönüşmektedir.
Bu durumda altyapıların kulüp içindeki varlıkları sıradanlaşmakta ve önem ve değer konusunda olsun, kurumsallaşma açısından olsun bir mesafe alınamamaktadır.
Altyapıların önem ve değer kazanması isteniyorsa altyapılara ciddiyet atfetmek gerekir. Bunun ise nesnel yani somut koşulları vardır. Bu işler bir kişinin sadece iyi niyetine bırakılacak işler değildir ve olmamalıdır.
Bunun için yapılması gereken öncelikle iş hukuki ve yasal düzenlemelere dayandırılacak bir altyapı kutumu oluşturmasıdır.
Söz konusu bu hukuki ve yasal düzenlemeler ile oluşturulacak altyapı kurumu yapılanması özetle:
1. "Altyapı yönetim kurulu” oluşturulması ve altyapının tamamen bu kurul tarafından yönetilmesinin sağlanmasıdır.
2.Söz konusu “altyapı yönetim kurulları” kulüp yönetimiyle koordineli ancak özerk bir yapıda olmalı ve direkt genel kurula karşı sorumlu bulunmalıdır. Kulüp başkanı ile koordinasyon halinde çalışmalıdır.
3. Altyapı yönetim kurulu üyelerinin altyapı eğitimi, altyapı ekonomisi ve özkaynak yönetimi alanlarından sorumlu görev dağılımlarından oluşan bir yapısı olmalıdır.
4. Altyapının bütçesi katma bütçeli ve özerk olmalıdır.
5. Altyapı yönetim kurulu kulüp yönetimi gibi idari ve mali açıdan kendini ibra edecek seçimli kongrelere tabi olmalıdır.
6. Altyapı işleyişi açık, şeffaf ve denetlenebilir olmalıdır.
Böylesi bir kulüp yapılanmasında kulüplerin altyapılarının ciddiye alınmaması, önemsenmemesi mümkün değildir.
Kurumsallaşma ancak kurumsal kimlik ile mümkün olabilir.
Kurumsal kimliğin ise tek koşulu iş yapabilirlik, iş üretebilirlik ve katma değer yaratabilmektir. Altyapıların katma değeri ise sadece oyuncu yetiştirilmesini sağlamaktır.
Böylesi ve benzer altyapı yapılanmasından sonra sıra mutlaka altyapı eğitimi yapılanmasına gelmelidir. Eğitim yapılanmasının öncelikli konusu ise eğitim yönetimini oluşturmaktır.
Eğitiminin yönetsel yapılanmasında ise,
1. Altyapı dönemlere ayrılmalı ve her dönemin koordinatörlüğü ve antrenörlüğü bağımsız bir birim olarak yapılandırılmalıdır.
2. Altyapı eğitim dönemi koordinatörleri, dönem antrenörleri bir birim olarak altyapı yönetim kurulu eğitim sorumlusu üyesine bağlı olarak çalışmalıdırlar.
Örneğin,
1. Temel altyapı koordinatörlüğü ve antrenörleri,
2. Gelişim altyapı koordinatörlüğü ve antrenörleri
3. Performans altyapı koordinatörlüğü ve antrenörleri
eğitim felsefesi ve yaklaşımı olarak birbiri ile ilgili ama eğitim yönetimi olarak birbirlerinden bağımsız birimler olarak alt kurumlara ayrılmalıdırlar.
Böylece uzmanlaşma, hesap verebilirlik, yönetsel şeffaflık ve üretkenlik açısından daha işlevsel bir okul modeli ortaya çıkacak, zaman ve emek kayıplarının önüne geçilecek ve üretim çıktıları olan futbolcu gelişimi inanılmaz boyutlara taşınacaktır.
Bilindiği üzere İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite dönemlerinin ders içerikleri, programları ve öğretmenleri birbirinin devamı olacak biçimde ama birbirlerinden farklı bir anlayışa ve içeriğe sahiptir.
O halde 8 yaş ile 18 yaş arasındaki 10 yıllık çocuk ve gençlerin futbol eğitim süreçleri de aynı çalışma, aynı program ve aynı antrenörler ve aynı yaklaşım ile gerçekleştirilmemelidir. Her dönem bir uzmanlık ve yeterlilik alanı olarak planlanmalı ve yürütülmelidir.
Sonuç olarak önce idari ve katma bütçeli mali özerk bir yapı, sonra da eğitim yönetimi yapılanması şeklinde gerçekleştirilecek bir altyapı modeli Türkiye futbolunun kurtuluşu açısından düşünülebilecek modellerden birisidir.
4 Ağu 2015
YAYIN HABERİ

İÇİNDEKİLER
1.BÖLÜM: FUTBOLDA ALTYAPI
GENEL OLARAK ALTYAPI EĞİTİM FELSEFESİ NEDİR?
BİR SPOR KULÜBÜNÜN ALTYAPI VE ALTYAPI EĞİTİMİNE İLİŞKİN KURUMSALLAŞMASINDA TEMEL BOYUTLAR
TÜRKİYE’DE FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİ BAŞARILI MIDIR?
FUTBOLDA ALTYAPIYA BAKIŞ AÇISI VE ALTYAPI PARADİGMASI DEĞİŞMELİDİR
TÜRKİYE'DE FUTBOL EKOLÜ
ALTYAPI EĞİTİCİ ANTRENÖRLÜĞÜ VE FUTBOL ALTYAPI ANTRENÖRLERİ
2.BÖLÜM: FUTBOLDA ALTYAPI EĞİTİMİ
GİRİŞ
ÇOCUKLAR, FUTBOL VE EĞİTİME DAİR KISA, KISA
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE “GENEL EĞİTİM SORUNLARI NELERDİR?
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİM YAPILANDIRMASINDA YAŞ GRUPLARI MODELLEMESİ
PSİKOMOTOR GELİŞİM AÇISINDAN KRİTİK YAŞ DÖNEMLERİ VE FUTBOLDA ALTYAPI EĞİTİMİ
0 YAŞINDAN 15 YAŞINA GELİŞİMİ NE DEMEKTİR? VE NEDEN ÇOK ÖNEMLİDİR?
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE NELERİN NASIL VE NE ZAMAN ÖĞRETİLECEĞİ SORUNU
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE YAŞ GRUPLARINA VE İLGİLİ EĞİTİM DÖNEMLERİNE GÖRE TEMEL TEKNİK BECERİ ÖĞRETİMİ
KALECİLİK VE KALECİ TEMEL TEKNİK BECERİ ÖĞRETİMİ
FUTBOL TEMEL ALTYAPI EĞİTİMİNDE HAFİF TOPUN ÖNEMİ
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE TAKIM OYUNU VE ALGISI AÇISINDAN “PAS”IN DEĞERİ
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE YAŞ GRUPLARINA VE İLGİLİ EĞİTİM DÖNEMLERİNE GÖRE TAKTİK BECERİ ÖĞRETİMİ
ÇOCUKLARDA BAZI BİYOMOTOR ÖZELLİKLERİN GELİŞİMİNDE KRİTİK YAŞLAR VE FUTBOLDA ALTYAPI EĞİTİMİ
ALGISAL MOTOR VE KOORDİNATİF YETİLERİN GELİŞİMİNDE KRİTİK YAŞLAR VE FUTBOLDA ALTYAPI EĞİTİMİ
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİM SÜRECİNDE ALGISAL MOTOR VE KOORDİNATİF ÖZELLİKLERİN GELİŞİMİ AÇISINDAN ÖZEL ÖNEMİ OLAN ETKİNLİKLER
ÇOCUKLAR ALTYAPI EĞİTİM SÜREÇLERİNDE FUTBOL OYNARKEN YARIŞABİLİRLER AMA YARIŞMAK İÇİN FUTBOL OYNAMAMALIDIRLAR
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE KULLANILABİLECEK BAZI ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE AÇIK VE KAPALI BECERİ EĞİTİMİ NEDİR? VE NİÇİN ÖNEMLİDİR?
FUTBOLDA ALTYAPI EĞİTİMİNDE ÖLÇME DEĞERLENDİRME
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE YILLIK VE GÜNLÜK ÇALIŞMA PLANI
24 Haz 2015
OYUN, OYUN OLARAK FUTBOL VE ÇOCUKLAR

OYUN VE ELBETTE FUTBOLUN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ EN ÖNEMLİ TOPLUMSAL ETKİSİ
(BU OLUMLU ETKİYİ OKULDA VE DERSLERDE VERMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR)
Çocuklar oyun oynarken eşittirler.
Ya da çocuklar en çok oyun ve oyun olarak futbol oynarken eşittirler.
Belki de çocuklar oyunu ve oyun olarak futbolu en çok bu yüzden severler.
Bu genel olarak oyunun en önemli sosyal öğrenme etkilerinden birisidir.
Bir çocuğun diğer çocukla eşit olduğu, birbirlerinden farklı olmadıkları algısı en çok oyun anında gelişir. Futbol oyunu ise bu konuda çok daha büyük avantajlara sahip bir eğitim aracıdır. Yeter ki eğitimci antrenörler bu algıyı bozacak davranışlar sergilemesinler.
Örneğin futbolda daha büyük ölçekte sorunsuz toplum yaratmada çok mesafe alınabilecek bir avantaja sahiptir. Neden? Çünkü her çocuğun daha çok oynadığı ya da oynayabileceği bir oyundur.
Bakınız toplumsal sorunlarımızdan birsi olan eşitsizlik ve sosyal bölünme konuları bellidir.
Ama top oynayan çocuklarımız birbirlerinin;
Zengin mi, fakir mi?
Siyah mı beyaz mı?
Türk mü Kürt mü?
Alevi mi, Sünni mi?
olup olmadıklarına bakmazlar. Hata farkında bile olmazlar.
Onlar için sadece birlikte oynana ve topun pas olarak alınıp verildiği oyun vardır. Bu oyun öyle bir oyundur ki; topu kime attığının ve kimden aldığının değil, sadece topun verildiği ve alındığı kişiler vardır. Yani eşiti olan arkadaşları vardır.
Bundan daha güzel bir eğitim olabilir mi?
Böyle devam eden çocuklar, özellikle de erkek çocuklar ileride bu tür sapmalara eğilim göstermezler. Çünkü bölünmeyi daha çok erkek cinsiyeti başlatır ve devam ettirir.
Pegagojik açıdan diğer bir unsur da çocukların çalışırlarsa başarabilecekleri duygusun kazanmalarıdır ki, bu da çok önemlidir.
Lakin bazı antrenör ve eğitimcilerimizin yanı sıra kurgulanmış olan yarışmacı spor sistemi, böylesi güzel bir eğitim aracını "ne yaparsan yap rakibini yen" ve "takımda en başarılı kimse en değerli o'dur" algısı yaratarak heba etmektedirler.
Oysa iyi futbolcu ve iyi takımlar kollektif anlayışın ve empatik düşüncenin sürdürüldüğü eğitim yaklaşımlarıyla daha kolay yetiştirilebilir. İşte bütün bunlar oyunla mümkündür. Futbol ile daha da mümkündür.
Biz eğitimciler oyunu ve oyun olarak futbolu daha çok işte bu yüzden seviyoruz ya da sevmeliyiz..
21 Nis 2015
FUTBOL TEMEL VE GELİŞİM ALTYAPI EĞİTİM SÜREÇLERİNDE FUTBOL, OYUN VE YARIŞMA ÜZERİNE

Oyunun kendi doğasına müdahale edilerek kazanmanın biricik amaç olarak gerçekleştirilen oyunlarda, özellikle futbol örneğinden yola çıkarak söylenebilir ki, her iki tarafta ter alan çocuklar için söz konusu oyun olması gerektiği kadar eğlenceli olamamaktadır.
Çünkü oyun gitmiş, geriye sadece futbol kalmıştır. Oysa futbol bir oyundur ve oyunlar eğlencelidir.
Oyunların eğlence boyutu azaltıldığında, eğitsel açıdan öğrenme düzeyi ve kalitesi azalırken ve buna ilaveten yaratıcılık da engellenmektedir.
Üstelik sosyal gelişim açısından da karşıdakine saygı duymama, karşıdakine değer vermeme gibi duygusal olumsuzluklar rekabet koşulları nedeniyle belirgin hale gelmektedir.
Özellikle kaybedenler için oyun artık bir oyun değil, bir sonraki sefere kaybetmemek için her şeyi yapması gereken bir "ölüm kalım" meselesi haline gelmektedir ki, günümüzde çoğu altyapı eğitimlerinin durumları bunu yansıtır niteliktedir.
Çocuklar oyunun kendi doğası ve karakteri içinde varsa yarışabilirler ve yarışmalıdırlar da. Ama kazanmak ve kaybetmemek için asla oyun oynamamalıdırlar. Oyunlar çocukların kazanması ya da kaybetmemesi üzerine üretilmiş etkinlikler değildir.
KULÜPLERDEKİ ALTYAPI ÖRGÜTLENMELERİNE RAĞMEN ASLINDA ÇOCUKLAR GÖRÜNDÜĞÜNÜN TAM AKSİNE FUTBOLDAN UZAKLAŞMIŞLARDIR

Şöyle bir hatırlayalım ve bakalım önce;
1. Sokak futbolu,
2. Mahalle arası futbol,
3. Teneffüs arası futbol,
3. Öğle arası futbol,
4. GS- FB takım maçları,
4. Tek kale maçlar,
5. Gazozuna maçlar,
6. Köyler arası maçlar,
Artık bitmiş/bitirilmiştir. Bunun yerine;
1. Halı saha maçları (paralıdır ve ergenlere ve büyüklere hitap eder),
2. Okullar arası maçlar (Toplam okul öğrenci sayısının % 1 ini kapsar),
3. Kulüplerin altyapıları (Toplam çocuk nüfusunun % 1 ila 5 ini kapsar),
futbol faaliyet alanları olmuştur.
Özetle;
Çocukların futbol ile buluşmaları doğal olarak kentlere kaymıştır. Ama kentlerde sokak, mahalle ve hatta okul bahçelerinde "top oynamaya" uygun arsa, arazi, alan ve saha bırakılmamış, var olanlar da ya halı saha ya da kulüp futbollarına ayrılmıştır.
Bir ülkede ve bir toplumda herhangi bir spor dalında başarılı olmanın ön koşullarından birisi de o spor dalının çok sayıda çocuk tarafından seviliyor ve gerçekleştiriliyor olmasını sağlamaktan geçer. Kulüpler ise burada beliren ve öne çıkan çocukların formal olarak eğitim sürecine alınması gereken yerlerdir.
Bir ülkede ne kadar çok sayıda çocuk, ne kadar çok top oynarsa o ülkede o kadar çok futbolcu yetişme fırsatı ve olanağı var demektir.
Bu futbolda önde olan tüm ülkelerde böyledir.
Bu anlamda başta Türkiye Futbol Federasyonu olmak üzere diğer tüm ilgili kurumlar, çocuklara ve ülke futboluna katkı sunmak istiyorlarsa bunun öncelikli işi; her sokağa, her mahalleye boş arsalar, alanlar ve tahsis edilmesini sağlamaları olmalıdır.
Gösterişli tesisler açmak, ulaşılmayacak ve içine girilemeyen futbol alanları yapmak çocuklar için bir şey ifade etmemektedirler.
Bu işin temel esprisi çocukların kolay ulaşabilecekleri ve kolay yararlanabilecekleri futbol oyun alanlarına kavuşturulmalarıdır.
ALTYAPILARDA "İYİ VE ÖZELLİKLİ OYUNCU YETİŞTİRME" İLE İLGİLİ ÖRNEK NİTELİĞİNDE YAŞANMIŞ BİR ANI
Premier Lig ile ilgili bir belgesellerinin birisinde izlediğim bir anıyı sizinle paylaşmak isterim. Çünkü gerçekten futbol altyapı eğitimi adına çok güzel ve çok önemli bir örnek oluşturuyor..
Anı günümüzde Arsenal oyuncusu olan Alexander Mark David
Oxlade-Chamberlainberlain ile ilgili.
Oxlade Chamlerlain Southhompton altyapısından yetişmiş 17 yaşında A takımda 36 maç oynayıp 9 gol atmış bir oyuncudur.
18 yaşında da Arsenal tarafından transfer edilmiştir.
Bakınız Türkiye'de de uzun yıllardır altyapılar ve altyapı eğitimleri var. Peki neden İngilterede, Almanyada, İspanyada veya Fransa ve diğer bazı ülkelerde olduğu gibi bizde de çok sayıda ve sürekli bir şekilde özellikli ve kaliteli futbolcu yetişmiyor diye konuşur dururuz.
Evet oralarda bu işler daha ciddiye alınıyor olabilir. Daha kurumsal ve sistematik bir biçimde yapılıyor da olabilir.
Ama bir şey daha var; O şey altyapı süreçlerinde futbolcu adaylarından antrenör beklentileri ne olmalıdır ve çocuklar altyapılarda neye odaklanmalıdırlar? Takip edenler bilirler bu husus benim de üzerinde çok durduğum ve sürekli işlediğim bir konudur.
Şimdi gelelim anıya;
Chamberlain 12 yaşındadır. Onun da takımda yer aldığı altyapı maçlarından birisinde Southomptan rakibinden tam 8 gol yiyerek maçı bitirir.
Maç sona erdiğinde altyapı antrenörü Chambarleine şu istatistiki bilgiyi sorar;
"Söyle bakalım Oxlade; bugünkü maçta topla kaç kez temasın oldu? Kaç isabetli pasın oldu? ve Kaç top kazandın?
Yani ne altyapı antrenörü ne de Chamberlain'in odaklandıkları şey maçın sonucu değil, iyi ve özellikli futbolcu olmak için nelerin yapılması ve yapılamamış olmasıdır.
İşte bu altyapı eğitimlerindeki yaklaşım farklılığı demektir.
"Bizde aynı şeyleri yapıyoruz neden bizde iyi ve özellikli futbolcu yetişmiyor" sorusunun cevabını ve eksiklerimizin neler olduğu biraz da bu anlatmaya çalıştığım yaşanmış anıda gizlidir.
FUTBOL ALTYAPILARINDA "KAZANAN TAKIM" YARATMA SEVDASI VE "İYİ OYNAYAN" TAKIM YETİŞTİRME İHTİYACI

Futbol altyapı kurumlarında "takım" yaratmak diye bir olgudan söz etmek çok anlamlı ve yerinde bir anlayış değildir doğrusu.
Hele hele altyapılarda "kazanan takım" ya da "şampiyon takım" yaratma hevesleri ve istekleri tartışmalı bir altyapı eğitiminin varlığını gösterir.
"Kazanan takım" ya da "Şampiyon takım" yaratma isteği "iyi" ve "özellikli futbolcu" yaratmayı ve yetiştirmeyi sağlayamamaktadır.
Çünkü kazanma ve şampiyon olmaya odaklanmış bir takımda bireyler/çocuklar için hedef kazanma ve şampiyon olmaktır. Bunun için yapılması gereken sadece karşısındakini yenmiş olmaktan ibarettir. Olumlu davranış ve becerilerden daha çok, yenmiş olmak önemli ve gereklidir. Böyle düşünmeye başlayan bir çocuktan "iyi" ve "özellikli" olmaya çalışmasını bekleyemezsiniz.
Oysa altyapılarda yaş ve dönemlere uygun bir şekilde planlanan eğitimlerde "iyi oynayan" takım yaratma isteği ve hedefi olmalıdır. Çünkü iyi oynayan takım isteği ve hedefi hem bireysel olarak hem de takım olarak "futbola ilişkin gerekenleri iyi yapmaya" odaklanacak olan çocuklar, attıkları ve yedikleri gollere değil gerçekleştirdikleri davranışlara ve becerilere odaklanırlar.
İyi oynayan birey ve iyi oynayan takım eninde sonunda giderek kazanan birey, kazanan takıma dönüşecektir.
Unutmayalım ki;
"Kazanan takım" ve "şampiyon takım" yaratma isteğinin "iyi oynayan" takıma dönüşme ihtimali,
"İyi oynayan" takım yaratma isteğinin "kazanan takım ya da "şampiyon takıma" dönüşme ihtimali kadar yüksek değildir.
Yani altyapı maçlarında kazanma ve şampiyon olmaya değil, iyi oynamaya odaklanmış çocuklar yetiştirmeyi amaçlayan antrenörler ve yöneticiler şunu bilmelidirler ki; geleceğe ilişkin daha doğru bir anlayış içindedirler.
27 Mar 2015
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE "TEKRAR YÖNTEMİ"NİN KULLANILMASINA İLİŞKİN BAZI ÖNERİLER
Futbolda temel teknik becerilerin öğretiminde en sık kullanılan ya da kullanılırlığı kolay olan "tekrar" yöntemi, bir hareketin defalarca tekrar ettirilerek öğretilmesi ya da defalarca tekrar edilerek öğrenilmesi yoludur. Alıştırma yöntemi olarak da ifade edilir.
Bir hareketin veya motor bir davranışın beceri düzeyini arttırmak için kullanılan en temel yöntemlerinden birisidir. Tekrarı bir hareketi otomasyon düzeyinde yapmanın yolu olarak da tanımlayabiliriz.
Gerekli ve kullanılması gereken bir yöntem midir? Elbette evet, çünkü insanın yaşamını idame ettireceği ve uğraştığı bir iş için gereken motor davranışları en ekonomik şekilde yapmasını sağlayan öğrenmeler tekrar yaparak gerçekleşebilir.
Futbol oyunu ise oyun için gereken temel teknikleri veya temel taktikleri dışsal koşullar olmadan beceri düzeyinde gerçekleştirmenin yeterli olacağı bir oyun değildir.
Bir temel tekniği durağan, ya da değişmeyen koşullarda çok mükemmel yapıyor olmak futbol oyun koşullarında çoğu zaman yeterli olmaz. Çünkü genel olarak oyunlarda ve futbolda topun durumu, rakibin durumu ve kişinin durumu sürekli değişmektedir. Yani koşullar sürekli farklılaşmaktadır.
İşte bu nedenle sık kullanılan "tekrar yöntemini" futbolun olağan koşullarına göre uyarlamak mümkündür. Bu sayede hem yöntemin sağladığı beceri edinimi ile ilgili avantajları kullanırken hem de futbol oyununun karakteristik gerekleri açısından da kazanımlar elde etmek mümkün olabilecektir.
Sonuç olarak "tekrar yöntemi" elbette kullanılmalıdır. Ama bu;
1. Aynı şeyi tekrar,
2. Aynı şekilde tekrar
anlayışı ile değil,
1. AYNI ŞEYİ FARKLI ŞEKİLLERDE TEKRAR,
2. FARKLI ŞEYLERİ AYNI ŞEKİLDE TEKRAR,
3. FARKLI ŞEYLERİ FARKLI ŞEKİLLERDE TEKRAR
anlayışı ile olmalıdır.
Dolayısıyla TEKRAR yöntemi hem yaratıcılığı engelleyen bir yöntem olmaktan çıkarılmış olur. Hem de futbolun oyun koşulları dediğimiz dışsal koşulların dikkate alınarak kullanıldığı bir yöntem olur.
Çünkü TEKRAR yöntemi kullanılması gereken motor öğrenme yöntemlerinden birisidir.
Bir hareketin veya motor bir davranışın beceri düzeyini arttırmak için kullanılan en temel yöntemlerinden birisidir. Tekrarı bir hareketi otomasyon düzeyinde yapmanın yolu olarak da tanımlayabiliriz.
Gerekli ve kullanılması gereken bir yöntem midir? Elbette evet, çünkü insanın yaşamını idame ettireceği ve uğraştığı bir iş için gereken motor davranışları en ekonomik şekilde yapmasını sağlayan öğrenmeler tekrar yaparak gerçekleşebilir.
Futbol oyunu ise oyun için gereken temel teknikleri veya temel taktikleri dışsal koşullar olmadan beceri düzeyinde gerçekleştirmenin yeterli olacağı bir oyun değildir.
Bir temel tekniği durağan, ya da değişmeyen koşullarda çok mükemmel yapıyor olmak futbol oyun koşullarında çoğu zaman yeterli olmaz. Çünkü genel olarak oyunlarda ve futbolda topun durumu, rakibin durumu ve kişinin durumu sürekli değişmektedir. Yani koşullar sürekli farklılaşmaktadır.
İşte bu nedenle sık kullanılan "tekrar yöntemini" futbolun olağan koşullarına göre uyarlamak mümkündür. Bu sayede hem yöntemin sağladığı beceri edinimi ile ilgili avantajları kullanırken hem de futbol oyununun karakteristik gerekleri açısından da kazanımlar elde etmek mümkün olabilecektir.
Sonuç olarak "tekrar yöntemi" elbette kullanılmalıdır. Ama bu;
1. Aynı şeyi tekrar,
2. Aynı şekilde tekrar
anlayışı ile değil,
1. AYNI ŞEYİ FARKLI ŞEKİLLERDE TEKRAR,
2. FARKLI ŞEYLERİ AYNI ŞEKİLDE TEKRAR,
3. FARKLI ŞEYLERİ FARKLI ŞEKİLLERDE TEKRAR
anlayışı ile olmalıdır.
Dolayısıyla TEKRAR yöntemi hem yaratıcılığı engelleyen bir yöntem olmaktan çıkarılmış olur. Hem de futbolun oyun koşulları dediğimiz dışsal koşulların dikkate alınarak kullanıldığı bir yöntem olur.
Çünkü TEKRAR yöntemi kullanılması gereken motor öğrenme yöntemlerinden birisidir.
TEKRAR VE SADECE OYUN YAKLAŞIMI VE SORUN
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİM UYGULAMALARINDA "TEKRAR" VE "SADECE OYUN" YAKLAŞIMINA İLİŞKİN BAZI SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİSİ.
Genel olarak tekrarlara dayalı driller ile ve sadece oyun biçiminde gerçekleştirilen futbol altyapı eğitim uygulamaları tamamen yanlış olmasa bile eksik ve verimli sonuçlar doğurmaya engel uygulamalarıdır.
Özellikle Futbol Temel Altyapı Eğitim sürecinde "Futbol Temel Teknik Becerilerinin" ve "Futbol Temel ve Genel Taktik Becerilerinin" hangilerinin hangi yaş gruplarında ne zaman öğretileceği asıl sorun olmakla birlikte, bir o kadar önemli bir sorun da nasıl öğretileceği ile ilgilidir.
Türkiye’de futbol altyapı eğitim süreçlerinde gözlemlenebilen eğitim pratikleri değerlendirildiğinde, neredeyse her temel teknik ve taktik beceri neredeyse her yaş grubunda öğretilmeye çalışılıyor. Bu oldukça yanlış ve yararı olmayan bir eğitim durumu görüntüsüdür.
Bunun yanı sıra çocuklar teknik becerileri ya sürekli tekrar ederek ya da sürekli "maç" yaparak öğrenmeye çabalıyorlar. Her ikisi de bir öğretim yöntemi olmakla birlikte çocuğun yaşı ve futbol altyapı eğitim amacı göz önüne alındığında beceri geliştirmeyi ve becerileri amacına uygun kullanabilmeyi sağlamak için tek başına verim alınamayacak yöntemlerdir.
Örneğin sadece "oyun yöntemini" ele alalım;
Oyun hem eğlenceli olması bakımından hem de çocukları çok yönlü uygulamaya alma bakımından avantajları içinde barındırsa da eğer çocuk hep aynı tür davranışlar ile (aynı teknik beceriler) oynamaya devam ederse bu süreç onda herhangi bir farklılaşmaya yol açmayacaktır.
O zaman yapılması gereken şey oyun yöntemini diğer yöntemler ile birleştirerek çocuğun oyun sürecinde yapageldiği davranışlar dışında farklı davranışlar sergilemesini, farklı teknik becerileri kullanmasını gerektirecek eğitim ortamları oluşturmak gerekir.
O halde oyunu; sadece serbest oyun şeklinde değil,
1. Amaçlı Oyun
2. Kurallı Oyun,
3. İstenilenin Yapılması Zorunlu Oyun,
4. Problemli Oyun,
5. Yönlendirilmiş Oyun
6. Doğal Oyun
7. Farklı Alanlarda Oyun
8. Farklı Materyallerle Oyun
şeklinde düşünmek ve uygulamakta büyük yararlar vardır. Çocuklar yeni öğrenme durumları yaşayarak yeni beceriler elde ederler. Ve yine çocuklar bir beceriyi çoğu kez tekrar ederek mükemmelleştirirler. Ve dahası çocuklar söz konusu becerileri değişen durumlarda kullanmak durumda kalarak çok yönlü olurlar.
Yukarıdaki oyun biçimleri özellikle altyapı eğitim süreçlerinde bu özellikleri geliştirmek için ideal öğretim yöntemleri olarak görülmelidir.
Genel olarak tekrarlara dayalı driller ile ve sadece oyun biçiminde gerçekleştirilen futbol altyapı eğitim uygulamaları tamamen yanlış olmasa bile eksik ve verimli sonuçlar doğurmaya engel uygulamalarıdır.
Özellikle Futbol Temel Altyapı Eğitim sürecinde "Futbol Temel Teknik Becerilerinin" ve "Futbol Temel ve Genel Taktik Becerilerinin" hangilerinin hangi yaş gruplarında ne zaman öğretileceği asıl sorun olmakla birlikte, bir o kadar önemli bir sorun da nasıl öğretileceği ile ilgilidir.
Türkiye’de futbol altyapı eğitim süreçlerinde gözlemlenebilen eğitim pratikleri değerlendirildiğinde, neredeyse her temel teknik ve taktik beceri neredeyse her yaş grubunda öğretilmeye çalışılıyor. Bu oldukça yanlış ve yararı olmayan bir eğitim durumu görüntüsüdür.
Bunun yanı sıra çocuklar teknik becerileri ya sürekli tekrar ederek ya da sürekli "maç" yaparak öğrenmeye çabalıyorlar. Her ikisi de bir öğretim yöntemi olmakla birlikte çocuğun yaşı ve futbol altyapı eğitim amacı göz önüne alındığında beceri geliştirmeyi ve becerileri amacına uygun kullanabilmeyi sağlamak için tek başına verim alınamayacak yöntemlerdir.
Örneğin sadece "oyun yöntemini" ele alalım;
Oyun hem eğlenceli olması bakımından hem de çocukları çok yönlü uygulamaya alma bakımından avantajları içinde barındırsa da eğer çocuk hep aynı tür davranışlar ile (aynı teknik beceriler) oynamaya devam ederse bu süreç onda herhangi bir farklılaşmaya yol açmayacaktır.
O zaman yapılması gereken şey oyun yöntemini diğer yöntemler ile birleştirerek çocuğun oyun sürecinde yapageldiği davranışlar dışında farklı davranışlar sergilemesini, farklı teknik becerileri kullanmasını gerektirecek eğitim ortamları oluşturmak gerekir.
O halde oyunu; sadece serbest oyun şeklinde değil,
1. Amaçlı Oyun
2. Kurallı Oyun,
3. İstenilenin Yapılması Zorunlu Oyun,
4. Problemli Oyun,
5. Yönlendirilmiş Oyun
6. Doğal Oyun
7. Farklı Alanlarda Oyun
8. Farklı Materyallerle Oyun
şeklinde düşünmek ve uygulamakta büyük yararlar vardır. Çocuklar yeni öğrenme durumları yaşayarak yeni beceriler elde ederler. Ve yine çocuklar bir beceriyi çoğu kez tekrar ederek mükemmelleştirirler. Ve dahası çocuklar söz konusu becerileri değişen durumlarda kullanmak durumda kalarak çok yönlü olurlar.
Yukarıdaki oyun biçimleri özellikle altyapı eğitim süreçlerinde bu özellikleri geliştirmek için ideal öğretim yöntemleri olarak görülmelidir.
AÇIK BECERİ
FUTBOL ALTYAPI EĞİTİMİNDE TEMEL TEKNİKLERİN VE TEMEL TAKTİKLERİN ÖĞRETİMİNDE AÇIK VE KAPALI BECERİ EĞİTİMİ NEDİR? BU KONUDAKİ ÖĞRETİM SORUNUMUZU NASIL ÇÖZEBİLİRİZ?
Tek boyutlu sisteme göre beceri sınıflamaları dört ana başlıkta toplanır.
1.Kullanılan kas büyüklüğüne göre (küçük ve büyük kas becerileri),
2.Görev organizasyonuna göre ( kesik, seri ve devamlı beceriler),
3.Çevrenin tahmin edilebilirlik düzeyine göre (açık ve kapalı beceriler),
4.Motor ve Bilişsel ögelerin önemine göre (motor ve bilişsel beceriler).
Tek boyutlu sistem uyarınca düzenlenen beceri sınıflamaları iyi incelendiğinde hepsi ile ilgili eğitim sorunlarımız olduğu kesindir. Ama beceri öğretiminde asıl sorunu 3. maddede yer alan açık ve kapalı beceriler konusunda yaşamaktayız.
Çevrenin tahmin edilebilirlik düzeyi demek; futbol oyununun gerektirdiği davranışların ne olduğunun bilindiği ama hangisinin ne zaman, nasıl, niçin, neden ve nerede kullanılması gerektiği konusunun öğrenilmiş olmasının gerekliliği demektir.
Kapalı beceri; bir hareket kalıbının ince detaylarının çalışılması demektir. Yani hareketi sabitleme demektir.
Açık beceri ise; çevrenin değişken koşullarına göre harekette uyum ya da hareketi o koşula göre gerçekleştirme demektir. Diğer bir ifadesiyle söz konusu hareketi çeşitleme anlamındadır.
Futbol oyununun gerekleri bellidir.
Bu gereklerin yani davranışların ya da hareketlerin öncelikle gerçekleştirilmesi şarttır. Ama yetmeyecektir söz konusu hareketlerin üst düzeyde gerçekleştirilmesi yani mükemmelleştirilmesi de gerekir. İşte buna beceri diyoruz.
Ama bu da futbol oyunu için yetmeyecektir. Çünkü futbol oyununda bir teknik ve taktik davranışı tek başına beceri düzeyinde yapıyor olmak oyunun gerektirdiği an ve pozisyonlarda yapabiliyor olmayı sağlayamamaktadır.
Dolayısı ile pratikte karşımıza şu uygulama seçenekleri çıkmaktadır.
1. Temel teknikleri en ince detayına kadar çalıştırarak beceri haline getirilmesini sağlamak. Yani tekrar yöntemi ile bir hareketi defalarca yaptırarak beceri düzeyinin yakalanmasını sağlamak
(Yani kapalı beceri öğretimi ve öğrenimi).
2. Sürekli ya da genel olarak oyun oynanmasını sağlayarak oyun içinde çocukların ve gençlerin gerektirdiği davranışları yapmasına imkan vererek amaca uygun beceriler sergilemelerini sağlamak (Açık beceri öğretimi ve öğrenimi).
Eğitim uygulamalarında içine düştüğümüz temel sorun ve açmaz ise şudur;
Kapalı beceri öğretiminde çocukların bir tekniği beceri düzeyinde mükemmel yapabiliyor olmaları aynı tekniği oyun içinde kullanıyor olmalarını sağlayamadığı gibi, öte yandan açık beceri adına devamlı oyun uygulamalarında da oyun için tekniklerin çok sayıda tekrar etme imkanının olmaması nedeni ile, çocuklar bir kaç tekniğin dışında diğer teknikleri beceriye dönüştürememektedirler.
Taktik öğrenme ve öğretim içinde aynı şey söz konusudur. Oyun formundan uzak taktik antrenmanlar ile sadece oyun oynatılarak taktik beceri davranışların yerine getirilmesini beklemek çok sağlıklı sonuçlar vermemektedir.
Bunun genel olarak çözümü kapalı becerilerin açık becerilere dönüştürülmesinin sağlanması ya da kazanılmış becerilerin oyuna transferinin sağlanmasıdır.
Pratikte bunun çözümü ise önce kapalı beceri sonra açık beceri gibi düşünülse de asıl sağlıklı olan beceri öğretimi şudur;
TOP İLE İLİŞKİYİ OLABİLDİĞİNCE ÇOK SAĞLAYAN, TEKRARA İMKAN VEREN, HAREKETLİ, DEĞİŞKEN OYUN, BÖLÜMLENDİRİLMİŞ OYUN, KURALLI OYUN VE AMAÇLI OYUN UYGULAMALARIDIR.
Yani seviyeye uygun olmak koşulu ile kapalı ve açık becerilerin iç içe geçmiş olarak planlanan öğretim uygulamaları esas çözümdür.
Bu bağlamda "Çeşitlemeler" mükemmel teknik beceri öğretim uygulamaları, "Birleştirmeler" ise mükemmel taktik beceri öğretim uygulamalarıdır.
Tek boyutlu sisteme göre beceri sınıflamaları dört ana başlıkta toplanır.
1.Kullanılan kas büyüklüğüne göre (küçük ve büyük kas becerileri),
2.Görev organizasyonuna göre ( kesik, seri ve devamlı beceriler),
3.Çevrenin tahmin edilebilirlik düzeyine göre (açık ve kapalı beceriler),
4.Motor ve Bilişsel ögelerin önemine göre (motor ve bilişsel beceriler).
Tek boyutlu sistem uyarınca düzenlenen beceri sınıflamaları iyi incelendiğinde hepsi ile ilgili eğitim sorunlarımız olduğu kesindir. Ama beceri öğretiminde asıl sorunu 3. maddede yer alan açık ve kapalı beceriler konusunda yaşamaktayız.
Çevrenin tahmin edilebilirlik düzeyi demek; futbol oyununun gerektirdiği davranışların ne olduğunun bilindiği ama hangisinin ne zaman, nasıl, niçin, neden ve nerede kullanılması gerektiği konusunun öğrenilmiş olmasının gerekliliği demektir.
Kapalı beceri; bir hareket kalıbının ince detaylarının çalışılması demektir. Yani hareketi sabitleme demektir.
Açık beceri ise; çevrenin değişken koşullarına göre harekette uyum ya da hareketi o koşula göre gerçekleştirme demektir. Diğer bir ifadesiyle söz konusu hareketi çeşitleme anlamındadır.
Futbol oyununun gerekleri bellidir.
Bu gereklerin yani davranışların ya da hareketlerin öncelikle gerçekleştirilmesi şarttır. Ama yetmeyecektir söz konusu hareketlerin üst düzeyde gerçekleştirilmesi yani mükemmelleştirilmesi de gerekir. İşte buna beceri diyoruz.
Ama bu da futbol oyunu için yetmeyecektir. Çünkü futbol oyununda bir teknik ve taktik davranışı tek başına beceri düzeyinde yapıyor olmak oyunun gerektirdiği an ve pozisyonlarda yapabiliyor olmayı sağlayamamaktadır.
Dolayısı ile pratikte karşımıza şu uygulama seçenekleri çıkmaktadır.
1. Temel teknikleri en ince detayına kadar çalıştırarak beceri haline getirilmesini sağlamak. Yani tekrar yöntemi ile bir hareketi defalarca yaptırarak beceri düzeyinin yakalanmasını sağlamak
(Yani kapalı beceri öğretimi ve öğrenimi).
2. Sürekli ya da genel olarak oyun oynanmasını sağlayarak oyun içinde çocukların ve gençlerin gerektirdiği davranışları yapmasına imkan vererek amaca uygun beceriler sergilemelerini sağlamak (Açık beceri öğretimi ve öğrenimi).
Eğitim uygulamalarında içine düştüğümüz temel sorun ve açmaz ise şudur;
Kapalı beceri öğretiminde çocukların bir tekniği beceri düzeyinde mükemmel yapabiliyor olmaları aynı tekniği oyun içinde kullanıyor olmalarını sağlayamadığı gibi, öte yandan açık beceri adına devamlı oyun uygulamalarında da oyun için tekniklerin çok sayıda tekrar etme imkanının olmaması nedeni ile, çocuklar bir kaç tekniğin dışında diğer teknikleri beceriye dönüştürememektedirler.
Taktik öğrenme ve öğretim içinde aynı şey söz konusudur. Oyun formundan uzak taktik antrenmanlar ile sadece oyun oynatılarak taktik beceri davranışların yerine getirilmesini beklemek çok sağlıklı sonuçlar vermemektedir.
Bunun genel olarak çözümü kapalı becerilerin açık becerilere dönüştürülmesinin sağlanması ya da kazanılmış becerilerin oyuna transferinin sağlanmasıdır.
Pratikte bunun çözümü ise önce kapalı beceri sonra açık beceri gibi düşünülse de asıl sağlıklı olan beceri öğretimi şudur;
TOP İLE İLİŞKİYİ OLABİLDİĞİNCE ÇOK SAĞLAYAN, TEKRARA İMKAN VEREN, HAREKETLİ, DEĞİŞKEN OYUN, BÖLÜMLENDİRİLMİŞ OYUN, KURALLI OYUN VE AMAÇLI OYUN UYGULAMALARIDIR.
Yani seviyeye uygun olmak koşulu ile kapalı ve açık becerilerin iç içe geçmiş olarak planlanan öğretim uygulamaları esas çözümdür.
Bu bağlamda "Çeşitlemeler" mükemmel teknik beceri öğretim uygulamaları, "Birleştirmeler" ise mükemmel taktik beceri öğretim uygulamalarıdır.
ÖĞRETME VE ÖĞRENME= EĞİTİM DEMEKTİR.
İKİ KAVRAMDAN OLUŞAN TEK BİR KAVRAM ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ
Biliyor musunuz hepimiz yaparız bu hatayı.
Örneğin "eğitim-öğretim" lafını genellikle birlikte kullanırız.
Örneğin "eğitim öğretim yılı hayırlı olsun" deriz.
Oysa öğretim; eğitimi kavramı ve bütününün yarısını oluşturan eğitimci ve antrenörün görev, işlev ve sorumluluklarını ifade eder.
Öğrenme ise eğitimin amacını oluşturan diğer yarısıdır. İşin asıl amacı olan öğrenci ya da sporcularda yeni ve doğru kazanımlar ve davranış değişiklikleri oluşması demektir.
Siz ne kadar iyi antrenör ya da iyi öğretici olursanız olun bu iyi bir eğitimci olduğunuz anlamına gelmez.
Çünkü eğitimin diğer yarısı ve asıl işi öğrenmeyi sağlayabilmektir. Eğer öğrenmeyi sağlayamıyor iseniz iyi öğretimci olmanız hiç bir anlam taşımaz.
Peki bu kavramları niye açıklama ihtiyacı duyuyorum?.
Şunun için; İyi eğitimci, iyi antrenör olmak sadece iyi öğreten değil aynı zamanda öğrenmeyi iyi sağlayan kişi demektir.
Siz ne kadar iyi öğrettiğinizi sanırsanız sanın, iyi öğretmenin biricik ölçütü ne kadar ve ne kadar iyi düzeyde öğrenmeyi sağlayıp sağlayamadığınız ile ilgilidir.
O zaman asıl iş ve sonuç öğrenme ile ilgilidir.
Evet... Eğitim öğrenmeyi sağlayabilme işidir.
Futbol altyapı eğitim süreçlerinde sizin çok iyi futbolcu oluşunuz, ya da futbolu çok iyi biliyor oluşunuz veyahutta futbol ile ilgili bir çok öğretim etkinliğini yaptırıyor oluşunuz sizin çok iyi bir eğitici olduğunuzu sağlamaya yetmez.
Bu ürün ile ilgili bir durumdur.
Ürün iyi ise, çiftçi işini iyi yapmıştır.
İyi ve özellikli futbolcu yetişmişse orada altyapı eğitimi iyi demektir.
Çiftçi için yağmur, toprak, ziraat yapma biçimi neyse
Altyapı antrenörü için sağlıklı çocuk, çocuğun düzenli eğitimi ve doğru öğretim uygulamaları o dur.
Unutmamalıyız; doğru öğretim öğrenmeyi sağlar.
Öğrenmenin iyi olduğu durumlar öğretimin iyi olduğu anlamına gelir.
İŞTE BU İKİ OLGUYA EĞİTİM DİYORUZ.
Biliyor musunuz hepimiz yaparız bu hatayı.
Örneğin "eğitim-öğretim" lafını genellikle birlikte kullanırız.
Örneğin "eğitim öğretim yılı hayırlı olsun" deriz.
Oysa öğretim; eğitimi kavramı ve bütününün yarısını oluşturan eğitimci ve antrenörün görev, işlev ve sorumluluklarını ifade eder.
Öğrenme ise eğitimin amacını oluşturan diğer yarısıdır. İşin asıl amacı olan öğrenci ya da sporcularda yeni ve doğru kazanımlar ve davranış değişiklikleri oluşması demektir.
Siz ne kadar iyi antrenör ya da iyi öğretici olursanız olun bu iyi bir eğitimci olduğunuz anlamına gelmez.
Çünkü eğitimin diğer yarısı ve asıl işi öğrenmeyi sağlayabilmektir. Eğer öğrenmeyi sağlayamıyor iseniz iyi öğretimci olmanız hiç bir anlam taşımaz.
Peki bu kavramları niye açıklama ihtiyacı duyuyorum?.
Şunun için; İyi eğitimci, iyi antrenör olmak sadece iyi öğreten değil aynı zamanda öğrenmeyi iyi sağlayan kişi demektir.
Siz ne kadar iyi öğrettiğinizi sanırsanız sanın, iyi öğretmenin biricik ölçütü ne kadar ve ne kadar iyi düzeyde öğrenmeyi sağlayıp sağlayamadığınız ile ilgilidir.
O zaman asıl iş ve sonuç öğrenme ile ilgilidir.
Evet... Eğitim öğrenmeyi sağlayabilme işidir.
Futbol altyapı eğitim süreçlerinde sizin çok iyi futbolcu oluşunuz, ya da futbolu çok iyi biliyor oluşunuz veyahutta futbol ile ilgili bir çok öğretim etkinliğini yaptırıyor oluşunuz sizin çok iyi bir eğitici olduğunuzu sağlamaya yetmez.
Bu ürün ile ilgili bir durumdur.
Ürün iyi ise, çiftçi işini iyi yapmıştır.
İyi ve özellikli futbolcu yetişmişse orada altyapı eğitimi iyi demektir.
Çiftçi için yağmur, toprak, ziraat yapma biçimi neyse
Altyapı antrenörü için sağlıklı çocuk, çocuğun düzenli eğitimi ve doğru öğretim uygulamaları o dur.
Unutmamalıyız; doğru öğretim öğrenmeyi sağlar.
Öğrenmenin iyi olduğu durumlar öğretimin iyi olduğu anlamına gelir.
İŞTE BU İKİ OLGUYA EĞİTİM DİYORUZ.
YETİ, YETENEK VE BECERİ NEDİR ? BİRBİRİ İLE İLİŞKİLERİ NELERDİR?
İnsanlar bir davranış yapmaları gerektiğinde bu davranışı nasıl gerçekleştirirler?
Bu davranışlar düşünsel, duygusal ve psikomotor (hareket) davranışlar olarak ayrılırlar ve bunlar örneğin;
Düşünme olabilir
Konuşma olabilir,
Gülme, üzülme, sevinme, hüzünlenme olabilir,
Tutma, atma, koşma, çevirme...yani hareket olabilir.
İnsanlarda bu ve benzeri davranışları yapabilme becerileri doğuştan itibaren var mıdır? Yoksa bu beceriler sonradan mı öğrenilir?
Bunlar doğuştan insanda var olan beceriler değildirler.
Yalnızca anne karnından itibaren genlerine yapabilecekleri kodlanmış olan ama öğrenilen ve geliştirilen becerilerdir.
İnsanda genlere kodlanan şeyler ise YETİ'dir. YETENEĞİN önceli olan ve YETENEĞİ oluşturan özelliklere yeti denir.
Bu durumda çocuklarda geliştirilmesi ve yeteneğe dönüşmesi gereken özelliklere yeti dememiz gerekmektedir. Yetenek değil.
Yeti bir davranışı yapabilme kapasitesi olan yeteneği oluşturan özelliklerdir.
Sonuç olarak insanlar YETİ sahibi olarak doğarlar. Yetenek sahibi olarak değil.
YETİLER uyarılarak, işlenerek, çalıştırılarak yani İŞE koşularak gelişirler ve YETENEĞİ oluştururlar.
YETENEK İSE BİR İŞİ YAPABİLME KAPASİTESİ DEMEKTİR. YETİ BU KAPASİTEYİ OLUŞTURMA ÖZELLİKLERİ DEMEKTİR.
Çocukların yetenekli doğmadıklarını yeteneğin geliştirilebilir olduğunu ancak bunun için yeteneği belirleyen özellikler olan yetiler üzerinde durulması gerektiği açıktır.
Bu arada "futbolda yetenek seçimi" lafı ve uygulamalarının ne kadar yanlış olduğunu da bu vesile ile söylemek gerekir.
Çünkü yetenek seçilmez, geliştirilir. Yapılması gereken yeti seçimi ve daha da doğrusu sağlıklı çocukların yetilerini geliştirerek yeteneğe dönüştürmelerinin sağlanması ve nihai amaç olan hareketleri BECERİ düzeyinde yapmalarını sağlamaktır.
Bazı çocuklar bazı yetileri daha önde olarak doğarlar. Bu olağandır. Ancak genel olarak çocukların hepsinde söz konusu yetiler vardır. Önemli olan bu yetilerin işlenmesi ve bir işi yapabilecek kapasiteye yani yeteneğe ulaşmalarının sağlanmasıdır.
Bazı çocukların yetileri, yani yeteneği oluşturan özellikleri daha çabuk geliştirilebilir. Bu tamamen uygun dönemde uygun deneyimler yaşaması ile ilgilidir.
Temel Altyapı Eğitimleri öncelikli olarak yetileri yüksek çocukları seçmek ve daha da önemlisi söz konusu bu yetileri geliştirme süreci olmalıdır.
Bu anlamda özellikle temel altyapı eğitim süreçleri yetilerin geliştirilerek yeteneğe dönüşmesinin sağlanması süreçleridir.
10-12 yaşlarında iki çocuğun aynı hareketleri aynı beceri düzeyinde yapamıyor oluşları onların farklı yetenekler ile doğdukları anlamına gelmez. Birisinin daha yetenekli oluşu ile ilgili yetilerinin çok gelişmiş olduğu ile açıklanabilir. Dolayısı ile gelişmiş yetilerin meydana getireceği yetenek, söz konusu çocuğun beceri düzeyi daha yüksek hareketleri yapabilme sonucunu doğuracaktır.
Somutlarsak;
temel teknik hareketler; beceridir.
temel teknik hareketleri beceri düzeyinde yapabilme yeterliliği; yetenektir.
temel teknik hareketleri beceri düzeyinde yapabilme yeterliliği olan yeteneği oluşturan özellikler ise yetidir.
Örneğin; Mekan algısı bir yetidir. Mekan algısı sayesinde alanı kullanma yetenektir. Boş alan yaratma veya alanı geniş görme bir beceridir.
O halde çocukları birbiri ile ilintili gelişim özellikleri açısından geliştirmek gerekir.
Çocuklar bu doğrultuda yeti-yetenek ve beceri sarmalında ardışık bir gelişim izleme koşulu ile yaşayarak, yaparak, deneyerek öğrenecekleri eğitim ortamlarına sokmamız gerekmektedir.
İsterseniz yetilere sadece başlık olarak bir bakalım;
*Kinestetik ayrımlama (bedensel algı yolu ile ayırt etme)
*Mekan oryantasyonu
*Karmaşık tepki yetisi (Konuma, duruma göre hareketleri seçme, yenileme v.b)
*Ritm yetisi
*Denge yetisi
Son söz:
Günümüzde üstyapılarda profesyonel bir çok futbolcunun temel teknik becerileri müsabaka içinde hızlı, amaca uygun, çok yönlü ve çok akıcı biçimde uygulayamıyor oluşlarının altında yatan onların taktik becerilerdeki eksikleri kadar teknik becerileri edinme süreçlerinde yaşayamadıkları "yetilerinin yeteneğe dönüşmesi eksiklikler ile" ilgilidir. Ve bu sorunun sonradan giderilmesi ise pek mümkün değildir.
DOĞRU İNSAN YOKTUR DOĞRU DAVRANAN İNSAN VARDIR.
FELSEFİ BİR BAKIŞ AÇISI İLE;
DOĞRU BİLDİĞİMİZ AMA ASLINDA DOĞRU OLMAYAN "MASUM YANLIŞ" NEDİR?
FUTBOL EĞİTİMİ ADINA BU "MASUM YANLIŞTAN" KURTULMAK BİZİM İÇİN NEYİ DEĞİŞTİRİR?
Genel olarak doğru olarak bildiğimiz ama aslında doğru olmayan şeylerden örnek vermek gerekirse;
"Doğru insan", "cömert insan", "iyi insan", "dürüst insan" diye bir şey yoktur.
"Doğru davranan", "cömert davranan", "iyi davranan", "dürüst davranan" insan vardır.
Dolayısı ile eylem ve eylemlerdir aslında iyi veya kötü olan.
Yani insanın kendisi değil, eylemleridir yararlı veya zararlı olarak nitelendirilmesi gereken.
Uzun insan, kısa insan, şişman insan, zayıf insan siyahi insan, beyaz insan olur.
Lakin iyi veya kötü ya da edepli yada edepsiz insan olmaz.
İyi davranış, kötü davranış, edepli ya da edepsiz davranış olur.
Örneğin edepsiz davranan bir insan aynı zamanda edepli da davranabilir. Bu durumda o insana ne diyeceğiz? Dememiz o dur ki; insana değil yaptıklarına bir şey demek gerekir.
Dolayısıyla sıfatlandırılan ya da nitelendirilen şeyler insanın kendisiymiş gibi görünse de, gerçekte insanın gerçekleştirdiği olumlu veya olumsuz ya da yararlı veya yararsız davranışlarıdır.
Hayatı bu şekliyle kavramaya ve yaşamaya başlayan kişiler, başta eğitimciler/antrenörler olmak üzere ne elde ederler? ya da yaptıkları iş niteliği nasıl değişir?

Öncelikle çocukların sadece yaptıklarına yani gerçekleştirdiği davranışlara bakarak bir değerlendirme yapma anlayışı başlar. Yapılmamış ya da yapılmayan davranışlarda dolayı değerlendirme ve yargılama durumu ortadan kalkmış olur. Bu gelişim ve eğitim adına çok büyük önem taşır. Pedagojinin ilk basamağı budur zaten.
Bu durumda çocuklar üzerindeki baskı ve stres algısı azalır. Bu onların sinir kas ilişkilerini olumlu etkiler ve sonuçta beceri standartları yükselir.
Dahası eğitim denen önemli süreci "insanı eğitme" işi olarak görmeyiz. Çünkü insanlar eğitilmez. İnsanların doğru ve yararlı eylem/davranışlarda bulunmasına kılavuzluk edilir.
Çünkü eğitim insanların doğru, yararlı, iyi eylemler yapmasını sağlama işidir.
Eğitim iyi insan, doğru insan, yararlı insan yetiştirme işi değildir.
Doğru insan doğru hareketler yapmaz, doğru hareketler yapan doğru insan olur.
Eğitimi bu paradigma üzerinden inşa edebilirsek, eğitim hem daha kolay, hem daha ekonomik, hem daha az sorunlu bir alan olacak, zaman ve emek daha değerli kullanılmış olacaktır.
İşte bu felsefi anlayıştan yola çıkarak işi futbol eğitimine getirirsek;
İyi futbolcu olmaz. İyi futbol oynayan kişi olur.
İyi futbolcu diye bir şey yoktur, futbolun gereklerini iyi uygulayan kişi vardır.
Bir insan futbolun gereklerini ne kadar çok sayıda ve ne kadar çok üst seviyede yerine getirirse o kadar iyi futbolcu olur.
O zaman odaklanılması gereken şey futbol yeterlilikleri dediğiniz futbolun gereklerini yerine getirebilme eğitimi olmalıdır.
Eğitimci iyi futbolculuğa değil futbolun gereklerini iyi uygulamaya/uygulatmaya odaklanırsa zaman ve emek açısından elde edeceği verim artar.
"İyi futbolcu" eğitimi olmadığı gibi "iyi futbolcu" gözlem ve değerlendirmesi de olmaz. Bunlar uygulayageldiğimiz en büyük yanlışlardandır. Onlarca çocuk ve genç bu yanlış bakış ve yaklaşım yüzünden elenmekte, diskalifiye edilmekte ve dışlanmaktadır.
Futbol eğitimi, futbolun tüm gereklerini (yeterliliklerini) yerine getirebilme yani futbol oyununun gereklerini iyi uygulamayı sağlama eğitimidir.
Futbolculuk da bir meslek alanı gibi YETERLİLİK ve o yeterliliklere ulaşma meselesidir. Özellikle altyapı antrenörlerinin işi FUTBOLCU YETERLİLİKLERİ oluşturmak olmalıdır.
Sonuç olarak "iyi futbolcu" yetiştirme peşinde olmak bizi iyi antrenör ve iyi eğitimci yapmaz. Bizi iyi eğitimci ve iyi antrenör yapacak olan şey iyi futbolculuk için gerekenleri geliştirmek peşinde olmaktır.
Türkiye'deki altyapıların en büyük problemlerinden birisi de işte bu nedenle "eğitim modeli" sorunudur.
Biz buna "tam öğrenme modeli"diyoruz.
DOĞRU BİLDİĞİMİZ AMA ASLINDA DOĞRU OLMAYAN "MASUM YANLIŞ" NEDİR?
FUTBOL EĞİTİMİ ADINA BU "MASUM YANLIŞTAN" KURTULMAK BİZİM İÇİN NEYİ DEĞİŞTİRİR?
Genel olarak doğru olarak bildiğimiz ama aslında doğru olmayan şeylerden örnek vermek gerekirse;
"Doğru insan", "cömert insan", "iyi insan", "dürüst insan" diye bir şey yoktur.
"Doğru davranan", "cömert davranan", "iyi davranan", "dürüst davranan" insan vardır.
Dolayısı ile eylem ve eylemlerdir aslında iyi veya kötü olan.
Yani insanın kendisi değil, eylemleridir yararlı veya zararlı olarak nitelendirilmesi gereken.
Uzun insan, kısa insan, şişman insan, zayıf insan siyahi insan, beyaz insan olur.
Lakin iyi veya kötü ya da edepli yada edepsiz insan olmaz.
İyi davranış, kötü davranış, edepli ya da edepsiz davranış olur.
Örneğin edepsiz davranan bir insan aynı zamanda edepli da davranabilir. Bu durumda o insana ne diyeceğiz? Dememiz o dur ki; insana değil yaptıklarına bir şey demek gerekir.
Dolayısıyla sıfatlandırılan ya da nitelendirilen şeyler insanın kendisiymiş gibi görünse de, gerçekte insanın gerçekleştirdiği olumlu veya olumsuz ya da yararlı veya yararsız davranışlarıdır.
Hayatı bu şekliyle kavramaya ve yaşamaya başlayan kişiler, başta eğitimciler/antrenörler olmak üzere ne elde ederler? ya da yaptıkları iş niteliği nasıl değişir?

Öncelikle çocukların sadece yaptıklarına yani gerçekleştirdiği davranışlara bakarak bir değerlendirme yapma anlayışı başlar. Yapılmamış ya da yapılmayan davranışlarda dolayı değerlendirme ve yargılama durumu ortadan kalkmış olur. Bu gelişim ve eğitim adına çok büyük önem taşır. Pedagojinin ilk basamağı budur zaten.
Bu durumda çocuklar üzerindeki baskı ve stres algısı azalır. Bu onların sinir kas ilişkilerini olumlu etkiler ve sonuçta beceri standartları yükselir.
Dahası eğitim denen önemli süreci "insanı eğitme" işi olarak görmeyiz. Çünkü insanlar eğitilmez. İnsanların doğru ve yararlı eylem/davranışlarda bulunmasına kılavuzluk edilir.
Çünkü eğitim insanların doğru, yararlı, iyi eylemler yapmasını sağlama işidir.
Eğitim iyi insan, doğru insan, yararlı insan yetiştirme işi değildir.
Doğru insan doğru hareketler yapmaz, doğru hareketler yapan doğru insan olur.
Eğitimi bu paradigma üzerinden inşa edebilirsek, eğitim hem daha kolay, hem daha ekonomik, hem daha az sorunlu bir alan olacak, zaman ve emek daha değerli kullanılmış olacaktır.
İşte bu felsefi anlayıştan yola çıkarak işi futbol eğitimine getirirsek;
İyi futbolcu olmaz. İyi futbol oynayan kişi olur.
İyi futbolcu diye bir şey yoktur, futbolun gereklerini iyi uygulayan kişi vardır.
Bir insan futbolun gereklerini ne kadar çok sayıda ve ne kadar çok üst seviyede yerine getirirse o kadar iyi futbolcu olur.
O zaman odaklanılması gereken şey futbol yeterlilikleri dediğiniz futbolun gereklerini yerine getirebilme eğitimi olmalıdır.
Eğitimci iyi futbolculuğa değil futbolun gereklerini iyi uygulamaya/uygulatmaya odaklanırsa zaman ve emek açısından elde edeceği verim artar.
"İyi futbolcu" eğitimi olmadığı gibi "iyi futbolcu" gözlem ve değerlendirmesi de olmaz. Bunlar uygulayageldiğimiz en büyük yanlışlardandır. Onlarca çocuk ve genç bu yanlış bakış ve yaklaşım yüzünden elenmekte, diskalifiye edilmekte ve dışlanmaktadır.
Futbol eğitimi, futbolun tüm gereklerini (yeterliliklerini) yerine getirebilme yani futbol oyununun gereklerini iyi uygulamayı sağlama eğitimidir.
Futbolculuk da bir meslek alanı gibi YETERLİLİK ve o yeterliliklere ulaşma meselesidir. Özellikle altyapı antrenörlerinin işi FUTBOLCU YETERLİLİKLERİ oluşturmak olmalıdır.
Sonuç olarak "iyi futbolcu" yetiştirme peşinde olmak bizi iyi antrenör ve iyi eğitimci yapmaz. Bizi iyi eğitimci ve iyi antrenör yapacak olan şey iyi futbolculuk için gerekenleri geliştirmek peşinde olmaktır.
Türkiye'deki altyapıların en büyük problemlerinden birisi de işte bu nedenle "eğitim modeli" sorunudur.
Biz buna "tam öğrenme modeli"diyoruz.
8 Şub 2015
Türkiyede Oynanan Futbolun Sorunu Müsabaka İçindeki Koşu Mesafesi Yetersizliği midir?
Eğer üstyapılarda oynanan Türkiye futbolunun temel sorununu ya da eksikliğini bir müsabakadaki koşu mesafesini yetersizliğine bağlarsanız, sorunun çözümünü de bulmuşsunuz demektir.
Bu durumda geriye hiç bir dert ve sorun kalmaz. Dertler de, sorunlar da bitmiş olur. Futbolunuzu uluslararası arenada üst düzeylere taşıyıverirsiniz...
Lakin durum hiç de öyle değildir.
Son günlerde başta Türkiye Futbol Direktörü olmak üzere bazı teknik adamlardan ısrarla ve bu konuyla ilgili ifadele duymaktayız.
Somut olarak söylenen şudur; Türkiye'de oynanan maçlarda futbolcuların maç süresince kat ettikleri mesafe, Avrupalı oyuncuların çok gerisindeymiş. Dolayısıyla bu sorunun giderilmesi Türk futbolu açısından çok önemli ve gerekliymiş. Bunun çözümlenmesi gerekirmiş.
EĞER GERÇEKTEN TÜRK FUTBOLUNUN SORUNU BUYSA BUNUN ÇÖZÜMÜ ÇOK KOLAYDIR.
Oyuncuların kısa, orta ve uzun mesafe ile ilgili koşu dayanıklılıklarını ÜST DÜZEYE ÇIKARACAK atletik kondisyon antrenmanlarına ağırlık verirsiniz, futbolcular da bir müsabaka süresi içinde 12-15 km. mesafe kat edecek düzeye ulaşırlar.
Bu çözümlenmeyecek bir sorun değildir. Evet koşu mesafesi azlığı önemli bir dezavantaj yaratabilir, ama sizin oynadığınız futbolun temposu, ritme, pozisyon üretkenliği çok koşmayı gerektiren bir teknik ve taktik zenginliğe sahip değilse, futbolcuyu müsabaka boyunca 20 km. koşacak seviyeye çıkarmanız ne kadar anlamlı ve gereklidir?
Benim bir eğitimci olarak endişem;
Çok doğru olmayan bu teşhisin ve tespitin altyapılara yönelik eğitim boyutu açısından vahim sonuçları olacağına ilişkindir.
Eğer Türk Futboluna ilişkin böyle bir teşhiste bulunursanız, birileri de durumdan vazife çıkararak, futbolda altyapı eğitimlerinin bütün içeriklerini atletik kondisyon antrenmanları ile doldururlar. İşte o zaman zaten sorunlu olan TEMEL VE GELİŞİM ALTYAPI EĞİTİM SÜREÇLERİ daha da içinden çıkılmaz eğitim yanlışları ve hataları ile dolar taşar.
Evet, elbette futbol oyununda ve müsabakalarında koşu mesafesi önemlidir. Koşu mesafesinin yüksek oluşunun bir avantaj sağlaması için, koşmanın gerekli olduğu futbol oyun sistemleri ve taktikleri ile örtüşen bir oyun anlayışının ve uygulamanız olmalıdır. Tek başına koşu mesafesi asla bir anlam ifade etmez.
Tıpkı kendi yarı alanında veya rakip pres yapmıyor halde topa sahip olma yüzdesinin yüksek oluşunun, oyun içindeki üretkenlik ve yaratıcılık açısından bir anlam ifade etmiyor oluşu gibi.
Koşu mesafesi amaçlı altyapı eğitim çalışmaları top ile ilişkili becerileri gelişmemiş, oyun yaratıcılıkları yetersiz ve dahası sağlık sorunları oluşturma olasılığı yüksek çalışmalardır. Şiddetle kaçınılması gerekir. Altyapılarda dayanıklılık çalışmalarında biyolojik anlamda kritik dönemlerin dikkate alındığı top kullanımı ile ilişkilendirilmiş
uygulamalardan oluşması gerektiği en önemli konulardandır.
Üstyapılarda ise koşu mesafesi yetersizliği daha çok topsuz oyunlarda ve özellikle oyun sisteminin gerektirdiği taktik davranışların maç boyunca sürdürülemeyişi ile ilgilidir.
Örneğin Topun sol tarafta oynandığı ve atağa geçilmiş bir sırada saha içinde görülmeyen bölgelerde taktik gereği ileriye ve değişik açılara koşu yapan oyuncuları izlediğinizde veya top kazanıldığında ve kaybedildiğindeki geçişlerde oyuncuların olması gerektiği yerlerde olmayışları iyi analiz edildiğinde koşu mesafesinin neden ve niçin problem olduğu ortaya çıkar. Bizdeki sorun taktiğin gerektirdiği davranışları takım halinde gerçekleştiremiyor oluşumuz ile ilgilidir daha çok. Ve en az bu kadar önemli diğer sorun da hızlı, hareketli ve mesafe almayı gerektiren tempolu oyunlarda top kullanma becerilerinin düşüyor olmasıdır.
Bunun temel nedeni atletik kondisyon değil, maç tekniği becerilerinin yeterince gelişmemiş olmasıdır.
Bu ülkede on yıllardır kondisyon çalışmaları taktik çalışmalar ile birleştirilememiştir. Hala da AĞIRLIKLI olarak bu iş böyledir.
Altyapılarda aynı anda teknik, taktik ve kondisyon eğitim uygulamaları, üstyapılarda ise aynı anda teknik, taktik ve amaçlı kondisyon antrenmanlarını gerçekleştirecek bir formasyona ve beceriye sahip değiliz.
Bu konuda "teknik adamlık becerileri" de yeterince oluşturamamış durumdadır. ülkedir.
FUTBOL TOP İLE OYNANAN, TOP İLE İLİŞKİLİ BECERİLERDE İYİ OLUNMASI GEREKEN, BİR SONRAKİ POZİSYONUN ÖNCELLENEREK ONA GÖRE DAVRANILMASI GEREKEN VE TÜM BU GEREKENLER İÇİN DURMADAN YER DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKEN BİR OYUNDUR.
Bu basit gerçeği kavrayıp, böylesi bir oyun karakterini altyapılardan başlayarak üstyapılara taşıyamazsak, üstyapılardaki maçlara bakarak Türk futbolundaki sorunun maç içindeki kat edilen mesafe noksanlığına bağlarız ki; bu futboldaki sorunlarımız için çok büyük bir yanılgı olur.
17 Oca 2015
TÜRKİYE FUTBOL ALTYAPI DİREKTÖRLÜĞÜ
HERKESİN HEMFİKİR OLDUĞU ALTYAPI MESELESİ VE
TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONUNA SOMUT BİR ÖNERİ:
"TÜRKİYE FUTBOL ALTYAPI DİREKTÖRLÜĞÜ"...
Türkiye'de Futbolun düzeyi ve geleceğine ilişkin temel sorunun karar verilmiş bir futbol ekolünün kurgulanamamış olması ve ilişkili olarak da nitelikli oyuncular yetiştirilmesi ile ilgili olduğu gerçeğini kabul etmek gerekir.
Buradan hareketle karar verilmiş olunan belli bir futbol ekolünüzün sizi yönlendireceği, temel becerilerin ve temel davranış biçimlerinin altyapılardan itibaren pedagojik koşullara ve ilkelere uygun olarak gerçekleşeceği eğitim süreci kaçınılmaz olarak “futbolda altyapı meselesini” gündeme getirmektedir.
Önce iki saptama yapmalıyız;
1. Türkiye'de futbol altyapılar var mı?
EVET... VAR.
2. Türkiye'de futbol altyapılarında yer alan ve almaya çalışan çocuk ve genç sayısında bir sıkıntı var mı?
HAYIR... YOK.
Hem altyapılarınız olacak hem de istemediğiniz kadar talep olacak ama nitelikli oyuncu yetiştiremeyerek başarılı olamayacaksınız.
(Bu arada İstanbul'da ocak ayı içinde gerçekleştirilen antrenör gelişim seminerinde konuşma yapan Fatih Terim'in nitelikli oyuncu yetiştirilemiyor oluşu ve altyapılar konusunda kendisini nasıl da suçsuz, günahsız bir yere oturtmuş olduğunu da bir kez daha gördük. Bu adam kendisini konumlandırma, sürdürme ve gündemde tutma konusunda tam bir ikiyüzlü tutum ve davranış içinde).
Bu tartışmasız iki saptamadan(analizden) sonra bu saptamalara bağlı olarak yapılacak teşhis (değerlendirme)şunlardır;
TÜRKİYE FUTBOL ALTYAPILARI
1. Kurumsallaşmamış olabilirler.
2. İşlevsel hale getirilmemiş olabilirler.
3. Eğitim formasyonları ve uygulamaları sorunludur.
Tez şudur; Altyapılarınız ve talep eden çocuklarınız varsa, ya altyapılarınız sorunludur, ya işlevsel değildir, ya eğitim amaçları ve süreçleri sağlıksızıdır ya da hepsi birden sorunludur.
İşte tüm bu işler ve sorunlar için Türkiye Futbol Federasyonuna önerimiz şudur;
"TÜRKİYE FUTBOL ALTYAPI DİREKTÖRLÜĞÜ” sisteminin kurulup bu sistemin sistematik hale getirilerek işletilmesine ve işlevleştirilmesi ve doğrudan Federasyon başkanına bağlı olarak kurumsallaştırılmasıdır.
Ancak bu birim belirli yetki ve sorumlulukları olan bir birim olmalı, bazı kişiler kadro açmak ve onları istihdam etmek amaçlı kullanılmamalı, tamamen çocuk ve genç futbolunun gelişimi ve eğitimi ve yönetimi konularında emek harcamış kişilerden oluşmalıdır.
Genel çerçevesi ile;
*altyapı antrenörlüğü özlük hakları
*altyapı eğitimi müfredatları ve ölçme değerlendirme
*altyapı tesis, araç ve gereçleri
* federasyon ve kulüpler altyapı işbirliği
Konularında projelerin yürütülmesinde, yaptırımlar koymak ve denetlemek konularında tam yetkili kılınmalıdır.
Not: Federasyonun içinde yer alan FGD (Futbol Gelişim Direktörlüğü) futbolda arzu edilen dönüşümü ve reformları gerçekleştirme konusunda işlevsel değildir. Başlı başına bir çalışma alanı olması yanında esas çalışma alanı ALTYAPI olan ve yetkilendirilmiş bir birime mutlaka ihtiyaç vardır.
TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONUNA SOMUT BİR ÖNERİ:
"TÜRKİYE FUTBOL ALTYAPI DİREKTÖRLÜĞÜ"...
Türkiye'de Futbolun düzeyi ve geleceğine ilişkin temel sorunun karar verilmiş bir futbol ekolünün kurgulanamamış olması ve ilişkili olarak da nitelikli oyuncular yetiştirilmesi ile ilgili olduğu gerçeğini kabul etmek gerekir.
Buradan hareketle karar verilmiş olunan belli bir futbol ekolünüzün sizi yönlendireceği, temel becerilerin ve temel davranış biçimlerinin altyapılardan itibaren pedagojik koşullara ve ilkelere uygun olarak gerçekleşeceği eğitim süreci kaçınılmaz olarak “futbolda altyapı meselesini” gündeme getirmektedir.
Önce iki saptama yapmalıyız;
1. Türkiye'de futbol altyapılar var mı?
EVET... VAR.
2. Türkiye'de futbol altyapılarında yer alan ve almaya çalışan çocuk ve genç sayısında bir sıkıntı var mı?
HAYIR... YOK.
Hem altyapılarınız olacak hem de istemediğiniz kadar talep olacak ama nitelikli oyuncu yetiştiremeyerek başarılı olamayacaksınız.
(Bu arada İstanbul'da ocak ayı içinde gerçekleştirilen antrenör gelişim seminerinde konuşma yapan Fatih Terim'in nitelikli oyuncu yetiştirilemiyor oluşu ve altyapılar konusunda kendisini nasıl da suçsuz, günahsız bir yere oturtmuş olduğunu da bir kez daha gördük. Bu adam kendisini konumlandırma, sürdürme ve gündemde tutma konusunda tam bir ikiyüzlü tutum ve davranış içinde).
Bu tartışmasız iki saptamadan(analizden) sonra bu saptamalara bağlı olarak yapılacak teşhis (değerlendirme)şunlardır;
TÜRKİYE FUTBOL ALTYAPILARI
1. Kurumsallaşmamış olabilirler.
2. İşlevsel hale getirilmemiş olabilirler.
3. Eğitim formasyonları ve uygulamaları sorunludur.
Tez şudur; Altyapılarınız ve talep eden çocuklarınız varsa, ya altyapılarınız sorunludur, ya işlevsel değildir, ya eğitim amaçları ve süreçleri sağlıksızıdır ya da hepsi birden sorunludur.
İşte tüm bu işler ve sorunlar için Türkiye Futbol Federasyonuna önerimiz şudur;
"TÜRKİYE FUTBOL ALTYAPI DİREKTÖRLÜĞÜ” sisteminin kurulup bu sistemin sistematik hale getirilerek işletilmesine ve işlevleştirilmesi ve doğrudan Federasyon başkanına bağlı olarak kurumsallaştırılmasıdır.
Ancak bu birim belirli yetki ve sorumlulukları olan bir birim olmalı, bazı kişiler kadro açmak ve onları istihdam etmek amaçlı kullanılmamalı, tamamen çocuk ve genç futbolunun gelişimi ve eğitimi ve yönetimi konularında emek harcamış kişilerden oluşmalıdır.
Genel çerçevesi ile;
*altyapı antrenörlüğü özlük hakları
*altyapı eğitimi müfredatları ve ölçme değerlendirme
*altyapı tesis, araç ve gereçleri
* federasyon ve kulüpler altyapı işbirliği
Konularında projelerin yürütülmesinde, yaptırımlar koymak ve denetlemek konularında tam yetkili kılınmalıdır.
Not: Federasyonun içinde yer alan FGD (Futbol Gelişim Direktörlüğü) futbolda arzu edilen dönüşümü ve reformları gerçekleştirme konusunda işlevsel değildir. Başlı başına bir çalışma alanı olması yanında esas çalışma alanı ALTYAPI olan ve yetkilendirilmiş bir birime mutlaka ihtiyaç vardır.
4 Oca 2015
FUTBOLDA İNFORMAL VE FORMAL ALTYAPI EĞİTİMİ NEDİR?

Formal eğitim bilindiği üzere belli bir programı, zamanı, mekanı ve eğitim veren ile alan ilişkisinin düzenlenmesine dayalı sistematik eğitim ifade eder.
Bu anlamda kulüplerin altyapı eğitimleri (eksikler ve sorunlar olsa dahi) formal eğitim olarak değerlendirilir.
İnformal eğitim ise yeri, zamanı, programı olmayan, eğitim veren ile alan ilişkisinin kurulmadığı rastgele ancak her yerde her zaman kişinin kendi isteği ve ihtiyacını gidermek amacıyla özgür iradesine dayalı olarak gerçekleştirdiği etkinliklere dayalı eğitimdir.
Sanıldığı gibi bir ülkenin ve bir toplumun bir çok alanda olduğu gibi özellikle spor alanında uluslar arası boyutta belli bir düzeye gelmek için sadece formal eğitim yeterli değildir.
Neden?
Çünkü formal eğitim (okullar, kulüpler) herkese aynı ölçüde, farklı gelişim özelliklerine uygun olarak eğitim verebilme sistematiğine sahip olamazlar. Çünkü işleyen bir süreç söz konusudur. Daha da önemlisi her çocuğun o an için istekli olup olmadığı gibi bir durumu dikkate almaz, alamaz.
Oysa informal eğitim çocuğun kendi düzeyi ve isteği doğrultusunda katıldığı etkinlikler demektir. Bir çok çocuk informal eğitimde daha verimli olurlar. Çünkü hem kendi biyoritmlerine uygun davranabilme şansına sahiptirler hem de başarısız olma gibi bir değerlendirme baskısı altında olmadıkları için daha üretken ve yaratıcı olabilirler.
İnformal eğitimin öne çıkan dezavantajı kılavuz yani öğretmen ya da antrenörün olmamasıdır. Ama buna karşın çocukların gördüklerini deneme, sınama ve tekrar etme özgürlükleri sınırsızdır. Taklit etme fırsatları boldur. Onun içindir ki; sokak futbolu, mahalle arası futbol, teneffüslerde futbol çok daha keyif vericidir çocuklar için.
Pratik alanda bu nasıl sağlanır?
Yerleşim alanlarına açık, girilebilir ve çok sayıda oyun alanı yaparak gerçekleşir. Hiç bir şey yapılmasa dahi oyun oynamaya uygun boş alanlar bırakarak gerçekleşir. Aslında bu kadar basittir yapılması gereken şey.
Bir ülkenin sporu, bir ülkenin futbolu sadece formal eğitim dediğimiz kulüplerin altyapı eğitimleri ile geliştirilemez.
Aslında sporda, özellikle de futbolda informal eğitim formal eğitimin ön ve arka bahçeleridir. Buralarda artık daha farklı şeyler peşinde olan, yaşdaşlarına oranla öne geçmiş çocukların formal eğitime yönelir veya yönlendirilirler.
Oysa Türkiye'de kulüpler çoğu zaman informal eğitimi de yürütmek durumunda kalmaktadırlar, çünkü çocukların kulüp düzeyine gelip bir altyapı kurumunda yer alacak denli farklı olabilmeleri ve kendilerinin farkına vararak kulüplere yönelmeleri öncelikle onların kolay ulaşabilecekleri oyun alanları ve semt sahalarında kendi kendilerine oyunlar oynamalarından sonra gerçekleşmelidir.
Uluslararası düzeyde başarılı ülkelerde durum budur. Abartısız her mahalledeki küçüklü, büyüklü spor alanları ve futbol oyun alanlarının varlığı informal eğitimin olmazsa olmaz koşuludur.
Kulüp altyapılarının hareket becerileri daha önde olan çocuk arayışlarının kaynağı oyun bahçeleri, oyun alanları, mahalle ve semt sahalarıdır.
Her zaman ve herkese açık ve kolay ulaşılabilen oyun alanları informal eğitimi olağan üstü boyutlara taşır. Bunun yansımaları formal eğitimde kendini hissettirir. Çünkü formal spor/futbol eğitimine gelenlerin bir amacı ve farklılığı söz konusudur.
Bundan sonrası ise altyapı eğitiminin sistematiğini ve bilimsel temellerini iyi oluşturabilmek ve sürekliliği sağlayacak bir modeli uygulayabilmektir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
OYUN ALANLARININ YAPISI VE UYARAN İLİŞKİSİ
Oyun alanlarındaki, kazaya sebep olma olasılığı olan nesnelerin kaldırılmasına yönelik eğilim, diğer bir açıdan bakıldığında çocukların sab...
-
""Adam geçme" ile "adam eksiltme" pratik olarak aynı gibi görünse de taktik düşünce olarak aynı şey değildir. Adam ...
-
1 AÇIK BECERİ-KAPALI BECERİ KONUSU ve ÖNEMİ Açık beceride çevresel şartlar değişkendir. Yani futbol oyunu içinde bir pozisyonda yapılab...
-
Kalecilik ve kaleci olma eğilimi çocuklarda daha geç yaş dilimlerinde oluşmaya başlayan bir tercih ve istektir. Bu çocuk gelişimi ...




