10 Şub 2013

Futbol Altyapı Eğitiminde Nelerin, Nasıl ve Ne Zaman Öğretileceği Sorunu




Futbol oyununun nasıl bir oyun olduğu ve bu oyunu oynayabilmek için hangi davranışları gerçekleştirmek gerektiği bilindiğine göre, futbol altyapı eğitiminde nelerin öğretileceği ile ilgili pek sorun yok gibi görünmektedir.

Futbol alt yapı eğitiminde sorunun başladığı nokta “nasıl öğretileceği”  yanında, daha da önemlisi “ne zaman öğretileceği” ile ilgilidir.
Futbol oyununu oynayabilmek için yerine getirilmesi gereken topsuz ve top ile ilgili davranışları (temel teknik becerileri) oyunun gerektirdiği şekilde kullanılmayı sağlamak futbol öğretimini oluşturur.
Futbol oyununu oynayabilmek için yerine getirilmesi gereken davranışlar bellidir. Bunlar top ile ilgili davranışlar olarak bilinen pas, top kontrolü, topa yön verme, top sürme, aldatma ve vuruşlardan oluşur. Topsuz davranışlar ise, koşu ağırlıklı olmak üzere aritmik hareketlerden oluşur. İşte bu davranışları yani, top ile ve topsuz hareketleri futbol oyununun karakterine göre kullanılabilmesi “duruma uydurma” diye ifade edilen “gereğini yapma” ya da “gereğini yerine getirme” becerileri futbol oyununu oynayabilme düzeyini belirler. Görüldüğü gibi nelerin öğretileceği bellidir. Nasıl ve ne zaman öğretileceği meselesi ise zaten altyapı eğitiminin asıl önemli konusudur.
Altyapı eğitiminde birinci sorun futbol oyununun gerekleri olan davranışların nasıl öğretileceği ile ilgilidir. Top ile ve topsuz davranışların, özellikle de top ile ilgili olanların nasıl öğretileceği hala tartışma konusu olan bir durumu yansıtmaktadır.
Topsuz davranışlar oyunun içinde, oyunun gereği yerine getirilerek öğretilir.  Tıpkı su bardağı ile su içmeyi öğretmenin biricik yolunun, su içmek için su bardağının kullanılmasının sağlanması gibi ya da çatal kullanmayı öğrenmek için çatal kullanılmasının gerekmesi gibi.
Çocuklar, ortada hiçbir gerek ve ortam yok iken örneğin, zikzak koşu yapmayı, ya da vücut aldatması yapmayı anlamlı bulmazlar. Eğer zikzak koşu ya da vücut aldatması tekrar ettirilmek isteniyorsa, o halde bir oyun atmosferi oluşturarak zikzak koşuya ya da vücut aldatmasına gereklilik duyulacak bir ortam yaratılmalıdır. Çocuğun bu koşuyu veya aldatmayı anlamlı öğrenebilmesi için o koşunun veya aldatmanın ne işe yaradığını yaşaması, yani hissetmesi gerekir. 
Pekiştirme dediğimiz hareketi iyi derecede öğrenmeyi sağlamak bağlamında  bir hareketin birden çok tekrar edilmesi için anlamsız tekrarlardan ziyade davranışın gerçekleştirilmesini sağlayacak pozisyonların sürekli oluşacağı oyunsal etkinliklerden ve çeşitlemelerden   yararlanılmalıdır.
Görüldüğü gibi topsuz davranışların ağırlıklı olarak tümdengelim (problem çözme)yöntemi ile öğretilmesi daha doğrudur.
Top ile ilgili davranışların da bu öğretim yaklaşımları ve yönteminden farklı bir şekilde öğretilmesi genel olarak yoktur. Ancak bazı durumlarda tümevarım yönteminin kullanılması ihtiyacı söz konusudur. Bilindiği üzere “top ile ilgili davranışlar” özel bir durumu yansıtır. Burada “nesne kullanmayı gerektiren” farklı bir eğitim durumu söz konusudur. Top ile ilgili bazı davranışlar vardır ki, ne oyunsal etkinlik içinde, ne da oyunda, söz konusu davranışları gerçekleştirme ve tekrar etme imkanı bulunamayabilir. Böylesi davranışları (motor davranışları) alıştırma/tekrar yaparak hareketin yapılabilirliğinin yani motor-beceri düzeyinin arttırılmasına ilişkin bir yol izlenmesi gerekir. Örneğin, vole ve röveşata becerileri gibi.
Top, futbol oyununda önemli bir nesnedir. Dolayısı ile top kullanımı olmadan bir futbol eğitimi olmayacağı unutulmamalıdır.  
Topun giderek artan bir beceri ve beceri çeşitliliği ile kontrollü ve amaçlı olarak kullanılması gereğine dayanan öğretim mantığı, “futbol alt yapı eğitiminde” futbolun nasıl öğretileceği mantığını oluşturmalıdır.
Topun sürekli kullanıldığı etkinliklerde beceri kalitesi ve beceri çeşitliliği beklentisi ikinci derecede önemlidir. Birinci derecede önemli olan oyunun futbola özgü karakterinin çocuk tarafından algılanmasını sağlamaktır. İkincisi çocuğun mevcut yetilerini kullanarak oyun oynamasını sağlayabilmektir. Bunun için çocuğu değiştirmek ve dönüştürmek değil, öncelikle oyunu değiştirmek/dönüştürmek gerekir. Yani oyunu çocuğun oynayabileceği basitliğe ve uygulanabilirliğe dönüştürmek gerekir. Üçüncüsü ve elbette olması gerekeni, çocuğun oyun oynarken alacağı hazzın bir motor davranışı doğru ve amaca uygun gerçekleştirdiğinde daha fazla olacağını ona hissettirmektir. Bu çocuğun yeni bir hareket öğrenme ihtiyacı ile gerçekleştirdiği bir hareketi daha mükemmel yapabilme ihtiyacı duymasını sağlayacaktır. Bu anda tümevarım (yönlendirilmiş buluş) yöntemi devreye sokulmalıdır. Çünkü bir oyunun sürdürülmesinde ve amaca ilişkin sonuca ulaşmasında yapılması gerekenleri sırasıyla yapabilme ve tahmin edebilme önemlidir. Bir hareketi anlamlı kılmak için ikinci bir hareketi doğru tahmin etmek ve uygulamak oldukça iyi düzeyde "oyun beceri" aşamasıdır. Bunun bazı hareketleri(temel teknik becerileri) anlamlı bir bütünlük içinde kullanmayı gerektiren eğitim etkinlikleri yanında oyun esprisinden taviz vermeden devam ettirilecek az kurallı basit oyunlardan, çok kurallı oyunlara, amaçlı oyunlardan, çok amaçlı oyunlara doğru öğretim yöntemleri birlikte kullanılmalıdır.  
Çocuklar oyun oynayabilmek için o oyunun gerektirdiği tek bir hareketi öğrenmek ihtiyacı ve isteği içinde değildirler. Ayrıca bir oyunun gereklerini belli ölçüde gerçekleştirebilmek o oyunu oynamak için engel olmadığı gibi eğitim açısından da bir önkoşuludur. O halde futbol oyununu, çocukların oynayabileceği şekle dönüştürmek, oyunun gereği olan çoğu hareketleri çocukların gerçekleştirmelerini sağlayacaktır. Çocuk geliştikçe oyunun kalitesi ve oyundaki beceri düzeyleri de artacaktır. 
Futbol altyapı eğitiminde nelerin ve nasıl öğretileceği sorunlarından çok daha önemlisi, beklide altyapı eğitiminin temel sorunsalı olarak nitelendirilecek konu "ne zaman" öğretileceği konusudur. Altyapılardaki çocukların farkında vararak ya da varmayarak elimine olmalarına veya zarar görmelerine neden olan tek şey futbola ilişkin gerçekleştirmeleri gereken davranışları zamanından önce gerçekleştirmeye zorlanmalarıdır.
Futbol oyunu için gereken davranışlar standart olarak bellidir. Ancak yaş gruplarına özgü futbol oyunlarına ilişkin davranışlar değişiklik göstermelidir. Çocukların yaş düzeylerine özgü hareket ve becerileri mutlaka o yaş düzeylerinde gerçekleştirmeleri gerekir. Bunun aksi yaş düzeylerinin üstündeki hareket ve becerileri gerçekleştirmelerine yönelik gerçekleştirilen eğitim etkinlikleri sağlıklı eğitim etkinlikleri değildir. Aynı şekilde yaş düzeylerinin altındaki eğitim etkinlikleri de belki zararlı olmayacaktır ama yararlı olmayacağı için zaman kaybı anlamına gelecektir.
Çocuklar için ideal eğitim düzeyi, çalıştıklarında başarabilecekleri ölçüde yeni kazanımlar elde etmelerine yol açan etkinliklerdir. Bu bağlamda futbol altyapı eğitiminde ne zaman öğretilmeli sorusunun cevabı "o yaşın gerektirdiği zaman" şeklindedir.
Futbol oyunu her yaşta aynı oyun değildir. 8-9 yaş grubunun oynayabileceği futbol oyunu ile 10-12 yaş grubunun gerçekleştirebileceği futbol oyunu aynı değildir ve aynı olmamalıdır. Öyleyse futbol oyunu aynı olmayacaksa, oyunların içindeki, top ile ilgili hareketlerin çeşitliliği ve beceri düzeyi de aynı olmaması gerekir.
Futbola ilişkin tüm davranışları giderek artacak (çoğalacak) çeşitlilikte ve giderek artacak beceri düzeyine göre planlama gereği yaş gruplarına göre eğitim planlamasını gündeme getirir. Futbol oyunu bu yaş gruplarına göre değiştirilir, dönüştürülür ve ana karakterini yitirmeden yeniden üretilirse ne zaman öğretileceği ile ilgili bir sorun kalmayacaktır. Bu yaş grupları daha önce de değinildiği üzere; 8-9, 10-11(12), (12)13-14 ve 15’li yaş grupları ve sonrasıdır.

İsmail Topkaya, Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi Işığında Futbolda Altyapı Eğitimi, Spor İtabevi ve Yayınevi, Ankara 2013.

8 Şub 2013

Terim, Aybaba ve Futbolda Altyapı Eğitimine İlişkin Samimiyet






1
Samet Aybaba geçenlerde diyor ki; "Çocuklar bilmem nerede konteynırlarda soyunup giyiniyor, içimden oralara gitmek bile gelmiyor"
Şimdi beyefendi günah mı çıkarıyor? Yoksa futbol altyapı eğitimine ilişkin duyarlılığı nedeni ile mi böyle konuşuyor?
Hiçbirisi değil elbette.
Eğer siz yıllardır futboldan beslenen birileri olarak bu mesele ile hiç ilgilenmemişseniz, futbolun size sunduklarını siz futbola sunma çabası içinde değilseniz, sizlerin Türkiyedeki Futbol Altyapısına ilişkin söyleyeceğiniz hiç bir şey olamaz, olmamalıdır da.
Siz dış transfere devam edin... Onu da doğru dürüst beceremiyorsunuz ama...

2
Trabzonspor başkanı Sadri Şener 1461 Trabzon takımının Galatasarayı elemesinden sonra verdiği bir demeçte "bizim böyle bir altyapımız mı vardı" veya "bu çocuklar nerelere gelmiş yahu" veyahutta "bu takım bir üst lige çıkamaz, çıkmamalı" biçiminde cümleler sarfetti.
Şimdi vaziyete bir bakar mısınız?
Memlekette öyle bir potansiyel var ki; üstüne düşmeseler de, çok doğru işler yapmasalar da altyapı ürün veriyor vermesine de, bunu anlayıp değerlendirecek "futbol adamı" nerede?
Kadro şişkinliğinden söz ediyorlar... Ama kadroyu yabancılar ile şişirmeye devam ediyorlar.
Anlamak mümkün değil...

3
"Fatih Terim Genç Aslanlarını Arıyor"...
Altyapıya ilişkin bir projeyi paylaşma toplantısında izledim "imparotor"u...
O da futboldan inanılmaz beslenenlerden.. Ama aldıklarının binde birini futbola vermeyenlerden...
Altaypılarda paye, şöhret ve para yoktur, bunların olmadığı yerde Terimi görmek mümkün olur mu dersiniz?
Son yıllarda "futbolda altyapı" söylemi bir moda olmaya başladı biliyorsunuz, acaba bu modadan bensiz olmaz duygu ve düşüncesinden mi hareketlendi İmparator?
Her neyse
Günaydın Sayın Terim...
Acaba samimi misiniz?

Bir yandan milyarlarca dolar/avro para saçmaya devam, bir yandan da genç aslanlar aranıyor öyle mi?
Hadi bakalım...

7 Şub 2013

Futbolda Eğitim ve Altyapıya İlişkin Kısa Değerlendirmeler






1
Türkiye’deki futbol kalitesi sorunu aslında “oyun kalitesi” sorunudur. Futbol kalitesi denilen şey aslında “oyun kalitesinden” başka bir şey değildir. Oyun kalitesi denilen şey ise, oyun oynayan herkesin oyunun gereklerini en iyi ve en hızlı şekilde yerine getirebilme becerileridir.
Futbolda oyun kalitesi iki temel etkene bağlıdır. Birincisi; temel teknik becerileri müsabaka koşullarında en doğru ve en akıcı bir şekilde uygulayabilme düzeyi, ikincisi; oyuncuların oyun anında değişen görev ve sorumlulukların gereği tüm davranışları zamanında ve en iyi şekilde sergileyebilmeleri yani taktik oyunculuk becerileridir.
Oyunu oynayan kişilerin bu iki özelliği ne kadar gelişmiş ise oyun kalitesi, dolayısı ile futbol kalitesi o oranda gelişmiş demektir.
Türkiye’deki futbolun sorunu “oyun kalitesi” sorunundan başka bir şey değildir. Dolayısı ile bu sorun aslında direkt olarak ülke futbolcularının “oyunculuk kaliteleri” ile ilgilidir. Oyunculuk kalitesi sonradan kazanılan bir özellikler değil, altyapı eğitimi sürecinde kazanılması gereken teknik ve taktik davranış özellikleridir. Söz konusu bu özelliklerin sonradan kazanılması mümkün olmayıp, altyapı eğitim sürecinde sorunsuz bir şekilde elde edilmiş olmaları gerekmektedir.
Günümüzde üstyapılarda yer alan çoğu futbolcunun “oyunculuk kalitesine” ilişkin sorunlarının nedeni, altyapı eğitimi sürecinde yeteri düzeyde elde edilememiş “oyunculuk niteliklerini” belirleyen müsabaka tekniği ve taktik beceri yoksunluğu ile ilgilidir.
Genel olarak ülkemiz futbolcusunun temel teknik becerileri müsabaka koşullarında kullanabilme beceri düzeyleri mükemmellik düzeyinden çok uzaktır.  Ayrıca Türk futbolcusunun oyundaki rollerinin gerektirdiği davranışları yerine getirmede, grup ve takım taktiği konusunda “alışkanlık ve görev sorumluluğu” açısından büyük eksikleri söz konusudur.
Ülkemizdeki futbolun “Türkiye Futbolu” algısını yaratacak düzeyde bir ekol olabilmesi için öncelikle futbolcuların oyunculuk kalitelerini yükseltilmesi gerekmektedir. Bunun tek çözümü Türkiye’deki futbol altyapı eğitim içeriğinin ve uygulamalarının yeniden yapılandırılması ve denetlenmesi ile ilgilidir.
2
Futbol altyapı eğitiminin temel sorunu ne öğretileceği ile ilgili değil, nasıl ve ne zaman öğretileceği ile ilgilidir.
3
Futbol’da altyapı eğitimcilerinin temel işlevi;
Çocuklara “futbolcu” olmak için çok çalışılmaları gerektiğini öğretmelerinden çok, onlarda kendilerini geliştirebilecekleri bilinci, duygusu ve coşkusunu oluşturmaktır.
 4
Futbol altyapısında yer almış bir çocuk için,
Futbola ilişkin temel teknik ve taktik beceriler açısından neleri yapması gerektiğini öğrenmiş olmaktan daha önemlisi, niçin yapması, ne kadar yapması, ne zaman yapması ve nasıl yapması gerektiğini öğrenmiş olmaktır. Altyapı eğitimi almış olmanın en önemli ödülü bunlar olmalıdır.
Eğer sonuç yani ürün böyle değilse, ya altyapı eğitimi alan kişide ya da altyapı eğitiminde bir sorun var demektir.
Sorun çoğunlukla altyapı eğitiminin yaş gruplarına ilişkin içeriğinden ve öğretim uygulamalarına ilişkin yaklaşım ve yöntemlerinden kaynaklanmaktadır.

5
Futbolcu doğulmaz, futbolcu olunur. İnsanın doğuştan getirdiği biyolojik özellikleri elbette önemlidir ama daha da önemlisi o olumlu özellikleri amaca uygun geliştirebilecek eğitim sürecidir.
6
15 yaşındaki bir çocuk futbola ilişkin temel hareket becerileri açısından kendi eşiğinin doruk noktasına ulaşır. Eğer bu çocuk doğuştan getirdiği özellikler açısından da mükemmel bir gene sahipse, 15’li yaşlarda yeryüzündeki en iyi futbolcunun temel hareket becerileri düzeyine ulaşması mümkündür. Yeter ki bu çocuklar için kritik yaş dönemlerinde o dönemin gereği olan öğrenme ortamları sağlansın.
7
Çocuklar büyükleri taklit etmezler, edemezler. Yalnızca büyüklerin yaptıklarını kendilerine özgü yapar ve yaşarlar.  Ortaya bambaşka şeyler çıkar. Olması gereken de budur. Çünkü her şey onlar için keşif sürecidir. Futbol altyapı eğitiminde de böyledir. Çocuklar futbola özgü tüm gerekenleri (temel teknik beceriler ve bu beceriler gerçekleştirecek bedensel özellikleri sergilemeyi) içinde bulundukları yeterlilik düzeylerinde gerçekleştirirler. Önemli olan antrenörün istediklerini yapmaları değil, onların yapabileceklerini antrenörün bulması, üretmesi ve kurgulamasıdır.
8
Çocuklara sadece saha, malzeme ve oyun ortamı sağlayarak onların kendi kendilerine bir şeyler yapmaya çalışmalarını, kulüplerin altyapılarında gelişim özelliklerini dikkate almayan eğitim uygulamalarına tercih etmek daha insani ve daha bilimsel bir tavırdır.
9
Doğa ve doğal olan ile uyumlu olma ve işbirliği eğitimin felsefi yaklaşımlarından birisidir. Çocukların doğal hallerine uygun eğitim onların ilgi ve ihtiyaçlarına uygun eğitim demektir. Böylesi bir eğitim onları mutlu kılar. Mutlu insan daha kolay öğrenir. Geriye kalan sadece çocukların ihtiyacına göre eğitimi planlayabilmektir. İhtiyaçları için de yine onların doğalarına bakmak yeterlidir. Çocuklar başaramayacakları şeyler için çabalamazlar. Çünkü başarılamayacak şey onların doğasına uygun olmayan şeyler demektir.
10 
Çocuklarda fiziksel gelişimin iki ayağı vardır. Birisi bedensel gelişim diğeri psikomotor gelişim. Altyapı eğitiminin bedensel gelişimi öncelemesi ve bedensel gelişimi amaçlayan şekilde yürütülüyor olması en büyük hatadır. Futbol küçük yaşlarda bedensel kuvvete dayalı gelişiyorsa orada altyapı eğitimi ideal bir altyapı eğitimi değildir.
Altyapı eğitiminin esası psikomotor gelişimi öncelleyen ve amaçlayan bir içerik taşımalıdır. Çünkü futbol öncelikle bir kuvvet ve dayanıklılık oyunu değil, hareket becerileri oyunudur. Bu gerçek, altyapı eğitim sürecinin psikomotor gelişim alanı üzerine şekillenmesi gereğini ortaya koyar.
11
Futbolda altyapı eğitiminde, özellikle 15’li yaşlara değin kondisyon antrenmanları lafının edilmemesi gereken yıllar olmalıdır. Kondisyonel-motorik özelliklerin yaş düzeyine uygun geliştirilmesi etkinliklerine evet. Ama kuvvet ve dayanıklılık temeline dayalı genel ve özel futbol antrenmanları çocukların futbol geleceklerinin bitirilmesinden başka bir anlam taşımamaktadır.
12
Altyapı eğitimlerinin genel amacı, çocukları yaş düzeylerinin üstünde geliştirmek değildir. Bu tür yaklaşımlar ile gerçekleştirilen çalışmalar en iyi ihtimal ile yararsız olması yansıra çoğu zaman zararlı sonuçları olan çalışmalardır.
Altyapı eğitimlerinin genel amacı, çocukları yaş düzeylerinin gerektirdiği gelişim düzeyinin en üstüne çıkarabilmeyi sağlamaktır.

13
Çocukların top ile ilişkilerini naylon ve plastik toplardan meşin yuvarlağa, sokak futbolundan kulüp futboluna dönüştürerek “futbol gelişimini” ve “futbol devrimini” sağlamak mümkün olmadı.
Olamadı çünkü çocuklar adına yapılan tüm düzenlemelerde çocuklar unutuldu. İşin içine antrenman girdi, bilimsellik adına kondisyonel özellikler girdi. Çocuklar oyun oynayarak eğlenerek futbolcu olacakları yerde, müsabakalara sokularak şampiyon olma adına farklı özelliklerini geliştirdiler ama futbol için gereken asıl özellikler açısından fakirleştiler.   
14
Futbolda altyapı eğitimi, çocukların gelişim özelliklerine müdahale ederek benzer bir şekilde GDO denilen genetiği ile oynanmış besinlerde olduğu gibi, genetiği ile oynanmış futbolcular yetiştirmek değildir. Zamanından önce yapılan tüm antrenmanlar gelişimin doğal seyrine müdahale anlamı taşır.  Müdahale zarar görmeyecek aşamaya gelmiş olanlar için bazen yararlı sonuçlar doğursa da çoğu zaman zararlı sonuçları olan uygulamalardır. Futbolu doğal gelişim seyrinde geliştirebilmenin biricik yöntemi bedensel koordinasyon, ayak göz koordinasyonu, büyük ve küçük kasların koordinasyonu ve denge özelliklerine dayalı bir eğitimdir. Diğer motorik özellikler doğal gelişim seyrinde, öğretim etkinliklerinin içerdiği motorik-kondisyonel karakterin sonucu kendiliğinden doğal olarak gelişmelidir. Organik olmayan futbolcu yetiştirebilmenin biricik yolu öncelikle top ile ilişkileri mükemmel çocuklar yetiştirmektir.  


5 Şub 2013

Futbol Altyapı Eğitimindeki Probleme İlişkin Somut Öneri



Futbol altyapı eğitimi denilen olgu formal, olarak 7 yaşına değin psikomotor gelişim açısından sağlıklı geçirilmiş çocukların seçildiği bir sistematik içinde  8 ve 9 yaş döneminde başlar. Bu yaşlar 7 yaşına değin kazanılan hareket becerilerinin(koordinasyonunun) mükemmelleştirilmesini amaçlar. 
Bu yaşlardan başlayarak 12 yaşlarına değin sürmesi gereken bunun kadar önemli diğer bir yapılanma da, görsel, işitsel ve özelliklede kinestetik uyaranların  bolca kullanılmasına dayanan top ile ilişkilerin mükemmelleştirilmesi amaçlayan evredir. Kısaca çerçevesi çizilen bu yaş dönemleri gelecekteki “futbolcu kalitesini” belirlemektedir.
Bu yaş dönemlerine yönelik temel gelişimi özelliklerinin çok iyi kazandırılmadığı her türlü altyapı eğitimi, temelinden emin olunmayan güzel bir ev inşa etmeye benzer.
13-15 yaş sürecinde ve sonrası süreçlerde top ile ilgili davranışların oyun anında göze hoş gelecek biçimde gerçekleşmiyor oluşunun temelinde 8-12 yaş dönemleri eğitimindeki “fundemental” eksikliği olarak tanımlanan aslında hareket ve algı motor gelişim ile ilgili gelişim sorunlarından kaynaklanmaktadır.
Futbolda altyapı eğitimindeki en büyük sorunumuz özellikle 7/8,9 ve 10,12 yaş dönemlerindeki eğitim içeriği ve uygulamaları sorunudur. Bu yaş dönemlerinin biricik eğitim hedefi algısal motor gelişime dayalı koordinatif özelliklerin geliştirilmesi olmalıdır. Ama ülkemizde durum ne yazık ki böyle değildir. Yoksa bu kadar altyapıdan ve bu kadar eğitimden ortaya kalitesi yüksek oyuncuların çıkması gerekmez miydi?
13-15 yaş dönemlerindeki futbol sürecinde ise gereksiz ve zamanından önce gerçekleştirilen kondisyonel yüklemeler ve çabuk performans sevdası çocukların bitişine davetiye çıkarmaktadır.
Bendenizin iddiası şudur. 8-9 yaş dönemi top ile ilgili olarak algısal motor gelişime dayalı koordinatif eğitime, 10-12 yaş dönemi ise genel top ile ilişkiden futbola yönelik top ilişkisine dayalı koordinatif yetilerin yeteneğe dönüştürüleceği eğitime tabi tutulduklarında, 13-15 yaş arasındaki genç çocukların mükemmel derecede top tekniğine sahip bir futbol becerisine sahip olacaklarıdır.
Bunu sağlamanın formülü aslında basittir;
a)      8,9 yaş dönemleri altyapı eğitiminin futbol branşını direk ilgilendiren şekilde değil, nesne ile (değişik ebat ve hafiflikte toplar ile) ilişkili tüm hareket becerilerinin,
·         Mekan algısı
·         Zaman algısı
·         Beden algısı
·         Yan algısı
·         Yön algısı
·         Görsel algı
·         İşitsel algı
Özelliklerinin geliştirilmesine yönelik olması gerektiğidir.

b)      10-12 yaş dönemi ise sihirli bir yaş dönemi olup, bu yaş dönemindeki eğitim uygulamaları içeriği yukarıdaki özelliklerin futbol oyununa yansımasına ilişkin gelişime yönelik olmalıdır. Top ile ilişkilerin futbolda temel teknik becerilere doğru yöneleceği bu yaş dönemi yukarıdaki algıların futbola yönelik geliştirilmesine bağlıdır.

Algı, merkezi işlem ve motor davranış dediğimiz futbola özgü algı motor yeti, aslında bir futbolcunun topun ve rakibin durumuna göre top ile en uygun hareketi en kısa sürede seçip uygulayabilme yeterliliği demektir. Geleceğe ilişkin “yıldız futbolcu” özelliği ve günümüz yıldız futbolcularını yıldız yapan üstünlükleri bu yetiye dayanır. 
Bu yetinin yeteneğe dönüşmesi ve beceriye ilişkin kullanılabilir olması 8-9  ve 10-11 yaşlarda konu ile ilgili alınacak eğitime bağlıdır. İyi futbolcuyu belirleyen asla kondisyonel özellikler değil koordinatif ve algı motor gelişim özellikleridir. 

4 Şub 2013

0 Yaşından 15 Yaşına Altyapı Eğitimi (5)


(12)-13-14 yaş
Futbol Temel Tekniklerinde “Beceri” ve Düzeltmeler Dönemi, Müsabaka Tekniğine Giriş Dönemi, Ayak Tenisi Dönemi, Temel Teknik Becerilerde Çeşitleme Döngüleri Dönemi, 1:1, 2:2, 3:3 Oyunlar Dönemi     
Deyim yerindeyse bu çocuklar “futbolcu” olmanın dönülmez ufkundadırlar. Artık futbol onlar için daha sistematik bir hal almıştır. Sistemli oyunu beceremeseler de, oyunlarda kurallara uyma ve bireyselliğin yanında daha kolektivist bir görünüm sergilemeye başlamışlardır. Bu bilişsel gelişim düzeyi ile ilgilidir.   
Beğenilmemek, başaramamak duygusu yerini, beğenmeyen kişiye yönelik tepki ve onu eleştirme duygusuna dönüşmüştür. Çünkü kendinden emindir. Yaptığı şey doğrudur, ya da en doğrusunu yapabileceğine inanır.
Bu yaş dönemi çocukları, futbolcu yapısının görülmeye başlandığı çocuklardır. Ama sıkıştırılmaya, yüklenmeye, baskı altına alınmaya ve yoğun çalışmalara tabi tutulmaya bedensel ve iradi olarak uygun değildirler. Bir şeyi yaparken eğleniyor olmak onlar için hala önemlidir. İşin ciddiyetini giderek daha çok fark ederler. Bu yüzden de temel teknik becerileri gerçekleştirme konusunda daha özenlidirler. Oyuna ilişkin davranışların tümünü beceri düzeyi yüksek şekilde yapmaya çaba harcarlar.   
Genel olarak koordinasyon probleminin olmaması gerektiği bir dönemdir. Hareket becerilerinde hız, ritm ve akıcılığın arttığı ve bu oyun özelliklerin temel teknik beceriler ile ilişkilendirildiği bir dönemdir. Ancak bu ilişkilendirme normal futbol topu ile normal ölçülerdeki bir sahada “maç baskısı” ya da “maç tekniği” atmosferi içinde hala tam olarak mümkün olamamaktadır.  
Bu yaş dönemi futbol altyapı eğitimi açısından bir önceki yaş grubunda gösterilen sıçramanın ve olağanüstü öğrenmelerin futbol açısından istenilen beceri ölçütlerine ve titizliğine çevrilmesi sürecidir. Yani dağarcıktaki (depolanmış olan) temel hareket becerilerinin çağrıldığı ve yeniden biçimlendirilerek beceri düzeyinin arttırıldığı ve üzerine ilaveler yapıldığı bir süreçtir. Bazı çocuklarda becerilerin kendine özgü gerçekleştirilmeye başlandığına tanık olunabilir. Bu stil anlamına gelir ki, oldukça önemli bir gelişim amacıdır.
Bu yaş grubunda futbol temel teknik becerileri açısından gerçekleştirilemeyen her hangi bir davranış yok gibidir. Yalnızca bazı çocukların bazı teknik becerilerde sorunlar yaşıyor olmaları mümkündür.
Genel olarak vuruşlardaki şiddet ve top hızı yanında top ile ilişkili sürat hariç, tüm teknik becerilerde hareket hızı, ritmi ve becerisi belli bir kaliteye ulaşmalıdır. Dönem sonlarına doğru hareket hızı, ritmi ve beceri düzeyi açısından sorunlu ve sorunsuz olma görünümleri “oyunculuk kalitesi” göstergesi olarak algılanabilir. Çünkü bu dönem bu özelliklerin kazanılmış olunması gereken bir dönemdir. Dönem sonuna doğru temel teknik becerilerin tümünün hareket halindeyken, birbiri ile anlamlı bir bütünlük içinde ve akıcı bir şekilde gerçekleştirebilmesi önemli bir eğitim çıktısı olmalıdır.
Temel teknik hareketlerin beceri düzeyindeki artış elbette söz konusu temel teknik hareketlerin gerçekleştirilme düzeyi yani tekrarı ile ilgili bir kazanımdır. Çünkü bir hareket önce sınanır/denenir, ikinci üçüncü kez gerçekleştirildiğinde öğrenilir ancak beceri düzeyine ulaşması için daha çok tekrar edilmesi yani otomatikleştirilecek denli kolay yapılması gerekir. Ancak beceri düzeyi o hareketin lokal olarak gerçekleştirilmesi ile ilgilidir. Oysa asıl olan, söz konusu o hareketi beceri düzeyinde gerçekleştirebilmeye ilaveten amaca uygun gerçekleştirmeyi de başarabilmektir.
Bir temel teknik becerinin gerçekleştirilmesi ile ustalık düzeyinde gerçekleştirilmesi söz konusu temel tekniği istenilen düzeyde gerçekleştirebilmenin yanı sıra oyunun gerektirdiği düzeylerde gerçekleştirebilmeyi gerektirir. Bunun için temel teknik becerileri dinamik hallerdeyken gerçekleştirebiliyor olmak (maç tekniği ön koşulu) ve temel teknik becerileri baskı altındayken gerçekleştirebiliyor olmaya yönelik (maç tekniği) etkinlikler bu yaş döneminin eğitim içeriklerini oluşturmalıdır.  
Yukarıda söz edildiği gibi bu yaş dönemi maç tekniği ön koşulu dediğimiz futbol temel teknik becerilerini hareket halindeyken gerçekleştirmenin mükemmelleştirilmesi gerektiği bir dönemdir.
Temel teknik becerilerin dinamik haldeyken gerçekleştirilmesi demek, temel teknik becerilerin hareket halinde, ritmik ve akıcı şekilde tekrar edilmelerine dayalı çalışmalardır. Temel tekniklerin bu dönemdeki beceri düzeyi ölçütü hareket halindeyken gerçekleştirebiliyor olmaktır. Bu tür etkinlikler için en iyi uygulama seçeneği “dinamik driller” ya da daha güzel ifadesi ile dinamik “çeşitleme döngüleri” etkinlikleridir.
           
15 Yaş
Futbol Temel Teknik Becerilerinde Mükemmellik Dönemi, Müsabaka Tekniği Dönemi, Ayak Voleybolu Dönemi, Mevki Seçimi ve Mevkilere Göre Temel Teknik Becerilerde Yoğunlaşma Dönemi
Altyapı eğitimindeki geçmişe ilişkin eksiklerin veya elde edilememiş kazanımlara dayalı problemlerin oldukça net şekilde görüleceği yaşlardır. Ya da daha önceki olumlu ve sağlıklı altyapı eğitim sürecinin yansımalarının ve ürünlerinin toplanacağı bir dönemdir.
Çocuklar bu yaşlarda kendi verimlilikleri ile ilgili kendilerini baskı içine de sokabilirler. Bunun için yapılacak şey daha özenli ve planlı çalışmayı istemeyi öğretmek dolayısı ile de bu isteği oluşturmak gerekir. Futbola ilişkin farklı özelliklere sahip olmanın önemli olduğu algısı bu yaş gençleri için rahatlama ve motivasyon nedenidir. Bu yaşlarda asıl amaç futbola ilişkin temel teknik becerilerin tümüne ilişkin mükemmelliktir. 
Altyapı eğitimi sürecinde 15’li yaşlara gelmiş bir gencin futbol temel teknik becerileri gerçekleştirebilme düzeyi ve kalitesi, daha büyük yaşlardaki oyunculardan motorik öğrenme açısından farksızdır. Büyüklere oranla tek eksikleri becerileri kullanmadaki güç ve mücadele gerektiren durumlardaki yetersizlik görünümüdür.
Bunun dışında koordinatif özelliğe dayanan temel teknik becerilerdeki ustalık mükemmellik derecesindedir. Bu yaşlardaki çocuklar, sinir kas koordinasyonu gelişimlerinin geldiği noktanın bir sonucu olarak hareket yeterlilikleri açısından kendi sınırlarının doruğuna gelmişlerdir.
Temel teknikleri bu kadar ustalıkla gerçekleştiren çocukların ihtiyacı, bu temel teknik becerileri müsabaka koşullarında da aynı düzeyde mükemmel ölçülerde gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar olmalıdır. Oyun içindeki müsabaka koşulları gereği zaman zaman yaşanabilen yetersizlikler, kuvvet özelliği başta olmak üzere kondisyonel özelliklerin eksikliğine bağlanmamalı ve bu nedenle de yüklenme şiddeti, yoğunluğu ve kapsamı yüksek performans amaçlı antrenmanlardan kaçınılmalıdır.
Yapılması gereken kondisyonel özelliklerin gereğinden önce geliştirilmesi yerine temel teknik becerilerdeki ustalığın oyuna yansıtılmasının sağlanmasıdır. Bu süreçte devam ediyor olan müsabakalar bu açıdan bir eğitim fırsatı olarak kullanılmalı ve değerlendirilmelidir. Maç kazanma hedefi koyulacaksa bile, bu hedefe ulaşmayı tamamen temel teknik becerilerin kullanılmasına yönelik oyuncu ve oyun kalitesi amaçlı koymak gerekir.
Bu dönemde altyapı eğitiminin amacı, daha kuvvetli, daha süratli ve daha dayanıklı olmak yerine saha içinde top ile ilişkilerde daha hızlı, daha çabuk, daha becerikli, daha süratli ve topu amaca uygun kullanmada daha iyi olmayı sağlamak olmalıdır.
Büyük saha elbette kullanılmalıdır ancak küçük saha ve yarı saha oyunları asla ihmal edilmemelidir.
15 yaş dönemindeki altyapı müsabakaları iyi gözlemlendiğinde bu yaşlarda dahi oyun süresi ve özellikle saha boyutu konusunda yeni bir düzenleme düşünülmelidir. Çünkü oyun süresi ilerledikçe kondisyonel özelliklerin el vermemesine ve yorgunluğa bağlı olarak, bu yaşlar için asıl amaç olması gereken temel teknik becerilerin oyun içinde kullanabilme düzeyi ciddi şekilde düşmektedir. Bu durumda da doğal olarak altyapı antrenörleri çocukların kondisyonel özelliklerini gereğinden önce arttırmaya dönük çalışmalara ağırlık vermeye başlamaktadırlar. Oysa bu yaşlarda müsabaka performansını belirleyen şeyin asla kondisyonel özellikler olmaması gerekir.  Bunun önüne geçmenin yolu nesnel koşulları düzenlemektir. Oyun süresi ve saha boyutlarının tekrar gözden geçirilmesi bu yaş ergen çocuklarının top ile ilgili hareketler oyun içinde daha yoğun kullanmaları sağlayacaktır.
İki tip futbolcu ideal futbolcu değildir. Çünkü bu iki tip futbolcu da oyun kalitesine “oyunculuk kaliteleri” ile etki edemezler. Birincisi kondisyonel özellikleri önde tutan ve bu özelliklerini kullanarak futbolcu olmak durumunda kalanlar, ikincisi temel teknik becerilerini takım için kullanmayıp kendisi için oynayanlar. İki futbolcu tipi de altyapı eğitim sorunu göstergesi olan oyuncu tipleridir. Bu dönem bu açıdan gelecekteki futbolcu tipinin belirginleştiği bir yaş dönemdir.














  

0 Yaşından 15 Yaşına Altyapı Eğitimi (4)


10-11(12) yaş
Voleybol Topu Benzeri Hafif ve 3 Numaralı Toplar ile Meşin Yuvarlağa Geçiş, ”Tek Kale Maçlar” ve “Ders Arası Maçlar” ve Top Sürmede ve Çalım Atmada Altın Dönem. Büyük Alanlardan, Büyük ve Ağır Toplardan ve de Kuvvete Dayalı Futboldan Kaçınılması Gereken Dönem
Futbol altyapı eğitiminde “gerçek futbola” giriş yapıldığı yaşlardır. Sihirli bir dönemdir. Bu dönemin sağlıklı geçirilmesi verimli geçirilmesi anlamına gelmelidir. Bu dönemin sağlıklı geçirilmesinden kasıt, futbol ile ilgili gerçekleştirilecek öğretim uygulamalarının çocuğun gelişim özelliklerini dikkate alınması hassasiyeti ile ilgilidir. Eğer bu yaşlardaki çocuklar gelişim düzeylerine uygun eğitim etkinliklerine tabi tutulurlarsa inanılmaz boyutlarda öğrenme çıktıları elde edilir.  
10-11(12) yaş grubu, antrenör bilgisizliğinin, deneyimsizliğinin ve de en önemlisi antrenör hırsının en fazla zarar vermeye başladığı dönemdir. Bir sonraki yaş grubu ile bu yaş grubu futbol altyapı eğitim uygulamalarının en mağdur olan yaş dönemini oluşturmaktadırlar.  
Çünkü bu yaşlarda futbola özgü daha belirgin bir eğitim başladığı için futbola ilişkin tüm becerilerin bir an önce kazandırılması eğilimi ve baskısı çocukları mağdur etmektedir. Buna ilaveten yarışmacı eğitim yaklaşımının getirdiği erken uzmanlaştırma eğilimi ve saha uygulamalarındaki yorucu çalışmalar, koordinatif açıdan belli bir düzeye gelmiş birçok çocuğu bedensel ve ruhsal olarak olumsuz etkilemektedir.
Bu yaş grubuna yönelik futbol altyapı eğitiminin sağlıklı ve doğru bir eğitim olabilmesi için dikkate alınması gereken ölçütler bellidir. Bunun için çocukların bu yaşlarda neleri, ne kadar ve nasıl gerçekleştirebilecekleri bilinmelidir.
Çocukların yaş düzeyine uygun bedensel gelişimlerinin (büyüme), psikomotor gelişimlerinin (hareket beceriler gelişimi) ve bilişsel gelişimlerinin (düşünme, algılama ve değerlendirme) farkında olunması gerekir. Bu ölçütlerin dikkate alındığı ve buna göre planlandığı varsayılan eğitim uygulamaları sağlıklı ve doğru eğitim uygulamalar olacaktır.
Çocuklar bu yaş grubunda birbirlerinden farklı gelişimler gösterirler. Spor branşına yönelim ve yönlendirmenin gerçekleştiği yaşlardır. Çocuklar bu yaşlarda kendi sınırlılıkları ve fiziksel kapasitelerine ilişkin bir şeylerin farkına varmaya başlarlar. Bu beraberinde çocuğun kendisi ile ilgili bir değer biçmeyi de getirir. Bu nedenledir ki, altyapı eğitimlerin yönelme isteğinin oluştuğu ve yoğunlaştığı yıllardır. Kendisi ile ilgili algının yanı sıra, sosyal çevrenin rolünü de unutmamak gerekir.
Bu yaş dönemi çocuklarının futbola ilişkin hareket becerilerinde farklılıkların ve gelişim sıçramalarının ortaya çıkması beklendik bir durumdur. “İşte bu futbolcu olur” söylemini gerektirecek birçok becerinin gerçekleştirilebildiği bir dönemdir.
Çocuklar bu yaşlarda neleri gerçekleştirebilirler?
Futbol oyunu ile ilgili birçok davranışı gerçekleştirebilirler. Bu davranışlar içinde top ile ve topsuz temel teknik becerileri çok formal olmayan bir şekilde ama amaca uygun ve oyunun akışını bozmayacak düzeyde gerçekleştirirler. Eskiden mahalle arası futbolu denilen maç yapma eğilimlerinin doruğa ulaştığı bu dönemde, çocuklar oyun içinde top ile ilgili deneyimlerini amaçlı olarak test etme imkânı bulurlar. Bazı çocukların bazı temel teknik hareketleri beceri düzeyinde gerçekleştirebildiği bir süreçtir.
Röveşata, vole, dış vuruş ve üst dış vuruşlar gibi daha üst düzeyde deneyim ve beceri gerektiren davranışlar dışında oyunu sürdürmeye sağlayacak temel teknik davranışlar giderek artan bir hızda ve çeşitlilikte kullanılabilir.
Bu yaş kritik ve özel bir yaş dönemidir. Çünkü bu yaş kanalize olmanın, kanalize olunacak olguya ilişkin birçok davranışı gerçekleştirebilme isteği ve hazzının doruğa ulaştığı yaşlardır. Bu yaşlarda çocuğun bedensel(büyüme ile ilgili) ve psikomotor (hareket yeterliliği) sınırlarını zorlamadan birçok yeni öğrenme durumları ile karşılaşması gereken yaşlardır.
Bu yaşlarda iki görünüm ortaya çıkar. Birincisi sığlık denilebilecek hareket çeşidi kısıtlılığı nedeni ile “becerememe” hissi ve ardından “vazgeçme”  görünümüdür. Bu yaşlarda birçok çocuk futbolu sonlandırır. Sonraki dönemlerde yaşları kaç olursa olsun büyüklerin oynadıkları futbol düzeyi genel olarak bu yaş düzeyinin futboludur. Bu yaşlardaki “vazgeçme” nedeni bir türlü mesafe alamama durumundan kaynaklanır. Bunun nedenleri arasında 8-9 yaş döneminin çok iyi geçirilmemiş olması, çocuğun yanlış yönlendirilmiş olması, eğitim ortamı ve eğitmen gibi birçok eğitim bileşenlerinden kaynaklanan olumsuzluklar sayılabilir. İkinci görünüm ise, beceri kalitesine ilişkin performans yetersizliği içinde boğulma durumu ile karşı karşıya kalmadır. Oysa çocuklar bu yaşlarda müthiş yaratıcıdırlar. Gerçekleştirebildiklerinden oluşan hareket çeşitliliği ve becerisi bu yaşlardaki çocukları olumsuz etkilemez. Ama bu hareket çeşitliliği ve hareketlerdeki beceri kalitesi antrenör odaklı bir beklenti ye dönüşürse bu “uzmanlaşma” beklentisi anlamına gelir ki, bu da çocukların “performans yetersizliği hissi”  içine girmelerine neden olacağından futbol gelecekleri adına bir risk teşkil edebilmektedir.
10-11(12)yaş çocukları için temel ve üst düzey taktik eğitim uygulamaları için erken bir dönemdir. Oyun alanı savunma ve hücum olarak iki taktik bölgeden ve dolayısı ile gol atma ve gol yememe algılarına dayanan bir taktik dışavurum ile gerçekleşir. Bu yaşlardaki çocuklar birilerinin istediği gibi değil, kendi istedikleri ve hareket ve hareket becerisi dağarcıklarının izin verdiği ölçüde oyun davranışları sergilerler. Oyun içinde hareket becerileri çeşidi sergilemek, futbol ile ilgili çeşitli temel teknik becerileri sergilemenin de habercidir. Dolayısı ile onların bu isteklerine cevap vermek gerekir. Bunun için “yeni öğrenme durumları” oluşturan etkinlik ve oyunlar ile gerçekleştirebilen temel teknik hareket becerilerini anlamlı bir bütünlük içinde kullanmalarını sağlayacak az kurallı oyunlar bu dönemin eğitim içeriği formasyonunu oluşturmalıdır.
Hafif ve normal ebadından küçük toplar ile tek kale maçlar, 3 numara futbol topu ile küçük saha oyunları (dar alanda pas amaçlı değil) ve mutlaka futbol tadını alabilecekleri serbest oyunlar ideal eğitim uygulamalardır.
10-11(12) yaş grubu çocuklarının futbolu anlamlı bir şekilde oynamaya başladıkları, oyunun gerekleri olan davranışları taktik davranışlar dışında giderek artan bir hız ve doğrulukta yapabilmeye başladıkları bir süreç olduğu belirtilmişti. Buradan hareketle bunun nedeninin çocuklarda artan psikomotor hareket gelişim düzeyi olduğunu bunun da artan sinir kas koordinasyonu gelişim ile ilgili olduğunu belirtmek gerekir. Buna gelişime paralel bu gelişim seyrinden yararlanmak adına çocuğu yeni öğrenme durumları ile karşılaştırmak ama asla zorlamamak bu dönemin eğitim anlayışı olmalıdır. Çocuğu futbola ilişkin gerçekleştiremeyeceği şeyler ile uğraştırmak yerine, uğraştığında gerçekleştirebileceği şeyler ile uğraştırmak onu daha da geliştirecektir. Temel teknik beceri gelişimine ilişkin doğru davranış beklentisi ile ilgili tekrarlardan kaçınılmalıdır.  Aşırı ve sıkıcı tekrar etkinlikleri bu yaş grubunun müthiş öğrenme zenginliği fırsatını kaçırmak demektir.
Sonuç olarak bu yaş grubunda bazı temel teknik becerilere ilişkin performans gerektiren zorlamalarından, teknik beceri mükemmeliyeti amaçlı tekrarlardan ve elbette saha ve oyun mevkilerine ilişkin görevlendirmelerden kaçınılmalıdır. Çocuklar bu dönemlerde futbola ilişkin olabildiğice hareket çeşidini performansa dayalı olmadan oyunlar aracılığı ile gerçekleştirerek kendilerini ifade etmelidirler.
10-11(12) yaş grubuna ilişkin unutulmaması gereken çıkış noktası şudur; Bu yaşlardaki çocukların bilişsel gelişim düzeyleri daha ziyade soyut değil somut algı ve değerlendirmeler düzeyindedir. O halde oynayacakları futbol da olasılıklar ve tahminlere ilişkin olamaz. Yani rakibin durumuna göre tasarlanmış bir futbol oyunu öğretimi anlamsız ve gereksizdir. Düşünsel yeterlilikleri ölçüsünde sadece hücuma dayalı bir futbol vizyonları vardır. Çünkü bu yaşlardaki futbol oyunu ileriye doğru oynanması gereken, yani direk karşı kaleye gidilmesi gereken bir oyun algısını gerektirir. Bunun için her türlü hareketi denerler. Bunu değiştirmek yerine bu algıdan yararlanmak gerekir. Özellikle top sürme, çalım atma ve kaleye gol atma amaçlı son dokunuş gibi daha çok bireysel davranışların yoğun olarak sergilenmesi doğaldır. Bu doğallığı bozmadan bu gelişim seyrinden yararlanmak adına bu tür eğitim uygulamaları üretmek ve kurgulama gerekir.
Sürat, hareketlilik, dayanıklılık gibi fiziksel özelliklerin özel olarak geliştirilmesine dayalı çalışmalardan kaçınılmalıdır. Uyaran-algı çalışmaları bu dönemde de çok önemlidir. Özellikle kinestetik algıya dayalı (top ile değişik koşullarda buluşulmasına dayalı) topla temas çalışmaları ilerideki futbolculuk kalitesi için çok gereklidir.


      

0 Yaşından 15 Yaşına Altyapı Eğitimi (3)


8-9 yaş
Futbol Altyapı Sürecinde Naylon top/Plastik top dönemi,
Beyin-Sinir-Kas İlişkisinin Elverdiği Ölçüde Topa Hükmetmeye Çalışma Dönemi 
Bu yaş grubu, 8 yıllık İlköğretim okulları düzenlemesi açısından değerlendirildiğinde 2. ve 3. Sınıf düzeyi çocuklarıdır.
Yeni 4+4+4 kesintili eğitim sistemi ve yaş düzenlemesi açısından bakıldığında bu çocuklar 4 yıllık ilkokul yapılanması gereği okula başlatılma yaşına bağlı olarak ya 3 ve 4. sınıf ya da ilkokul 4, ortaokul 1. Sınıf düzeyi çocuklarıdır.
Motor gelişim dönemleri ve evreleri açısından bakıldığında ideal yaş gruplamaları;   
3yaş
4-5
6-7yaş
8-9 yaş
10-11 (12)yaş
(12) 13-14 yaş
15 yaş
ve üstü sağlıklı bir yaş düzeyi düzenlemesidir. Çünkü söz konusu bu yaş gruplamaları motor gelişim ve motor öğrenme açısından benzer ve yakın özellikler taşıyan çocuklara ilişkin bir düzenlemedir.
Bu bağlamda okul yapılanmalarına ilişkin olarak temel ölçütlerden birisi ve en önemlisi çocukların psikomotor gelişim düzeyleri olmalıdır. Bu anlamda düzenlenecek yaş gruplarına göre ideal okul yapılanması ise;
3-7 okulöncesi
8-11 ilkokul
12-14 ortaokul
15-17 Lise düzeyi biçimde olması pedagojik boyutları nedeni ile bilimsel olan yapılanmalardan birisidir.
Futbol altyapı eğitiminde 8-9 yaş grubuna dönersek;
Bu yaş grubu psikomotor gelişim süreci açısından “spor hareketleri dönemine” başlangıç yapıldığı yaşlardır. Diğer bir ifade ile bir önceki dönemde edinilmiş olan temel hareket becerileri birleştirilir, rekreasyonel biçimde kullanılmaya başlanır ve özelleştirilmiş hareketler dönüştürülmeye başlanır. Bu şu anlama gelmektedir. Bu yaşlardaki çocuklar az kurallı olmak koşulu ile derli toplu oyunlar ve spor branşlarına hazırlayıcı oyunlar oynayabilirler.
Çocuklar bu yaşlarda spor branşlarını kendilerine özgü basitleştirerek ve dönüştürerek oynayabilme eğilimindedirler. Vücutlarını yönetebilmekten, amaçlı hareketler sergilemekten ve bunları keşfetmekten büyük zevk alırlar.
Geçiş becerileri aşaması olan 8-9 yaş dönemini, temel hareket becerilerini spor branşını çağrıştıran şekilde kullanabilme isteği, yeterliliği ve eğilimi olarak ifade ettiğimizde, bu yaşa ilişkin futbol altyapı sürecinde nelerin, nasıl yapılması gereği de ortaya çıkar. Geçiş becerileri ifadesini futbol temel teknik becerileri olarak algılamamak gerekir. Bu yaşlardaki futbol temel teknik becerileri, temel hareket becerilerini futbola yönelik kullanabilme eğilimi, yeterliliği ve isteğinden başka bir şey değildir.
Çocuğun kendisini sınırlandırılmış hissetmiyor oluşu onun o yaşlardaki doğası gereğidir. Çocuğun bu doğası, onun gerçekleştiremeyeceği şekilde dayatılan temel teknik beceri amacına dönük çalışmalar ile engellenmemelidir. Doğruluk, beceri performansı gibi beklentiler çocuğun spor hayatının başlamadan sekteye uğraması demektir.
Futbolcu olunacağı kararının verilmediği ya da bu kararın sürekli değişeceği bir dönemdir. Çocuk bu süreçte neyle uğraşıyorsa ona eğilim gösterir. Nesnel koşulların (bir topa sahip olma, bir oyun alanına her an girebilme olanağı, oyun oynayabilme fırsatları, ve ebeveyn baskısı veya etkisinin) insanı yönettiği en önemli dönemdir. Bu yaşlarda çocuklar birçok hareket becerisinden haberdar edilmelidirler.  Algısal motor gelişime dayalı birçok uyaranın  kullanılmasına dayalı ve olumlu rol modellerin önem kazandığı bir dönemdir. Çocuklar bu yaş döneminde olabildiğince çok hareket becerisi uygulama olanağı bulmalıdırlar. Özellikle “tek tip doğru hareket” dayatmalı öğretim uygulamalarından ve sınırlandırmalardan ve engellemelerden şiddetle kaçınılmalıdır.
Futbol temel teknik becerilerin öğretimi ve öğrenilmesi bu dönemin işi değildir. Ama futbol oyunu oynayabilmek için oyunun gerektirdiği temel tekniklerin uygulanmasının koşullarının yaratıldığı ve her çocuğun kendince oyunun gereği o teknikleri düşünmeden ve doğru yapmaya odaklanmadan gerçekleştirmesi gerektiği dönemdir.
Çocuklar bu yaşlarda topu arkadaşına vermek (pas yapmak) istemezler ama sürekli topu almak isterler. Çünkü gelişimin doğal seyri ve gereği budur. O zaman bu doğallığı bozup pas vermeye zorlamak ve pas çalışmaların yönelmek yerine gelişim döneminin bu özelliğinden yararlanmak çocukları olabildiğince “top ile haşır neşir” kılmak üzerine kurgulanmalıdır. Kendini ifade etme isteği top ile ilişkili gerçekleştirilebilen tüm hareketlere yönelik olmalıdır. Futbol oyununu kurallara uygun ve belli bir oyun disiplini içinde oynayabilecek bir beklenti içinde olunmamalıdır.
Futbol ile ilgili temel teknik becerilerin ve futbola ilişkin özel davranışların ilerde ne kadar gelişeceği, çocuğun bu yaş dönemindeki futbola yönelik çok çeşitli zihinsel, duygusal, sosyal ve motor davranışları ile yakından ilgilidir.
Bu şu anlama gelmektedir, çocukların bu dönemdeki futbol ile ilgilileri sadece ve sadece “nesne kontrolü gerektiren hareket becerilerini” daha çok ayaklarını kullanarak yapıyor olmalarından başka bir şey değildir.
Bir nesne kullanımı ve bu nesnenin ayak ile kullanılması temeline dayanan 8-9 yaş futbol altyapı eğitiminin yoğunlaştığı eğitim amacı hareket çeşidi dağarcığının oldukça geniş olmasını sağlamasıdır. Bu yaş grubu için son derece önemli gelişim göstergesi olan hareket dağarcığının geliştirilmesi, topun bir nesne olarak kullanılması üzerine şekillenen çok sayıda ve çeşitte oyunlar ve etkinlikler ile sağlanabilir.
Çocuklar bu oyun ve etkinliklerde kendileri ve yaptıkları ile ilgili düşünürler. Söz konusu bu oyun ve etkinliklerde top ile temas edebilme davranışlarını defalarca ve değişik biçimlerde gerçekleştirmek isterler. İşte 8-9 yaş futbol altyapı eğitiminin uygulama içeriği bu anlayış üzerine oluşturulmalıdır.
İleriki bölümlerde söz edildiği ve görüleceği üzere, antrenman niteliği taşımayacak şekilde yaş dönemine ve kritik yaşın gereği olan motorik-kondisyonel gelişim etkinliklerine yer verilmelidir. Koordinatif özelliği oluşturan birçok yetinin uyarılmasını ve geliştirilmesini sağlayacak etkinliklere mutlaka yer verilmelidir.
Keza hareket hızı ile ilgili motorik yeterliliklerin temeli bu yaş grubunda atılır. Bunun için yapılması gereken tek şey naylon top, plastik top ile ilgili oyunlardır. Yapılmaması gereken en önemli şey meşin yuvarlaktan yani deri ve ağır toplardan kaçınmaktır.
Çocuklar bu dönemde bir topun özelliğinin peşinde onu yönetmek ve hareket ettirmek için çaba harcamamalıdırlar. Tam tersine bir nesneyi kendi özelliklerine göre ve o özelliklerin geliştirmek için bir araç olarak kullanmalıdırlar. Bunun için “hafif top” yani naylon toplar, plastik toplar ve aşamalı olarak da sonlara doğru voleybol büyüklüğünde ve ağırlığında toplar bu yaş grubu için son derece önemli eğitim ilkesi olmalıdır.
 Bu yaşlardaki oyun anlayışı çift kale kurallı maçlar ve bu maçlarda temel teknik becerileri sergileme anlamına gelmemelidir. Bu dönemin oyunları kuralsız ve az kurallı yenme ve yenilmekten ziyade çocukların grup olma adına birliktelik sergiledikleri ve en önemlisi kendilerini ifade edebilmenin aracıdırlar. Bu dönemde oyunlar asla bir amaç değildir. Bu yaşlardaki alt yapı eğitimindeki futbol oyunu etkinliklerinin temel esprisi söz konusu hafif topları rahatça ve çocuğun kendisinin amaçladığı şekilde kullanabilmesini sağlamaktır.        
 Bir zamanlar futbol ile ilgili “mini minikler ligi” adı altında futbol müsabakaları düşünülmüş ve yerel ölçekte de olsa bir süre hayata geçirilmiş olması akıllara ziyan bir uygulama olduğu unutulmamalıdır.

0 Yaşından 15 Yaşına Altyapı Eğitimi (2)


 0-2 yaş
0-1 yaş refleks hareketlerin sonlandığı, 1-2 yaş ise istemli ve amaçlı hareketlerin ortaya çıkmaya başladığı süreçtir. Temel hareketler ilkel düzeyde gelişmeye ve yerine getirilmeye başlar. Bu süreçte çocuklara bol bol işitsel görsel ve özellikle de dokunsal uyaran gönderilmeli, bu tür uyaranlara ilkel düzeyde de olsa hareket etme tepkisi vermeleri sağlanmalıdır. Ayrıca bu yaşla dönemlerinde çocukların çeşitli nesneler ile teması etmeleri duyu-motor gelişim açısından son derece önemli ve gereklidir. 
Bu dönemde geçirilen uzun süreli hastalıklar ya da yoğun ilgisizlik ve uyaran mahrumiyeti bir yaşının gereği ilkel hareketlerden temel hareketlere geçememeyi ya da istenilen ölçüde geçememeye neden olur.

2/3-7 yaş
Geçmişe ilişkin bazı gecikmelerin belli ölçüde telafi edileceği bir dönemdir. Uzun bir süreç olup kendi içinde dönemsel aşamaları vardır. Temel hareketler bu dönemde şekillenir ve giderek artan bir beceri düzeyinde gerçekleştirilir. Geleceğin sportif hareketlerinin temeli burada atılır.
Bu döneme temel hareketler dönemi denmesindeki gerekçe insan hayatında kullanılan tüm hayati hareketlerin bu dönemde gerçekleştiriliyor olmasıdır. Ayrıca ilerleyen yaşlardaki tüm özel, öznel ve sportif hareketlerin bu dönemdeki yapı ve yeterlilik üzerine şekillendiğini unutmamak gerekir.
Okulöncesi döneme denk gelen bu süreç oldukça özel bir süreçtir. 4-5 yıllık bu uzun dönemin sonunda çocuklar arasında ciddi farklar oluşmaya başlar. Özellikle hareket gelişimi açısından ortaya çıkan bu farklar birçok açıdan avantaj ve dezavantaj oluşturmaya başlayacaktır.
Okulöncesi eğitimi sürecine katılmış ve okulöncesi eğitimde ciddi derecede “oyun ve hareket eğitim etkinlikleri” gerçekleştirmiş çocuklar ile oyun bahçeleri ve oyun parklarında birçok hareket deneyimi yaşamış ayrıca, annesi, babası tarafından ilgi görmüş ve çeşitli aktivitelere katılmış ve birçok olanağa sahip kılınmış çocuklar bir sonraki dönem olan “spor ile ilgili hareketler döneminin geçiş evresine” diğer söylemle futbolda altyapı eğitimine başlama yaşı olan 8-9 yaş dönemine birçok açıdan oldukça avantajlı başlamaktadırlar. 
Diğer bir ifade ile bazı çocuklar 8-9 yaşlarına gelmiş olduklarında, geçmişe ilişkin yaşamışlıkları ve hareket deneyimleri ve uğraşları nedeni ile birbirlerine fark atarlar. İşte bu nedenledir ki, bazı çocuklar altyapı eğitimine uygun bulunurken bazı çocuklar uygun bulunmamaktadırlar.
Bu yaşlardaki çocuklar arasında göze en çarpıcı farklılık temel hareketlerdeki beceri düzeyi yani koordinatif özellikler ile ilgilidir.
Temel hareketler dönemindeki çocukların temel hareketleri gerçekleştirme düzeyi başlangıç evresi, ilk evre ve olgunluk evresi düzeylerinde gerçekleşir. Futbol açısından örneklendirmek gerekirse, topu tekmelemeden başlayan temel hareket, topu amaçlı tekmelemeye, topu istenilen tarafa doğru tekmelemeye, topa ayakla vurmaya, topa belli hızlarda vurabilmeye, topa istenilen tarafa doğru vurmaya doğru evrilerek sürer gider. Bu dönemin sonlarına doğru duran bir topu belli hedeflere ayakla gönderebilme, hareket eden dönüşür. Topa vurabilme, topu ayakla durdurabilme gibi hareket becerileri gelişir. Ayaklarını kullanarak çok basit düzeyde etkinlikler gerçekleştirebilir, dağınık ve kontrolsüz bir şekilde oldukça basit ve kuralsız top oyunları oynayabilirler.

0 Yaşından 15 Yaşına Altyapı Eğitimi (1)


Bir insan anne karnında başlayan hareket etme yetisi ve yetinin hareket becerilerine dönüştürülebilmesi 15’li yaşlarda doruk noktaya ulaşır.
Yani bir kişi 15 yaşlarına kadar (artı eksi 1 yaş) genetik özelliklerinin de izin veriyor olması koşulu ile futbola ile ilgili bütün teknik becerileri mükemmeliyet ölçüsünde yapabilecek duruma gelir. 
Bu 15 yıllık sürede belli dönemler ve bu dönemlere ilişkin belli evreler vardır. İşte bu dönem ve evrelerde yaşanmış olması gereken deneyimler eğer yaşanmamış ise, içinde bulunulan yaşta bunları telafi etme olanağı olsa dahi ulaşılabilecek maksimum düzey asla olması gereken maksimum düzey olamayacaktır. Bir kişi 15 yaşlarından sonra kazanabileceği ve gerçekleştirebileceği beceriler ne olursa olsun asla kendisinin gelebilme potansiyeli olan en son düzeye gelebilmeyi asla başaramayacaktır.
Örneğin 3-7 yaş süreci dış uyaranlardan ve bu uyaranlara tepki vermekten mahrum olarak geçirilmiş, temel hareket becerilerini gerçekleştirebilme olanağı veren çocuk oyunları ve etkinliklerinden uzak sürdürülmüş ise bu durum 8-9 yaşa büyük ölçüde olumsuz yansıyacaktır. Bu olumsuz durumun 8-9 yaşlarda telafisi belli ölçülerde mümkün olsa dahi 8-9 yaşlarda gelinmesi gereken düzeye ulaşılmış olmasını engelleyecektir. Bu süreç 10-11 yaşlarda gerçekleşmesi gereken spora ilişkin başlangıç becerilerinin ve yüksek enerjili oyun oynama isteğinin ve hareketliliğinin yaşanamayacağı anlamına gelmektedir. Bu koşullarda çok yönlü genel hareket becerilerinin spor branşlarına yönelik hareket becerilerine transferleri gerçekleşmemesi anlamına gelmektedir. 12 yaşa gelindiğinde karşımıza “yeteneksiz” diye tanımlanan ya da “yetenekli ama” diye başlanan ama teşhisin bir türlü koyulamadığı çocuklar çıkacaktır.  Oysa çoğu zaman teşhis bellidir. Teşhis “temel ve özelleşmiş hareket becerilerine” ilişkin motorik formasyon yetersizliğidir.
Günümüzde 20’li yaşlara gelmiş olmasına rağmen birçok gencimizin çoğu temel hareketleri 9, 10, 11, 12 yaş düzeyi beceri seviyesinde gerçekleştirememektedirler. Bunun nedeni psikomotor gelişim açısından geçmişteki yaş dönemi ve evrelerinde kalınmış/takılmış olunmasındandır. İşte söz konusu 20’li yaşlardaki bu gençler ciddi bir “hareket gelişimi eğitimi programına” alınsalar dahi asla 15’li yaşların hareket beceri düzeyine ulaşamayacakları gibi kendi 15 yaşlarının potansiyel doruk noktalarına ulaşamayacaklardır.
Geçmiş hareket gelişim dönemlerini verimli geçirmemiş olduğunu var saydığımız bir gencin 15 yaşını geçmemiş olmasına karşın telafi programlarına katılsa dahi ulaşabileceği maksimum hareket becerisi düzeyi, geçmiş dönemleri verimli olarak geçirmiş olduğunu varsaydığımızda ulaşmış olacağı düzeye ulaşmayı asla sağlamayacaktır.
Örneğin, daha önceki hareket gelişim dönemlerini verimli geçirmiş 11- 12 yaşlarında çocuklar ile daha önceki hareket gelişim dönemlerini verimli geçirmemiş 11-12 yaşlarında iki grup çocuğu aynı koşullarda bir futbol eğitimi programına tabi tuttuğunuzda elde edilecek öğrenme düzeyi farkı ve bu öğrenme düzeyine ulaşma zamanı inanılmaz farklılıklar gösterecektir.
Futbol eğitimi açısından bu durumu şu şekilde de ifade etmek mümkündür;
3-7 yaş dönemi boyunca yaşının gerektirdiği temel hareketleri yeterince gerçekleştirme imkânı bulamadan geçirmiş olan bir çocuk, yani; çocuk oyunları oynamadan, okulöncesi hareket eğitimi etkinliklerine katılmadan, oyun parklarında, kum havuzlarında, dağda bayırda, suda, çamurda zaman geçirmeden, vücudunu kullanma ve kontrol etme çabaları göstermeden geçirmiş bir çocuk demektir. Böyle bir çocuğun 8 yaşına geldiğinde altyapı eğitimine alınıp geçmişe ilişkin hareket becerilerinin telafisi belli ölçüde mümkün olsa dahi, yaşının gerektirdiği düzeyin doruk noktalarına getirilmesi asla mümkün olamayacaktır.  Çünkü geçmiş yaş dönemlerine ilişkin psikomotor gelişim eksiklikleri yaşının gereği gerçekleştirilmesi gereken hareketleri oyunlara yönelik kullanımına izin vermeyecektir. Bu nedenle de 8-9 yaşındaki bir çocuğun genel hareketlilik ve bu hareketliliği amaca yönelik kullanma ihtiyacı içinde olması da mümkün olamayacaktır. Bu durumdaki bir çocuğun 10-11 yaşlarına geldiğinde basitleştirilmiş koşullarda dahi futbol oyunları oynaması asla olması gereken düzeyde olamayacaktır.
Bir çocuğun psikomotor gelişim ile ilgili (hareket gelişimi ile ilgili) önemli dönemleri ve bu dönemlerde çok ama çok önemli dönüm noktaları vardır. Bu altı çizilmesi gereken bir konudur. İşte bu dönemler ve dönüm noktaları (kritik dönemler)çok iyi değerlendirilir ise çocuklar potansiyellerinin doruk noktalarına ulaştırılabilirler. Sonraki süreçlerde ve özellikle performans dönemi dediğimiz 15 yaş sonrasındaki sürecin daha verimli olması buna bağlıdır.

Uterus içi 4 ay ile 4 ay-1 yaş
Çocukların refleks hareketler aracılığı ile yaşamını sürdürdüğü ve 4.aydan itibaren reflekslerin ortadan kalkmaya başladığı evredir. Refleks hareketlerin var olması gereği hayati bir durumdur. Ama 1 yaşına değin refleks hareketlerin yerini istemli hareketler bırakması gereği de o kadar önemli ve hayati bir durumdur. Geleceğin sporcuları adına burada yapılacak tek şey çocuğun sağlıklı olması gereğinden başka bir şey değildir. Bu bir yıl bebeğin ellerini, kollarını, bacaklarını ve olabildiğince vücudunu önce refleks hareketler, sonra da istemli ama güdüsel bir şekilde hareket ettirmeye çalışması ve bu imkanın ona sağlanması son derece önemlidir. Bu imkanı bulamayan çocuklar (hastalıklar ve patolojik bozukluklar nedeni ile) 1 yaşın sonlarına doğru ulaşmaları gereken ilk önemli dönüm noktalarından birisi olan “ilkel hareketler” dönemine geçiş yapamazlar ya da yaşdaşlarına göre daha geç kalırlar.

OYUN ALANLARININ YAPISI VE UYARAN İLİŞKİSİ

Oyun alanlarındaki, kazaya sebep olma olasılığı olan nesnelerin kaldırılmasına yönelik eğilim, diğer bir açıdan bakıldığında çocukların sab...