4 Şub 2013

0 Yaşından 15 Yaşına Altyapı Eğitimi (3)


8-9 yaş
Futbol Altyapı Sürecinde Naylon top/Plastik top dönemi,
Beyin-Sinir-Kas İlişkisinin Elverdiği Ölçüde Topa Hükmetmeye Çalışma Dönemi 
Bu yaş grubu, 8 yıllık İlköğretim okulları düzenlemesi açısından değerlendirildiğinde 2. ve 3. Sınıf düzeyi çocuklarıdır.
Yeni 4+4+4 kesintili eğitim sistemi ve yaş düzenlemesi açısından bakıldığında bu çocuklar 4 yıllık ilkokul yapılanması gereği okula başlatılma yaşına bağlı olarak ya 3 ve 4. sınıf ya da ilkokul 4, ortaokul 1. Sınıf düzeyi çocuklarıdır.
Motor gelişim dönemleri ve evreleri açısından bakıldığında ideal yaş gruplamaları;   
3yaş
4-5
6-7yaş
8-9 yaş
10-11 (12)yaş
(12) 13-14 yaş
15 yaş
ve üstü sağlıklı bir yaş düzeyi düzenlemesidir. Çünkü söz konusu bu yaş gruplamaları motor gelişim ve motor öğrenme açısından benzer ve yakın özellikler taşıyan çocuklara ilişkin bir düzenlemedir.
Bu bağlamda okul yapılanmalarına ilişkin olarak temel ölçütlerden birisi ve en önemlisi çocukların psikomotor gelişim düzeyleri olmalıdır. Bu anlamda düzenlenecek yaş gruplarına göre ideal okul yapılanması ise;
3-7 okulöncesi
8-11 ilkokul
12-14 ortaokul
15-17 Lise düzeyi biçimde olması pedagojik boyutları nedeni ile bilimsel olan yapılanmalardan birisidir.
Futbol altyapı eğitiminde 8-9 yaş grubuna dönersek;
Bu yaş grubu psikomotor gelişim süreci açısından “spor hareketleri dönemine” başlangıç yapıldığı yaşlardır. Diğer bir ifade ile bir önceki dönemde edinilmiş olan temel hareket becerileri birleştirilir, rekreasyonel biçimde kullanılmaya başlanır ve özelleştirilmiş hareketler dönüştürülmeye başlanır. Bu şu anlama gelmektedir. Bu yaşlardaki çocuklar az kurallı olmak koşulu ile derli toplu oyunlar ve spor branşlarına hazırlayıcı oyunlar oynayabilirler.
Çocuklar bu yaşlarda spor branşlarını kendilerine özgü basitleştirerek ve dönüştürerek oynayabilme eğilimindedirler. Vücutlarını yönetebilmekten, amaçlı hareketler sergilemekten ve bunları keşfetmekten büyük zevk alırlar.
Geçiş becerileri aşaması olan 8-9 yaş dönemini, temel hareket becerilerini spor branşını çağrıştıran şekilde kullanabilme isteği, yeterliliği ve eğilimi olarak ifade ettiğimizde, bu yaşa ilişkin futbol altyapı sürecinde nelerin, nasıl yapılması gereği de ortaya çıkar. Geçiş becerileri ifadesini futbol temel teknik becerileri olarak algılamamak gerekir. Bu yaşlardaki futbol temel teknik becerileri, temel hareket becerilerini futbola yönelik kullanabilme eğilimi, yeterliliği ve isteğinden başka bir şey değildir.
Çocuğun kendisini sınırlandırılmış hissetmiyor oluşu onun o yaşlardaki doğası gereğidir. Çocuğun bu doğası, onun gerçekleştiremeyeceği şekilde dayatılan temel teknik beceri amacına dönük çalışmalar ile engellenmemelidir. Doğruluk, beceri performansı gibi beklentiler çocuğun spor hayatının başlamadan sekteye uğraması demektir.
Futbolcu olunacağı kararının verilmediği ya da bu kararın sürekli değişeceği bir dönemdir. Çocuk bu süreçte neyle uğraşıyorsa ona eğilim gösterir. Nesnel koşulların (bir topa sahip olma, bir oyun alanına her an girebilme olanağı, oyun oynayabilme fırsatları, ve ebeveyn baskısı veya etkisinin) insanı yönettiği en önemli dönemdir. Bu yaşlarda çocuklar birçok hareket becerisinden haberdar edilmelidirler.  Algısal motor gelişime dayalı birçok uyaranın  kullanılmasına dayalı ve olumlu rol modellerin önem kazandığı bir dönemdir. Çocuklar bu yaş döneminde olabildiğince çok hareket becerisi uygulama olanağı bulmalıdırlar. Özellikle “tek tip doğru hareket” dayatmalı öğretim uygulamalarından ve sınırlandırmalardan ve engellemelerden şiddetle kaçınılmalıdır.
Futbol temel teknik becerilerin öğretimi ve öğrenilmesi bu dönemin işi değildir. Ama futbol oyunu oynayabilmek için oyunun gerektirdiği temel tekniklerin uygulanmasının koşullarının yaratıldığı ve her çocuğun kendince oyunun gereği o teknikleri düşünmeden ve doğru yapmaya odaklanmadan gerçekleştirmesi gerektiği dönemdir.
Çocuklar bu yaşlarda topu arkadaşına vermek (pas yapmak) istemezler ama sürekli topu almak isterler. Çünkü gelişimin doğal seyri ve gereği budur. O zaman bu doğallığı bozup pas vermeye zorlamak ve pas çalışmaların yönelmek yerine gelişim döneminin bu özelliğinden yararlanmak çocukları olabildiğince “top ile haşır neşir” kılmak üzerine kurgulanmalıdır. Kendini ifade etme isteği top ile ilişkili gerçekleştirilebilen tüm hareketlere yönelik olmalıdır. Futbol oyununu kurallara uygun ve belli bir oyun disiplini içinde oynayabilecek bir beklenti içinde olunmamalıdır.
Futbol ile ilgili temel teknik becerilerin ve futbola ilişkin özel davranışların ilerde ne kadar gelişeceği, çocuğun bu yaş dönemindeki futbola yönelik çok çeşitli zihinsel, duygusal, sosyal ve motor davranışları ile yakından ilgilidir.
Bu şu anlama gelmektedir, çocukların bu dönemdeki futbol ile ilgilileri sadece ve sadece “nesne kontrolü gerektiren hareket becerilerini” daha çok ayaklarını kullanarak yapıyor olmalarından başka bir şey değildir.
Bir nesne kullanımı ve bu nesnenin ayak ile kullanılması temeline dayanan 8-9 yaş futbol altyapı eğitiminin yoğunlaştığı eğitim amacı hareket çeşidi dağarcığının oldukça geniş olmasını sağlamasıdır. Bu yaş grubu için son derece önemli gelişim göstergesi olan hareket dağarcığının geliştirilmesi, topun bir nesne olarak kullanılması üzerine şekillenen çok sayıda ve çeşitte oyunlar ve etkinlikler ile sağlanabilir.
Çocuklar bu oyun ve etkinliklerde kendileri ve yaptıkları ile ilgili düşünürler. Söz konusu bu oyun ve etkinliklerde top ile temas edebilme davranışlarını defalarca ve değişik biçimlerde gerçekleştirmek isterler. İşte 8-9 yaş futbol altyapı eğitiminin uygulama içeriği bu anlayış üzerine oluşturulmalıdır.
İleriki bölümlerde söz edildiği ve görüleceği üzere, antrenman niteliği taşımayacak şekilde yaş dönemine ve kritik yaşın gereği olan motorik-kondisyonel gelişim etkinliklerine yer verilmelidir. Koordinatif özelliği oluşturan birçok yetinin uyarılmasını ve geliştirilmesini sağlayacak etkinliklere mutlaka yer verilmelidir.
Keza hareket hızı ile ilgili motorik yeterliliklerin temeli bu yaş grubunda atılır. Bunun için yapılması gereken tek şey naylon top, plastik top ile ilgili oyunlardır. Yapılmaması gereken en önemli şey meşin yuvarlaktan yani deri ve ağır toplardan kaçınmaktır.
Çocuklar bu dönemde bir topun özelliğinin peşinde onu yönetmek ve hareket ettirmek için çaba harcamamalıdırlar. Tam tersine bir nesneyi kendi özelliklerine göre ve o özelliklerin geliştirmek için bir araç olarak kullanmalıdırlar. Bunun için “hafif top” yani naylon toplar, plastik toplar ve aşamalı olarak da sonlara doğru voleybol büyüklüğünde ve ağırlığında toplar bu yaş grubu için son derece önemli eğitim ilkesi olmalıdır.
 Bu yaşlardaki oyun anlayışı çift kale kurallı maçlar ve bu maçlarda temel teknik becerileri sergileme anlamına gelmemelidir. Bu dönemin oyunları kuralsız ve az kurallı yenme ve yenilmekten ziyade çocukların grup olma adına birliktelik sergiledikleri ve en önemlisi kendilerini ifade edebilmenin aracıdırlar. Bu dönemde oyunlar asla bir amaç değildir. Bu yaşlardaki alt yapı eğitimindeki futbol oyunu etkinliklerinin temel esprisi söz konusu hafif topları rahatça ve çocuğun kendisinin amaçladığı şekilde kullanabilmesini sağlamaktır.        
 Bir zamanlar futbol ile ilgili “mini minikler ligi” adı altında futbol müsabakaları düşünülmüş ve yerel ölçekte de olsa bir süre hayata geçirilmiş olması akıllara ziyan bir uygulama olduğu unutulmamalıdır.

0 Yaşından 15 Yaşına Altyapı Eğitimi (2)


 0-2 yaş
0-1 yaş refleks hareketlerin sonlandığı, 1-2 yaş ise istemli ve amaçlı hareketlerin ortaya çıkmaya başladığı süreçtir. Temel hareketler ilkel düzeyde gelişmeye ve yerine getirilmeye başlar. Bu süreçte çocuklara bol bol işitsel görsel ve özellikle de dokunsal uyaran gönderilmeli, bu tür uyaranlara ilkel düzeyde de olsa hareket etme tepkisi vermeleri sağlanmalıdır. Ayrıca bu yaşla dönemlerinde çocukların çeşitli nesneler ile teması etmeleri duyu-motor gelişim açısından son derece önemli ve gereklidir. 
Bu dönemde geçirilen uzun süreli hastalıklar ya da yoğun ilgisizlik ve uyaran mahrumiyeti bir yaşının gereği ilkel hareketlerden temel hareketlere geçememeyi ya da istenilen ölçüde geçememeye neden olur.

2/3-7 yaş
Geçmişe ilişkin bazı gecikmelerin belli ölçüde telafi edileceği bir dönemdir. Uzun bir süreç olup kendi içinde dönemsel aşamaları vardır. Temel hareketler bu dönemde şekillenir ve giderek artan bir beceri düzeyinde gerçekleştirilir. Geleceğin sportif hareketlerinin temeli burada atılır.
Bu döneme temel hareketler dönemi denmesindeki gerekçe insan hayatında kullanılan tüm hayati hareketlerin bu dönemde gerçekleştiriliyor olmasıdır. Ayrıca ilerleyen yaşlardaki tüm özel, öznel ve sportif hareketlerin bu dönemdeki yapı ve yeterlilik üzerine şekillendiğini unutmamak gerekir.
Okulöncesi döneme denk gelen bu süreç oldukça özel bir süreçtir. 4-5 yıllık bu uzun dönemin sonunda çocuklar arasında ciddi farklar oluşmaya başlar. Özellikle hareket gelişimi açısından ortaya çıkan bu farklar birçok açıdan avantaj ve dezavantaj oluşturmaya başlayacaktır.
Okulöncesi eğitimi sürecine katılmış ve okulöncesi eğitimde ciddi derecede “oyun ve hareket eğitim etkinlikleri” gerçekleştirmiş çocuklar ile oyun bahçeleri ve oyun parklarında birçok hareket deneyimi yaşamış ayrıca, annesi, babası tarafından ilgi görmüş ve çeşitli aktivitelere katılmış ve birçok olanağa sahip kılınmış çocuklar bir sonraki dönem olan “spor ile ilgili hareketler döneminin geçiş evresine” diğer söylemle futbolda altyapı eğitimine başlama yaşı olan 8-9 yaş dönemine birçok açıdan oldukça avantajlı başlamaktadırlar. 
Diğer bir ifade ile bazı çocuklar 8-9 yaşlarına gelmiş olduklarında, geçmişe ilişkin yaşamışlıkları ve hareket deneyimleri ve uğraşları nedeni ile birbirlerine fark atarlar. İşte bu nedenledir ki, bazı çocuklar altyapı eğitimine uygun bulunurken bazı çocuklar uygun bulunmamaktadırlar.
Bu yaşlardaki çocuklar arasında göze en çarpıcı farklılık temel hareketlerdeki beceri düzeyi yani koordinatif özellikler ile ilgilidir.
Temel hareketler dönemindeki çocukların temel hareketleri gerçekleştirme düzeyi başlangıç evresi, ilk evre ve olgunluk evresi düzeylerinde gerçekleşir. Futbol açısından örneklendirmek gerekirse, topu tekmelemeden başlayan temel hareket, topu amaçlı tekmelemeye, topu istenilen tarafa doğru tekmelemeye, topa ayakla vurmaya, topa belli hızlarda vurabilmeye, topa istenilen tarafa doğru vurmaya doğru evrilerek sürer gider. Bu dönemin sonlarına doğru duran bir topu belli hedeflere ayakla gönderebilme, hareket eden dönüşür. Topa vurabilme, topu ayakla durdurabilme gibi hareket becerileri gelişir. Ayaklarını kullanarak çok basit düzeyde etkinlikler gerçekleştirebilir, dağınık ve kontrolsüz bir şekilde oldukça basit ve kuralsız top oyunları oynayabilirler.

0 Yaşından 15 Yaşına Altyapı Eğitimi (1)


Bir insan anne karnında başlayan hareket etme yetisi ve yetinin hareket becerilerine dönüştürülebilmesi 15’li yaşlarda doruk noktaya ulaşır.
Yani bir kişi 15 yaşlarına kadar (artı eksi 1 yaş) genetik özelliklerinin de izin veriyor olması koşulu ile futbola ile ilgili bütün teknik becerileri mükemmeliyet ölçüsünde yapabilecek duruma gelir. 
Bu 15 yıllık sürede belli dönemler ve bu dönemlere ilişkin belli evreler vardır. İşte bu dönem ve evrelerde yaşanmış olması gereken deneyimler eğer yaşanmamış ise, içinde bulunulan yaşta bunları telafi etme olanağı olsa dahi ulaşılabilecek maksimum düzey asla olması gereken maksimum düzey olamayacaktır. Bir kişi 15 yaşlarından sonra kazanabileceği ve gerçekleştirebileceği beceriler ne olursa olsun asla kendisinin gelebilme potansiyeli olan en son düzeye gelebilmeyi asla başaramayacaktır.
Örneğin 3-7 yaş süreci dış uyaranlardan ve bu uyaranlara tepki vermekten mahrum olarak geçirilmiş, temel hareket becerilerini gerçekleştirebilme olanağı veren çocuk oyunları ve etkinliklerinden uzak sürdürülmüş ise bu durum 8-9 yaşa büyük ölçüde olumsuz yansıyacaktır. Bu olumsuz durumun 8-9 yaşlarda telafisi belli ölçülerde mümkün olsa dahi 8-9 yaşlarda gelinmesi gereken düzeye ulaşılmış olmasını engelleyecektir. Bu süreç 10-11 yaşlarda gerçekleşmesi gereken spora ilişkin başlangıç becerilerinin ve yüksek enerjili oyun oynama isteğinin ve hareketliliğinin yaşanamayacağı anlamına gelmektedir. Bu koşullarda çok yönlü genel hareket becerilerinin spor branşlarına yönelik hareket becerilerine transferleri gerçekleşmemesi anlamına gelmektedir. 12 yaşa gelindiğinde karşımıza “yeteneksiz” diye tanımlanan ya da “yetenekli ama” diye başlanan ama teşhisin bir türlü koyulamadığı çocuklar çıkacaktır.  Oysa çoğu zaman teşhis bellidir. Teşhis “temel ve özelleşmiş hareket becerilerine” ilişkin motorik formasyon yetersizliğidir.
Günümüzde 20’li yaşlara gelmiş olmasına rağmen birçok gencimizin çoğu temel hareketleri 9, 10, 11, 12 yaş düzeyi beceri seviyesinde gerçekleştirememektedirler. Bunun nedeni psikomotor gelişim açısından geçmişteki yaş dönemi ve evrelerinde kalınmış/takılmış olunmasındandır. İşte söz konusu 20’li yaşlardaki bu gençler ciddi bir “hareket gelişimi eğitimi programına” alınsalar dahi asla 15’li yaşların hareket beceri düzeyine ulaşamayacakları gibi kendi 15 yaşlarının potansiyel doruk noktalarına ulaşamayacaklardır.
Geçmiş hareket gelişim dönemlerini verimli geçirmemiş olduğunu var saydığımız bir gencin 15 yaşını geçmemiş olmasına karşın telafi programlarına katılsa dahi ulaşabileceği maksimum hareket becerisi düzeyi, geçmiş dönemleri verimli olarak geçirmiş olduğunu varsaydığımızda ulaşmış olacağı düzeye ulaşmayı asla sağlamayacaktır.
Örneğin, daha önceki hareket gelişim dönemlerini verimli geçirmiş 11- 12 yaşlarında çocuklar ile daha önceki hareket gelişim dönemlerini verimli geçirmemiş 11-12 yaşlarında iki grup çocuğu aynı koşullarda bir futbol eğitimi programına tabi tuttuğunuzda elde edilecek öğrenme düzeyi farkı ve bu öğrenme düzeyine ulaşma zamanı inanılmaz farklılıklar gösterecektir.
Futbol eğitimi açısından bu durumu şu şekilde de ifade etmek mümkündür;
3-7 yaş dönemi boyunca yaşının gerektirdiği temel hareketleri yeterince gerçekleştirme imkânı bulamadan geçirmiş olan bir çocuk, yani; çocuk oyunları oynamadan, okulöncesi hareket eğitimi etkinliklerine katılmadan, oyun parklarında, kum havuzlarında, dağda bayırda, suda, çamurda zaman geçirmeden, vücudunu kullanma ve kontrol etme çabaları göstermeden geçirmiş bir çocuk demektir. Böyle bir çocuğun 8 yaşına geldiğinde altyapı eğitimine alınıp geçmişe ilişkin hareket becerilerinin telafisi belli ölçüde mümkün olsa dahi, yaşının gerektirdiği düzeyin doruk noktalarına getirilmesi asla mümkün olamayacaktır.  Çünkü geçmiş yaş dönemlerine ilişkin psikomotor gelişim eksiklikleri yaşının gereği gerçekleştirilmesi gereken hareketleri oyunlara yönelik kullanımına izin vermeyecektir. Bu nedenle de 8-9 yaşındaki bir çocuğun genel hareketlilik ve bu hareketliliği amaca yönelik kullanma ihtiyacı içinde olması da mümkün olamayacaktır. Bu durumdaki bir çocuğun 10-11 yaşlarına geldiğinde basitleştirilmiş koşullarda dahi futbol oyunları oynaması asla olması gereken düzeyde olamayacaktır.
Bir çocuğun psikomotor gelişim ile ilgili (hareket gelişimi ile ilgili) önemli dönemleri ve bu dönemlerde çok ama çok önemli dönüm noktaları vardır. Bu altı çizilmesi gereken bir konudur. İşte bu dönemler ve dönüm noktaları (kritik dönemler)çok iyi değerlendirilir ise çocuklar potansiyellerinin doruk noktalarına ulaştırılabilirler. Sonraki süreçlerde ve özellikle performans dönemi dediğimiz 15 yaş sonrasındaki sürecin daha verimli olması buna bağlıdır.

Uterus içi 4 ay ile 4 ay-1 yaş
Çocukların refleks hareketler aracılığı ile yaşamını sürdürdüğü ve 4.aydan itibaren reflekslerin ortadan kalkmaya başladığı evredir. Refleks hareketlerin var olması gereği hayati bir durumdur. Ama 1 yaşına değin refleks hareketlerin yerini istemli hareketler bırakması gereği de o kadar önemli ve hayati bir durumdur. Geleceğin sporcuları adına burada yapılacak tek şey çocuğun sağlıklı olması gereğinden başka bir şey değildir. Bu bir yıl bebeğin ellerini, kollarını, bacaklarını ve olabildiğince vücudunu önce refleks hareketler, sonra da istemli ama güdüsel bir şekilde hareket ettirmeye çalışması ve bu imkanın ona sağlanması son derece önemlidir. Bu imkanı bulamayan çocuklar (hastalıklar ve patolojik bozukluklar nedeni ile) 1 yaşın sonlarına doğru ulaşmaları gereken ilk önemli dönüm noktalarından birisi olan “ilkel hareketler” dönemine geçiş yapamazlar ya da yaşdaşlarına göre daha geç kalırlar.

30 Oca 2013

Futbol Altyapı Eğitiminde Sorun Teşhisi ve Çözümü




Türkiye’de futbol adına her şey var.
Ama olmaması gereken iki şey var ve bu iki şey o kadar baskın ki, olan her şeyi değersiz kılıyor. 
Bu iki şeyden birisi altyapıyı ciddiye almamak ve dolayısı ile altyapı eğitimine yeterince yatırım yapmamak, ikincisi de altyapılardaki eğitim sorunu.
Evet… Futbolda altyapı eğitimindeki en büyük sorun özellikle 7/8,9 ve 10,12 yaş dönemlerindeki eğitim içeriği ve uygulama yanlışları sorunudur. Bu yaş dönemlerinin biricik eğitim hedefi algısal motor gelişime dayalı koordinatif özelliklerin geliştirilmesi olmalıdır. Ama ülkemizde durum böyle değildir.
13-15 yaş dönemlerindeki futbol sürecinde ise gereksiz ve zamanından önce gerçekleştirilen kondisyonel yüklemeler ve çabuk performans sevdası çocukların bitişine davetiye çıkarmaktadır.
Ülkemizde çoğu spor kulübünün futbol birimlerinde söz konusu yaş dönemlerindeki çalışmalar temeline yeterince çimento ve demir koyulmayan konut inşaatına benzemektedir. Aksi halde yüzlerce spor kulübünün binlerce altyapı takımında yer alan on binlerce futbol adayından kalitesi yüksek bir ulusal takım çıkması gerekmez miydi?
8-9 yaş dönemi top ile ilgili olarak algısal motor gelişime dayalı koordinatif eğitime, 10-12 yaş dönemi ise top ilişkisinden futbola yönelik top ilişkisine   koordinatif yetilerin yeteneğe dönüştürüleceği eğitime tabi tutulduklarında, 13-15 yaş arasındaki genç çocukların mükemmel derecede top tekniğine sahip bir futbol becerisine sahip olacaklardır.
Bunun sağlanması formülü aslında basittir;
  •       7,8,9 yaş dönemleri altyapı eğitiminin futbol branşını direk ilgilendiren şekilde değil, nesne ile (değişik ebat ve hafiflikte toplar ile) ilişkili tüm hareket becerilerini,

·        Mekan algısı
·        Zaman algısı
·        Beden algısı
·        Yan algısı
·        Yön algısı
·        Görsel algı
·        İşitsel algı
Özelliklerinin geliştirilmesine yönelik olması gerektiğidir.

  •        10-12 yaş dönemi ise sihirli bir yaş dönemi olup, bu yaş dönemindeki eğitim uygulamaları içeriği yukarıdaki özelliklerin futbol oyununa yansımasına ilişkin gelişime yönelik olmalıdır. Top ile ilişkilerin futbolda temel teknik becerilere doğru yöneleceği bu yaş dönemi yukarıdaki algıların futbola yönelik geliştirilmesine bağlıdır.


Barcelona takımının yıldız oyuncularından Messi, İniesta veya Xavi daha kuvvetli, daha süratli ve daha dayanıklı oldukları için değil, topla ilişkilerindeki mükemmellik nedeni ile birer yıldız futbolcudurlar. Söz konusu bu oyuncuların top ile ilişkilerindeki mükemmelliklerinin nedeni 7-12 yaş arasındaki dönemlerindeki algılarının ve top ile ilgili çok yönlü algılarının mükemmel gelişimi ile ilgilidir.
Bu dönem verimli ve amaca uygun geçirilmez ise sonraki dönemlerde istediğiniz kadar antrenman yapın, bu antrenmanlar sadece kondisyonu geliştirmeye yarayacaktır. “Kazma oyuncu” diye tabir edilen bir oyuncunun kazmalığı sonradan asla düzelmez. Çünkü o oyuncu 7-12 yaşlarında bir yerlerde ve bir özelliğin gelişmemesine bağlı olarak takılıp kalmıştır.
Bu işle gerçekten ilgilenen birisi var mı acaba?
Ya da bu işle ilgili olanlar ne iş yapmaktadırlar? 

6 Oca 2013

Futbol Kalitesi, Futbolcu Kalitesi, Oyun Kalitesi ve Oyuncu Kalitesi İlişkisi.




Türkiye’de futbol “oyun kalitesi” açısından sorunludur. Futbol kalitesi denilen şey aslında “oyun kalitesi” demektir. Oyun kalitesi ise oyun gereklerinin en iyi ve en hızlı yerine getirebilme becerisidir.

Futbolda oyun kalitesi iki temel etkene bağlıdır. Birincisi; temel teknik becerilerini müsabaka koşullarında en doğru ve akıcı şekilde uygulanabilir olması ikincisi; oyuncuların oyun anında değişen görev ve sorumlulukların gereği  tüm davranışları zamanında ve en iyi şekilde sergileyebilmeleri yani taktik oyunculuk becerileri… Oyunu oynayan kişilerin bu özellikleri ne kadar gelişmiş ise oyun kalitesi, dolayısı ile futbol kalitesi gelişmiş demektir.

Türkiye’deki futbolun sorunu “oyun kalitesi” sorunundan başka bir şey değildir. Dolayısı ile bu sorun aslında direkt olarak “Türk futbolcusu”nun  “oyunculuk kalitesi” ile ilgilidir. Oyunculuk kalitesi sonradan kazanılan bir özellik değil, altyapı eğitimi sürecinde kazanılması gereken teknik ve taktik davranış özellikleridir. Söz konusu bu özelliklerin sonradan üst düzeyde kazanılması diye bir şey mümkün olamamaktadır. 

Günümüzde üstyapılarda yer alan çoğu futbolcunun “oyunculuk kalitesine” ilişkin düzeylerini belirleyen özellikler altyapı eğitimi sürecinde elde ettikleri ya da edemedikleri “oyunculuk niteliklerini” belirleyen bu özelliklerinden kaynaklanmaktadır.

Türk futbolcusunun oyuncu niteliğini belirleyecek olan  temel teknik becerileri müsabaka koşullarında kullanabilme becerileri mükemmellik düzeyine çok uzaktır. Bunun yanı sıra Türk futbolcuları genel olarak oyundaki rollerinin gerektirdiği davranışları yerine getirmede “zamanında ve en doğru davranışları yerine getirme sorumluluğu” açısından sorunlar yaşamaktadır.
Türkiye’de futbolun “Türk futbolu” algısını yaratacak düzeyde bir ekol oluşturabilmesi için öncelikle futbolcuların oyun kalitesini belirleyen oyunculuk kaliteleri ile ilgili eksiğini gidermesi gerekmektedir. Bunun tek çözümü ise futbol altyapı eğitim süreci “eğitim içeriği"nin olması gerektiği gibi yeniden yapılandırılması ile ilgilidir.


21 Ara 2012

Bir Meslek ve Uzmanlık Alanı Olarak Futbol Altyapı Antrenörlüğü ve Bu Meslek Alanı İle İlgili Çözüm Bekleyen En Ömenli Sorun








Altyapı ile ilgili sorunlar ile altyapı eğitimi ile ilgili sorunlar birbiri ilişkili olmasına karşın farklı alanlar ile ilgili sorunlardır. Altyapı sorunu öncelikle, altyapının modeli, yönetimi, organizasyonu ve imkanları ile ilgilidir ve elbette altyapı eğitimini ilgilendiren ve etkileyen nesnel bir durumu ifade eder. Altyapı eğitimi ile ilgili sorun ise altyapı eğitim modeli ve yaklaşımlarını ve dolayısı ile eğitimci antrenörlerin formasyon ve yeterlilikleri ile ilgili bir sorunu ifade eder.
Altyapıya ilişkin tüm ihtiyaçların karşılanmış olduğu, bina yapısından tutunuz saha, malzeme, sağlık ve sosyal imkanların sağlandığı ideal bir altyapı organizasyonuna sahip bir kulüpte doğal olarak nesnel koşulların belirleyeceği göreceli de olsa iyi bir altyapı eğitimi ortamı oluşacaktır. Ancak tüm bunlar altyapı eğitiminin sağlıklı ve ideal olması için bir ön koşul olabilir ama altyapı eğitiminin ideal olması için yeterli olamayacaktır. Çünkü altyapı eğitiminin kalitesini, sağlıklı olup olmadığını ve en önemlisi amaca yönelik ideal bir şekilde yürütülüp yürütülmediğini belirleyen temel etken eğitim ile ilgili bileşenlerdir. Bu bileşenler altyapı antrenörleri, altyapı eğitim sorumluları ve eğitimin planlanması ve yürütülmesinden sorumlu eğitim koordintörlüğüdür.
İşini çok iyi bilen ve işini çok iyi yapan futbol altyapı antrenörü demek, küçük yaş gruplarına yönelik futbol eğitiminin nasıl olması gerektiğini bilen eğitimci demektir.
İyi bir altyapı antrenörü, altyapı eğitimine başlama yaşı olarak kabul edebileceğimiz 8’li yaşlardan itibaren, hareketleri mükemmel derecede beceriye dönüştürmenin doruğu olan 15’ li yaşlara değin her aşamayı dönemsel olarak bilen ve buna göre futbol temel teknik becerilerini futbol oyunu karakterini unutmadan öğretim becerilerine dönüştürebilen ve öğrenme açısından etkin olan kişi demektir.
 Bunun yanı sıra altyapı antrenörlüğü, çocukların kritik yaş dönemleri bilmek ve öğrenme açısından sihirli dönemler olarak nitelendirilen dönemleri yakalayabilmek ve buna göre uygun öğretim etkinlikleri gerçekleştirebilmek demektir.
Dahası çocukların bedensel gelişim özellikleri doğrultusunda bazı motorik özellikleri geliştirebilme amaçlı ama asla kondisyonel bir içerik taşımayacak biçimde futbol oyunu içinde kazandırabilmek becerisi demektir.
Ve elbette çocukların bilişsel özelliklerini dikkate alarak temel taktik düzeyden başlamak üzere taktik öğretim uygulamalarını, futbol oyunu etkinlikleri içerisine yedirerek öğretim etkinlikleri düzenleyebilme yeterliliği demektir.
Altyapı eğitimi sadece bir yaş grubuna özgü dahi olsa, o yaş grubunun özelliklerini bilmek, futbolu o yaş grubuna göre yorumlamak, eğitim çalışmaları üretebilme becerisi kazanmak çok uzun süreleri gerektiren bilgi, beceri ve öğretim becerisi yeterliliği gerektirecektir. Ki altyapı eğitimi dediğimiz olgu en az beş dönemi ve bu dönemlere özgü oldukça büyük bir eğitim yeterliliği sahibi olmayı gerektirir.
Bu kadar emek, bu kadar zaman ve bu kadar birikim gerektiren bir meslek olması gereken altyapı antrenörlüğü, aşağıda belirtilen temel sorun nedeni ile asla iyi bir konuma gelememektedir.
Bilindiği üzere altyapı antrenörlüğü, üst yapı antrenörlüğü için bir geçiş yeri ve basamağı olarak algılanmakta bu algıya göre yürütülmektedir. Oysa altyapı antrenörlüğü bir eğitim uzmanlığı alanıdır ve üst yapı antrenörlüğünden farklı bir alandır. Dolayısı ile farklı bilgi ve beceri ve de özellikle öğretim becerileri gerektirir.
Altyapı antrenörlüğüne ilişkin günümüz algısının değişmesi gerekir. Altyapı antrenörlüğü işinin üstyapı antrenörlüğüne geçiş için bir önkoşul ve basamak olarak görülmesi, altyapı antrenörlüğü algısını ve mesleki statüsünü olumsuz etkilemektedir. Önem ve değer atfedilmeyen hiçbir meslek grubu üretken ve verimli olamaz.  Bir meslek grubuna önem ve değer atfetmenin koşulları ise bellidir. Birincisi, her isteyenin o meslek grubunda yer alamaması, ikincisi emek ve özellik gerektiren bir iş olması ve üçüncüsü ise mesleğin ve bu mesleği yapanların değer görmesidir.  
Bunun için yapılacak şeyler bellidir. Altyapı antrenörlüğü başlı başına bir iş tercihi olmalı ve altyapı antrenörü olacak kişi mesleki uzmanlık alanı olarak bu işi seçmiş olmalıdır. Profesyonel futbol oynamış kişilerin isterlerse altyapı antrenörü olabileceklerini söyleyen ve bunu uygulamaya koyan bir anlayış sağlıklı bir anlayış değildir. Keza buna benzer şekilde, ilgili yüksekokul bölüm mezunlarının da doğrudan altyapı antrenörü olabilmelerini sağlayan anlayışı da doğru bir anlayış değildir.
Altyapı antrenörlüğü öncelikle tercihe dayalı ama mutlaka o işi meslek olarak seçmeye ve daha da önemlisi o mesleği devam ettirmeye karar vermiş olmaya dayalı bir yapılanmaya dönüşmelidir. İlgili federasyonun antrenörlük yönetmelik ve prosedürleri de buna göre tekrar düzenlenmelidir.
Devamında ise bu mesleği yapmaya kararlı olanlar çocuk ve erinlerin gelişim özelliklerine yönelik “uygulamalı öğretim becerileri” içerikli bir eğitim programına tabi tutulmalıdırlar.  
Federasyonun antrenör ve teknik adam olma ile ilgili lisans sahibi olma prosedürleri incelendiğinde bir çoğunda “altyapılarda çalışmış olmak” maddesi ile karşılaşılmaktadır. Oysa altyapı antrenörlüğü, üstyapı antrenörlüğü için bir staj yeri ve alanı değildir. Federasyonun antrenörlük hiyerarşisi incelendiğinde, lisans düzeyleri hiyerarşik olarak alt düzeye doğru indikçe çalışma alanlarının da altyapıya doğru kaydığı görülmektedir. Bu uygulama ve planlama ilk bakışta doğru gibi gelse de doğru bir yapılanma değildir. Böyle bir yapılanma, yani altyapıların üstyapılara geçiş için bir basamak olarak görülmesi gerçeği federasyon eli ile sürdürülüyor olmaktadır.
Oysa konu ortak olarak futbol olsa da, altyapı ve üstyapı alanları farklı uzmanlık ve farklı antrenör yeterlilikleri gerektiren alanlardır. Altyapı antrenörlüğü eğitimci yeterlilikleri daha öncelikli olan mesleki bir alandır. Çünkü bu mesleki alandaki temel amaç çocuk gelişimi odaklı bir amaç içermektedir. Üstyapı dediğimiz yarışmacı alan ise tamamen ticari ve endüstriyel bir alan olup, insan değerliliğinden çok yapılan işte en iyi olmanın gerekleri önem kazanmaktadır.
Altyapı antrenörlüğünün bilinçli bir meslek tercihi olmasını ve meslek alanı olarak çalışma hayatı boyunca yürütülecek olmasının baştan kabul görmesini sağlayacak düzenleme,  genel antrenörlük sınıflamalarında altyapı antrenörlüğünü başlı başına kendi içinde düzenlemekten geçer. Bunun için gerçekleştirilecek hiyerarşik bir antrenör düzenlemesi, altyapı antrenörlüğü bütünlüğü içinde, stajter altyapı antrenörü, uzman altyapı antrenörü, altyapı baş antrenörü veya benzeri şekillerde gerçekleştirilecek düzenlemelerdir.
Günümüzde birçok altyapı antrenörü, üst yapıyı düşleyen antrenörlerden oluşmaktadır. Bu o an için yapılmakta olan işi amaçlanan iş olmaktan çıkarmakta ve amaç için gerçekleştirilen iş haline getirmektedir. Böyle bir ruh ve düşünce hali, mesleki alanda bireysel bir gelişim motivasyonu olabilir ama sağlıklı bir futbol altyapı hali önündeki en büyük engeldir. Elbette bu durum direkt olarak futbol altyapı eğitimini olumsuz etkilemektedir. Bu durumun olumsuz yansımaları ise ülke futbolunda net olarak gözlenebilmektedir.  Bir çok kişinin “Bu kadar kulüp ve bu kadar kulüp altyapısı var, neden iyi futbolcu yetiştiremiyoruz?”  Sorusunun soruluyor olma nedeni tam olarak budur.
Bundan dolayıdır ki; "futbol altyapı antrenörlüğü" önemli ve değerli bir uzmanlık ve meslek alanı olmalıdır. Bunun için öncelikle altyapı antrenörlerinin mesleki statülerini değerli kılacak uygulama, onların maaş ve ücretlerini arttırmaktan geçer. Bu konuda Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel futbol gelirlerinden elde ettiği çok yüksek kazançların bir kısmını  bu alana yönlendirecek bir harcama kalemi oluşturmalıdır. Gereksiz ve geriye dönüşü olmayan birçok projeye paralar harcayan federasyon, Türkiye futbolu adına geriye dönüşü mutlaka olacak olan altyapı eğitimcilerini önemli ve değerli kılmaya yönelik böyle bir projeyi hayata sokmalıdır.
Tüm bu sorunlar aşıldıktan sonra ya da belli bir düzeye gelindikten sonra futbol altyapı antrenörlüğü uzmanlık alanlarının daha öznel hale getirilmesi gündeme gelmelidir. “Futbol Altyapı Dönem Antrenörlüğü” ya da "Futbol Altyapı Yaş Grupları Antrenörlüğü" şekliyle ifade edebileceğimiz bu yapılanma futbolun geleceği açısından mükemmel sonuçları olacak bir antrenör eğitim modeli uygulaması olacaktır. Düşünün ki; bir futbol eğitimcisinin uzmanlık alanı sadece 8-9 yaş ya da 10-11 veya başka bir yaş grubu olacaktır. Dolayısı ile altyapılarda böyle bir antrenör yapılanması antrenörlerin yeterlilik düzeylerini  inanılmaz boyutlara taşıyacaktır. Bu sayede söz konusu yaş grubu çocuklarının elde edecekleri kazanımlar da muhteşem olacaktır.


17 Ara 2012

Altyapı Eğitim Sürecindeki Çocuklar İçin Futbol Nasıl Bir Şeydir.





Futbol oyununun nasıl bir oyun olduğu, bu oyunun gerçekleştirilebilmesi için hangi davranışlara ve becerilere ihtiyaç duyulduğu ve oyun için diğer tüm özelliklerin neler olduğu bilinmektedir.
Bilinmeyen ya da bilindiği halde eksik ve yanlış uygulanan şey, futbol oyununa ilişkin teknik, taktik ve özellikle de bedensel gereklerin ve özelliklerin, altyapı denen küçük yaş gruplarına yönelik eğitim sürecinde nasıl verilmesi ve geliştirilmesi gereğidir.
Altyapı eğitimi demek, futbola ilişkin gereklerin ve özelliklerin bir an önce kazandırılmaya çalışılması değildir. Altyapı eğitimi futbol oyununa ilişkin gereklerin ve özelliklerin yaş gruplarına özgü dizayn edilerek kazandırılmasıdır.
Altyapı eğitimi çocukların evcilik oyununa benzer. Çocukların evcilik oyunlarında nasıl bir anne,  bir baba profili varsa ve bu anne, baba profilleri gerçek hayattaki anne ve babaların birebir kopyaları değilse ve olamıyorsa, altyapıdaki futbolda gerçek hayatın gerçek futbolunun bir değildir ve olmamalıdır. Çünkü küçük yaşlardaki futbol görünümü, algısı ve uygulamaları,  çocukların gerçekleştirebileceği, anlayabileceği ve tasarlayabileceği düzeyde bir futbol görünümü, algısı ve uygulamasıdır.
Büyüklerin gerçekleştirdikleri işleri çocuklara gerçekleştirmeye çalışmak eğitim değildir. Yalnızca eziyettir. Çocuklar büyüklerin yaptığı işi kendilerine göre dönüştürerek dramatize ederler. Ve burada beklenilmesi gereken şey ne beceri, ne de olması gereken bütünlüktür. Bütünsel bir anlamlılık çerçevesinde, sadece yaş düzeyine özgü bir rolü oynayabilme  “işini” yapabiliyor olmadaki eylemlilik halidir. Çocuklar büyüklerin küçültülmüş kopyaları olmadığına göre, çocukların gerçekleştirebildikleri işler de büyüklerin gerçekleştirdikleri işlerin küçültülmüş kopyaları olmamalıdır.
Futbol oyunu da küçültülmüş bir futbol oyunu olarak düşünmek ve tasarlamak ve ondan sonra da çocuklara eğitim uygulamaları olarak sunmaya çalışmak her açıdan sağlıksız bir eğitim uygulamasıdır. Böylesi bir yaklaşımın yanlış bir eğitim anlayışı olması yanında, biyolojik ve psikolojik gelişim özellikleri açısından da zararlı bir yaklaşım olduğunu belirtmek gerek. Büyüklerin ve büyüklerin işlerinin kopya edildiği, bu yetmezmiş gibi bir de benzer ölçülerde beceri performanslarının beklendiği eğitim yaklaşımlarını “bütüncül”, “yapılandırmacı” yaklaşım olarak savunmak ve eğitimin “hayatilik” ilkesine uygunluğu olarak sunmak mümkün değildir.
Çocuklar kendi düzeyleri, gelişim özelliklerine göre düzenlenmiş ve dönüştürülmüş bir bütünselliği gerçekleştirebilirler ve dolayısı ile gerçekleştirebildikleri ölçüde yapılanabilirler. Hayatilik denilen eğitim ilkesi de, çocuğun gelecekteki hayatına ilişkin değilş, bulunduğu yaş özelliğinin hayata uygun olması ile ilgilidir.
Futbolu çocuklara özgü yeniden dizayn ederek, çocukların da yeniden düzenlenmiş bu futbolu oynamalarını sağlamak (oynamaya çabalamaları değil!) gerçek bir futbol alt yapı eğitimi demektir.
Çocuklar altyapı eğitiminde bir şeyi yapmaya çabalamalıdırlar. O şeyi yaparlar. Çünkü o şey her ne ise onların yapmaya çalıştıklarında yapabilecekleri bir şey olmalıdır. Çünkü gerçekleştirilemeyen hiçbir şey öğrenilemez. Bunun yanı sıra öğrenilmiş bir şeyi sürekli gerçekleştirmek de eğitim olmaz.
O halde futbol altyapı eğitiminde büyüklere ilişkin hiçbir şeyi kopyalayıp çocuklara öğretmeye çalışmamak gerekir. Büyüklere ilişkin birçok şeyi ya da çocukların büyüdüklerinde onlara gerekli olan birçok şeyi onlara göre tekrar üretmemiz ve gerçekleştirmelerini sağlamak gerekir.  
Futbol oyununun sadece sahasını küçülmek futbol oyununu çocuklara özgü kılmak değildir. Ya da pas veya dribling tekniğini sadece küçük numara toplar ile yaptırmaya çalışma da çocuklara özgü bir teknik öğretim değildir.       
Çocukların oynayabildikleri basitlikte ve ilkel bir futbol oyunu ile onların söz konusu oyun için gereken basit ve teknik beceriden yoksun pas ve dripling davranışları altyapı eğitiminin olumlu örneklerindendir.
Ne öğreteceğinin veya nelerin öğrenileceğinin belli olduğu bir altyapı eğitiminde geriye kalan şey bunların ne zaman ve nasıl öğretileceği ve öğrenileceğidir. Yani altyapı eğitiminin sorunu budur.
Altyapı eğitimine ilişkin “eğitim sorunlarının” yanı sıra altyapı eğitim sürecini “eğitim” sürecinden ziyade çocuğun bir an önce “futbolcu” olabilmesi adına değerlendirilmesi gereken çalışmalar/antrenmanlar süreci olarak görüp, uygulamaları da buna göre şekillendirme sorunu ise fevkalede ciddi bir sorundur.
Türkiye’deki altyapı eğitimi sorunlarımızın temel kaynağı budur. Birçok futbolcu adayının geleceğe ilişkin gelişiminin önünü kapatan yüksek düzeyde teknik, taktik ve özellikle de kondisyonel çalışmalar üzerine gidilmesi ve önü alınması gereken bir sorun, kanayan bir yaradır.  
Genel olarak altyapı eğitimine ilişkin eğitim uygulaması sorunları şunlardır;
1.Küçük yaş gruplarına yönelik futbol eğitimini temel teknik becerilerin öğretilmesi olarak görmek.
2.Alt yapıya girişten itibaren yaş grup ve dönemlerine aldırmadan aynı biçimde, benzer uygulamalar ile tekrara dayalı temel teknik becerileri öğretme çabası.
3.Son zamanlarda “moda” olan sadece “oyun” oynatarak geliştirme anlayışı, kısa ve uzun vadeli hedefleri olmayan oyun yöntemi tercihi. (Eksiğine rağmen sadece oyun anlayışı ve yöntemi ile gerçekleştirilen altyapı eğitim uygulamaları en zararsız olarak kabul edilebilecek örneklerdendir).
4.Yarışmacı anlayışın getirdiği taktik öğretime erken başlama.
5.Çocukları mevkilere gereğinden önce yönlendirilme eğilimleri.
6.En kötüsü de erken performans beklentileri ve bu amaçla gerçekleştirilen kondisyonel çalışmalar.
7.Özel kondisyonel çalışmaların gereksizliğine ilaveten bir de  bu  tür çalışmalarda ek ağırlıklar kullandırma yanlışları.
        


15 Ara 2012

Futbol Altyapı Eğitiminde En Önemli Eğitim Sorunu Nedir? (Nasıl Ve Ne Zaman Öğretileceği Sorunu).




Futbol oyununun nasıl bir oyun olduğu ve bu oyunu oynayabilmek için hangi davranışları gerçekleştirmek gerektiği bilindiğine göre, futbol altyapı eğitiminde nelerin öğretileceği ile ilgili pek sorun yok gibi görünmektedir.
Futbol alt yapı eğitiminde sorunun başladığı nokta “nasıl öğretileceği”  ve daha da önemlisi “ne zaman öğretileceği” ile ilgilidir.
Futbolu oyununu oynamak için yerine getirilmesi gereken top ile ve topsuz davranışların (temel teknik hareketlerin ve becerilerinin) oyunun gerektirdiği şekilde kullanılmasını sağlama futbol öğretimini oluşturur.
Futbol oyununu oynayabilmek için yerine getirilmesi gereken davranışlar bellidir. Bunlar top ile ilgili davranışlar olarak bilinen pas, top kontrolü, topa yön verme, top sürme, aldatma ve vuruşlardan oluşur. Topsuz davranışlar ise, koşu ağırlıklı olmak üzere aritmik hareketlerden oluşur. İşte bu davranışları yani, top ile ve topsuz hareketleri futbol oyununun karakterine göre kullanılabilmesi “duruma uydurma” diye ifade edebileceğimiz “gereğini yapma” ya da “gereğini yerine getirme” futbol oyununu oynayabilme düzeyini belirler.
Görüldüğü gibi nelerin öğretileceği bellidir. Nasıl ve ne zaman öğretileceği meselesi ise ne öğretileceğini etkileyeceğini için oldukça önemli bir meseledir.
Altyapı eğitiminde birinci sorun futbol oyununun gerekleri olan davranışların nasıl öğretileceği ile ilgilidir. Top ile ve topsuz davranışlardan özellikle top ile ilgili olanların nasıl öğretileceği önemli bir eğitim sorunu oluşturmaktadır. Topsuz davranışlar oyunun içinde, oyunun gereği yerine getirilerek öğretilir.  Tıpkı su bardağı ile su içmeyi öğretmenin biricik yolunun, suyu su bardağı ile içilmesini sağlanması gibi... Ya da çatal kullanmayı öğrenmek için çatal kullanılmasının gerektiği gibi...
Çocuklar, ortada hiçbir gerek ve ortam yok iken örneğin zik-zak koşu yapmayı, ya da vücut aldatması yapmayı anlamlı bulmazlar… Eğer zik-zak koşu ya da vücut aldatması tekrar ettirilmek isteniyorsa, o halde lokal bir oyun atmosferi oluşturarak zik-zak koşuya ya da vücut aldatmasına gereklilik duyulacak bir ortam yaratılmalıdır. Çocuğun bu koşuyu veya aldatmayı anlamlı öğrenebilmesi için o koşunun veya aldatmanın ne işe yaradığını yaşaması, yani hissetmesi gerekir. 
Pekiştirme dediğimiz hareketi iyi derecede öğrenmeyi sağlamak bağlamında  bir hareketin birden çok tekrar edilmesi için anlamsız tekrarlardan ziyade davranışın gerçekleştirilmesini sağlayacak pozisyonların sürekli oluşacağı oyunsal etkinliklerden ve çeşitlemelerden   yararlanılmalıdır.
Görüldüğü gibi topsuz davranışların ağırlıklı olarak tümdengelim (problem çözme)yöntemi ile öğretilmesi doğru iken,  top ile ilgili davranışların bu öğretim yaklaşımları ve yönteminden farklı öğretilmesi ihtiyacı yoktur. Ancak istisnai bazı durumlar söz konusu olabilir. Çünkü “top ile ilgili davranışlar” özel bir durumu yansıtır. Burada “nesne kullanmayı gerektiren” farklı eğitim durumu söz konusudur. Top, futbol oyununda önemli bir nesnedir. Dolayısı ile top kullanımı olmadan bir futbol eğitimi olmayacağı unutulmamalıdır.  
Topun giderek artan bir beceri ve beceri çeşitliliği ile kontrollü ve amaçlı olarak kullanılması gereğine dayanan öğretim mantığı, “futbol alt yapı eğitiminde” futbolun nasıl öğretileceği mantığını oluşturur…
Topun sürekli kullanıldığı etkinliklerde beceri kalitesi ve beceri çeşitliliği beklentisi ikinci derecede önemlidir. Birinci derecede önemli olan oyunun futbola özgü karakterinin çocuk tarafından algılanmasını sağlamaktır. İkincisi çocuğun mevcut yetilerini kullanarak oyun oynamasını sağlamaktır. Bunun için çocuğu değiştirmek ve dönüştürmek değil, öncelikle oyunu değiştirmek/dönüştürmek gerekir. Yani oyunu çocuğun oynayabileceği basitliğe ve uygulanabilirliğe dönüştürmek gerekir. Üçüncüsü ve elbette olması gerekeni, çocuğun oyun oynarken alacağı hazzın bir davranışı doğru ve amaca uygun gerçekleştirdiğinde daha fazla olacağını ona hissettirmektir. Bu çocuğun yeni bir hareket öğrenme ihtiyacı ile, gerçekleştirdiği bir hareketi daha mükemmel yapabilme ihtiyacı duymasını sağlayacaktır. Bu anda tümevarım (yönlendirilmiş buluş) yöntemi devreye sokulmalıdır. Çünkü bir oyunun sürdürülmesinde ve amaca ilişkin sonuca ulaşmasında yapılması gerekenleri sırasıyla yapabilme ve tahmin edebilme önemlidir. Bir hareketi anlamlı kılmak için ikinci bir hareketi doğru tahmin etmek ve uygulamak oldukça iyi düzeyde "oyun beceri" aşamasıdır. Bunun için az kurallı basit oyunlardan, çok kurallı oyunlara, amaçlı oyunlardan, çok amaçlı oyunlara doğru yöntem kullanılabilir.  
Çocuklar oyun oynayabilmek için o oyunun gerektirdiği tek bir hareketi öğrenmek ihtiyacı ve isteği içinde değildirler. Ayrıca bir oyunun gereklerini belli ölçüde gerçekleştirebilmek o oyunu oynamak için engel olmadığı gibi eğitim açısından da bir önkoşuludur. O halde futbol oyununu, çocukların oynayabileceği şekle dönüştürmek, oyunun gereği olan çoğu hareketleri çocukların gerçekleştirmelerini sağlayacaktır. Çocuk geliştikçe oyunun kalitesi ve oyundaki beceri düzeyleri de artacaktır. 
Futbol altyapı eğitiminde nelerin ve nasıl öğretileceği sorunlarından çok daha önemlisi, beklide altyapı eğitiminin temel sorunsalı olarak nitelendirilecek konu "ne zaman" öğretileceği konusudur. Altyapılardaki çocukların farkında vararak ya da varmayarak elimine olmalarına veya zarar görmelerine neden olan tek şey futbola ilişkin gerçekleştirmeleri gereken davranışları zamanından önce gerçekleştirmeye zorlanmalarıdır. En azından bu tür beklentilere maruz bırakılmalarıdır.
Futbol oyunu için gereken davranışlar standart olarak bellidir. Ancak yaş gruplarına özgü futbol oyunlarına ilişkin davranışlar değişiklik göstermelidir. Çocukların yaş düzeylerine özgü hareket ve becerileri o yaş düzeylerinde gerçekleştirmeleri gerekir. Bunun aksi yaş düzeylerinin üstündeki hareket ve becerileri gerçekleştirmelerine yönelik gerçekleştirilen eğitim etkinlikleri sağlıklı eğitim etkinlikleri değildir. Aynı şekilde yaş düzeylerinin altındaki eğitim etkinlikleri de, zararlı olmasa da yararlı olmayacağı için zaman kaybı anlamına gelmektedir.
Çocuklar için ideal eğitim düzeyi, çalıştıklarında başarabilecekleri ölçüde yeni kazanımlar elde etmelerine yol açan etkinliklerdir. Bu bağlamda futbol altyapı eğitiminde ne zaman öğretilmeli sorusunun cevabı "o yaşın gerektirdiği zaman" şeklindedir.
Futbol oyunu her yaşta aynı oyun değildir. 8-9 yaş grubunun oynayabileceği futbol oyunu ile 10-12 yaş grubunun gerçekleştirebileceği futbol oyunu aynı değildir ve aynı olmamalıdır. Öyleyse futbol oyunu aynı olmayacaksa, oyunların içindeki, top ile ilgili hareketlerin çeşitliliği ve beceri düzeyi de olmaması gerekir.
Futbola ilişkin tüm davranışları giderek artacak (çoğalacak) çeşitlilikte ve giderek artacak beceri düzeyine göre planlama gereği yaş gruplarını gündeme getirir. Futbol oyunu bu yaş gruplarına göre değiştirilir, dönüştürülür ve ana karakterini yitirmeden yeniden üretilirse ne zaman öğretileceği ile ilgili bir sorun kalmayacaktır. Bu yaş grupları daha önce de değinildiği üzere; 8-9, 10-11(12), (12)13-14, ve 15'li ve sonrası yaş gruplarıdır.

Bkz: İsmail Topkaya "Gelişim Psikolojisi Işığında Futbolda Altyapı Eğitimi" Spor Kitabevi ve Yayınevi, Ankara, 2013.


5 Ara 2012

Futbol, Takım Oyunu, Altyapı Eğitimi ve "Pas"ın Yüceliği..




Futbol oyunu öncelikle bir takım oyunudur; takımı oluşturan oyuncuların oyun anında birbirleri ile ilişkilerini sağlayan ve dolayısı ile takım olmalarını gerektiren  tek teknik beceri “pas” tekniğidir. “Pas”  bir takım oyununun var olabilme ön koşuludur.  “Pas” olmazsa takım oyunu ve dolayısı ile takım olmaz.




Pasın dışındaki diğer tüm teknik beceriler bireysel olarak gerçekleştirilebilen beceriler olup, bu becerilerden birisinin gerçekleştirilememesi durumunda takım oyununu ortadan kaldırmaz… Ama “pas” yoksa, takım oyunu ve dolayısı ile takımdan söz etmek mümkün değildir. Futbol bir takım oyunu olduğuna göre, takımın varlığı bu anlamda “pas” becerisinin varlığına bağlıdır. 

Buradan hareketle futbol altyapı eğitiminde temel teknik beceri öğretimleri ağırlıklı olarak “pas” ve pas becerileri formasyonu üzerine kurgulanmalıdır.

Pas, diğer temel teknik becerilerden farklı olarak bireysel olarak gerçekleştirilemeyecek yegane temel teknik beceridir. Bireysel olarak gerçekleştirilmesi mümkün ve anlamlı olmayan pas, mutlaka kendinden başkalarının varlığını gerekli kılar. Bunun biricik anlamı vardır o da "pas"ın olduğu yerde takım oyunu da vardır.   

Görüleceği üzere "pas" demek kollektivizm demektir. Altyapı eğitiminde gerçekleştirilecek etkinliklerde pasın varlığına ve kullanımına ne kadar çok önem ve değer verilirse, ilerde bu şekilde yetişmiş oyunculardan kurulu bir takımın kollektivist oyun anlayışı artar. Bencilliğin ve ilerde bireysel davranışları gerektiğinden fazla gerçekleştirme alışkanlığının daha önceki tek çözümü,  altyapı eğitiminde kazanılacak olan pas alışkanlığıdır.

"Pas" çalışmalarının bireysel olmaması gereği "pas"ın kendi doğası ve karakterinden kaynaklanan bir durumdur. Çünkü pas başka türlü mümkün olamayan bir davranıştır. Bu nedenle pas varsa mecburen takım oyunu ortaya çıkar.. Buradan da takım varsa "pas" yapmalıdır önermesi ve sonucu çıkar.

"Pas" dışındaki diğer tüm temel teknik beceriler ne kadar iyi sergileniyor olursa olsun "pas" yoksa bir anlam ifade etmeyecektir. Çünkü pas yoksa takım duracak,  çark işlemeyecektir. Bu anlamda "pas" diğer temel teknik becerilerin amaca yönelik kullanılabilmesinde de anahtar rol oynar.

Futbol altyapı eğitiminde, futbol kişiliğinin ve karakterinin yapılandırılmasında şut, çalım atma ve top sürme gibi bireysel becerilerin takım adına gerektiği zamanda, gerektiği yerde ve gerektiği kadar sergilenmesi bilinci ve ahlakı sadece söz ve uyarı ile değil sadece "pas" alışkanlığı ile kazandırılabilir. Bu alışkanlık ise altyapı eğitiminde pas’a verilen değer ve önemle mümkündür.

Günümüzde “Barcelona” diye fenomen bir futbol takımı varsa bu “pasın yüceliği” adına bir kanıt ve bir belgedir…

Önemli not; Ancak ne var ki bu kadar önemli ve değerli olan "pas" belli bir yaş düzeyinin altında zorlama ile gerçekleştirilmeye çalışılmamalıdır. Çünkü erken yaşlarda pas zorlaması bireysel yetilerin yeteneğe dönüşmesi imkanını ortadan kaldırıcı bir atmosfer doğurur. Ayrıca pas becerisine geçiş ve pasın yüksek oranda kullanımı "ben" duygu ve düşüncesinden "biz" duygu ve düşüncesine geçiş ile beraber başlamalıdır ki; bu da 12 yaşlardan sonraya tekabül eder...


Bkz: İsmail Topkaya "Gelişim Psikolojisi Işığında Futbolda Altyapı Eğitimi" Spor Kitabevi ve Yayınevi, Ankara, 2013.



Futbol Altyapı Eğitiminde Futbol Oyununun Yaş Gruplarına Göre Evrimi



3-7 Yaş (informal dönem)
Tekmelemeye çalışma aşamasından tekmelemeyi becerebilme aşamasına,
Yuvarlanan bir topun peşinden koşup onu yakalama aşamasından, topu ayakla yakalama aşamasına,
Olduğu yerde duran küçük naylon bir topa tekme atma aşamasından, hareket halinde yuvarlanan naylon bir topa tekme atabilme aşamasına,
Hareket eden lastik bir topu eli ile durdurma aşamasından, ayağı ile durdurma aşamasına,
Ve giderek artan bir doğrulukta tekmeleme aşamalarından ayakla vurma aşamalarına,
Topu yağı ile sadece belli yönlere doğru gönderebilme aşamalarından belli hedeflere doğru gönderebilme aşamalarına
Topu ayağı yerine elini kullanarak taşıma aşamalarından ayağı ile yuvarlayarak taşıyabilmeyi düşünme ve gerçekleştirme aşamalarına...

8-9 Yaş
Naylon ve plastik toplar ile serbest ve özgür ve hareket dağarcığı geliştirme oyunları.

10-11- (12)Yaş
Naylon toptan hafif ağırlıkta meşin toplara, az kurallı futbol oyunları, temel tekniklere giriş ve doğru tekniği oyun içinde fark etmeye dönük oyunlar.

(12)- 13-14 Yaş
Naylon toptan gerçek meşin yuvarlağa ve gerçek futbola geçiş (küçük numara toplardan başlayarak).  Temel teknik becerileri kullanma, yerinde ve zamanında kullanma oyunları. Kurallı oyunlar, çalışma amacına göre kurallandırılmış oyunlar, çalışma hedefi olan oyunlar. Çok özel görev ve beklentilerin olmadığı şekilde mevkilerde kalmayı ve mevkilerin gereği temel görevleri yapabilmeye dayalı futbol oyunları.

15-16 Yaş
Öznel ve gerçek dünyanın futbol oyunları. Taktik oyunlara giriş 

17-18 Yaş
Sisteme dayalı oyunlar, Dizilişlere göre görev ve sorumluluk oyunları.

Bkz: İsmail Topkaya "Gelişim Psikolojisi Işığında Futbolda Altyapı Eğitimi" Spor Kitabevi ve Yayınevi, Ankara, 2013.

Yaş Gruplarına Göre Futbol Altyapı Eğitiminin Ana Hatları

3-6 yaş
Giderek artan çok amaçlı temel hareket becerilerini gerçekleştirme imkanlarının yaratılması gereken dönemler.. Minik ve çok hafif topları giderek artan bir beceri ile “tekmeleme” dönemleri..
(Futbol altyapı eğitimine başlanmamış olması nedeni ile informal dönem).

7 yaş (geçiş dönemi)
Temel hareketleri eksiksiz yapıyor olma dönemi, yerdeki toplara amaçlı tekmeleme/vurabilme dönemi.
(Futbol altyapı eğitimine başlanmamış olması nedeni ile informal dönem).

8-9 yaş
Naylon top, plastik top ile oyunlar oynama dönemi. Futbol teknik beceri beklentilerinin ve başarı ölçütlerinin koyulmadığı topa tekme atmalardan paslara kontrollere, vuruşlara, top sürmelere geçiş dönemi. Ders arası teneffüslerde maç yapma dönemleri... Çocuklar bu dönemde oyunun gereği açısından pas yapar, top sürer, kontrol eder ve şut atar. Bu yapılanları futbol teknik becerilerini yapıyor olma açısından yapmaz.  (Futbol altyapı eğitimine başlanmış olması nedeni ile formal dönem).

10-11 (12) yaş 
Voleybol topu benzeri hafif meşin toplarla futbol oyunları dönemi. Değişik küçüklükte toplarla oynayabilme dönemi,  görsel uyaranlar ile top teması gerektiren oyunlar, etkinlikler dönemi.

 (12) 13-14 yaş
Futbol temel teknik becerilerinin dinamik beceriler şeklinde uygulanabilmesi dönemi, büyüklüğü giderek normale yaklaşacak olan meşin yuvarlağa geçiş dönemi. Temel taktik davranışların oyunlarda kullanılmaya başlanacağı dönem.

15 yaş
Temel Teknik becerilerde çok yönlülük, mükemmellik dönemi. Sahadaki görev bölgelerine  göre teknik ve taktik davranışların kompozisyonu (birleştirilmesi) dönemi.

16 yaş
Teknik beceriler ile taktik görevlerin kondisyonel özellikler ile birleştirilmesi performans amaçlı geliştirilmesi dönemi.




Not; Devam eden yazılarda yaş gruplarına ilişkin bazı ayrıntılara uygulama örneklerine girilecek olup, asıl amacımızın okuyanlarda ve ilgili kişilerde yeni bir ufuk açmak olduğunu anımsatmak isterim (İsmail Topkaya)... 

Bkz: İsmail Topkaya "Gelişim Psikolojisi Işığında Futbolda Altyapı Eğitimi" Spor Kitabevi ve Yayınevi, Ankara, 2013.

4 Ara 2012

Futbol Altyapı Eğitiminde Yaş Gruplarının Genel Görünümleri




Eskiden bir hayli tartışma konusu olan altyapı eğitimine başlama yaşı, günümüzde birkaç ayrıntı dışında netleşmiş gibi görünmektedir. Çoğu kişi altyapı eğitimine başlama yaşının 8 yaş olması gerektiği konusunda hemfikirdirler. Futbola ilişkin doğru ve iyi bir altyapı eğitimi koşulu ile en fazla gelişim sıçramalarının gösterileceği ve gözlenebileceği yaşların 10-12 yaşlar olduğu da söylenebilir. 13-15 yaş grubu ise futbol oyunun gereklerinin birçoğunun yerine getirilmesi ve temel teknik becerilerde ustalaşmanın ve gerçek dünyanın gerçek futboluna yakınlaşmanın dönemi olarak nitelendirilebilir.
8-9 yaş grubu, “temel hareketler becerileri dönemi” olarak adlandırılan yer değiştirme, dengeleme ve nesne kontrolü gerektiren hareketlerini beceri düzeyinde yerine getirilmesi gerektiği dönemdir. Temel hareket becerileri farklı biçimlerde vücudun kullanılmasını ve kontrolünü gerektiren özelleşmiş hareket becerilerine dönüştürürler. Temel hareket becerileri dediğimiz yürüme, koşma, atlama, sıçrama, denge, atma, tutma, vurma gibi hareketler mesafe, hız, ritm ve estetik gibi diğer unsurların da işe karıştırıldığı bir görünüm almaya başlar. Çocuklar bu dönemde spor branşlarına hazırlayıcı oyunlar oynarlar ve bazı spor branşlarını çağrıştıran hareketleri spor branşlarını amaçlamadan yaparlar. Bu dönem genel olarak çocukların ilgi ve yetileri doğrultusunda kanalize edilmeye hazır olma durumuna gelmeye başladıkları dönemdir. Ancak bu kanalize etme asla kesinkes bir spor branşına yönlendirme şeklinde algılanmamalıdır. Bu dönem çocuklarının hareketlilikleri, koordinatif özellikleri onların bir sonraki yaş gruplarında herhangi bir spor branşına yönelik başarılı olabileceklerinin habercisi gibidir.  

Futbol altyapı eğitiminin 8 yaşlarında başlaması demek, çocuk için kesinkes değişmez bir karar vermişlik anlamına gelmemelidir. Çünkü bu yaş futbol eksenli eğitim, öznel bir futbol eğitimi değil, futbol kokan genel hareket becerileri eğitimidir.

Futbol altyapı eğitiminde, futbola devam edilip edilmeyeceği kararının çocuğun kendisi tarafından kendi özelliklerinin farkına varılarak verildiği bir dönem olan 10-11 yaş grubu, başka bir spor branşına yönelebileceği gibi, futbola özgü oyunu taktik uygulamadan hoşlanmaksızın ve algılamaksızın sadece oyun oynamak amacıyla oynar.… Ama bu arada bir çok temel hareket becerilerini futbol oyununa transfer ederler. Tek handikapları ağır toplar, büyük toplar, kaç numara olursa olsun gerçek futbol topları, büyük sahalar, taktik adı altında yüklenen görevler ve elbette “sen şu bölgede oynayacaksın” şeklindeki görevlendirmelerdir. Bu dönemin güzel ve verimli geçirilmesi için bu handikaplardan uzak, daha önce kazanılmış bulundukları hareket becerilerini genel futbol oyununa aktarabilecekleri eğlenceli, özellikle de az kurallı futbol oyunlarıdır.         

12 yaş ise özel bir yaştır. Birçok açıdan 10-11 yaş özelliklerinin sürdürüldüğü, birçok açıdan da 13 yaş gelişim özelliklerinin sergilenebileceği bir geçiş yaşıdır. “Futbolcu olma” kararlılığı, futbol oyunu oynarken kendisinin de fark ederek büyük keyif aldığı “bazı futbol temel teknik becerilerini”  gerçekleştiriyor olmasını algılamaya bağlıdır.   

13-15 yaş grupları ise tamamen futbol teknik becerileri açısından zirveye yaklaşıldığı bir süreç olup, temel taktik davranış gereklerinin yerine getirilmeye çalışıldığı bir dönemdir. Teknik becerilerin durağandan değil dinamik formlarda kullanımının sağlanması gereken bir süreçtir.

16-17 yaşlar ise teknik becerilerin kondisyonel özellikler ile performansa dönük kullanıldığı, taktik açıdan ise, saha içi gereklerin ve bölgelere özgü davranışların yerine getirildiği bir süreçtir.  

Bkz: İsmail Topkaya "Gelişim Psikolojisi Işığında Futbolda Altyapı Eğitimi" Spor Kitabevi ve Yayınevi, Ankara, 2013.

OYUN ALANLARININ YAPISI VE UYARAN İLİŞKİSİ

Oyun alanlarındaki, kazaya sebep olma olasılığı olan nesnelerin kaldırılmasına yönelik eğilim, diğer bir açıdan bakıldığında çocukların sab...